AYET LİSTE
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
لِلّٰهِ
مُلْكُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
يَخْلُقُ
مَا
يَشَٓاءُۜ
يَهَبُ
لِمَنْ
يَشَٓاءُ
اِنَاثاً
وَيَهَبُ
لِمَنْ
يَشَٓاءُ
الذُّكُورَۙ
Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. Dilediğini yaratır; dilediğine kız çocukları, dilediğine de erkek çocukları bahşeder.[49]
اَوْ
يُزَوِّجُهُمْ
ذُكْرَاناً
وَاِنَاثاًۚ
وَيَجْعَلُ
مَنْ
يَشَٓاءُ
عَق۪يماًۜ
اِنَّهُ
عَل۪يمٌ
قَد۪يرٌ
Yahut onları, hem erkek hem de kız çocukları olmak üzere çift verir. Dilediğini de kısır kılar. O, her şeyi bilendir, her şeye gücü yetendir.[50]
وَمَا
كَانَ
لِبَشَرٍ
اَنْ
يُكَلِّمَهُ
اللّٰهُ
اِلَّا
وَحْياً
اَوْ
مِنْ
وَرَٓائِ۬
حِجَابٍ
اَوْ
يُرْسِلَ
رَسُولاً
فَيُوحِيَ
بِـاِذْنِه۪
مَا
يَشَٓاءُۜ
اِنَّهُ
عَلِيٌّ
حَك۪يمٌ
Allah bir insanla ancak vahiy yoluyla veya perde arkasından konuşur, yahut bir elçi gönderip izniyle ona dilediğini vahyeder. O yücedir, hakîmdir.[51]
وَكَذٰلِكَ
اَوْحَيْنَٓا
اِلَيْكَ
رُوحاً
مِنْ
اَمْرِنَاۜ
مَا
كُنْتَ
تَدْر۪ي
مَا
الْكِتَابُ
وَلَا
الْا۪يمَانُ
وَلٰكِنْ
جَعَلْنَاهُ
نُوراً
نَهْد۪ي
بِه۪
مَنْ
نَشَٓاءُ
مِنْ
عِبَادِنَاۜ
وَاِنَّكَ
لَتَهْد۪ٓي
اِلٰى
صِرَاطٍ
مُسْتَق۪يمٍۙ
İşte böylece sana da emrimizle Kur’an’ı vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu kullarımızdan dilediğimizi kendisiyle doğru yola eriştirdiğimiz bir nur kıldık. Şüphesiz ki sen doğru bir yolu göstermektesin.[52]
صِرَاطِ
اللّٰهِ
الَّذ۪ي
لَهُ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِۜ
اَلَٓا
اِلَى
اللّٰهِ
تَص۪يرُ
الْاُمُورُ
(O yol) göklerin ve yerin sahibi olan Allah’ın yoludur. Dikkat edin, bütün işler sonunda Allah’a döner.[53]
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَالْكِتَابِ
الْمُب۪ينِۙ
Apaçık Kitab’a andolsun ki biz, anlayıp düşünmeniz için onu Arapça bir Kur’an kıldık.[2-3]
اِنَّا
جَعَلْنَاهُ
قُرْءٰناً
عَرَبِياًّ
لَعَلَّكُمْ
تَعْقِلُونَۚ
Apaçık Kitab’a andolsun ki biz, anlayıp düşünmeniz için onu Arapça bir Kur’an kıldık.[2-3]
وَاِنَّهُ
ف۪ٓي
اُمِّ
الْكِتَابِ
لَدَيْنَا
لَعَلِيٌّ
حَك۪يمٌۜ
O, katımızda bulunan Ana Kitap’ta (levh-i mahfuzda) mevcut, yüce ve hikmetle dolu bir kitaptır.[4]
اَفَنَضْرِبُ
عَنْكُمُ
الذِّكْرَ
صَفْحاً
اَنْ
كُنْتُمْ
قَوْماً
مُسْرِف۪ينَ
Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur’an’la uyarmaktan vaz mı geçelim?[5]
