ا ل ذ ي ن Kavram bilgisi için tıklayınız. 📊 Kök haritası
Bu kök toplamda 880 ayette 1.001 kelime olarak geçmektedir.
Mekkî: 448 ayet / 490 kelime Medenî: 432 ayet / 511 kelime
وَلَا
يَحْسَبَنَّ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُٓوا
اَنَّمَا
نُمْل۪ي
لَهُمْ
خَيْرٌ
لِاَنْفُسِهِمْۜ
اِنَّمَا
نُمْل۪ي
لَهُمْ
لِيَزْدَادُٓوا
اِثْماًۚ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
مُه۪ينٌ
İnkar edenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz onlara ancak, günahları çoğalsın diye mühlet veriyoruz. Küçültücü azap onlaradır.[178]
وَلَا
يَحْسَبَنَّ
الَّذ۪ينَ
يَبْخَلُونَ
بِمَٓا
اٰتٰيهُمُ
اللّٰهُ
مِنْ
فَضْلِه۪
هُوَ
خَيْراً
لَهُمْۜ
بَلْ
هُوَ
شَرٌّ
لَهُمْۜ
سَيُطَوَّقُونَ
مَا
بَخِلُوا
بِه۪
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِۜ
وَلِلّٰهِ
م۪يرَاثُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
وَاللّٰهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
خَب۪يرٌ۟
Allah’ın bol nimetinden verdiklerinde cimrilik edenler, sakın bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar, bilakis bu onların kötülüğünedir. Cimrilik yaptıkları şey, kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah işlediklerinizden haberdardır.[180]
لَقَدْ
سَمِـعَ
اللّٰهُ
قَوْلَ
الَّذ۪ينَ
قَالُٓوا
اِنَّ
اللّٰهَ
فَق۪يرٌ
وَنَحْنُ
اَغْنِيَٓاءُۢ
سَنَكْتُبُ
مَا
قَالُوا
وَقَتْلَهُمُ
الْاَنْبِيَٓاءَ
بِغَيْرِ
حَقٍّۙ
وَنَقُولُ
ذُوقُوا
عَذَابَ
الْحَر۪يقِ
And olsun ki, Allah: «Allah fakir; biz zenginiz» diyenlerin sözünü işitmiştir. Dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürdüklerini elbette yazacağız, «Yakıcı azabı tadın» diyeceğiz.[181]
اَلَّذ۪ينَ
قَالُٓوا
اِنَّ
اللّٰهَ
عَهِدَ
اِلَيْنَٓا
اَلَّا
نُؤْمِنَ
لِرَسُولٍ
حَتّٰى
يَأْتِيَنَا
بِقُرْبَانٍ
تَأْكُلُهُ
النَّارُۜ
قُلْ
قَدْ
جَٓاءَكُمْ
رُسُلٌ
مِنْ
قَبْل۪ي
بِالْبَيِّنَاتِ
وَبِالَّذ۪ي
قُلْتُمْ
فَلِمَ
قَتَلْتُمُوهُمْ
اِنْ
كُنْتُمْ
صَادِق۪ينَ
«Doğrusu, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamak üzere Allah bize ahid verdi» diyenlere sen, de ki: «Benden önce peygamberler size belgeler ve dediğiniz şeyi getirdi. Doğru sözlü iseniz niçin onları öldürdünüz?»[183]
لَتُبْلَوُنَّ
ف۪ٓي
اَمْوَالِكُمْ
وَاَنْفُسِكُمْ
وَلَتَسْمَعُنَّ
مِنَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْكِتَابَ
مِنْ
قَبْلِكُمْ
وَمِنَ
الَّذ۪ينَ
اَشْرَكُٓوا
اَذًى
كَث۪يراًۜ
وَاِنْ
تَصْبِرُوا
وَتَتَّقُوا
فَاِنَّ
ذٰلِكَ
مِنْ
عَزْمِ
الْاُمُورِ
