و 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 4583 ayette 10.004 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 3198 ayet / 5.890 kelime Medenî: 1385 ayet / 4.114 kelime
وَمَا
كَانَ
رَبُّكَ
لِيُهْلِكَ
الْقُرٰى
بِظُلْمٍ
وَاَهْلُهَا
مُصْلِحُونَ
Rabbin, kasabaların halkı ıslah olmuşken, haksız yere onları yok etmez.[117]
وَلَوْ
شَٓاءَ
رَبُّكَ
لَجَعَلَ
النَّاسَ
اُمَّةً
وَاحِدَةً
وَلَا
يَزَالُونَ
مُخْتَلِف۪ينَۙ
Eğer Rabbin dileseydi insanları tek bir ümmet kılardı. Fakat, Rabbinin merhamet ettikleri bir yana, hala ayrılıktadırlar, esasen onları bunun için yaratmıştır. Rabbinin «And olsun ki cehennemi hep insan ve cin ile dolduracağım» sözü yerine gelmiştir.[118-119]
اِلَّا
مَنْ
رَحِمَ
رَبُّكَۜ
وَلِذٰلِكَ
خَلَقَهُمْۜ
وَتَمَّتْ
كَلِمَةُ
رَبِّكَ
لَاَمْلَـَٔنَّ
جَهَنَّمَ
مِنَ
الْجِنَّةِ
وَالنَّاسِ
اَجْمَع۪ينَ
Eğer Rabbin dileseydi insanları tek bir ümmet kılardı. Fakat, Rabbinin merhamet ettikleri bir yana, hala ayrılıktadırlar, esasen onları bunun için yaratmıştır. Rabbinin «And olsun ki cehennemi hep insan ve cin ile dolduracağım» sözü yerine gelmiştir.[118-119]
وَكُلاًّ
نَقُصُّ
عَلَيْكَ
مِنْ
اَنْبَٓاءِ
الرُّسُلِ
مَا
نُثَبِّتُ
بِه۪
فُؤٰادَكَۚ
وَجَٓاءَكَ
ف۪ي
هٰذِهِ
الْحَقُّ
وَمَوْعِظَةٌ
وَذِكْرٰى
لِلْمُؤْمِن۪ينَ
Peygamberlerin başlarından geçenlerden, sana anlattığımız her şey, senin gönlünü pekiştirmemizi sağlar; sana bu belgelerle gerçek; inananlara da öğüt ve hatırlatma gelmiştir.[120]
وَقُلْ
لِلَّذ۪ينَ
لَا
يُؤْمِنُونَ
اعْمَلُوا
عَلٰى
مَكَانَتِكُمْۜ
اِنَّا
عَامِلُونَۙ
İnanmayanlara: «Durumunuzun gerektirdiğini yapın, doğrusu biz de yapıyoruz; bekleyin, biz de bekliyoruz» de.[121-122]
وَانْتَظِرُواۚ
اِنَّا
مُنْتَظِرُونَ
İnanmayanlara: «Durumunuzun gerektirdiğini yapın, doğrusu biz de yapıyoruz; bekleyin, biz de bekliyoruz» de.[121-122]
وَلِلّٰهِ
غَيْبُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَاِلَيْهِ
يُرْجَعُ
الْاَمْرُ
كُلُّهُ
فَاعْبُدْهُ
وَتَوَكَّلْ
عَلَيْهِۜ
وَمَا
رَبُّكَ
بِغَافِلٍ
عَمَّا
تَعْمَلُونَ
Göklerin ve yerin gaybı Allah’a aittir. Bütün işler O’na döndürülür. Öyleyse O’na kulluk et, O’na güven. Rabbin, yaptıklarınızdan habersiz değildir.[123]
نَحْنُ
نَقُصُّ
عَلَيْكَ
اَحْسَنَ
الْقَصَصِ
بِمَٓا
اَوْحَيْنَٓا
اِلَيْكَ
هٰذَا
الْقُرْاٰنَۗ
وَاِنْ
كُنْتَ
مِنْ
قَبْلِه۪
لَمِنَ
الْغَافِل۪ينَ
Biz bu Kuran’ı vahyederek, sana en güzel kıssaları anlatıyoruz.. Oysa daha önce sen bunlardan habersizdin.[3]
اِذْ
قَالَ
يُوسُفُ
لِاَب۪يهِ
يَٓا اَبَتِ
اِنّ۪ي
رَاَيْتُ
اَحَدَ
عَشَرَ
كَوْكَباً
وَالشَّمْسَ
وَالْقَمَرَ
رَاَيْتُهُمْ
ل۪ي
سَاجِد۪ينَ
Yusuf babasına: «Babacığım! «Rüyamda onbir yıldız, güneş ve ayın bana secde ettiklerini gördüm» demişti.[4]
وَكَذٰلِكَ
يَجْتَب۪يكَ
رَبُّكَ
وَيُعَلِّمُكَ
مِنْ
تَأْو۪يلِ
الْاَحَاد۪يثِ
وَيُتِمُّ
نِعْمَتَهُ
عَلَيْكَ
وَعَلٰٓى
اٰلِ
يَعْقُوبَ
كَمَٓا
اَتَمَّهَا
عَلٰٓى
اَبَوَيْكَ
