و 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 4583 ayette 10.004 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 3198 ayet / 5.890 kelime Medenî: 1385 ayet / 4.114 kelime
هُوَ
الَّذ۪ي
بَعَثَ
فِي
الْاُمِّيّ۪نَ
رَسُولاً
مِنْهُمْ
يَتْلُوا
عَلَيْهِمْ
اٰيَاتِه۪
وَيُزَكّ۪يهِمْ
وَيُعَلِّمُهُمُ
الْكِتَابَ
وَالْحِكْمَةَۗ
وَاِنْ
كَانُوا
مِنْ
قَبْلُ
لَف۪ي
ضَلَالٍ
مُب۪ينٍۙ
Kitapsız (okuma-yazma bilmeyen) kimseler arasından, kendilerine ayetlerini okuyan, onları arıtan, onlara Kitabı ve hikmeti öğreten bir Peygamber gönderen O’dur. Onlar, daha önce, şüphesiz apaçık bir sapıklık içinde idiler.[2]
وَاٰخَر۪ينَ
مِنْهُمْ
لَمَّا
يَلْحَقُوا
بِهِمْۜ
وَهُوَ
الْعَز۪يزُ
الْحَك۪يمُ
Onlardan başkalarına da -ki henüz onlara katılmamışlardır- Kitap ve hikmeti öğretmek üzere, Peygamberi gönderen Allah’tır. O, güçlüdür, Hakim’dir.[3]
ذٰلِكَ
فَضْلُ
اللّٰهِ
يُؤْت۪يهِ
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَاللّٰهُ
ذُو
الْفَضْلِ
الْعَظ۪يمِ
Bu, Allah’ın dilediğine verdiği lütfüdür. Allah, büyük lütuf sahibidir.[4]
مَثَلُ
الَّذ۪ينَ
حُمِّلُوا
التَّوْرٰيةَ
ثُمَّ
لَمْ
يَحْمِلُوهَا
كَمَثَلِ
الْحِمَارِ
يَحْمِلُ
اَسْفَاراًۜ
بِئْسَ
مَثَلُ
الْقَوْمِ
الَّذ۪ينَ
كَذَّبُوا
بِاٰيَاتِ
اللّٰهِۜ
وَاللّٰهُ
لَا
يَهْدِي
الْقَوْمَ
الظَّالِم۪ينَ
Kendilerine Tevrat öğretildiği halde, onun gereğini yapmayanların durumu, sırtına kitap yüklenmiş merkebin durumu gibidir. Allah’ın ayetlerini yalanlayan kimselerin durumu ne kötüdür! Allah zalimleri doğru yola eriştirmez.[5]
وَلَا
يَتَمَنَّوْنَهُٓ
اَبَداً
بِمَا
قَدَّمَتْ
اَيْد۪يهِمْۜ
وَاللّٰهُ
عَل۪يمٌ
بِالظَّالِم۪ينَ
Yaptıklarından ötürü, ölümü asla dileyemezler. Allah, zalimleri bilendir.[7]
قُلْ
اِنَّ
الْمَوْتَ
الَّذ۪ي
تَفِرُّونَ
مِنْهُ
فَاِنَّهُ
مُلَاق۪يكُمْ
ثُمَّ
تُرَدُّونَ
اِلٰى
عَالِمِ
الْغَيْبِ
وَالشَّهَادَةِ
فَيُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ۟
De ki: «Doğrusu kendisinden kaçtığınız ölüm mutlaka karşınıza çıkacaktır; sonra; görüleni de görülmeyeni de bilen Allah’a döndürüleceksiniz, O size işlediklerinizi haber verecektir.»[8]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِذَا
نُودِيَ
لِلصَّلٰوةِ
مِنْ
يَوْمِ
الْجُمُعَةِ
فَاسْعَوْا
اِلٰى
ذِكْرِ
اللّٰهِ
وَذَرُوا
الْبَيْعَۜ
ذٰلِكُمْ
خَيْرٌ
لَكُمْ
اِنْ
كُنْتُمْ
تَعْلَمُونَ
