AYET LİSTE
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
يَا صَاحِبَيِ
السِّجْنِ
اَمَّٓا
اَحَدُكُمَا
فَيَسْق۪ي
رَبَّهُ
خَمْراًۚ
وَاَمَّا
الْاٰخَرُ
فَيُصْلَبُ
فَتَأْكُلُ
الطَّيْرُ
مِنْ
رَأْسِه۪ۜ
قُضِيَ
الْاَمْرُ
الَّذ۪ي
ف۪يهِ
تَسْتَفْتِيَانِۜ
Ey zindan arkadaşlarım! (Rüyalarınıza gelince), biriniz (daha önce olduğu gibi) efendisine şarap içirecek; diğeri ise asılacak ve kuşlar onun başından (beynini) yiyecekler. Yorumunu sorduğunuz iş (bu şekilde) kesinleşmiştir.[41]
وَقَالَ
لِلَّذ۪ي
ظَنَّ
اَنَّهُ
نَاجٍ
مِنْهُمَا
اذْكُرْن۪ي
عِنْدَ
رَبِّكَۘ
فَاَنْسٰيهُ
الشَّيْطَانُ
ذِكْرَ
رَبِّه۪
فَلَبِثَ
فِي
السِّجْنِ
بِضْعَ
سِن۪ينَۜ ۟
Onlardan, kurtulacağını bildiği kimseye dedi ki: Beni efendinin yanında an, (umulur ki beni çıkarır). Fakat şeytan ona, efendisine anmayı unutturdu. Dolayısıyla (Yusuf), birkaç sene daha zindanda kaldı.[42]
وَقَالَ
الْمَلِكُ
اِنّ۪ٓي
اَرٰى
سَبْعَ
بَقَرَاتٍ
سِمَانٍ
يَأْكُلُهُنَّ
سَبْعٌ
عِجَافٌ
وَسَبْعَ
سُنْبُلَاتٍ
خُضْرٍ
وَاُخَرَ
يَابِسَاتٍۜ
يَٓا اَيُّهَا
الْمَلَأُ
اَفْتُون۪ي
ف۪ي
رُءْيَايَ
اِنْ
كُنْتُمْ
لِلرُّءْيَا
تَعْبُرُونَ
Kral dedi ki: Ben (rüyada) yedi arık ineğin yediği yedi semiz inek gördüm. Ayrıca, yedi yeşil başak ve diğerlerini de kuru gördüm. Ey ileri gelenler! Eğer rüya yorumluyorsanız, benim rüyamı da bana yorumlayınız.[43]
قَالُٓوا
اَضْغَاثُ
اَحْلَامٍۚ
وَمَا
نَحْنُ
بِتَأْو۪يلِ
الْاَحْلَامِ
بِعَالِم۪ينَ
(Yorumcular) dediler ki: Bunlar karmakarışık düşlerdir. Biz böyle düşlerin yorumunu bilenlerden değiliz.[44]
وَقَالَ
الَّذ۪ي
نَجَا
مِنْهُمَا
وَادَّكَرَ
بَعْدَ
اُمَّةٍ
اَنَا۬
اُنَبِّئُكُمْ
بِتَأْو۪يلِه۪
فَاَرْسِلُونِ
(Zindandaki) iki kişiden kurtulmuş olan, uzun bir zaman sonra (Yusuf’u) hatırlayarak dedi ki: Ben size onun yorumunu haber veririm, beni hemen (zindana) gönderin.[45]
يُوسُفُ
اَيُّهَا
الصِّدّ۪يقُ
اَفْتِنَا
ف۪ي
سَبْعِ
بَقَرَاتٍ
سِمَانٍ
يَأْكُلُهُنَّ
سَبْعٌ
عِجَافٌ
وَسَبْعِ
سُنْبُلَاتٍ
خُضْرٍ
وَاُخَرَ
يَابِسَاتٍۙ
لَعَلّ۪ٓي
اَرْجِعُ
اِلَى
النَّاسِ
لَعَلَّهُمْ
يَعْلَمُونَ
(Yusuf’un yanına gelerek dedi ki:) Ey Yusuf, ey doğru sözlü kişi! (Rüyada görülen) yedi arık ineğin yediği yedi semiz inek ile yedi yeşil başak ve diğerleri de kuru olan (başaklar) hakkında bize yorum yap. Ümit ederim ki, insanlara (isabetli yorumunla) dönerim de belki onlar da doğruyu öğrenirler.[46]
