AYET LİSTE
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
رَبِّ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَمَا
بَيْنَهُمَاۢ
اِنْ
كُنْتُمْ
مُوقِن۪ينَ
Eğer kesin olarak inanıyorsanız (bilin ki Allah), göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir.[7]
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَ
يُحْـي۪
وَيُم۪يتُۜ
رَبُّكُمْ
وَرَبُّ
اٰبَٓائِكُمُ
الْاَوَّل۪ينَ
O’ndan başka ilâh yoktur. (Her şeyi O) diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.[8]
بَلْ
هُمْ
ف۪ي
شَكٍّ
يَلْعَبُونَ
Fakat onlar, şüphe içinde eğlenip duruyorlar.[9]
فَارْتَقِبْ
يَوْمَ
تَأْتِي
السَّمَٓاءُ
بِدُخَانٍ
مُب۪ينٍۙ
Şimdi sen, göğün, insanları bürüyecek açık bir duman çıkaracağı günü gözetle. Bu, elem verici bir azaptır.[10-11]
يَغْشَى
النَّاسَۜ
هٰذَا
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
Şimdi sen, göğün, insanları bürüyecek açık bir duman çıkaracağı günü gözetle. Bu, elem verici bir azaptır.[10-11]
رَبَّـنَا
اكْشِفْ
عَنَّا
الْعَذَابَ
اِنَّا
مُؤْمِنُونَ
(İşte o zaman insanlar:) Rabbimiz! Bizden azabı kaldır. Doğrusu biz artık inanıyoruz (derler).[12]
اَنّٰى
لَهُمُ
الذِّكْرٰى
وَقَدْ
جَٓاءَهُمْ
رَسُولٌ
مُب۪ينٌۙ
Nerede onlarda öğüt almak? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti.[13]
ثُمَّ
تَوَلَّوْا
عَنْهُ
وَقَالُوا
مُعَلَّمٌ
مَجْنُونٌۢ
Sonra ondan yüz çevirdiler ve: Bu, öğretilmiş bir deli! dediler.[14]
اِنَّا
كَاشِفُوا
الْعَذَابِ
قَل۪يلاً
اِنَّكُمْ
عَٓائِدُونَۢ
Biz azabı birazcık kaldıracağız, ama siz yine (eski halinize) döneceksiniz.[15]
يَوْمَ
نَبْطِشُ
الْبَطْشَةَ
الْكُبْرٰىۚ
اِنَّا
مُنْتَقِمُونَ
Fakat biz büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, kesinlikle intikamımızı alırız.[16]
وَلَقَدْ
فَتَنَّا
قَبْلَهُمْ
قَوْمَ
فِرْعَوْنَ
وَجَٓاءَهُمْ
رَسُولٌ
كَر۪يمٌۙ
Andolsun, kendilerinden önce biz, Firavun’un kavmini de imtihan etmiştik. Onlara: Allah’ın kulları! Bana gelin! Çünkü ben size (gönderilmiş) güvenilir bir resûlüm diye (davette bulunan) şerefli bir elçi gelmişti.[17-18]
اَنْ
اَدُّٓوا
اِلَيَّ
عِبَادَ
اللّٰهِۜ
اِنّ۪ي
لَكُمْ
رَسُولٌ
اَم۪ينٌۙ
Andolsun, kendilerinden önce biz, Firavun’un kavmini de imtihan etmiştik. Onlara: Allah’ın kulları! Bana gelin! Çünkü ben size (gönderilmiş) güvenilir bir resûlüm diye (davette bulunan) şerefli bir elçi gelmişti.[17-18]
وَاَنْ
لَا
تَعْلُوا
عَلَى
اللّٰهِۚ
اِنّ۪ٓي
اٰت۪يكُمْ
بِسُلْطَانٍ
مُب۪ينٍۚ
Allah’a karşı ululuk taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir delil getiriyorum.[19]
وَاِنّ۪ي
عُذْتُ
بِرَبّ۪ي
وَرَبِّكُمْ
اَنْ
تَرْجُمُونِۘ
Ben, beni taşlamanızdan, benim ve sizin Rabbiniz olan Allah’a sığındım.[20]
وَاِنْ
لَمْ
تُؤْمِنُوا
ل۪ي
فَاعْتَزِلُونِ
Eğer bana inanmazsanız, hiç değilse yanımdan uzaklaşın.[21]
فَدَعَا
رَبَّهُٓ
اَنَّ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
قَوْمٌ
مُجْرِمُونَ
Bunun üzerine Musa: Bunlar suç işleyen bir toplumdur, diye Rabbine arzetti.[22]
فَاَسْرِ
بِعِبَاد۪ي
لَيْلاً
اِنَّكُمْ
مُتَّبَعُونَۙ
Allah, O halde kullarımı geceleyin yola çıkar. Çünkü takip edileceksiniz, buyurdu.[23]
وَاتْرُكِ
الْبَحْرَ
رَهْواًۜ
اِنَّهُمْ
جُنْدٌ
مُغْرَقُونَ
Denizi açık halde bırak. Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.[24]
كَمْ
تَرَكُوا
مِنْ
جَنَّاتٍ
وَعُيُونٍۙ
Onlar geride nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler bırakmışlardı.[25-27]
وَزُرُوعٍ
وَمَقَامٍ
كَر۪يمٍۙ
Onlar geride nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler bırakmışlardı.[25-27]
Yükleniyor...