مِنْ
قَبْلُ
اِبْرٰه۪يمَ
وَاِسْحٰقَۜ
اِنَّ
رَبَّكَ
عَل۪يمٌ
حَك۪يمٌ۟
«Rabbin seni böylece rüyandaki gibi seçecek, sana rüyaları yorumlamayı öğretecek; daha önce, ataların İbrahim ve İshak’a nimetlerini tamamladığı gibi, sana ve Yakub soyuna da tamamlayacaktır. Doğrusu Rabbin bilir, hakimdir.»[6]
لَقَدْ
كَانَ
ف۪ي
يُوسُفَ
وَاِخْوَتِه۪ٓ
اٰيَاتٌ
لِلسَّٓائِل۪ينَ
And olsun ki, Yusuf ve kardeşlerinin olayında, soranlara nice ibretler vardır.[7]
اِذْ
قَالُوا
لَيُوسُفُ
وَاَخُوهُ
اَحَبُّ
اِلٰٓى
اَب۪ينَا
مِنَّا
وَنَحْنُ
عُصْبَةٌۜ
اِنَّ
اَبَانَا
لَف۪ي
ضَلَالٍ
مُب۪ينٍۚ
Kardeşleri demişlerdi ki: «Yusuf ve özkardeşi babamıza bizden daha sevgilidir. Oysa biz bir cemaatiz. Babamız açık bir yanlışlık içindedir.»[8]
اُقْتُلُوا
يُوسُفَ
اَوِ
اطْرَحُوهُ
اَرْضاً
يَخْلُ
لَكُمْ
وَجْهُ
اَب۪يكُمْ
وَتَكُونُوا
مِنْ
بَعْدِه۪
قَوْماً
صَالِح۪ينَ
«Yusuf’u öldürün veya onu ıssız bir yere bırakıverin ki babanız size kalsın; ondan sonra da iyi kimseler olursunuz»[9]
قَالَ
قَٓائِلٌ
مِنْهُمْ
لَا
تَقْتُلُوا
يُوسُفَ
وَاَلْقُوهُ
ف۪ي
غَيَابَتِ
الْجُبِّ
يَلْتَقِطْهُ
بَعْضُ
السَّيَّارَةِ
اِنْ
كُنْتُمْ
فَاعِل۪ينَ
İçlerinden biri: «Yusuf’u öldürmeyin, onu bir kuyunun derinliklerine bırakın. Böyle yaparsanız yolculardan onu bulup alan olur» dedi.[10]
قَالُوا
يَٓا اَبَانَا
مَا
لَكَ
لَا
تَأْمَنَّۭۖا
عَلٰى
يُوسُفَ
وَاِنَّا
لَهُ
لَنَاصِحُونَ
Bunun üzerine «Ey babamız! Yusuf’un iyiliğini istediğimiz halde, onu niçin bize emniyet etmiyorsun? Yarın onu bizimle beraber gönder de gezsin oynasın, biz onu herhalde koruruz» dediler.[11-12]
اَرْسِلْهُ
مَعَنَا
غَداً
يَرْتَعْ
وَيَلْعَبْ
وَاِنَّا
لَهُ
لَحَافِظُونَ
Bunun üzerine «Ey babamız! Yusuf’un iyiliğini istediğimiz halde, onu niçin bize emniyet etmiyorsun? Yarın onu bizimle beraber gönder de gezsin oynasın, biz onu herhalde koruruz» dediler.[11-12]
قَالَ
اِنّ۪ي
لَيَحْزُنُن۪ٓي
اَنْ
تَذْهَبُوا
بِه۪
وَاَخَافُ
اَنْ
يَأْكُلَهُ
الذِّئْبُ
وَاَنْتُمْ
عَنْهُ
غَافِلُونَ
Babaları, «Onu götürmeniz beni üzüyor; siz farkına varmadan onu kurdun yemesinden korkarım» dedi.[13]
قَالُوا
لَئِنْ
اَكَلَهُ
الذِّئْبُ
وَنَحْنُ
عُصْبَةٌ
اِنَّٓا
اِذاً
لَخَاسِرُونَ
«And olsun ki, biz kuvvetli bir toplulukken kurt onu yerse, biz aciz sayılırız» dediler.[14]
فَلَمَّا
ذَهَبُوا
بِه۪
وَاَجْمَعُٓوا
اَنْ
يَجْعَلُوهُ
ف۪ي
غَيَابَتِ
الْجُبِّۚ
وَاَوْحَيْنَٓا
اِلَيْهِ
لَتُنَبِّئَنَّهُمْ
بِاَمْرِهِمْ
هٰذَا
وَهُمْ
لَا
يَشْعُرُونَ
Yusuf’u oturup bir kuyunun derinliklerine bırakmayı kararlaştırdılar. Biz ona, kardeşlerinin bu işlerini kendileri farkına varmadan haber vereceksin, diye vahyettik.[15]
وَجَٓاؤُٓ۫
اَبَاهُمْ
عِشَٓاءً
يَبْكُونَۜ
Akşam üstü ağlayarak babalarına geldiklerinde: «Ey babamız! İnan olsun biz yarış yapıyorduk; Yusuf’u eşyamızın yanına bırakmıştık; bir kurt onu yedi. Her ne kadar doğru söylüyorsak da sen bize inanmazsın» dediler.[16-17]
Yükleniyor...