ا ل 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 4087 ayette 8.371 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 2922 ayet / 5.231 kelime Medenî: 1165 ayet / 3.140 kelime
وَقَالَ
رَجُلٌ
مُؤْمِنٌۗ
مِنْ
اٰلِ
فِرْعَوْنَ
يَكْتُمُ
ا۪يمَانَهُٓ
اَتَقْتُلُونَ
رَجُلاً
اَنْ
يَقُولَ
رَبِّيَ
اللّٰهُ
وَقَدْ
جَٓاءَكُمْ
بِالْبَيِّنَاتِ
مِنْ
رَبِّكُمْۜ
وَاِنْ
يَكُ
كَاذِباً
فَعَلَيْهِ
كَذِبُهُۚ
وَاِنْ
يَكُ
صَادِقاً
يُصِبْكُمْ
بَعْضُ
الَّذ۪ي
يَعِدُكُمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يَهْد۪ي
مَنْ
هُوَ
مُسْرِفٌ
كَذَّابٌ
Firavun ailesinden olup da, inandığını gizleyen bir adam dedi ki: «Rabbim Allah’tır diyen bir adamı mı öldüreceksiniz? Oysa size Rabbinizden belgelerle gelmiştir. Eğer yalancıysa, yalanı kendisinedir; eğer doğru sözlü ise, sizi tehdit ettiklerinin bir kısmı başınıza gelebilir. Doğrusu Allah, aşırı yalancıyı doğru yola eriştirmez.»[28]
يَا قَوْمِ
لَكُمُ
الْمُلْكُ
الْيَوْمَ
ظَاهِر۪ينَ
فِي
الْاَرْضِۘ
فَمَنْ
يَنْصُرُنَا
مِنْ
بَأْسِ
اللّٰهِ
اِنْ
جَٓاءَنَاۜ
قَالَ
فِرْعَوْنُ
مَٓا
اُر۪يكُمْ
اِلَّا
مَٓا
اَرٰى
وَمَٓا
اَهْد۪يكُمْ
اِلَّا
سَب۪يلَ
الرَّشَادِ
«Ey milletim; Bugün memlekette hükümranlık sizindir, galip olanlar sizsiniz. Ama Allah’ın baskını bize çatınca, O’na karşı bize kim yardım eder?» Firavun: «Ben size kendi görüşümden başkasını söylemiyorum. Ben size ancak doğru yolu gösteriyorum» dedi.[29]
وَقَالَ
الَّـذ۪ٓي
اٰمَنَ
يَا قَوْمِ
اِنّ۪ٓي
اَخَافُ
عَلَيْكُمْ
مِثْلَ
يَوْمِ
الْاَحْزَابِۙ
İnanmış olan adam dedi ki: «Ey milletim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum. Allah kullara zulüm dilemez.»[30-31]
مِثْلَ
دَأْبِ
قَوْمِ
نُوحٍ
وَعَادٍ
وَثَمُودَ
وَالَّذ۪ينَ
مِنْ
بَعْدِهِمْۜ
وَمَا
اللّٰهُ
يُر۪يدُ
ظُلْماً
لِلْعِبَادِ
İnanmış olan adam dedi ki: «Ey milletim! Doğrusu ben sizin için, Nuh milletinin, Ad, Semud ve onlardan sonra gelenlerin durumu gibi, peygamberleri yalanlayan toplulukların uğradıkları bir günün benzerinden korkuyorum. Allah kullara zulüm dilemez.»[30-31]
وَيَا قَوْمِ
اِنّ۪ٓي
اَخَافُ
عَلَيْكُمْ
يَوْمَ
التَّنَادِۙ
«Ey milletim! Ahu figan gününden sizin hesabınıza korkuyorum.»[32]
وَلَقَدْ
جَٓاءَكُمْ
يُوسُفُ
مِنْ
قَبْلُ
بِالْبَيِّنَاتِ
فَمَا
زِلْتُمْ
ف۪ي
شَكٍّ
مِمَّا
جَٓاءَكُمْ
بِه۪ۜ
حَتّٰٓى
اِذَا
