AYET LİSTE
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَمَنْ
كَانَ
ف۪ي
هٰذِه۪ٓ
اَعْمٰى
فَهُوَ
فِي
الْاٰخِرَةِ
اَعْمٰى
وَاَضَلُّ
سَب۪يلاً
Bu dünyada kör olan kimse ahirette de kördür; üstelik iyice yolunu şaşırmıştır.[72]
وَاِنْ
كَادُوا
لَيَفْتِنُونَكَ
عَنِ
الَّـذ۪ٓي
اَوْحَيْنَٓا
اِلَيْكَ
لِتَفْتَرِيَ
عَلَيْنَا
غَيْرَهُۗ
وَاِذاً
لَاتَّخَذُوكَ
خَل۪يلاً
Müşrikler, sana vahyettiğimizden başka bir şeyi yalan yere bize isnat etmen için seni, nerdeyse, sana vahyettiğimizden saptıracaklar ve ancak o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi.[73]
وَلَوْلَٓا
اَنْ
ثَبَّتْنَاكَ
لَقَدْ
كِدْتَ
تَرْكَنُ
اِلَيْهِمْ
شَيْـٔاً
قَل۪يلاًۗ
Eğer seni sebatkâr kılmasaydık, gerçekten, nerdeyse onlara birazcık meyledecektin.[74]
اِذاً
لَاَذَقْنَاكَ
ضِعْفَ
الْحَيٰوةِ
وَضِعْفَ
الْمَمَاتِ
ثُمَّ
لَا
تَجِدُ
لَكَ
عَلَيْنَا
نَص۪يراً
O zaman, hiç şüphesiz sana hayatın ve ölümün sıkıntılarını kat kat tattırırdık; sonra bize karşı kendin için bir yardımcı da bulamazdın.[75]
وَاِنْ
كَادُوا
لَيَسْتَفِزُّونَكَ
مِنَ
الْاَرْضِ
لِيُخْرِجُوكَ
مِنْهَا
وَاِذاً
لَا
يَلْبَثُونَ
خِلَافَكَ
اِلَّا
قَل۪يلاً
Yine onlar, seni yurdundan çıkarmak için nerdeyse dünyayı başına dar getirecekler. O takdirde, senin ardından kendileri de fazla kalamazlar.[76]
سُنَّةَ
مَنْ
قَدْ
اَرْسَلْنَا
قَبْلَكَ
مِنْ
رُسُلِنَا
وَلَا
تَجِدُ
لِسُنَّتِنَا
تَحْو۪يلاً۟
Senden önce gönderdiğimiz peygamberler hakkındaki kanun (da budur). Bizim kanunumuzda hiçbir değişiklik bulamazsın.[77]
اَقِمِ
الصَّلٰوةَ
لِدُلُوكِ
الشَّمْسِ
اِلٰى
غَسَقِ
الَّيْلِ
وَقُرْاٰنَ
الْفَجْرِۜ
اِنَّ
قُرْاٰنَ
الْفَجْرِ
كَانَ
مَشْهُوداً
Gündüzün güneş dönüp gecenin karanlığı bastırıncaya kadar (belli vakitlerde) namaz kıl; bir de sabah namazını. Çünkü sabah namazı şahitlidir.[78]
وَمِنَ
الَّيْلِ
فَـتَهَجَّدْ
بِه۪
نَافِلَةً
لَكَۗ
عَسٰٓى
اَنْ
يَبْعَثَكَ
رَبُّكَ
مَقَاماً
مَحْمُوداً
Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus bir nafile olmak üzere namaz kıl. (Böylece) Rabbinin, seni, övgüye değer bir makama göndereceği umulur.[79]
وَقُلْ
رَبِّ
اَدْخِلْن۪ي
مُدْخَلَ
صِدْقٍ
وَاَخْرِجْن۪ي
مُخْرَجَ
صِدْقٍ
وَاجْعَلْ
ل۪ي
مِنْ
لَدُنْكَ
سُلْطَاناً
نَص۪يراً
Ve şöyle niyaz et: Rabbim! Gireceğim yere dürüstlükle girmemi sağla; çıkacağım yerden de dürüstlükle çıkmamı sağla. Bana tarafından, hakkıyla yardım edici bir kuvvet ver.[80]
وَقُلْ
جَٓاءَ
الْحَقُّ
وَزَهَقَ
الْبَاطِلُۜ
اِنَّ
الْبَاطِلَ
كَانَ
زَهُوقاً
