ا ل ذ ي ن Kavram bilgisi için tıklayınız. 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 861 ayette 980 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 440 ayet / 482 kelime Medenî: 421 ayet / 498 kelime
قُلْ
يَوْمَ
الْفَتْحِ
لَا
يَنْفَعُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُٓوا
ا۪يمَانُهُمْ
وَلَا
هُمْ
يُنْظَرُونَ
De ki: «Hükmün verileceği gün inkarcılara ne inanmaları fayda verir ve ne de ertelenirler.»[29]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
اذْكُرُوا
نِعْمَةَ
اللّٰهِ
عَلَيْكُمْ
اِذْ
جَٓاءَتْكُمْ
جُنُودٌ
فَاَرْسَلْنَا
عَلَيْهِمْ
ر۪يحاً
وَجُنُوداً
لَمْ
تَرَوْهَاۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
بَص۪يراًۚ
Ey inananlar! Allah’ın size olan nimetini anın; üzerinize ordular gelmişti. Biz de onların üzerine rüzgar ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı görüyordu.[9]
وَاِذْ
يَقُولُ
الْمُنَافِقُونَ
وَالَّذ۪ينَ
ف۪ي
قُلُوبِهِمْ
مَرَضٌ
مَا
وَعَدَنَا
اللّٰهُ
وَرَسُولُـهُٓ
اِلَّا
غُرُوراً
İkiyüzlüler ve kalblerinde hastalık olanlar: «Allah ve Peygamberi bize sadece kuru vaadlerde bulundular» diyorlardı.[12]
وَرَدَّ
اللّٰهُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
بِغَيْظِهِمْ
لَمْ
يَنَالُوا
خَيْراًۜ
وَكَفَى
اللّٰهُ
الْمُؤْمِن۪ينَ
الْقِتَالَۜ
وَكَانَ
اللّٰهُ
قَوِياًّ
عَز۪يزاًۚ
Allah inkar edenleri, kinleriyle geri çevirdi, bir hayra ulaşamadılar; savaşta, inananlara Allah’ın yardımı yetti. Allah kuvvetli olandır, güçlü olandır.[25]
وَاَنْزَلَ
الَّذ۪ينَ
ظَاهَرُوهُمْ
مِنْ
اَهْلِ
الْكِتَابِ
مِنْ
صَيَاص۪يهِمْ
وَقَذَفَ
ف۪ي
قُلُوبِهِمُ
الرُّعْبَ
فَر۪يقاً
تَقْتُلُونَ
وَتَأْسِرُونَ
فَر۪يقاًۚ
Allah, Kitap ehlinden, kafirleri destekleyenleri kalelerinden indirmiş, kalblerine korku salmıştı; onların kimini öldürüyor, kimini de esir alıyordunuz.[26]
مَا
كَانَ
عَلَى
النَّبِيِّ
مِنْ
حَرَجٍ
ف۪يمَا
فَرَضَ
اللّٰهُ
لَهُۜ
سُنَّةَ
اللّٰهِ
فِي
الَّذ۪ينَ
خَلَوْا
مِنْ
قَبْلُۜ
وَكَانَ
اَمْرُ
اللّٰهِ
قَدَراً
مَقْدُوراًۙ
Allah’ın Peygamber’e farz kıldığı şeylerde ona bir güçlük yoktur. Bu, Allah’ın öteden beri, gelmiş geçmişlere uyguladığı yasasıdır. Allah’ın emri şüphesiz gereği gibi yerine gelecektir.[38]
اَلَّذ۪ينَ
يُبَلِّغُونَ
رِسَالَاتِ
اللّٰهِ
وَيَخْشَوْنَهُ
وَلَا
يَخْشَوْنَ
اَحَداً
اِلَّا
اللّٰهَۜ
وَكَفٰى
بِاللّٰهِ
حَس۪يباً
Allah’ın göndermiş olduklarını tebliğ edenler, Allah’tan korkarlar ve O’ndan başka kimseden korkmazlar. Allah hesap gören olarak yeter.[39]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
اذْكُرُوا
اللّٰهَ
ذِكْراً
كَث۪يراًۙ
Ey inananlar! Allah’ı çok anın.[41]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِذَا
