AYET LİSTE

بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قَالَ خُذْهَا وَلَا تَخَفْ۠ سَنُع۪يدُهَا س۪يرَتَهَا الْاُو۫لٰى
Allah buyurdu: Al onu! Korkma! Biz onu şimdi ilk haline sokacağız.[21]
وَاضْمُمْ يَدَكَ اِلٰى جَنَاحِكَ تَخْرُجْ بَيْضَٓاءَ مِنْ غَيْرِ سُٓوءٍ اٰيَةً اُخْرٰىۙ
Bir de elini koltuğunun altına sok ki, bir başka mucize olmak üzere o, kusursuz ve lekesiz beyazlıkta çıksın.[22]
لِنُرِيَكَ مِنْ اٰيَاتِنَا الْكُبْرٰىۚ
Ta ki, sana, (böylece) en büyük âyetlerimizden bazılarını gösterelim.[23]
اِذْهَبْ اِلٰى فِرْعَوْنَ اِنَّهُ طَغٰى۟
Firavun’a git. Çünkü o iyice azdı.[24]
قَالَ رَبِّ اشْرَحْ ل۪ي صَدْر۪يۙ
Musa: Rabbim! dedi, yüreğime genişlik ver.[25]
وَيَسِّرْ ل۪ٓي اَمْر۪يۙ
İşimi bana kolaylaştır.[26]
وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَان۪يۙ
Dilimden (şu) bağı çöz.[27]
يَفْقَهُوا قَوْل۪يۖ
Ki sözümü anlasınlar.[28]
وَاجْعَلْ ل۪ي وَز۪يراً مِنْ اَهْل۪يۙ
Bana ailemden bir de vezir (yardımcı) ver,[29]
هٰرُونَ اَخ۪يۚ
Kardeşim Harun’u.[30]
اُشْدُدْ بِه۪ٓ اَزْر۪يۙ
Onun sayesinde arkamı kuvvetlendir.[31]
وَاَشْرِكْهُ ف۪ٓي اَمْر۪يۙ
Ve onu işime ortak kıl.[32]
كَيْ نُسَبِّحَكَ كَث۪يراًۙ
Böylece seni bol bol tesbih edelim.[33]
وَنَذْكُرَكَ كَث۪يراًۜ
Ve çok çok analım seni.[34]
اِنَّكَ كُنْتَ بِنَا بَص۪يراً
Şüphesiz sen bizi görmektesin.[35]
قَالَ قَدْ اُو۫ت۪يتَ سُؤْلَكَ يَا مُوسٰى
Allah: Ey Musa! dedi, istediğin sana verildi.[36]
وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَيْكَ مَرَّةً اُخْرٰىۙ
Andolsun biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk.[37]
اِذْ اَوْحَيْنَٓا اِلٰٓى اُمِّكَ مَا يُوحٰىۙ
Bir zaman, vahyedilecek şeyi annene (şöyle) vahyetmiştik:[38]
اَنِ اقْذِف۪يهِ فِي التَّابُوتِ فَاقْذِف۪يهِ فِي الْيَمِّ فَلْيُلْقِهِ الْيَمُّ بِالسَّاحِلِ يَأْخُذْهُ عَدُوٌّ ل۪ي وَعَدُوٌّ لَهُۜ وَاَلْقَيْتُ عَلَيْكَ مَحَبَّةً مِنّ۪يۚ وَلِتُصْنَعَ عَلٰى عَيْن۪يۢ
Musa’yı sandığa koy; sonra onu denize (Nil’e) bırak; deniz onu kıyıya atsın da, benim düşmanım ve onun düşmanı olan biri onu alsın. (Ey Musa! Sevilmen) ve benim nezaretimde yetiştirilmen için sana kendimden sevgi verdim.[39]
اِذْ تَمْش۪ٓي اُخْتُكَ فَتَقُولُ هَلْ اَدُلُّكُمْ عَلٰى مَنْ يَكْفُلُهُۜ فَرَجَعْنَاكَ اِلٰٓى اُمِّكَ كَيْ تَقَرَّ عَيْنُهَا وَلَا تَحْزَنَۜ وَقَتَلْتَ نَفْساً فَنَجَّيْنَاكَ مِنَ الْغَمِّ وَفَتَنَّاكَ فُتُوناً۠ فَلَبِثْتَ سِن۪ينَ ف۪ٓي اَهْلِ مَدْيَنَ ثُمَّ جِئْتَ عَلٰى قَدَرٍ يَا مُوسٰى
Hani, kız kardeşin gidip «Ona bakacak birini size bulayım mı?» diyordu. Böylece seni, gözü gönlü mutluluk dolsun ve üzülmesin diye annene geri verdik. Ve sen, birini öldürdün de seni endişeden kurtardık. Seni iyiden iyiye denemeden geçirdik. Bunun için yıllarca Medyen halkı arasında kaldın. Sonra takdire göre (bu makama) geldin ey Musa![40]
Yükleniyor...