ا ل 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 4087 ayette 8.371 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 2922 ayet / 5.231 kelime Medenî: 1165 ayet / 3.140 kelime
رَبِّ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَمَا
بَيْنَهُمَاۢ
اِنْ
كُنْتُمْ
مُوقِن۪ينَ
Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.[4-7]
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَ
يُحْـي۪
وَيُم۪يتُۜ
رَبُّكُمْ
وَرَبُّ
اٰبَٓائِكُمُ
الْاَوَّل۪ينَ
O’ndan başka tanrı yoktur; diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbiniz önceki atalarınızın da Rabbidir.[8]
فَارْتَقِبْ
يَوْمَ
تَأْتِي
السَّمَٓاءُ
بِدُخَانٍ
مُب۪ينٍۙ
Göğün, insanları bürüyecek ve gözle görülecek bir duman çıkaracağı günü bekle; bu, can yakan bir azabdır.[10-11]
يَغْشَى
النَّاسَۜ
هٰذَا
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
Göğün, insanları bürüyecek ve gözle görülecek bir duman çıkaracağı günü bekle; bu, can yakan bir azabdır.[10-11]
رَبَّـنَا
اكْشِفْ
عَنَّا
الْعَذَابَ
اِنَّا
مُؤْمِنُونَ
İnsanlar: «Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır; doğrusu artık biz inananlarız» derler.[12]
اَنّٰى
لَهُمُ
الذِّكْرٰى
وَقَدْ
جَٓاءَهُمْ
رَسُولٌ
مُب۪ينٌۙ
Nerde onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti ve ondan yüz çevirmişler, «Belletilmiş bir deli» demişlerdi.[13-14]
اِنَّا
كَاشِفُوا
الْعَذَابِ
قَل۪يلاً
اِنَّكُمْ
عَٓائِدُونَۢ
Biz sizden azabı az bir süre için kaldıracağız, siz yine de eski inkarcılığınıza döneceksiniz.[15]
يَوْمَ
نَبْطِشُ
الْبَطْشَةَ
الْكُبْرٰىۚ
اِنَّا
مُنْتَقِمُونَ
Onları çarptıkça çarpacağımız gün öcümüzü şüphesiz alırız.[16]
وَاتْرُكِ
الْبَحْرَ
رَهْواًۜ
اِنَّهُمْ
جُنْدٌ
مُغْرَقُونَ
«Denizi sakin iken geride bırak, doğrusu onlar suda boğulacak bir ordudur.»[24]
فَمَا
بَكَتْ
عَلَيْهِمُ
السَّمَٓاءُ
وَالْاَرْضُ
وَمَا
كَانُوا
مُنْظَر۪ينَ۟
Gök ve yer, onlar için gözyaşı dökmedi, onlar erteye bırakılmamışlardı.[29]
وَلَقَدْ
نَجَّيْنَا
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
مِنَ
الْعَذَابِ
الْمُه۪ينِۙ
And olsun ki, İsrailoğullarını, azgın bir zorba olan Firavun’un alçaltıcı azabından kurtardık.[30-31]
مِنْ
فِرْعَوْنَۜ
اِنَّهُ
كَانَ
عَالِياً
مِنَ
الْمُسْرِف۪ينَ
And olsun ki, İsrailoğullarını, azgın bir zorba olan Firavun’un alçaltıcı azabından kurtardık.[30-31]
وَلَقَدِ
اخْتَرْنَاهُمْ
عَلٰى
عِلْمٍ
عَلَى
الْعَالَم۪ينَۚ
And olsun ki, onların durumunu bilerek dünyaların üzerinde seçkin kıldık.[32]
وَاٰتَيْنَاهُمْ
مِنَ
الْاٰيَاتِ
مَا
ف۪يهِ
بَلٰٓؤٌا
مُب۪ينٌ
Onlara, her birinde açıkça bir imtihan bulunan, mucizeler verdik.[33]
اِنْ
هِيَ
اِلَّا
مَوْتَتُنَا
الْاُو۫لٰى
وَمَا
نَحْنُ
بِمُنْشَر۪ينَ
Doğrusu inkarcılar, «Olum bir defadır, tekrar diriltilmeyeceğiz. Eğer doğru sözlü iseniz bize babalarımızı getirsenize» derler.[34-36]
وَمَا
خَلَقْنَا
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
وَمَا
بَيْنَهُمَا
لَاعِب۪ينَ
Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları oyun olsun diye yaratmadık.[38]
مَا
خَلَقْنَاهُمَٓا
اِلَّا
بِالْحَقِّ
وَلٰكِنَّ
اَكْثَرَهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
Biz onları, ancak ve ancak gerektiği gibi yarattık, ama insanların çoğu bilmezler.[39]
اِنَّ
يَوْمَ
الْفَصْلِ
م۪يقَاتُهُمْ
اَجْمَع۪ينَۙ
Doğrusu hüküm günü hepsinin bir arada bulunacağı gündür.[40]
اِلَّا
مَنْ
رَحِمَ
اللّٰهُۜ
اِنَّهُ
هُوَ
الْعَز۪يزُ
الرَّح۪يمُ۟
Yalnız, Allah’ın merhamet ettiği kimseler bunların dışındadır. O, şüphesiz güçlüdür, merhametlidir.[42]
اِنَّ
شَجَرَتَ
الزَّقُّومِۙ
Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.[43-46]
Yükleniyor...