قَالَ
تَزْرَعُونَ
سَبْعَ
سِن۪ينَ
دَاَباًۚ
فَمَا
حَصَدْتُمْ
فَذَرُوهُ
ف۪ي
سُنْبُلِه۪ٓ
اِلَّا
قَل۪يلاً
مِمَّا
تَأْكُلُونَ
Yusuf dedi ki: Yedi sene âdetiniz üzere ekin ekersiniz. Sonra da yiyeceklerinizden az bir miktar hariç, biçtiklerinizi başağında (stok edip) bırakınız.[47]
ثُمَّ
يَأْت۪ي
مِنْ
بَعْدِ
ذٰلِكَ
سَبْعٌ
شِدَادٌ
يَأْكُلْنَ
مَا
قَدَّمْتُمْ
لَهُنَّ
اِلَّا
قَل۪يلاً
مِمَّا
تُحْصِنُونَ
Sonra bunun ardından, saklayacaklarınızdan az bir miktar (tohumluk) hariç, o yıllar için biriktirdiklerinizi yeyip bitirecek yedi kıtlık yılı gelecektir.[48]
ثُمَّ
يَأْت۪ي
مِنْ
بَعْدِ
ذٰلِكَ
عَامٌ
ف۪يهِ
يُغَاثُ
النَّاسُ
وَف۪يهِ
يَعْصِرُونَ۟
Sonra bunun ardından da bir yıl gelecek ki, o yılda insanlara (Allah tarafından) yardım olunacak ve o yılda (meyvesuyu ve yağ) sıkacaklar.[49]
وَقَالَ
الْمَلِكُ
ائْتُون۪ي
بِه۪ۚ
فَلَمَّا
جَٓاءَهُ
الرَّسُولُ
قَالَ
ارْجِعْ
اِلٰى
رَبِّكَ
فَسْـَٔلْهُ
مَا
بَالُ
النِّسْوَةِ
الّٰت۪ي
قَطَّعْنَ
اَيْدِيَهُنَّۜ
اِنَّ
رَبّ۪ي
بِكَيْدِهِنَّ
عَل۪يمٌ
(Adam bu yorumu getirince) kral dedi ki: «Onu bana getirin!» Elçi, Yusuf’a geldiği zaman, (Yusuf) dedi ki: «Efendine dön de ona: Ellerini kesen o kadınların zoru neydi? diye sor. Şüphesiz benim Rabbim onların hilesini çok iyi bilir.»[50]
قَالَ
مَا
خَطْبُكُنَّ
اِذْ
رَاوَدْتُنَّ
يُوسُفَ
عَنْ
نَفْسِه۪ۜ
قُلْنَ
حَاشَ
لِلّٰهِ
مَا
عَلِمْنَا
عَلَيْهِ
مِنْ
سُٓوءٍۜ
قَالَتِ
امْرَاَتُ
الْعَز۪يزِ
الْـٰٔنَ
حَصْحَصَ
الْحَقُّۘ
اَنَا۬
رَاوَدْتُهُ
عَنْ
نَفْسِه۪
وَاِنَّهُ
لَمِنَ
الصَّادِق۪ينَ
(Kral kadınlara) dedi ki: Yusuf’un nefsinden murat almak istediğiniz zaman durumunuz neydi? Kadınlar, Hâşâ! Allah için, biz ondan hiçbir kötülük görmedik, dediler. Azizin karısı da dedi ki: «Şimdi gerçek ortaya çıktı. Ben onun nefsinden murat almak istemiştim. Şüphesiz ki o doğru söyleyenlerdendir.»[51]
ذٰلِكَ
لِيَعْلَمَ
اَنّ۪ي
لَمْ
اَخُنْهُ
بِالْغَيْبِ
وَاَنَّ
اللّٰهَ
لَا
يَهْد۪ي
كَيْدَ
الْخَٓائِن۪ينَ
(Yusuf dedi ki): Bu, azizin yokluğunda ona hainlik etmediğimi ve Allah’ın hainlerin hilesini başarıya ulaştırmayacağını (herkesin) bilmesi içindir.[52]