Ey inananlar! Cuma günü namaz için ezan okunduğu zaman Allah’ı anmaya koşun; alım satımı bırakın; bilseniz, bu sizin için daha iyidir.[9]
فَاِذَا
قُضِيَتِ
الصَّلٰوةُ
فَانْتَشِرُوا
فِي
الْاَرْضِ
وَابْتَغُوا
مِنْ
فَضْلِ
اللّٰهِ
وَاذْكُرُوا
اللّٰهَ
كَث۪يراً
لَعَلَّكُمْ
تُفْلِحُونَ
Namaz bitince yeryüzüne yayılın; Allah’ın lütfundan rızık isteyin; Allah’ı çok anın ki saadete erişesiniz.[10]
وَاِذَا
رَاَوْا
تِجَارَةً
اَوْ
لَهْواًۨ
انْفَضُّٓوا
اِلَيْهَا
وَتَرَكُوكَ
قَٓائِماًۜ
قُلْ
مَا
عِنْدَ
اللّٰهِ
خَيْرٌ
مِنَ
اللَّهْوِ
وَمِنَ
التِّجَارَةِۜ
وَاللّٰهُ
خَيْرُ
الرَّازِق۪ينَ
Onlar bir kazanç veya bir eğlence gördüklerinde, seni ayakta bırakarak oraya yöneldiler. De ki: «Allah katında olan, eğlenceden de kazançtan da hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en iyisidir.»[11]
اِذَا
جَٓاءَكَ
الْمُنَافِقُونَ
قَالُوا
نَشْهَدُ
اِنَّكَ
لَرَسُولُ
اللّٰهِۢ
وَاللّٰهُ
يَعْلَمُ
اِنَّكَ
لَرَسُولُهُۜ
وَاللّٰهُ
يَشْهَدُ
اِنَّ
الْمُنَافِق۪ينَ
لَـكَاذِبُونَۚ
İkiyüzlüler sana gelince: «Senin şüphesiz Allah’ın Peygamberi olduğuna şehadet ederiz» derler. Allah, senin kendisinin peygamberi olduğunu bilir; bunun yanında Allah, ikiyüzlülerin yalancı olduklarını da bilir.[1]
وَاِذَا
رَاَيْتَهُمْ
تُعْجِبُكَ
اَجْسَامُهُمْۜ
وَاِنْ
يَقُولُوا
تَسْمَعْ
لِقَوْلِهِمْۜ
كَاَنَّهُمْ
خُشُبٌ
مُسَنَّدَةٌۜ
يَحْسَبُونَ
كُلَّ
صَيْحَةٍ
عَلَيْهِمْۜ
هُمُ
الْعَدُوُّ
فَاحْذَرْهُمْۜ
قَاتَلَهُمُ
اللّٰهُۘ
اَنّٰى
يُؤْفَـكُونَ
Onlara baktığın zaman cüsseleri hoşuna gider; konuşurlarsa sözlerini dinlersin; tıpkı, sıralanmış kof kütük gibidirler; her çığlığı kendi aleyhlerine sayarlar; onlar düşmandır, onlardan çekin; Allah canlarını alsın, nasıl da aldatılıp döndürülüyorlar.[4]
وَاِذَا
ق۪يلَ
لَهُمْ
تَعَالَوْا
يَسْتَغْفِرْ
لَكُمْ
رَسُولُ
اللّٰهِ
لَـوَّوْا
رُؤُ۫سَهُمْ
وَرَاَيْتَهُمْ
يَصُدُّونَ
وَهُمْ
مُسْتَكْبِرُونَ
Onlara: «Gelin de Allah’ın Peygamberi sizin için mağfiret dilesin» dendiği zaman, başlarını çevirirler; büyüklük taslayarak yüz çevirdiklerini görürsün.[5]
هُمُ
الَّذ۪ينَ
يَقُولُونَ
لَا
تُنْفِقُوا
عَلٰى
مَنْ
عِنْدَ
رَسُولِ
اللّٰهِ
حَتّٰى
يَنْفَضُّواۜ
وَلِلّٰهِ
خَزَٓائِنُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَلٰكِنَّ
الْمُنَافِق۪ينَ
لَا
يَفْقَهُونَ