هَلَكَ
قُلْتُمْ
لَنْ
يَبْعَثَ
اللّٰهُ
مِنْ
بَعْدِه۪
رَسُولاًۜ
كَذٰلِكَ
يُضِلُّ
اللّٰهُ
مَنْ
هُوَ
مُسْرِفٌ
مُرْتَابٌۚ
«And olsun ki, Yusuf da, daha önce, size belgelerle gelmişti. Size getirdiği şeylerden şüphelenip durmuştunuz. Sonunda Yusuf ölünce, Allah onun ardından hiçbir peygamber göndermeyecek demiştiniz. Allah, aşırı şüpheciyi işte böylece saptırır.»[34]
وَقَالَ
فِرْعَوْنُ
يَا هَامَانُ
ابْنِ
ل۪ي
صَرْحاً
لَعَلّ۪ٓي
اَبْلُغُ
الْاَسْبَابَۙ
Firavun: «Ey Haman! Bana bir kule yap; belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa’nın Tanrısını görürüm. Doğrusu ben, onu yalancı sanıyorum» dedi. Firavun’a, kötü işi böylece güzel gösterildi ve doğru yoldan alıkondu. Firavun’un hilesi elbette boşa gidecekti.[36-37]
اَسْبَابَ
السَّمٰوَاتِ
فَاَطَّلِعَ
اِلٰٓى
اِلٰهِ
مُوسٰى
وَاِنّ۪ي
لَاَظُنُّهُ
كَاذِباًۜ
وَكَذٰلِكَ
زُيِّنَ
لِفِرْعَوْنَ
سُٓوءُ
عَمَلِه۪
وَصُدَّ
عَنِ
السَّب۪يلِۜ
وَمَا
كَيْدُ
فِرْعَوْنَ
اِلَّا
ف۪ي
تَبَابٍ۟
Firavun: «Ey Haman! Bana bir kule yap; belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa’nın Tanrısını görürüm. Doğrusu ben, onu yalancı sanıyorum» dedi. Firavun’a, kötü işi böylece güzel gösterildi ve doğru yoldan alıkondu. Firavun’un hilesi elbette boşa gidecekti.[36-37]
وَقَالَ
الَّـذ۪ٓي
اٰمَنَ
يَا قَوْمِ
اتَّبِعُونِ
اَهْدِكُمْ
سَب۪يلَ
الرَّشَادِۚ
O inanan kimse dedi ki: «Ey milletim! Bana uyun, sizi doğru yola eriştireyim.»[38]
يَا قَوْمِ
اِنَّمَا
هٰذِهِ
الْحَيٰوةُ
الدُّنْيَا
مَتَاعٌۘ
وَاِنَّ
الْاٰخِرَةَ
هِيَ
دَارُ
الْقَرَارِ
«Ey milletim! Şüphesiz bu dünya hayatı geçicidir, ama ahiret, doğrusu işte o, kalınacak yurttur.»[39]
مَنْ
عَمِلَ
سَيِّئَةً
فَلَا
يُجْزٰٓى
اِلَّا
مِثْلَهَاۚ
وَمَنْ
عَمِلَ
صَالِحاً
مِنْ
ذَكَرٍ
اَوْ
اُنْثٰى
وَهُوَ
مُؤْمِنٌ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
يَدْخُلُونَ
الْجَنَّةَ
يُرْزَقُونَ
ف۪يهَا
بِغَيْرِ
حِسَابٍ
«Kim bir kötülük işlerse ancak onun kadar ceza görür. Kadın veya erkek, kim, inanarak yararlı iş işlerse, işte onlar cennete girerler; orada hesapsız şekilde rızıklanırlar.»[40]
وَيَا قَوْمِ
مَا
ل۪ٓي
اَدْعُوكُمْ
اِلَى
النَّجٰوةِ
وَتَدْعُونَن۪ٓي
اِلَى
النَّارِۜ
«Ey milletim! Nedir başıma gelen? Ben sizi kurtuluşa çağırıyorum, siz beni ateşe çağırıyorsunuz.»[41]
تَدْعُونَن۪ي
