AYET LİSTE
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَنَعْمَةٍ
كَانُوا
ف۪يهَا
فَاكِه۪ينَۙ
Onlar geride nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler bırakmışlardı.[25-27]
كَذٰلِكَ۠
وَاَوْرَثْنَاهَا
قَوْماً
اٰخَر۪ينَ
İşte böylece biz de onları başka bir topluma miras bıraktık.[28]
فَمَا
بَكَتْ
عَلَيْهِمُ
السَّمَٓاءُ
وَالْاَرْضُ
وَمَا
كَانُوا
مُنْظَر۪ينَ۟
Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.[29]
وَلَقَدْ
نَجَّيْنَا
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
مِنَ
الْعَذَابِ
الْمُه۪ينِۙ
Andolsun biz, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan kurtardık.[30]
مِنْ
فِرْعَوْنَۜ
اِنَّهُ
كَانَ
عَالِياً
مِنَ
الْمُسْرِف۪ينَ
Yani Firavun’dan. Çünkü o bir zorba idi, aşırı gidenlerdendi.[31]
وَلَقَدِ
اخْتَرْنَاهُمْ
عَلٰى
عِلْمٍ
عَلَى
الْعَالَم۪ينَۚ
Andolsun biz İsrailoğullarına, bilerek, (kendi zamanlarında) âlemlerin üstünde bir imtiyaz verdik.[32]
وَاٰتَيْنَاهُمْ
مِنَ
الْاٰيَاتِ
مَا
ف۪يهِ
بَلٰٓؤٌا
مُب۪ينٌ
Onlara, içinde açık bir imtihan bulunan işaretler verdik.[33]
اِنَّ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
لَيَقُولُونَۙ
Onlar (müşrikler) diyorlar ki: İlk ölümümüzden sonra bir şey yoktur. Biz diriltilecek değiliz. Doğru söylüyorsanız, atalarımızı getirin.[34-36]
اِنْ
هِيَ
اِلَّا
مَوْتَتُنَا
الْاُو۫لٰى
وَمَا
نَحْنُ
بِمُنْشَر۪ينَ
Onlar (müşrikler) diyorlar ki: İlk ölümümüzden sonra bir şey yoktur. Biz diriltilecek değiliz. Doğru söylüyorsanız, atalarımızı getirin.[34-36]
فَأْتُوا
بِاٰبَٓائِنَٓا
اِنْ
كُنْتُمْ
صَادِق۪ينَ
Onlar (müşrikler) diyorlar ki: İlk ölümümüzden sonra bir şey yoktur. Biz diriltilecek değiliz. Doğru söylüyorsanız, atalarımızı getirin.[34-36]
اَهُمْ
خَيْرٌ
اَمْ
قَوْمُ
تُبَّعٍۙ
وَالَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْۜ
اَهْلَكْنَاهُمْۘ
اِنَّهُمْ
كَانُوا
مُجْرِم۪ينَ
Bunlar mı daha hayırlı, yoksa Tübba’ kavmi ile onlardan öncekiler mi? Onları yok ettik, çünkü onlar suçlu idiler.[37]
وَمَا
خَلَقْنَا
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
وَمَا
بَيْنَهُمَا
لَاعِب۪ينَ
Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.[38]
مَا
خَلَقْنَاهُمَٓا
اِلَّا
بِالْحَقِّ
وَلٰكِنَّ
اَكْثَرَهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
Onları sadece gerçek bir sebeple yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.[39]
اِنَّ
يَوْمَ
الْفَصْلِ
م۪يقَاتُهُمْ
اَجْمَع۪ينَۙ
Şüphesiz (hakkı bâtıldan ayıran) hüküm günü, hepsinin bir arada buluşacağı gündür.[40]
يَوْمَ
لَا
يُغْن۪ي
مَوْلًى
عَنْ
مَوْلًى
شَيْـٔاً
وَلَا
هُمْ
يُنْصَرُونَۙ
O gün, dostun dosta hiçbir faydası olmaz, kendilerine yardım da edilmez.[41]
اِلَّا
مَنْ
رَحِمَ
اللّٰهُۜ
اِنَّهُ
هُوَ
الْعَز۪يزُ
الرَّح۪يمُ۟
Ancak Allah’ın merhamet ettiği kimseler böyle değildir. Şüphesiz O, üstündür, merhametlidir.[42]
اِنَّ
شَجَرَتَ
الزَّقُّومِۙ
Şüphesiz zakkum ağacı, günahkârların yemeğidir.[43-44]
طَعَامُ
الْاَث۪يمِۚۛ
Şüphesiz zakkum ağacı, günahkârların yemeğidir.[43-44]
كَالْمُهْلِۚۛ
يَغْل۪ي
فِي
الْبُطُونِۙ
O, karınlarda maden eriyiği gibi, suyun kaynaması gibi kaynar.[45-46]
كَغَلْيِ
الْحَم۪يمِ
O, karınlarda maden eriyiği gibi, suyun kaynaması gibi kaynar.[45-46]
Yükleniyor...