And olsun ki mallarınız ve canlarınızla sınanacaksınız; hiç şüphesiz, sizden önce Kitap verilenlerden ve Allah’a eş koşanlardan çok üzücü sözler işiteceksiniz. Sabreder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bu üzerinde sebat edilecek işlerdendir.[186]
وَاِذْ
اَخَذَ
اللّٰهُ
م۪يثَاقَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْكِتَابَ
لَتُبَيِّنُنَّهُ
لِلنَّاسِ
وَلَا
تَكْتُمُونَهُۘ
فَنَبَذُوهُ
وَرَٓاءَ
ظُهُورِهِمْ
وَاشْتَرَوْا
بِه۪
ثَمَناً
قَل۪يلاًۜ
فَبِئْسَ
مَا
يَشْتَرُونَ
Allah, Kitap verilenlerden, onu insanlara açıklayacaksınız ve gizlemeyeceksiniz, diye ahid almıştı. Onlar ise, onu arkalarına atıp az bir değere değiştiler. Alış verişleri ne kötüdür![187]
لَا
تَحْسَبَنَّ
الَّذ۪ينَ
يَفْرَحُونَ
بِمَٓا
اَتَوْا
وَيُحِبُّونَ
اَنْ
يُحْمَدُوا
بِمَا
لَمْ
يَفْعَلُوا
فَلَا
تَحْسَبَنَّهُمْ
بِمَفَازَةٍ
مِنَ
الْعَذَابِۚ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
Ettiklerine sevinen ve yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananların, sakın onların azabdan kurtulacaklarını sanma; elem verici azab onlaradır.[188]
اَلَّذ۪ينَ
يَذْكُرُونَ
اللّٰهَ
قِيَاماً
وَقُعُوداً
وَعَلٰى
جُنُوبِهِمْ
وَيَتَفَكَّرُونَ
ف۪ي
خَلْقِ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۚ
رَبَّنَا
مَا
خَلَقْتَ
هٰذَا
بَاطِلاًۚ
سُبْحَانَكَ
فَقِنَا
عَذَابَ
النَّارِ
Onlar ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler: «Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın, Sen münezzehsin. Bizi ateşin azabından koru»[191]
فَاسْتَجَابَ
لَهُمْ
رَبُّهُمْ
اَنّ۪ي
لَٓا
اُض۪يعُ
عَمَلَ
عَامِلٍ
مِنْكُمْ
مِنْ
ذَكَرٍ
اَوْ
اُنْثٰىۚ
بَعْضُكُمْ
مِنْ
بَعْضٍۚ
فَالَّذ۪ينَ
هَاجَرُوا
وَاُخْرِجُوا
مِنْ
دِيَارِهِمْ
وَاُو۫ذُوا
ف۪ي
سَب۪يل۪ي
وَقَاتَلُوا
وَقُتِلُوا
لَاُكَفِّرَنَّ
عَنْهُمْ
سَيِّـَٔاتِهِمْ
وَلَاُدْخِلَنَّهُمْ
جَنَّاتٍ
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْتِهَا
الْاَنْهَارُۚ
ثَوَاباً
مِنْ
عِنْدِ
اللّٰهِۜ
وَاللّٰهُ
عِنْدَهُ
حُسْنُ
الثَّوَابِ
Rableri dualarını kabul etti: «Birbirinizden meydana gelen sizlerden, erkek olsun, kadın olsun, iş yapanın işini boşa çıkarmam. Hicret edenlerin, memleketlerinden çıkarılanların, yolumda ezaya uğratılanların, savaşan ve öldürülenlerin günahlarını elbette örteceğim. And olsun ki, Allah katından bir nimet olarak, onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Nimetin güzeli Allah katındadır».[195]
لَا
يَغُرَّنَّكَ
تَقَلُّبُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
