أ Kavram bilgisi için tıklayınız. 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 535 ayette 600 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 422 ayet / 474 kelime Medenî: 113 ayet / 126 kelime
وَاَمَّا
الْجِدَارُ
فَكَانَ
لِغُلَامَيْنِ
يَت۪يمَيْنِ
فِي
الْمَد۪ينَةِ
وَكَانَ
تَحْتَهُ
كَنْزٌ
لَهُمَا
وَكَانَ
اَبُوهُمَا
صَالِحاًۚ
فَاَرَادَ
رَبُّكَ
اَنْ
يَبْلُغَٓا
اَشُدَّهُمَا
وَيَسْتَخْرِجَا
كَنْزَهُمَاۗ
رَحْمَةً
مِنْ
رَبِّكَۚ
وَمَا
فَعَلْتُهُ
عَنْ
اَمْر۪يۜ
ذٰلِكَ
تَأْو۪يلُ
مَا
لَمْ
تَسْطِـعْ
عَلَيْهِ
صَبْراًۜ۟
«Duvar ise, şehirde iki yetim erkek çocuğa aitti. Duvarın altında onların bir hazinesi vardı; babaları da iyi bir kimseydi. Rabbin onların erginlik çağına ulaşmasını ve Rabbinden bir rahmet olarak hazinelerini çıkarmalarını istedi. Ben bunları kendiliğimden yapmadım. İşte dayanamadığın işlerin içyüzleri budur.»[82]
اَفَحَسِبَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُٓوا
اَنْ
يَتَّخِذُوا
عِبَاد۪ي
مِنْ
دُون۪ٓي
اَوْلِيَٓاءَۜ
اِنَّٓا
اَعْتَدْنَا
جَهَنَّمَ
لِلْكَافِر۪ينَ
نُزُلاً
İnkar edenler, Beni bırakıp da kullarımı dost edinmelerini yeterli mi sandılar? Doğrusu biz cehennemi inkarcılara konak olarak hazırladık.[102]
قَالَ
اَرَاغِبٌ
اَنْتَ
عَنْ
اٰلِهَت۪ي
يَٓا اِبْرٰه۪يمُۚ
لَئِنْ
لَمْ
تَنْتَهِ۬
لَاَرْجُمَنَّكَ
وَاهْجُرْن۪ي
مَلِياًّ
Babası: «Ey İbrahim! Sen benim tanrılarımdan yüz çevirmek mi istiyorsun? Bundan vazgeçmezsen mutlaka seni taşlarım; uzun bir süre benden uzaklaş git.» dedi.[46]
وَيَقُولُ
الْاِنْسَانُ
ءَاِذَا
مَا
مِتُّ
لَسَوْفَ
اُخْرَجُ
حَياًّ
İnsan: «Ben öldüğümde mi diriltileceğim?» der.[66]
اَوَلَا
يَذْكُرُ
الْاِنْسَانُ
اَنَّا
خَلَقْنَاهُ
مِنْ
قَبْلُ
وَلَمْ
يَكُ
شَيْـٔاً
Bu insan kendisi önceden bir şey değilken onu yaratmış olduğumuzu hatırlamaz mi?[67]
اَفَرَاَيْتَ
الَّذ۪ي
كَفَرَ
بِاٰيَاتِنَا
وَقَالَ
لَاُو۫تَيَنَّ
مَالاً
وَوَلَداًۜ
Ayetlerimizi inkar eden ve «bana elbette mal ve çocuk verilecektir» diyeni gördün mu?[77]
اَطَّـلَعَ
الْغَيْبَ
اَمِ
اتَّخَذَ
عِنْدَ
الرَّحْمٰنِ
عَهْداًۙ
O görülmeyeni mi biliyor, yoksa Rahman katından bir söz mü almıştır?[78]
اَلَمْ
تَرَ
اَنَّٓا
اَرْسَلْنَا
الشَّيَاط۪ينَ
عَلَى
الْكَافِر۪ينَ
تَؤُزُّهُمْ
اَزاًّۙ
Kafirlerin üzerine onları kışkırtan şeytanlar gönderdiğimizi bilmiyor musun?[83]
اِذْهَبْ
اَنْتَ
وَاَخُوكَ
بِاٰيَات۪ي
وَلَا
تَنِيَا
ف۪ي
ذِكْر۪يۚ
Sen ve kardeşin, ayetlerimle gidin; beni anmakta gevşek davranmayın.[42]
اِذْهَبَٓا
اِلٰى
فِرْعَوْنَ
اِنَّهُ
طَغٰىۚ
Firavun’a gidin, doğrusu o azmıştır.[43]
فَقُولَا
لَهُ
قَوْلاً
لَيِّناً
لَعَلَّهُ
يَتَذَكَّرُ
اَوْ
يَخْشٰى
Ona yumuşak söz söyleyin, belki öğüt dinler veya korkar.[44]
قَالَا
رَبَّـنَٓا
اِنَّـنَا
نَخَافُ
اَنْ
يَفْرُطَ
عَلَيْنَٓا
اَوْ
اَنْ
يَطْغٰى
Musa ve kardeşi: «Rabbimiz! Onun bize kötülük etmesinden veya azgınlığının artmasından korkarız» dediler.[45]
قَالَ
لَا
تَخَافَٓا
اِنَّن۪ي
مَعَكُمَٓا
اَسْمَعُ
وَاَرٰى