وَكَمْ
اَرْسَلْنَا
مِنْ
نَبِيٍّ
فِي
الْاَوَّل۪ينَ
Daha önceki milletlere nice peygamberler göndermiştik.[6]
وَمَا
يَأْت۪يهِمْ
مِنْ
نَبِيٍّ
اِلَّا
كَانُوا
بِه۪
يَسْتَهْزِؤُ۫نَ
Onlar, kendilerine gelen her peygamberi mutlaka alaya alırlardı.[7]
فَاَهْلَكْـنَٓا
اَشَدَّ
مِنْهُمْ
بَطْشاً
وَمَضٰى
مَثَلُ
الْاَوَّل۪ينَ
Biz bunlardan daha zorba olanları da helâk ettik. Nitekim öncekilerde örneği geçmiştir.[8]
وَلَئِنْ
سَاَلْتَهُمْ
مَنْ
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
لَيَقُولُنَّ
خَلَقَهُنَّ
الْعَز۪يزُ
الْعَل۪يمُۙ
Andolsun ki, onlara gökleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan; «Onları şüphesiz güçlü olan, her şeyi bilen Allah yarattı» derler.[9]
اَلَّذ۪ي
جَعَلَ
لَكُمُ
الْاَرْضَ
مَهْداً
وَجَعَلَ
لَكُمْ
ف۪يهَا
سُبُلاً
لَعَلَّكُمْ
تَهْتَدُونَۚ
O, size yeri beşik kılmış ve doğru gidesiniz diye yeryüzünde size yollar yaratmıştır.[10]
وَالَّذ۪ي
نَزَّلَ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءً
بِقَدَرٍۚ
فَاَنْشَرْنَا
بِه۪
بَلْدَةً
مَيْتاًۚ
كَذٰلِكَ
تُخْرَجُونَ
Gökten bir ölçüye göre suyu indiren O’dur. Biz onunla (kupkuru), ölü memlekete hayat veririz. İşte siz de böylece (mezarlarınızdan) çıkarılacaksınız.[11]
وَالَّذ۪ي
خَلَقَ
الْاَزْوَاجَ
كُلَّهَا
وَجَعَلَ
لَكُمْ
مِنَ
الْفُلْكِ
وَالْاَنْعَامِ
مَا
تَرْكَبُونَۙ
Bütün çiftleri O yaratmıştır. Ve size bineceğiniz gemiler ve hayvanlar vâretmiştir ki, böylece onların sırtına binip üzerlerine yerleşince, Rabbinizin ni’metini anarak: Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik, diyesiniz.[12-13]
لِتَسْتَوُ۫ا
عَلٰى
ظُهُورِه۪
ثُمَّ
تَذْكُرُوا
نِعْمَةَ
رَبِّكُمْ
اِذَا
اسْتَوَيْتُمْ
عَلَيْهِ
وَتَقُولُوا
سُبْحَانَ
الَّذ۪ي
سَخَّرَ
لَنَا
هٰذَا
وَمَا
كُنَّا
لَهُ
مُقْرِن۪ينَۙ
Bütün çiftleri O yaratmıştır. Ve size bineceğiniz gemiler ve hayvanlar vâretmiştir ki, böylece onların sırtına binip üzerlerine yerleşince, Rabbinizin ni’metini anarak: Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik, diyesiniz.[12-13]
وَاِنَّٓا
اِلٰى
رَبِّنَا
لَمُنْقَلِبُونَ
Biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz (demelisiniz).[14]
وَجَعَلُوا
لَهُ
مِنْ
عِبَادِه۪
جُزْءاًۜ
اِنَّ
الْاِنْسَانَ
لَكَفُورٌ
مُب۪ينٌۜ
Ama onlar, kullarından bir kısmını, O’nun bir cüzü kıldılar. Gerçekten insan apaçık bir nankördür.[15]
Yükleniyor...