فِي
الْبِلَادِۜ
İnkar edenlerin diyar diyar gezip refah içinde dolaşması sakın seni aldatmasın; az bir faydalanmadan sonra onların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü duraktır!..[196-197]
لٰكِنِ
الَّذ۪ينَ
اتَّقَوْا
رَبَّهُمْ
لَهُمْ
جَنَّاتٌ
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْتِهَا
الْاَنْهَارُ
خَالِد۪ينَ
ف۪يهَا
نُزُلاً
مِنْ
عِنْدِ
اللّٰهِۜ
وَمَا
عِنْدَ
اللّٰهِ
خَيْرٌ
لِلْاَبْرَارِ
Fakat Rablerinden sakınanlara, Allah katından konukluklar bulunan, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetler vardır. Allah katındaki şeyler, iyi olanlar için daha hayırlıdır.[198]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
اصْبِرُوا
وَصَابِرُوا
وَرَابِطُوا
وَاتَّقُوا
اللّٰهَ
لَعَلَّكُمْ
تُفْلِحُونَ
Ey İnananlar! Sabredin, düşmanlarınızdan daha sabırlı olun, cihada hazır bulunun, Allah’a karşı gelmekten sakının ki başarıya erişebilesiniz.[200]
وَلْيَخْشَ
الَّذ۪ينَ
لَوْ
تَرَكُوا
مِنْ
خَلْفِهِمْ
ذُرِّيَّةً
ضِعَافاً
خَافُوا
عَلَيْهِمْۖ
فَلْيَتَّقُوا
اللّٰهَ
وَلْيَقُولُوا
قَوْلاً
سَد۪يداً
Arkalarında cılız çocuklar bıraktıkları takdirde, bundan endişe edecek olanlar, haksızlık yapmaktan korksunlar; dürüst söz söylesinler.[9]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
يَأْكُلُونَ
اَمْوَالَ
الْيَتَامٰى
ظُلْماً
اِنَّمَا
يَأْكُلُونَ
ف۪ي
بُطُونِهِمْ
نَاراًۜ
وَسَيَصْلَوْنَ
سَع۪يراً۟
Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarına ancak ateş tıkınmış olurlar, zaten onlar çılgın aleve atılacaklardır.[10]
وَلَيْسَتِ
التَّوْبَةُ
لِلَّذ۪ينَ
يَعْمَلُونَ
السَّيِّـَٔاتِۚ
حَتّٰٓى
اِذَا
حَضَرَ
اَحَدَهُمُ
الْمَوْتُ
قَالَ
اِنّ۪ي
تُبْتُ
الْـٰٔنَ
وَلَا
الَّذ۪ينَ
يَمُوتُونَ
وَهُمْ
كُفَّارٌۜ
اُو۬لٰٓئِكَ
اَعْتَدْنَا
لَهُمْ
عَذَاباً
اَل۪يماً
Kötülükleri işleyip dururken, ölüm kendisine geldiği zaman; «şimdi tevbe ettim» diyenler ile kafir olarak ölenlerin tevbesi makbul değildir. İşte onlara elem verici azab hazırlamışızdır.[18]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
يَحِلُّ
لَكُمْ
اَنْ
تَرِثُوا
النِّسَٓاءَ
كَرْهاًۜ
وَلَا
تَعْضُلُوهُنَّ
لِتَذْهَبُوا
بِبَعْضِ
مَٓا
اٰتَيْتُمُوهُنَّ
اِلَّٓا
اَنْ
يَأْت۪ينَ
بِفَاحِشَةٍ
مُبَيِّنَةٍۚ
وَعَاشِرُوهُنَّ
بِالْمَعْرُوفِۚ
فَاِنْ
كَرِهْتُمُوهُنَّ
فَعَسٰٓى
اَنْ
تَكْرَهُوا
شَيْـٔاً
وَيَجْعَلَ
اللّٰهُ
ف۪يهِ
خَيْراً
كَث۪يراً
