ا ل 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 4087 ayette 8.371 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 2922 ayet / 5.231 kelime Medenî: 1165 ayet / 3.140 kelime
حَتّٰٓى
اِذَٓا
اَخَذْنَا
مُتْرَف۪يهِمْ
بِالْعَذَابِ
اِذَا
هُمْ
يَجْـَٔرُونَۜ
Sonunda şımarık varlıklılarını azabla yakaladığımız zaman feryat ederler.[64]
لَا
تَجْـَٔرُوا
الْيَوْمَ
اِنَّكُمْ
مِنَّا
لَا
تُنْصَرُونَ
Onlara şöyle deriz: «Bugün feryat etmeyin, doğrusu katımızdan bir yardım görmezsiniz.»[65]
اَفَلَمْ
يَدَّبَّرُوا
الْقَوْلَ
اَمْ
جَٓاءَهُمْ
مَا
لَمْ
يَأْتِ
اٰبَٓاءَهُمُ
الْاَوَّل۪ينَۘ
Söyleneni hiç düşünmezler mi? Yoksa onlara, ilk atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?[68]
اَمْ
يَقُولُونَ
بِه۪
جِنَّةٌۜ
بَلْ
جَٓاءَهُمْ
بِالْحَقِّ
وَاَكْثَرُهُمْ
لِلْحَقِّ
كَارِهُونَ
Ya da: «Onda delilik var» diyorlar öyle mi? Hayır; onlara gerçeği getirmiştir, ama çoğu ondan hoşlanmamaktadır.[70]
وَلَوِ
اتَّبَعَ
الْحَقُّ
اَهْوَٓاءَهُمْ
لَفَسَدَتِ
السَّمٰوَاتُ
وَالْاَرْضُ
وَمَنْ
ف۪يهِنَّۜ
بَلْ
اَتَيْنَاهُمْ
بِذِكْرِهِمْ
فَهُمْ
عَنْ
ذِكْرِهِمْ
مُعْرِضُونَۜ
Eğer gerçek onların heveslerine uysaydı, gökler, yer ve onlarda bulananlar bozulup giderdi. Onlara, kendilerine öğüt veren bir şey getirdik; onlar ise öğütlerinden yüz çevirirler.[71]
اَمْ
تَسْـَٔلُهُمْ
خَرْجاً
فَخَرَاجُ
رَبِّكَ
خَيْرٌۗ
وَهُوَ
خَيْرُ
الرَّازِق۪ينَ
Yoksa sen onlardan bir ücret mi istiyorsun? Rabbinin ecri daha iyidir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.[72]
وَاِنَّ
الَّذ۪ينَ
لَا
يُؤْمِنُونَ
بِالْاٰخِرَةِ
عَنِ
الصِّرَاطِ
لَنَاكِبُونَ
Aslında sen onları doğru yola çağırıyorsun ama, ahirete inanmayanlar bu yoldan sapmaktadırlar.[73-74]
وَلَقَدْ
اَخَذْنَاهُمْ
بِالْعَذَابِ
فَمَا
اسْتَكَانُوا
لِرَبِّهِمْ
وَمَا
يَتَضَرَّعُونَ
And olsun ki, Biz onları azabla yakalamıştık, yine de Rablerine boyun eğmemiş ve yakarmamışlardı.[76]
وَهُوَ
الَّـذ۪ٓي
اَنْشَاَ
لَكُمُ
السَّمْعَ
وَالْاَبْصَارَ
وَالْاَفْـِٔدَةَۜ
قَل۪يلاً
مَا
تَشْكُرُونَ
Oysa, sizin için kulaklar, gözler ve kalbler vareden O’dur. Pek az şükrediyorsunuz.[78]
وَهُوَ
الَّذ۪ي
ذَرَاَكُمْ
فِي
الْاَرْضِ
وَاِلَيْهِ
تُحْشَرُونَ
Sizi yerde yaratıp yayan O’dur ve O’nun huzurunda toplanacaksınız.[79]
وَهُوَ
الَّذ۪ي
يُحْـي۪
وَيُم۪يتُ
وَلَهُ
اخْتِلَافُ
الَّيْلِ
وَالنَّهَارِۜ
اَفَلَا
تَعْقِلُونَ
Dirilten de, öldüren de O’dur. Gece ile gündüzün birbiri ardından gitmesi de O’nun emrine bağlıdır. Düşünmez misiniz?[80]
بَلْ
قَالُوا
مِثْلَ
مَا
قَالَ
الْاَوَّلُونَ
Hayır; yine de öncekilerin dediklerini derler.[81]
لَقَدْ
وُعِدْنَا
نَحْنُ
وَاٰبَٓاؤُ۬نَا
هٰذَا
مِنْ
قَبْلُ
اِنْ
هٰذَٓا
اِلَّٓا
اَسَاط۪يرُ
الْاَوَّل۪ينَ
Öncekiler: «Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? And olsun ki biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir» demişlerdi.[82-83]
قُلْ
لِمَنِ
الْاَرْضُ
وَمَنْ
ف۪يهَٓا
اِنْ
كُنْتُمْ
تَعْلَمُونَ
De ki: «Biliyorsanız söyleyin, yer ve onda bulunanlar kimindir?»[84]
قُلْ
مَنْ
رَبُّ
السَّمٰوَاتِ
السَّبْعِ
وَرَبُّ
الْعَرْشِ
الْعَظ۪يمِ
«Yedi göğün de Rabbi, yüce arşın da Rabbi kimdir?» de.[86]
بَلْ
اَتَيْنَاهُمْ
بِالْحَقِّ
وَاِنَّهُمْ
لَكَاذِبُونَ
Hayır; Biz onlara gerçeği getirdik ama, onlar yalancıdırlar.[90]
عَالِمِ
الْغَيْبِ
وَالشَّهَادَةِ
فَتَعَالٰى
عَمَّا
يُشْرِكُونَ۟
O, görülmeyeni de, görüleni de bilir. Koştukları ortaklardan yücedir.[92]
رَبِّ
فَلَا
تَجْعَلْن۪ي
فِي
الْقَوْمِ
الظَّالِم۪ينَ
De ki: «Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma Yarabbi.»[93-94]
اِدْفَعْ
بِالَّت۪ي
هِيَ
اَحْسَنُ
السَّيِّئَةَۜ
نَحْنُ
اَعْلَمُ
بِمَا
يَصِفُونَ
Kötülüğü en iyi ile sav. Onların vasıflandırmalarını Biz daha iyi biliriz.[96]
وَقُلْ
رَبِّ
اَعُوذُ
بِكَ
مِنْ
هَمَزَاتِ
الشَّيَاط۪ينِۙ
De ki: «Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından Sana sığınırım.»[97]
Yükleniyor...