ا ذ ا Kavram bilgisi için tıklayınız. 📊 Kök haritası

Bu kök toplamda 412 ayette 454 kelime olarak geçmektedir.

Mekkî: 283 ayet / 303 kelime Medenî: 129 ayet / 151 kelime

Harf: 454 kelime

ءَاَمِنْتُمْ مَنْ فِي السَّمَٓاءِ اَنْ يَخْسِفَ بِكُمُ الْاَرْضَ فَاِذَا هِيَ تَمُورُۙ
Gökte olanın sizi yerin dibine geçirmesinden güvende misiniz? O zaman, yer, sarsıldıkça sarsılır.[16]
اِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِ اٰيَاتُنَا قَالَ اَسَاط۪يرُ الْاَوَّل۪ينَ
Ayetlerimiz ona okunduğu zaman: «Öncekilerin masalları» der.[15]
فَاِذَا نُفِخَ فِي الصُّورِ نَفْخَةٌ وَاحِدَةٌۙ
Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar.[13-15]
اِذَا مَسَّهُ الشَّرُّ جَزُوعاًۙ
Başına bir fenalık gelince feryat eder,[20]
وَاِذَا مَسَّهُ الْخَيْرُ مَنُوعاًۙ
Bir iyiliğe uğrarsa onu herkesten meneder;[21]
يَغْفِرْ لَـكُمْ مِنْ ذُنُوبِكُمْ وَيُؤَخِّرْكُمْ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّىۜ اِنَّ اَجَلَ اللّٰهِ اِذَا جَٓاءَ لَا يُؤَخَّرُۢ لَوْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ
«Allah’a kulluk edin; O’ndan sakının ve bana itaat edin ki Allah günahlarınızı size bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah’ın belirttiği süre gelince geri bırakılamaz; keşke bilseniz!»[3-4]
حَتّٰٓى اِذَا رَاَوْا مَا يُوعَدُونَ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ اَضْعَفُ نَاصِراً وَاَقَلُّ عَدَداً
Sonunda, kendilerine söz verileni gördükleri zaman, kimin yardımcısının daha güçsüz ve sayısının daha az olduğunu bileceklerdir.[24]
فَاِذَا نُقِرَ فِي النَّاقُورِۙ
Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.[8-10]
وَالصُّبْحِ اِذَٓا اَسْفَرَۙ
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.[32-37]
فَاِذَا بَرِقَ الْبَصَرُۙ
Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: «kaçacak yer nerede?» der.[7-10]
فَاِذَا قَرَأْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْاٰنَهُۚ
Biz onu Cebrail’e okuttuğumuz zaman, onun okumasını dinle.[18]
كَلَّٓا اِذَا بَلَغَتِ التَّرَاقِيَۙ
Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: «Çare bulan yok mudur?» denir.[26-27]
وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَۚ اِذَا رَاَيْتَهُمْ حَسِبْتَهُمْ لُؤْلُؤ۬اً مَنْثُوراً
Yanlarında ölümsüz gençler dolaşır; onları gördüğünde saçılmış birer inci sanırsın.[19]
وَاِذَا رَاَيْتَ ثَمَّ رَاَيْتَ نَع۪يماً وَمُلْـكاً كَب۪يراً
Oranın neresine baksan, nimet ve büyük bir saltanat görürsün.[20]
نَحْنُ خَلَقْنَاهُمْ وَشَدَدْنَٓا اَسْرَهُمْۚ وَاِذَا شِئْنَا بَدَّلْـنَٓا اَمْثَالَهُمْ تَبْد۪يلاً
Onları yaratan, mafsallarını pekiştiren Biziz; dilersek onları benzerleri ile değiştiriveririz.[28]
فَاِذَا النُّجُومُ طُمِسَتْۙ
Yıldızların ışığı giderildiği zaman,[8]
وَاِذَا السَّمَٓاءُ فُرِجَتْۙ
Gök yarıldığı zaman,[9]
وَاِذَا الْجِبَالُ نُسِفَتْۙ
Dağlar pamuk gibi atıldığı zaman,[10]
وَاِذَا الرُّسُلُ اُقِّتَتْۜ
Peygamberlere ümmetleri hakkında şahidlik vakitleri bildirildiği zaman;[11]
وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمُ ارْكَعُوا لَا يَرْكَعُونَ
Onlara «Rüku edin» denildiğinde rükua varmazlar.[48]
Yükleniyor...