وَمَٓا
اُبَرِّئُ
نَفْس۪يۚ
اِنَّ
النَّفْسَ
لَاَمَّارَةٌ
بِالسُّٓوءِ
اِلَّا
مَا
رَحِمَ
رَبّ۪يۜ
اِنَّ
رَبّ۪ي
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
(Bununla beraber) nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis aşırı şekilde kötülüğü emreder; Rabbim acıyıp korumuş başka. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayan, pek esirgeyendir.[53]
وَقَالَ
الْمَلِكُ
ائْتُون۪ي
بِه۪ٓ
اَسْتَخْلِصْهُ
لِنَفْس۪يۚ
فَلَمَّا
كَلَّمَهُ
قَالَ
اِنَّكَ
الْيَوْمَ
لَدَيْنَا
مَك۪ينٌ
اَم۪ينٌ
Kral dedi ki: Onu bana getirin, onu kendime özel danışman edineyim. Onunla konuşunca: Bugün sen yanımızda yüksek makam sahibi ve güvenilir birisin, dedi.[54]
قَالَ
اجْعَلْن۪ي
عَلٰى
خَزَٓائِنِ
الْاَرْضِۚ
اِنّ۪ي
حَف۪يظٌ
عَل۪يمٌ
«Beni ülkenin hazinelerine tayin et! Çünkü ben (onları) çok iyi korurum ve bu işi bilirim» dedi.[55]
وَكَذٰلِكَ
مَكَّنَّا
لِيُوسُفَ
فِي
الْاَرْضِۚ
يَتَبَوَّاُ
مِنْهَا
حَيْثُ
يَشَٓاءُۜ
نُص۪يبُ
بِرَحْمَتِنَا
مَنْ
نَشَٓاءُ
وَلَا
نُض۪يعُ
اَجْرَ
الْمُحْسِن۪ينَ
Ve böylece Yusuf’a orada dilediği gibi hareket etmek üzere ülke içinde yetki verdik. Biz dilediğimiz kimseye rahmetimizi eriştiririz. Ve güzel davrananların mükâfatını zayi etmeyiz.[56]
وَلَاَجْرُ
الْاٰخِرَةِ
خَيْرٌ
لِلَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَكَانُوا
يَتَّقُونَ۟
İman edip de (kötülüklerden) sakınanlar için ahiret mükâfatı daha hayırlıdır.[57]
وَجَٓاءَ
اِخْوَةُ
يُوسُفَ
فَدَخَلُوا
عَلَيْهِ
فَعَرَفَهُمْ
وَهُمْ
لَهُ
مُنْكِرُونَ
Yusuf’un kardeşleri gelip onun huzuruna girdiler, (Yusuf) onları tanıdı, onlar onu tanımıyorlardı.[58]
وَلَمَّا
جَهَّزَهُمْ
بِجَهَازِهِمْ
قَالَ
ائْتُون۪ي
بِاَخٍ
لَكُمْ
مِنْ
اَب۪يكُمْۚ
اَلَا
تَرَوْنَ
اَنّ۪ٓي
اُو۫فِي
الْكَيْلَ
وَاَنَا۬
خَيْرُ
الْمُنْزِل۪ينَ
(Yusuf) onların yüklerini hazırlayınca dedi ki: «Sizin bababir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ben ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafirperverlerin en iyisiyim.[59]
فَاِنْ
لَمْ
تَأْتُون۪ي
بِه۪
فَلَا
كَيْلَ
لَكُمْ
عِنْد۪ي
وَلَا
تَقْرَبُونِ
Eğer onu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size verilecek bir ölçek (erzak) yoktur, bana hiç yaklaşmayın!»[60]
Yükleniyor...