Yine de ki: Hak geldi; bâtıl yıkılıp gitti. Zaten bâtıl yıkılmaya mahkumdur.[81]
وَنُنَزِّلُ
مِنَ
الْقُرْاٰنِ
مَا
هُوَ
شِفَٓاءٌ
وَرَحْمَةٌ
لِلْمُؤْمِن۪ينَۙ
وَلَا
يَز۪يدُ
الظَّالِم۪ينَ
اِلَّا
خَسَاراً
Biz, Kur’an’dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, müminler için şifa ve rahmettir; zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır.[82]
وَاِذَٓا
اَنْعَمْنَا
عَلَى
الْاِنْسَانِ
اَعْرَضَ
وَنَاٰ
بِجَانِبِه۪ۚ
وَاِذَا
مَسَّهُ
الشَّرُّ
كَانَ
يَؤُ۫ساً
İnsana nimet verdiğimiz zaman (bizden) yüz çevirip yan çizer; ona bir de zarar ziyan dokunacak olsa iyice karamsarlığa düşer.[83]
قُلْ
كُلٌّ
يَعْمَلُ
عَلٰى
شَاكِلَتِه۪ۜ
فَرَبُّكُمْ
اَعْلَمُ
بِمَنْ
هُوَ
اَهْدٰى
سَب۪يلاً۟
De ki: Herkes, kendi mizaç ve meşrebine göre iş yapar. Bu durumda kimin doğru bir yol tuttuğunu Rabbiniz en iyi bilendir.[84]
وَيَسْـَٔلُونَكَ
عَنِ
الرُّوحِۜ
قُلِ
الرُّوحُ
مِنْ
اَمْرِ
رَبّ۪ي
وَمَٓا
اُو۫ت۪يتُمْ
مِنَ
الْعِلْمِ
اِلَّا
قَل۪يلاً
Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir.[85]
وَلَئِنْ
شِئْنَا
لَنَذْهَبَنَّ
بِالَّـذ۪ٓي
اَوْحَيْنَٓا
اِلَيْكَ
ثُمَّ
لَا
تَجِدُ
لَكَ
بِه۪
عَلَيْنَا
وَك۪يلاًۙ
Hakikaten, biz dilersek sana vahyettiğimizi ortadan kaldırırız; sonra bu durumda sen de bize karşı hiçbir koruyucu bulamazsın.[86]
اِلَّا
رَحْمَةً
مِنْ
رَبِّكَۜ
اِنَّ
فَضْلَهُ
كَانَ
عَلَيْكَ
كَب۪يراً
Ancak Rabbinin rahmeti (sayesinde Kur’an bâki kalmıştır). Çünkü O’nun sana lütufkârlığı çok büyüktür.[87]
قُلْ
لَئِنِ
اجْتَمَعَتِ
الْاِنْسُ
وَالْجِنُّ
عَلٰٓى
اَنْ
يَأْتُوا
بِمِثْلِ
هٰذَا
الْقُرْاٰنِ
لَا
يَأْتُونَ
بِمِثْلِه۪
وَلَوْ
كَانَ
بَعْضُهُمْ
لِبَعْضٍ
ظَه۪يراً
De ki: Andolsun, bu Kur’an’ın bir benzerini ortaya koymak üzere insü cin bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini ortaya getiremezler.[88]
وَلَقَدْ
صَرَّفْنَا
لِلنَّاسِ
ف۪ي
هٰذَا
الْقُرْاٰنِ
مِنْ
كُلِّ
مَثَلٍۘ
فَاَبٰٓى
اَكْثَرُ
النَّاسِ
اِلَّا
كُفُوراً
Muhakkak ki biz, bu Kur’an’da insanlara her türlü misali çeşitli şekillerde anlattık. Yine de insanların çoğu inkârcılıktan başkasını kabullenmediler.[89]
وَقَالُوا
لَنْ
نُؤْمِنَ
لَكَ
حَتّٰى
تَفْجُرَ
لَنَا
مِنَ
الْاَرْضِ
يَنْبُوعاًۙ
Onlar: «Sen, dediler, bizim için yerden bir kaynak fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız.»[90]
اَوْ
تَكُونَ
لَكَ
جَنَّةٌ
مِنْ
نَخ۪يلٍ
وَعِنَبٍ
فَتُفَجِّرَ
الْاَنْهَارَ
خِلَالَهَا
تَفْج۪يراًۙ
«Veya senin bir hurma bahçen ve üzüm bağın olmalı; öyle ki, içlerinden gürül gürül ırmaklar akıtmalısın.»[91]
Yükleniyor...