AYET LİSTE
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
تِلْكَ
اٰيَاتُ
الْكِتَابِ
الْمُب۪ينِ
Bunlar, apaçık Kitab’ın âyetleridir.[2]
لَعَلَّكَ
بَاخِعٌ
نَفْسَكَ
اَلَّا
يَكُونُوا
مُؤْمِن۪ينَ
(Resûlüm!) Onlar iman etmiyorlar diye neredeyse kendine kıyacaksın![3]
اِنْ
نَشَأْ
نُنَزِّلْ
عَلَيْهِمْ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
اٰيَةً
فَظَلَّتْ
اَعْنَاقُهُمْ
لَهَا
خَاضِع۪ينَ
Biz dilesek, onların üzerine gökten bir mucize indiririz de, ona boyunları eğilip kalır.[4]
وَمَا
يَأْت۪يهِمْ
مِنْ
ذِكْرٍ
مِنَ
الرَّحْمٰنِ
مُحْدَثٍ
اِلَّا
كَانُوا
عَنْهُ
مُعْرِض۪ينَ
Kendilerine, o çok esirgeyici Allah’tan hiçbir yeni öğüt gelmez ki, ondan yüz çevirmesinler.[5]
فَقَدْ
كَذَّبُوا
فَسَيَأْت۪يهِمْ
اَنْبٰٓؤُ۬ا
مَا
كَانُوا
بِه۪
يَسْتَهْزِؤُ۫نَ
Üstelik (ona) «yalandır» derler; fakat alay edip durdukları şeylerin haberleri yakında onlara gelecektir.[6]
اَوَلَمْ
يَرَوْا
اِلَى
الْاَرْضِ
كَمْ
اَنْبَتْنَا
ف۪يهَا
مِنْ
كُلِّ
زَوْجٍ
كَر۪يمٍ
Yeryüzüne bir bakmazlar mı! Orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirdik.[7]
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَةًۜ
وَمَا
كَانَ
اَكْثَرُهُمْ
مُؤْمِن۪ينَ
Şüphesiz bunlarda (Allah’ın kudretine) bir nişâne vardır; ama çoğu iman etmezler.[8]
وَاِنَّ
رَبَّكَ
لَهُوَ
الْعَز۪يزُ
الرَّح۪يمُ۟
Şüphe yok ki Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.[9]
وَاِذْ
نَادٰى
رَبُّكَ
مُوسٰٓى
اَنِ
ائْتِ
الْقَوْمَ
الظَّالِم۪ينَۙ
Hani Rabbin Musa’ya: O zalimler güruhuna, Firavun’un kavmine git. Hâla (başlarına gelecekten) sakınmayacaklar mı onlar? diye seslenmişti.[10-11]
قَوْمَ
فِرْعَوْنَۜ
اَلَا
يَتَّقُونَ
Hani Rabbin Musa’ya: O zalimler güruhuna, Firavun’un kavmine git. Hâla (başlarına gelecekten) sakınmayacaklar mı onlar? diye seslenmişti.[10-11]
قَالَ
رَبِّ
اِنّ۪ٓي
اَخَافُ
اَنْ
يُكَذِّبُونِۜ
Musa şöyle dedi: Rabbim! Doğrusu, beni yalancılıkla suçlamalarından korkuyorum.[12]
وَيَض۪يقُ
صَدْر۪ي
وَلَا
يَنْطَلِقُ
لِسَان۪ي
فَاَرْسِلْ
اِلٰى
هٰرُونَ
(Bu durumda) içim daralır, dilim dönmez; onun için Harun’a da elçilik ver.[13]
وَلَهُمْ
عَلَيَّ
ذَنْبٌ
فَاَخَافُ
اَنْ
يَقْتُلُونِۚ
Onların bana isnad ettikleri bir suç da var. Bundan ötürü beni öldürmelerinden korkuyorum.[14]
قَالَ
كَلَّاۚ
فَاذْهَبَا
بِاٰيَاتِنَٓا
اِنَّا
مَعَكُمْ
مُسْتَمِعُونَ
Allah buyurdu: Hayır (seni asla öldüremezler)! İkiniz mucizelerimizle gidin. Şüphesiz ki, biz sizinle beraberiz, (her şeyi) işitmekteyiz.[15]
فَأْتِيَا
فِرْعَوْنَ
فَقُولَٓا
اِنَّا
رَسُولُ
رَبِّ
الْعَالَم۪ينَۙ
Haydi Firavun’a gidip deyin ki: Gerçekten biz, âlemlerin Rabbi’nin elçisiyiz;[16]
اَنْ
اَرْسِلْ
مَعَنَا
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَۜ
İsrailoğullarını bizimle beraber gönder.[17]
قَالَ
اَلَمْ
نُرَبِّكَ
ف۪ينَا
وَل۪يداً
وَلَبِثْتَ
ف۪ينَا
مِنْ
عُمُرِكَ
سِن۪ينَ
(Kendisine Allah’ın emri tebliğ edilince Firavun) dedi ki: Biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi?[18]
وَفَعَلْتَ
فَعْلَتَكَ
الَّت۪ي
فَعَلْتَ
وَاَنْتَ
مِنَ
الْكَافِر۪ينَ
Sonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin![19]
قَالَ
فَعَلْتُـهَٓا
اِذاً
وَاَنَا۬
مِنَ
الضَّٓالّ۪ينَۜ
Musa: Ben, dedi, o işi o anda sonunun ne olacağını bilmeyerek yaptım.[20]
Yükleniyor...