AYET LİSTE
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
فَكَذَّبُوهُ
فَاَخَذَهُمْ
عَذَابُ
يَوْمِ
الظُّلَّةِۜ
اِنَّهُ
كَانَ
عَذَابَ
يَوْمٍ
عَظ۪يمٍ
Velhasıl onu yalancı saydılar da, kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. Gerçekten o, muazzam bir günün azabı idi![189]
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَةًۜ
وَمَا
كَانَ
اَكْثَرُهُمْ
مُؤْمِن۪ينَ
Doğrusu bunda büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.[190]
وَاِنَّ
رَبَّكَ
لَهُوَ
الْعَز۪يزُ
الرَّح۪يمُ۟
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.[191]
وَاِنَّهُ
لَتَنْز۪يلُ
رَبِّ
الْعَالَم۪ينَۜ
Muhakkak ki o (Kur’an) âlemlerin Rabbinin indirmesidir.[192]
نَزَلَ
بِهِ
الرُّوحُ
الْاَم۪ينُۙ
(Resûlüm!) Onu Rûhu’l-emîn (Cebrail) uyarıcılardan olasın diye, apaçık Arap diliyle, senin kalbine indirmiştir.[193-195]
عَلٰى
قَلْبِكَ
لِتَكُونَ
مِنَ
الْمُنْذِر۪ينَۙ
(Resûlüm!) Onu Rûhu’l-emîn (Cebrail) uyarıcılardan olasın diye, apaçık Arap diliyle, senin kalbine indirmiştir.[193-195]
بِلِسَانٍ
عَرَبِيٍّ
مُب۪ينٍۜ
(Resûlüm!) Onu Rûhu’l-emîn (Cebrail) uyarıcılardan olasın diye, apaçık Arap diliyle, senin kalbine indirmiştir.[193-195]
وَاِنَّهُ
لَف۪ي
زُبُرِ
الْاَوَّل۪ينَ
O, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardır.[196]
اَوَلَمْ
يَكُنْ
لَهُمْ
اٰيَةً
اَنْ
يَعْلَمَهُ
عُلَمٰٓؤُ۬ا
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَۜ
Benî İsrail bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir delil değil midir?[197]
وَلَوْ
نَزَّلْنَاهُ
عَلٰى
بَعْضِ
الْاَعْجَم۪ينَۙ
Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu onlara o okusaydı, yine ona iman etmezlerdi.[198-199]
فَقَرَاَهُ
عَلَيْهِمْ
مَا
كَانُوا
بِه۪
مُؤْمِن۪ينَۜ
Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu onlara o okusaydı, yine ona iman etmezlerdi.[198-199]
كَذٰلِكَ
سَلَكْنَاهُ
ف۪ي
قُلُوبِ
الْمُجْرِم۪ينَۜ
Onu günahkârların kalplerine böyle soktuk. Onun için, acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.[200-201]
لَا
يُؤْمِنُونَ
بِه۪
حَتّٰى
يَرَوُا
الْعَذَابَ
الْاَل۪يمَۙ
Onu günahkârların kalplerine böyle soktuk. Onun için, acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.[200-201]
فَيَأْتِيَهُمْ
بَغْتَةً
وَهُمْ
لَا
يَشْعُرُونَۙ
İşte bu (azap) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir.[202]
فَيَقُولُوا
هَلْ
نَحْنُ
مُنْظَرُونَۜ
O zaman: Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba? diyeceklerdir.[203]
اَفَبِعَذَابِنَا
يَسْتَعْجِلُونَ
(Durmadan mucize talebiyle) onlar bizim azabımızı mı çarçabuk istiyorlardı?[204]
اَفَرَاَيْتَ
اِنْ
مَتَّعْنَاهُمْ
سِن۪ينَۙ
Ne dersin! Eğer biz onları yıllarca yaşatıp nimetlerden faydalandırsak, sonra tehdit edilmekte oldukları (azap) başlarına gelse![205-206]
ثُمَّ
جَٓاءَهُمْ
مَا
كَانُوا
يُوعَدُونَۙ
Ne dersin! Eğer biz onları yıllarca yaşatıp nimetlerden faydalandırsak, sonra tehdit edilmekte oldukları (azap) başlarına gelse![205-206]
مَٓا
اَغْنٰى
عَنْهُمْ
مَا
كَانُوا
يُمَتَّعُونَۜ
Faydalandırıldıkları nimetler onlara hiç yarar sağlamayacaktır.[207]
وَمَٓا
اَهْلَكْنَا
مِنْ
قَرْيَةٍ
اِلَّا
لَهَا
مُنْذِرُونَۗۛ
Biz hiçbir memleketi, öğüt vermek üzere (gönderdiğimiz) uyarıcıları (peygamberleri) olmadan yok etmemişizdir. Biz zalim değiliz.[208-209]
Yükleniyor...