AYET LİSTE
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلْ
مَنْ
بِيَدِه۪
مَلَكُوتُ
كُلِّ
شَيْءٍ
وَهُوَ
يُج۪يرُ
وَلَا
يُجَارُ
عَلَيْهِ
اِنْ
كُنْتُمْ
تَعْلَمُونَ
Eğer biliyorsanız (söyleyin), her şeyin melekûtu (mülkiyeti ve yönetimi) kendisinin elinde olan, kendisi her şeyi koruyup kollayan, fakat kendisi korunmayan (buna muhtaç olmayan) kimdir? diye sor.[88]
سَيَقُولُونَ
لِلّٰهِۜ
قُلْ
فَاَنّٰى
تُسْحَرُونَ
«(Bunların hepsi) Allah’ındır» diyecekler. Öyle ise nasıl olup da büyüye kapılıyorsunuz? de.[89]
بَلْ
اَتَيْنَاهُمْ
بِالْحَقِّ
وَاِنَّهُمْ
لَكَاذِبُونَ
Doğrusu biz onlara gerçeği getirdik; onlar ise hakikaten yalancılardır.[90]
مَا
اتَّخَذَ
اللّٰهُ
مِنْ
وَلَدٍ
وَمَا
كَانَ
مَعَهُ
مِنْ
اِلٰهٍ
اِذاً
لَذَهَبَ
كُلُّ
اِلٰهٍ
بِمَا
خَلَقَ
وَلَعَلَا
بَعْضُهُمْ
عَلٰى
بَعْضٍۜ
سُبْحَانَ
اللّٰهِ
عَمَّا
يَصِفُونَۙ
Allah evlât edinmemiştir; O’nunla beraber hiçbir tanrı da yoktur. Aksi takdirde her tanrı kendi yarattığını sevk ve idare eder ve mutlaka onlardan biri diğerine galebe çalardı. Allah, onların (müşriklerin) yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir.[91]
عَالِمِ
الْغَيْبِ
وَالشَّهَادَةِ
فَتَعَالٰى
عَمَّا
يُشْرِكُونَ۟
Allah, gaybı da şehâdeti de bilendir. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden çok yüce ve münezzehtir.[92]
قُلْ
رَبِّ
اِمَّا
تُرِيَنّ۪ي
مَا
يُوعَدُونَۙ
(Resûlüm!) De ki: «Rabbim! Eğer onlara yöneltilen tehdidi (dünyevî sıkıntıyı ve uhrevî azabı) mutlaka bana göstereceksen; bu durumda beni zalimler topluluğunun içinde bulundurma Rabbim!»[93-94]
رَبِّ
فَلَا
تَجْعَلْن۪ي
فِي
الْقَوْمِ
الظَّالِم۪ينَ
(Resûlüm!) De ki: «Rabbim! Eğer onlara yöneltilen tehdidi (dünyevî sıkıntıyı ve uhrevî azabı) mutlaka bana göstereceksen; bu durumda beni zalimler topluluğunun içinde bulundurma Rabbim!»[93-94]
وَاِنَّا
عَلٰٓى
اَنْ
نُرِيَكَ
مَا
نَعِدُهُمْ
لَقَادِرُونَ
Biz, onlara yönelttiğimiz tehdidi sana göstermeye elbette ki kadiriz.[95]
اِدْفَعْ
بِالَّت۪ي
هِيَ
اَحْسَنُ
السَّيِّئَةَۜ
نَحْنُ
اَعْلَمُ
بِمَا
يَصِفُونَ
Sen, kötülüğü en güzel bir tutumla sav. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz.[96]
وَقُلْ
رَبِّ
اَعُوذُ
بِكَ
مِنْ
هَمَزَاتِ
الشَّيَاط۪ينِۙ
Ve de ki: Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım![97]
وَاَعُوذُ
بِكَ
رَبِّ
اَنْ
يَحْضُرُونِ
Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım, Rabbim![98]
حَتّٰٓى
اِذَا
جَٓاءَ
اَحَدَهُمُ
الْمَوْتُ
قَالَ
رَبِّ
ارْجِعُونِۙ
Nihayet onlardan (müşriklerden) birine ölüm gelip çattığında: «Rabbim! der, beni geri gönder;»[99]
لَعَلّ۪ٓي
اَعْمَلُ
صَالِحاً
ف۪يمَا
تَرَكْتُ
كَلَّاۜ
اِنَّهَا
كَلِمَةٌ
هُوَ
قَٓائِلُهَاۜ
وَمِنْ
وَرَٓائِهِمْ
بَرْزَخٌ
اِلٰى
يَوْمِ
يُبْعَثُونَ
«Ta ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım.» Hayır! Bu onun ağzından çıkan (boş) bir laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır.[100]
فَاِذَا
نُفِـخَ
فِي
الصُّورِ
فَلَٓا
اَنْسَابَ
بَيْنَهُمْ
يَوْمَئِذٍ
وَلَا
يَتَسَٓاءَلُونَ
Sûra üflendiği zaman artık aralarında akrabalık bağları kalmamıştır; birbirlerini de arayıp sormazlar.[101]
فَمَنْ
ثَقُلَتْ
مَوَاز۪ينُهُ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْمُفْلِحُونَ
Artık kimlerin (sevap) tartıları ağır basarsa, işte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir.[102]
وَمَنْ
خَفَّتْ
مَوَاز۪ينُهُ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
الَّذ۪ينَ
خَسِرُٓوا
اَنْفُسَهُمْ
ف۪ي
جَهَنَّمَ
خَالِدُونَۚ
Kimlerin de tartıları hafif gelirse, artık bunlar da kendilerine yazık etmişlerdir; (çünkü onlar) ebedî cehennemdedirler.[103]
تَلْفَحُ
وُجُوهَهُمُ
النَّارُ
وَهُمْ
ف۪يهَا
كَالِحُونَ
Ateş yüzlerini yakar; orada suratları çirkin ve gülünç bir halde bulunurlar.[104]
اَلَمْ
تَكُنْ
اٰيَات۪ي
تُتْلٰى
عَلَيْكُمْ
فَكُنْتُمْ
بِهَا
تُكَذِّبُونَ
Size âyetlerim okunurdu da, siz onları yalanlardınız değil mi?[105]
قَالُوا
رَبَّـنَا
غَلَبَتْ
عَلَيْنَا
شِقْوَتُنَا
وَكُنَّا
قَوْماً
ضَٓالّ۪ينَ
Derler ki: Rabbimiz! Azgınlığımız bizi altetti; biz, bir sapıklar topluluğu idik.[106]
رَبَّـنَٓا
اَخْرِجْنَا
مِنْهَا
فَاِنْ
عُدْنَا
فَاِنَّا
ظَالِمُونَ
Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer bir daha (ettiklerimize) dönersek, artık belli ki biz zalim insanlarız.[107]
Yükleniyor...