Bunlar: «Allah’ın Peygamberinin yanında bulunanlara bir şey vermeyin de dağılıp gitsinler» diyen kimselerdir. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah’ındır, ama ikiyüzlüler bu gerçeği anlamazlar.[7]
يَقُولُونَ
لَئِنْ
رَجَعْنَٓا
اِلَى
الْمَد۪ينَةِ
لَيُخْرِجَنَّ
الْاَعَزُّ
مِنْهَا
الْاَذَلَّۜ
وَلِلّٰهِ
الْعِزَّةُ
وَلِرَسُولِه۪
وَلِلْمُؤْمِن۪ينَ
وَلٰكِنَّ
الْمُنَافِق۪ينَ
لَا
يَعْلَمُونَ۟
«Eğer bu savaşdan Medine’ye dönersek, şerefli kimseler alçakları and olsun ki, oradan çıkaracaktır» diyorlardı. Oysa, şeref Allah’ın, Peygamberinin ve inananlarındır, ama ikiyüzlüler bu gerçeği bilmezler.[8]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تُلْهِكُمْ
اَمْوَالُكُمْ
وَلَٓا
اَوْلَادُكُمْ
عَنْ
ذِكْرِ
اللّٰهِۚ
وَمَنْ
يَفْعَلْ
ذٰلِكَ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْخَاسِرُونَ
Ey inananlar! Sizi, mallarınız ve çocuklarınız Allah’ı anmaktan alıkoymasın; böyle olanlar hüsrana uğrayanlardır.[9]
وَاَنْفِقُوا
مِمَّا
رَزَقْنَاكُمْ
مِنْ
قَبْلِ
اَنْ
يَأْتِيَ
اَحَدَكُمُ
الْمَوْتُ
فَيَقُولَ
رَبِّ
لَوْلَٓا
اَخَّرْتَـن۪ٓي
اِلٰٓى
اَجَلٍ
قَر۪يبٍۙ
فَاَصَّدَّقَ
وَاَكُنْ
مِنَ
الصَّالِح۪ينَ
Birine ölüm gelip de: «Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar ertelesen de, sadaka versem, iyilerden olsam» diyeceği zaman gelmezden önce, size verdiğimiz rızıklardan sarfedin.[10]
وَلَنْ
يُؤَخِّرَ
اللّٰهُ
نَفْساً
اِذَا
جَٓاءَ
اَجَلُهَاۜ
وَاللّٰهُ
خَب۪يرٌ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
Bir canın eceli gelip çatınca, Allah onu asla geri bırakmaz; Allah, işlediklerinizden haberdardır.[11]
يُسَبِّحُ
لِلّٰهِ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِۚ
لَهُ
الْمُلْكُ
وَلَهُ
الْحَمْدُۘ
وَهُوَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ
Göklerde olanlar ve yerde bulunanlar Allah’ı tesbih ederler. Hükümranlık O’nundur, Övülmek O’na mahsustur. O herşeye Kadir’dir.[1]
هُوَ
الَّذ۪ي
خَلَقَكُمْ
فَمِنْكُمْ
كَافِرٌ
وَمِنْكُمْ
مُؤْمِنٌۜ
وَاللّٰهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
بَص۪يرٌ
Sizi yaratan O’dur; kiminiz inkarcı kiminiz mümindir. Allah yaptıklarınızı gören’dir.[2]
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
بِالْحَقِّ
وَصَوَّرَكُمْ
فَاَحْسَنَ
صُوَرَكُمْۚ
وَاِلَيْهِ
الْمَص۪يرُ
Gökleri ve yeri gerektiği gibi yaratmıştır. Size şekil vermiş ve şeklinizi güzel yapmıştır. Dönüş O’nadır.[3]
Yükleniyor...