و 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 4583 ayette 10.004 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 3198 ayet / 5.890 kelime Medenî: 1385 ayet / 4.114 kelime
قَالَ
وَمَنْ
يَقْنَطُ
مِنْ
رَحْمَةِ
رَبِّه۪ٓ
اِلَّا
الضَّٓالُّونَ
«Zaten sapıklardan başka kim Rabbinin rahmetinden umudunu keser!» diyerek sormuştu: «Ey elçiler! İşiniz nedir?»[56-57]
وَاَتَيْنَاكَ
بِالْحَقِّ
وَاِنَّا
لَصَادِقُونَ
«Biz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün» dediler.[63-65]
فَاَسْرِ
بِاَهْلِكَ
بِقِطْعٍ
مِنَ
الَّيْلِ
وَاتَّبِـعْ
اَدْبَارَهُمْ
وَلَا
يَلْتَفِتْ
مِنْكُمْ
اَحَدٌ
وَامْضُوا
حَيْثُ
تُؤْمَرُونَ
«Biz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün» dediler.[63-65]
وَقَضَيْنَٓا
اِلَيْهِ
ذٰلِكَ
الْاَمْرَ
اَنَّ
دَابِرَ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
مَقْطُوعٌ
مُصْبِح۪ينَ
Böylece Lut’a bunların sonlarının kesilmiş olarak sabahlıyacaklarını bildirdik.[66]
وَجَٓاءَ
اَهْلُ
الْمَد۪ينَةِ
يَسْتَبْشِرُونَ
Şehir halkı, sevinerek geldiler.[67]
قَالَ
اِنَّ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
ضَيْف۪ي
فَلَا
تَفْضَحُونِۙ
Lut: «Bunlar benim konuklarımdır, onlara karşı beni rüsvay etmeyin, Allah’tan korkun, beni utandırmayın» dedi.[68-69]
وَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَلَا
تُخْزُونِ
Lut: «Bunlar benim konuklarımdır, onlara karşı beni rüsvay etmeyin, Allah’tan korkun, beni utandırmayın» dedi.[68-69]
قَالُٓوا
اَوَلَمْ
نَنْهَكَ
عَنِ
الْعَالَم۪ينَ
«Biz sana kimseyi misafir kabul etmeyi yasak etmemiş miydik?» dediler.[70]
فَجَعَلْنَا
عَالِيَهَا
سَافِلَهَا
وَاَمْطَرْنَا
عَلَيْهِمْ
حِجَارَةً
مِنْ
سِجّ۪يلٍۜ
Memleketlerini alt üst ettik, üzerlerine sert taş yağdırdık.[74]
وَاِنَّهَا
لَبِسَب۪يلٍ
مُق۪يمٍ
O şehrin kalıntıları işlek yollar üzerinde hala durmaktadır.[76]
وَاِنْ
كَانَ
اَصْحَابُ
الْاَيْكَةِ
لَظَالِم۪ينَۙ
Eykeliler de, şüphesiz zalim kimselerdi.[78]
فَانْتَقَمْنَا
مِنْهُمْۢ
وَاِنَّهُمَا
لَبِاِمَامٍ
مُب۪ينٍۜ۟
Bunun için onlardan da öç aldık. Hala her iki memleket de işlek bir yol üzerindedirler.[79]
وَلَقَدْ
كَذَّبَ
اَصْحَابُ
الْحِجْرِ
الْمُرْسَل۪ينَۙ
And olsun ki, Hicr halkı peygamberi yalanlamışlardı.[80]
وَاٰتَيْنَاهُمْ
اٰيَاتِنَا
فَكَانُوا
عَنْهَا
مُعْرِض۪ينَۙ
Onlara ayetlerimizi verdiğimiz halde, yüz çevirmişlerdi.[81]
وَكَانُوا
يَنْحِتُونَ
مِنَ
الْجِبَالِ
بُيُوتاً
اٰمِن۪ينَ
Dağlarda, güven içinde olarak evler yontuyorlardı.[82]
وَمَا
خَلَقْنَا
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
وَمَا
بَيْنَهُمَٓا
اِلَّا
بِالْحَقِّۜ
وَاِنَّ
السَّاعَةَ
لَاٰتِيَةٌ
فَاصْفَحِ
الصَّفْحَ
الْجَم۪يلَ
Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları gereğince yarattık. Kıyamet günü şüphesiz gelecektir. O halde yumuşak ve iyi davran.[85]
وَلَقَدْ
اٰتَيْنَاكَ
سَبْعاً
مِنَ
الْمَثَان۪ي
وَالْقُرْاٰنَ
الْعَظ۪يمَ
And olsun ki, sana daima tekrarlanan yedi ayetli Fatiha’yı ve Kuran-ı Azim’i verdik.[87]
لَا
تَمُدَّنَّ
عَيْنَيْكَ
اِلٰى
مَا
مَتَّعْنَا
بِه۪ٓ
اَزْوَاجاً
مِنْهُمْ
وَلَا
تَحْزَنْ
عَلَيْهِمْ
وَاخْفِضْ
جَنَاحَكَ
لِلْمُؤْمِن۪ينَ
Kafirler içinde bazı kimselere verdiğimiz kat kat servete gözünü dikme, onlara üzülme; inananları kanatların altına al.[88]
وَقُلْ
اِنّ۪ٓي
اَنَا
النَّذ۪يرُ
الْمُب۪ينُۚ
De ki: «Doğrusu ben apaçık bir uyarıcıyım.»[89]
فَوَرَبِّكَ
لَنَسْـَٔلَنَّهُمْ
اَجْمَع۪ينَۙ
Kuran’ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.[90-93]
Yükleniyor...