نَكَحْتُمُ
الْمُؤْمِنَاتِ
ثُمَّ
طَلَّقْتُمُوهُنَّ
مِنْ
قَبْلِ
اَنْ
تَمَسُّوهُنَّ
فَمَا
لَكُمْ
عَلَيْهِنَّ
مِنْ
عِدَّةٍ
تَعْتَدُّونَهَاۚ
فَمَتِّعُوهُنَّ
وَسَرِّحُوهُنَّ
سَرَاحاً
جَم۪يلاً
Ey inananlar! Mümin kadınlarla nikahlanıp, onları, temasta bulunmadan boşadığınızda, artık onlar için size iddet saymaya lüzum yoktur. Kendilerine bağışta bulunarak onları güzellikle serbest bırakın.[49]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تَدْخُلُوا
بُيُوتَ
النَّبِيِّ
اِلَّٓا
اَنْ
يُؤْذَنَ
لَكُمْ
اِلٰى
طَعَامٍ
غَيْرَ
نَاظِر۪ينَ
اِنٰيهُۙ
وَلٰكِنْ
اِذَا
دُع۪يتُمْ
فَادْخُلُوا
فَاِذَا
طَعِمْتُمْ
فَانْتَشِرُوا
وَلَا
مُسْتَأْنِس۪ينَ
لِحَد۪يثٍۜ
اِنَّ
ذٰلِكُمْ
كَانَ
يُؤْذِي
النَّبِيَّ
فَيَسْتَحْـي۪
مِنْكُمْۘ
وَاللّٰهُ
لَا
يَسْتَحْـي۪
مِنَ
الْحَقِّۜ
وَاِذَا
سَاَلْتُمُوهُنَّ
مَتَاعاً
فَسْـَٔلُوهُنَّ
مِنْ
وَرَٓاءِ
حِجَابٍۜ
ذٰلِكُمْ
اَطْهَرُ
لِقُلُوبِكُمْ
وَقُلُوبِهِنَّۜ
وَمَا
كَانَ
لَكُمْ
اَنْ
تُؤْذُوا
رَسُولَ
اللّٰهِ
وَلَٓا
اَنْ
تَنْكِحُٓوا
اَزْوَاجَهُ
مِنْ
بَعْدِه۪ٓ
اَبَداًۜ
اِنَّ
ذٰلِكُمْ
كَانَ
عِنْـدَ
اللّٰهِ
عَظ۪يـماً
Ey inananlar! Peygamber’in evlerine, yemeğe çağırılmaksızın vakitli vakitsiz girmeyin; fakat davet edilseniz girin ve yemeği yiyince, dağılın. Sohbet etmek için de girip oturmayın. Bu haliniz Peygamber’i üzüyor, o da size bir şey söylemeye çekiniyordu. Allah gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamber’in eşlerinden bir şey isteyeceğinizde onu perde arkasından isteyin. Bu sayede sizin gönülleriniz de, onların gönülleri de daha temiz kalır. Bundan sonra ne Allah’ın Peygamber’ini üzmeniz ve ne de O’nun eşlerini nikahlamanız asla caiz değildir. Doğrusu bu, Allah katında büyük şeydir.[53]
اِنَّ
اللّٰهَ
وَمَلٰٓئِكَتَهُ
يُصَلُّونَ
عَلَى
النَّبِيِّۜ
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
صَلُّوا
عَلَيْهِ
وَسَلِّمُوا
تَسْل۪يماً
Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamberi överler: Ey inananlar! Siz de onu övün, ona salat ve selam getirin.[56]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
يُؤْذُونَ
اللّٰهَ
وَرَسُولَهُ
لَعَنَهُمُ
اللّٰهُ
فِي
الدُّنْيَا
وَالْاٰخِرَةِ
وَاَعَدَّ
لَهُمْ
عَذَاباً
مُه۪يناً
Allah’ı ve Peygamber’ini incitenlere, Allah dünyada da ahirette de lanet eder; onlara alçaltıcı bir azap hazırlar.[57]
وَالَّذ۪ينَ
يُؤْذُونَ
الْمُؤْمِن۪ينَ
وَالْمُؤْمِنَاتِ
بِغَيْرِ
مَا
اكْتَسَبُوا
فَقَدِ
احْتَمَلُوا
بُهْتَاناً
وَاِثْماً
مُب۪يناً۟
İnanan erkek ve kadınları, yapmadıkları bir şeyden ötürü incitenler, şüphesiz iftira etmiş ve apaçık bir günah yüklenmiş olurlar.[58]
لَئِنْ
لَمْ
يَنْتَهِ
الْمُنَافِقُونَ