لِاَكْفُرَ
بِاللّٰهِ
وَاُشْرِكَ
بِه۪
مَا
لَيْسَ
ل۪ي
بِه۪
عِلْمٌۘ
وَاَنَا۬
اَدْعُوكُمْ
اِلَى
الْعَز۪يزِ
الْغَفَّارِ
«Siz beni Allah’ı inkar etmeye, bilmediğim bir şeyi O’na ortak koşmaya çağırıyorsunuz; ben ise sizi, güçlü olan, çok bağışlayan Allah’a çağırıyorum.»[42]
لَا
جَرَمَ
اَنَّمَا
تَدْعُونَن۪ٓي
اِلَيْهِ
لَيْسَ
لَهُ
دَعْوَةٌ
فِي
الدُّنْيَا
وَلَا
فِي
الْاٰخِرَةِ
وَاَنَّ
مَرَدَّنَٓا
اِلَى
اللّٰهِ
وَاَنَّ
الْمُسْرِف۪ينَ
هُمْ
اَصْحَابُ
النَّارِ
«Beni kendisine çağırdığınızın, bu dünyada da ahirette de çağırabilecek kabiliyette olmadığında, hepimizin Allah’a döneceğinde, aşırı gidenlerin ateşlikler olduklarında şüphe yoktur.»[43]
فَسَتَذْكُرُونَ
مَٓا
اَقُولُ
لَكُمْۜ
وَاُفَوِّضُ
اَمْر۪ٓي
اِلَى
اللّٰهِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
بَص۪يرٌ
بِالْعِبَادِ
«Size söylediğimi hatırlayacaksınız. Ben işimi Allah’a bırakıyorum. Doğrusu Allah, kulları görür.»[44]
فَوَقٰيهُ
اللّٰهُ
سَيِّـَٔاتِ
مَا
مَكَرُوا
وَحَاقَ
بِاٰلِ
فِرْعَوْنَ
سُٓوءُ
الْعَذَابِۚ
Allah o adamı, kurmak istedikleri tuzaktan korudu. Kötü azap Firavun’un adamlarını sardı.[45]
اَلنَّارُ
يُعْرَضُونَ
عَلَيْهَا
غُدُواًّ
وَعَشِياًّۚ
وَيَوْمَ
تَقُومُ
السَّاعَةُ۠
اَدْخِلُٓوا
اٰلَ
فِرْعَوْنَ
اَشَدَّ
الْعَذَابِ
Onlar, sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet çattığı gün, «Firavun’un adamlarını azabın en ağırına sokun» denir.[46]
وَاِذْ
يَتَحَٓاجُّونَ
فِي
النَّارِ
فَيَقُولُ
الضُّعَفٰٓؤُ۬ا
لِلَّذ۪ينَ
اسْتَكْـبَرُٓوا
اِنَّا
كُنَّا
لَكُمْ
تَبَعاً
فَهَلْ
اَنْتُمْ
مُغْنُونَ
عَنَّا
نَص۪يباً
مِنَ
النَّارِ
Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, güçsüzler, büyüklük taslayanlara: «Doğrusu biz size uymuştuk, şimdi ateşin bir parçasını olsun bizden savabilir misiniz?» derler.[47]
قَالَ
الَّذ۪ينَ
اسْتَكْبَرُٓوا
اِنَّا
كُلٌّ
ف۪يهَٓا
اِنَّ
اللّٰهَ
قَدْ
حَكَمَ
بَيْنَ
الْعِبَادِ
Büyüklük taslayanlar: «Doğrusu hepimiz onun içindeyiz. Allah kullar arasında şüphesiz hüküm vermiştir» derler.[48]
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
فِي
النَّارِ
لِخَزَنَةِ
جَهَنَّمَ
ادْعُوا
رَبَّكُمْ
يُخَفِّفْ
عَنَّا
يَوْماً
مِنَ
الْعَذَابِ
Ateşte olanlar, cehennemin bekçilerine: «Rabbinize yalvarın da hiç değilse bir gün, azabımızı hafifletsin» derler.[49]
Yükleniyor...