AYET LİSTE
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَتَنْحِتُونَ
مِنَ
الْجِبَالِ
بُيُوتاً
فَارِه۪ينَۚ
(Böyle sanıp) dağlardan ustaca evler yontuyorsunuz (oyup yapıyorsunuz).[149]
فَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَاَط۪يعُونِۚ
Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin.[150]
وَلَا
تُط۪يعُٓوا
اَمْرَ
الْمُسْرِف۪ينَۙ
Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen aşırı gidenlerin emrine uymayın.[151-152]
اَلَّذ۪ينَ
يُفْسِدُونَ
فِي
الْاَرْضِ
وَلَا
يُصْلِحُونَ
Yeryüzünde bozgunculuk yapıp dirlik düzenlik vermeyen aşırı gidenlerin emrine uymayın.[151-152]
قَالُٓوا
اِنَّـمَٓا
اَنْتَ
مِنَ
الْمُسَحَّر۪ينَۚ
Dediler ki: Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin![153]
مَٓا
اَنْتَ
اِلَّا
بَشَرٌ
مِثْلُنَاۚ
فَأْتِ
بِاٰيَةٍ
اِنْ
كُنْتَ
مِنَ
الصَّادِق۪ينَ
Sen de ancak bizim gibi bir insansın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bize bir mucize getir.[154]
قَالَ
هٰذِه۪
نَاقَةٌ
لَهَا
شِرْبٌ
وَلَكُمْ
شِرْبُ
يَوْمٍ
مَعْلُومٍۚ
Salih: İşte (mucize) bu dişi devedir; onun bir su içme hakkı vardır, belli bir günün içme hakkı da sizindir, dedi.[155]
وَلَا
تَمَسُّوهَا
بِسُٓوءٍ
فَيَأْخُذَكُمْ
عَذَابُ
يَوْمٍ
عَظ۪يمٍ
Ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi muazzam bir günün azabı yakalayıverir.[156]
فَعَقَرُوهَا
فَاَصْبَحُوا
نَادِم۪ينَۙ
Buna rağmen onlar deveyi kestiler; ama pişman da oldular.[157]
فَاَخَذَهُمُ
الْعَذَابُۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَةًۜ
وَمَا
كَانَ
اَكْثَرُهُمْ
مُؤْمِن۪ينَ
Bunun üzerine onları azap yakaladı. Doğrusu bunda, büyük bir ders vardır; ama çokları iman etmezler.[158]
وَاِنَّ
رَبَّكَ
لَهُوَ
الْعَز۪يزُ
الرَّح۪يمُ۟
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.[159]
كَذَّبَتْ
قَوْمُ
لُوطٍۨ
الْمُرْسَل۪ينَۚ
Lût kavmi de peygamberleri yalancılıkla suçladı.[160]
اِذْ
قَالَ
لَهُمْ
اَخُوهُمْ
لُوطٌ
اَلَا
تَتَّقُونَۚ
Kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: (Allah’a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?[161]
اِنّ۪ي
لَكُمْ
رَسُولٌ
اَم۪ينٌۙ
Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.[162]
فَاتَّقُوا
اللّٰهَ
وَاَط۪يعُونِۚ
Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.[163]
وَمَٓا
اَسْـَٔلُكُمْ
عَلَيْهِ
مِنْ
اَجْرٍۚ
اِنْ
اَجْرِيَ
اِلَّا
عَلٰى
رَبِّ
الْعَالَم۪ينَۜ
Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.[164]
اَتَأْتُونَ
الذُّكْرَانَ
مِنَ
الْعَالَم۪ينَۙ
Rabbinizin sizler için yarattığı eşlerinizi bırakıp da, insanlar içinden erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz sınırı aşmış (sapık) bir kavimsiniz![165-166]
وَتَذَرُونَ
مَا
خَلَقَ
لَكُمْ
رَبُّكُمْ
مِنْ
اَزْوَاجِكُمْۜ
بَلْ
اَنْتُمْ
قَوْمٌ
عَادُونَ
Rabbinizin sizler için yarattığı eşlerinizi bırakıp da, insanlar içinden erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz sınırı aşmış (sapık) bir kavimsiniz![165-166]
قَالُوا
لَئِنْ
لَمْ
تَنْتَهِ۬
يَا لُوطُ
لَتَكُونَنَّ
مِنَ
الْمُخْرَج۪ينَ
Onlar şöyle dediler: Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bil ki, sürgün edilmişlerden olacaksın![167]
قَالَ
اِنّ۪ي
لِعَمَلِكُمْ
مِنَ
الْقَال۪ينَۜ
Lût: Doğrusu, dedi, ben sizin bu işinizden tiksinmekteyim![168]
Yükleniyor...