وَالَّذ۪ينَ
ف۪ي
قُلُوبِهِمْ
مَرَضٌ
وَالْمُرْجِفُونَ
فِي
الْمَد۪ينَةِ
لَنُغْرِيَنَّكَ
بِهِمْ
ثُمَّ
لَا
يُجَاوِرُونَكَ
ف۪يهَٓا
اِلَّا
قَل۪يلاًۚۛ
İkiyüzlüler, kalblerinde fesat bulunanlar, şehirde bozguncu haberler yayanlar, eğer bundan vazgeçmezlerse, and olsun ki, seni onlarla mücadeleye davet ederiz; sonra çevrende az bir zamandan fazla kalamazlar.[60]
سُنَّةَ
اللّٰهِ
فِي
الَّذ۪ينَ
خَلَوْا
مِنْ
قَبْلُۚ
وَلَنْ
تَجِدَ
لِسُنَّةِ
اللّٰهِ
تَبْد۪يلاً
Allah’ın geçmişlere uyguladığı yasası budur ve Allah’ın yasasında bir değişme bulamazsın.[62]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تَكُونُوا
كَالَّذ۪ينَ
اٰذَوْا
مُوسٰى
فَبَرَّاَهُ
اللّٰهُ
مِمَّا
قَالُواۜ
وَكَانَ
عِنْدَ
اللّٰهِ
وَج۪يهاً
Ey inananlar! Musa’yı incitenler gibi olmayın. Nitekim Allah onu, söylediklerinden beri tutmuştu. O, Allah’ın katında değerli bir kişiydi.[69]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
اتَّقُوا
اللّٰهَ
وَقُولُوا
قَوْلاً
سَد۪يداًۙ
Ey inananlar! Allah’tan sakının, dürüst söz söyleyin de Allah işlerinizi kendinize yararlı kılsın ve günahlarınızı size bağışlasın. Kim Allah’a ve Peygamber’ine itaat ederse, şüphesiz büyük bir kurtuluşa ermiş olur.[70-71]
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لَا
تَأْت۪ينَا
السَّاعَةُۜ
قُلْ
بَلٰى
وَرَبّ۪ي
لَتَأْتِيَنَّكُمْ
عَالِمِ
الْغَيْبِۚ
لَا
يَعْزُبُ
عَنْهُ
مِثْقَالُ
ذَرَّةٍ
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَلَا
فِي
الْاَرْضِ
وَلَٓا
اَصْغَرُ
مِنْ
ذٰلِكَ
وَلَٓا
اَكْبَرُ
اِلَّا
ف۪ي
كِتَابٍ
مُب۪ينٍۙ
İnkar edenler: «Kıyamet bize gelmeyecektir» dediler. De ki: «Hayır, öyle değil; görülmeyeni bilen Rabbim’e and olsun ki, o saat size muhakkak gelecektir. Göklerde ve yerde zerre kadar olanlar bile O’nun ilminin dışında değildir. Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü de şüphesiz apaçık Kitap’tadır.»[3]
لِيَجْزِيَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
لَهُمْ
مَغْفِرَةٌ
وَرِزْقٌ
كَر۪يمٌ
Allah’ın, inanıp yararlı iş işleyenlere ki onlar için mağfiret ve cömertçe verilmiş rızık vardır ve ayetlerimizi hükümsüz bırakmak için yarışanlara ki onlara iğrenç ve can yakıcı azap vardır işlerinin karşılıklarını vermesi için kıyamet saati gelecektir.[4-5]
وَالَّذ۪ينَ
سَعَوْ
ف۪ٓي
اٰيَاتِنَا
مُعَاجِز۪ينَ
اُو۬لٰٓئِكَ
لَهُمْ
عَذَابٌ
مِنْ
رِجْزٍ
اَل۪يمٌۗ
Allah’ın, inanıp yararlı iş işleyenlere ki onlar için mağfiret ve cömertçe verilmiş rızık vardır ve ayetlerimizi hükümsüz bırakmak için yarışanlara ki onlara iğrenç ve can yakıcı azap vardır işlerinin karşılıklarını vermesi için kıyamet saati gelecektir.[4-5]
Yükleniyor...