Ey İnananlar! Kadınlara zorla mirasçı olmaya kalkmanız size helal değildir. Apaçık hayasızlık etmedikçe onlara verdiğinizin bir kısmını alıp götürmeniz için onları sıkıştırmayın. Onlarla güzellikle geçinin. Eğer onlardan hoşlanmıyorsanız, sabredin, hoşlanmadığınız bir şeyi Allah çok hayırlı kılmış olabilir.[19]
حُرِّمَتْ
عَلَيْكُمْ
اُمَّهَاتُكُمْ
وَبَنَاتُكُمْ
وَاَخَوَاتُكُمْ
وَعَمَّاتُكُمْ
وَخَالَاتُكُمْ
وَبَنَاتُ
الْاَخِ
وَبَنَاتُ
الْاُخْتِ
وَاُمَّهَاتُكُمُ
الّٰت۪ٓي
اَرْضَعْنَكُمْ
وَاَخَوَاتُكُمْ
مِنَ
الرَّضَاعَةِ
وَاُمَّهَاتُ
نِسَٓائِكُمْ
وَرَبَٓائِبُكُمُ
الّٰت۪ي
ف۪ي
حُجُورِكُمْ
مِنْ
نِسَٓائِكُمُ
الّٰت۪ي
دَخَلْتُمْ
بِهِنَّۘ
فَاِنْ
لَمْ
تَكُونُوا
دَخَلْتُمْ
بِهِنَّ
فَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْكُمْۘ
وَحَلَٓائِلُ
اَبْنَٓائِكُمُ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
اَصْلَابِكُمْۙ
وَاَنْ
تَجْمَعُوا
بَيْنَ
الْاُخْتَيْنِ
اِلَّا
مَا
قَدْ
سَلَفَۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
غَفُوراً
رَح۪يماًۙ
Sizlere, analarınız, kızlarınız, kızkardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeşlerinizin kızları, kızkardeşlerinizin kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle gerdeğe girdiğiniz kadınlarınızin yanınızda kalan üvey kızlarınız ki onlarla gerdeğe girmemişseniz size bir engel yoktur, öz oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi bir arada almak suretiyle evlenmek, -geçmişte olanlar artık geçmiştir- size haram kılındı. Doğrusu Allah bağışlar ve merhamet eder.[23]
يُر۪يدُ
اللّٰهُ
لِيُبَيِّنَ
لَكُمْ
وَيَهْدِيَكُمْ
سُنَنَ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِكُمْ
وَيَتُوبَ
عَلَيْكُمْۜ
وَاللّٰهُ
عَل۪يمٌ
حَك۪يمٌ
Allah size açıklamak ve sizden öncekilerin yollarını göstermek ve tevbenizi kabul etmek ister. Allah Bilen’dir, Hakim’dir.[26]
وَاللّٰهُ
يُر۪يدُ
اَنْ
يَتُوبَ
عَلَيْكُمْ
وَيُر۪يدُ
الَّذ۪ينَ
يَتَّبِعُونَ
الشَّهَوَاتِ
اَنْ
تَم۪يلُوا
مَيْلاً
عَظ۪يماً
Allah sizin tevbenizi kabul etmek ister, şehvetlerine uyanlar ise sizin büyük bir sapıklığa girmenizi isterler.[27]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تَأْكُلُٓوا
اَمْوَالَكُمْ
بَيْنَكُمْ
بِالْبَاطِلِ
اِلَّٓا
اَنْ
تَكُونَ
تِجَارَةً
عَنْ
تَرَاضٍ
مِنْكُمْ
وَلَا
تَقْتُلُٓوا
اَنْفُسَكُمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
كَانَ
بِكُمْ
رَح۪يماً
Ey İnananlar! Mallarınızı aranızda haksızlıkla değil, karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle yeyin, haram ile nefsinizi mahvetmeyin. Allah şüphesiz ki size merhamet eder.[29]
Yükleniyor...