AYET LİSTE
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَلَقَدْ
تَرَكْنَاهَٓا
اٰيَةً
فَهَلْ
مِنْ
مُدَّكِرٍ
Andolsun ki onu bir ibret olarak bıraktık, ibret alan yok mudur?[15]
فَـكَيْفَ
كَانَ
عَذَاب۪ي
وَنُذُرِ
Benim azabım ve uyarılarım nasılmış![16]
وَلَقَدْ
يَسَّرْنَا
الْقُرْاٰنَ
لِلذِّكْرِ
فَهَلْ
مِنْ
مُدَّكِرٍ
Andolsun biz Kur’an’ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. (Ondan) öğüt alan yok mu?[17]
كَذَّبَتْ
عَادٌ
فَـكَيْفَ
كَانَ
عَذَاب۪ي
وَنُذُرِ
Âd kavmi (Peygamberleri Hûd’u) yalanladı da azabım ve tehdidim nasılmış (gördüler).[18]
اِنَّٓا
اَرْسَلْنَا
عَلَيْهِمْ
ر۪يحاً
صَرْصَراً
ف۪ي
يَوْمِ
نَحْسٍ
مُسْتَمِرٍّۙ
Biz onların üstüne, uğursuzluğu devamlı bir günde dondurucu bir rüzgâr gönderdik.[19]
تَنْزِعُ
النَّاسَۙ
كَاَنَّهُمْ
اَعْجَازُ
نَخْلٍ
مُنْقَعِرٍ
O rüzgâr, insanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seriyordu.[20]
فَـكَيْفَ
كَانَ
عَذَاب۪ي
وَنُذُرِ
Nasılmış benim azabım ve uyarılarım![21]
وَلَقَدْ
يَسَّرْنَا
الْقُرْاٰنَ
لِلذِّكْرِ
فَهَلْ
مِنْ
مُدَّكِرٍ۟
Andolsun biz Kur’an’ı düşünüp öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu?[22]
كَذَّبَتْ
ثَمُودُ
بِالنُّذُرِ
Semûd kavmi de uyarıcıları yalanladı.[23]
فَقَالُٓوا
اَبَشَراً
مِنَّا
وَاحِداً
نَتَّبِعُهُٓۙ
اِنَّٓا
اِذاً
لَف۪ي
ضَلَالٍ
وَسُعُرٍ
«Aramızdan bir beşere mi uyacağız? O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık etmiş oluruz» dediler.[24]
ءَاُلْقِيَ
الذِّكْرُ
عَلَيْهِ
مِنْ
بَيْنِنَا
بَلْ
هُوَ
كَذَّابٌ
اَشِرٌ
«Vahiy, aramızda ona mı verildi? Hayır o, yalancı ve şımarığın biridir» (dediler.)[25]
سَيَعْلَمُونَ
غَداً
مَنِ
الْـكَذَّابُ
الْاَشِرُ
Yarın onlar, yalancı ve şımarığın kim olduğunu bileceklerdir.[26]
اِنَّا
مُرْسِلُوا
النَّاقَةِ
فِتْنَةً
لَهُمْ
فَارْتَقِبْهُمْ
وَاصْطَبِرْۘ
Gerçekten onları imtihan etmek için dişi deveyi gönderen biziz. Sen onları gözetle ve sabret.[27]
وَنَبِّئْهُمْ
اَنَّ
الْمَٓاءَ
قِسْمَةٌ
بَيْنَهُمْۚ
كُلُّ
شِرْبٍ
مُحْتَضَرٌ
Onlara, suyun aralarında paylaştırıldığını haber ver. Her biri kendi içme sırasında gelsin.[28]
فَنَادَوْا
صَاحِبَهُمْ
فَتَعَاطٰى
فَعَقَرَ
Arkadaşlarını çağırdılar, o da (bundan cür’et alarak) kılıcını kaptı ve deveyi kesti.[29]
فَـكَيْفَ
كَانَ
عَذَاب۪ي
وَنُذُرِ
(Bu azgınlara) azabım ve uyarılarım nasıl oldu![30]
اِنَّٓا
اَرْسَلْنَا
عَلَيْهِمْ
صَيْحَةً
وَاحِدَةً
فَـكَانُوا
كَـهَش۪يمِ
الْمُحْتَظِرِ
Biz onların üzerlerine korkunç bir ses gönderdik. Hemen hayvan ağılına konan kuru ot gibi oluverdiler.[31]
وَلَقَدْ
يَسَّرْنَا
الْقُرْاٰنَ
لِلذِّكْرِ
فَهَلْ
مِنْ
مُدَّكِرٍ
Andolsun biz Kur’an’ı, anlaşılıp öğüt alınması için kolaylaştırdık. O halde düşünüp öğüt alan yok mu?[32]
كَذَّبَتْ
قَوْمُ
لُوطٍ
بِالنُّذُرِ
Lût’un kavmi de uyarıcı peygamberleri yalanladı.[33]
اِنَّٓا
اَرْسَلْنَا
عَلَيْهِمْ
حَاصِباً
اِلَّٓا
اٰلَ
لُوطٍۜ
نَجَّيْنَاهُمْ
بِسَحَرٍۙ
Biz de üstlerine taş (yağdıran bir fırtına) gönderdik. Ancak Lût ailesi müstesna, katımızdan bir nimet olarak onları seher vaktinde kurtardık. Biz şükredeni işte böyle mükâfatlandırırız.[34-35]
Yükleniyor...