Allah: Korkmayın, dedi; Ben sizinle beraberim; görür ve işitirim. Ona gidin şöyle söyleyin: «Doğrusu biz senin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, onlara azabetme; Rabbinden sana bir mucize getirdik; selam, doğru yolda gidene olsun! Doğrusu bize, yalanlayıp sırt çevirene azap edileceği vahyolundu.»[46-48]
فَأْتِيَاهُ
فَقُولَٓا
اِنَّا
رَسُولَا
رَبِّكَ
فَاَرْسِلْ
مَعَنَا
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
وَلَا
تُعَذِّبْهُمْۜ
قَدْ
جِئْنَاكَ
بِاٰيَةٍ
مِنْ
رَبِّكَۜ
وَالسَّلَامُ
عَلٰى
مَنِ
اتَّـبَعَ
الْهُدٰى
Allah: Korkmayın, dedi; Ben sizinle beraberim; görür ve işitirim. Ona gidin şöyle söyleyin: «Doğrusu biz senin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını bizimle beraber gönder, onlara azabetme; Rabbinden sana bir mucize getirdik; selam, doğru yolda gidene olsun! Doğrusu bize, yalanlayıp sırt çevirene azap edileceği vahyolundu.»[46-48]
قَالَ
اَجِئْتَنَا
لِتُخْرِجَنَا
مِنْ
اَرْضِنَا
بِسِحْرِكَ
يَا مُوسٰى
And olsun ki Firavun’a bütün delillerimizi gösterdik de yalan sayıp kabulden çekindi ve: «Ey Musa! Sihirbazlığınla bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin? Şimdi biz de seninkinin benzeri bir sihri sana göstereceğiz. Bizimle senin aranda bir vakit tayin et ki sen de biz de düz bir yerde bulunalım da caymayalım» dedi.[56-58]
قَالُٓوا
اِنْ
هٰذَانِ
لَسَاحِرَانِ
يُر۪يدَانِ
اَنْ
يُخْرِجَاكُمْ
مِنْ
اَرْضِكُمْ
بِسِحْرِهِمَا
وَيَذْهَبَا
بِطَر۪يقَتِكُمُ
الْمُثْلٰى
Musa ile Harun’u göstererek: «Bu iki sihirbaz, sihirleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak, sizin en üstün dininizi ortadan kaldırmak istiyorlar; onun için tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra sırayla gelin. Bugün üstün gelen başarıya erecektir» dediler.[63-64]
فَرَجَعَ
مُوسٰٓى
اِلٰى
قَوْمِه۪
غَضْبَانَ
اَسِفاًۚ
قَالَ
يَا قَوْمِ
اَلَمْ
يَعِدْكُمْ
رَبُّكُمْ
وَعْداً
حَسَناًۜ
اَفَطَالَ
عَلَيْكُمُ
الْعَهْدُ
اَمْ
اَرَدْتُمْ
اَنْ
يَحِلَّ
عَلَيْكُمْ
غَضَبٌ
مِنْ
رَبِّكُمْ
فَاَخْلَفْتُمْ
مَوْعِد۪ي
Musa, milletine kızgın ve üzgün olarak döndü. «Ey milletim! Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı? Uzun bir zaman mı geçti, yoksa Rabbinizin gazabına mı uğramak istediniz de bana verdiğiniz sözden caydınız?» dedi.[86]
اَفَلَا
يَرَوْنَ
اَلَّا
يَرْجِعُ
اِلَيْهِمْ
قَوْلاًۙ
وَلَا
يَمْلِكُ
لَهُمْ
ضَراًّ
وَلَا
نَفْعاً۟
Görmüyorlar mıydı ki, o heykel onlara ne söz söyleyebilir, ne zarar ve ne de fayda verebilirdi?[89]
اَلَّا
تَتَّبِعَنِۜ
اَفَعَصَيْتَ
اَمْر۪ي
Musa gelince: «Harun! Onların sapıttığını görünce seni benim yolumdan gitmekten alıkoyan nedir? Benim emrime karşı mı geldin?» dedi.[92-93]
فَاَكَلَا
مِنْهَا
فَبَدَتْ
لَهُمَا
سَوْاٰتُهُمَا
وَطَفِقَا
يَخْصِفَانِ
عَلَيْهِمَا
مِنْ
وَرَقِ
الْجَنَّةِۘ
وَعَصٰٓى
اٰدَمُ
رَبَّهُ
فَغَوٰىۖ
Bunun üzerine ikisi de o ağacın meyvesinden yedi, ayıp yerleri görünüverdi. Cennet yapraklarıyla örtünmeye koyuldular. Adem, Rabbine baş kaldırdı ve yolunu şaşırdı.[121]
Yükleniyor...