AYET LİSTE
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
اِرْجِع۪ٓي
اِلٰى
رَبِّكِ
رَاضِيَةً
مَرْضِيَّةًۚ
Ey huzura kavuşmuş insan! Sen O’ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. (Seçkin) kullarım arasına katıl ve cennetime gir![27-30]
فَادْخُل۪ي
ف۪ي
عِبَاد۪يۙ
Ey huzura kavuşmuş insan! Sen O’ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. (Seçkin) kullarım arasına katıl ve cennetime gir![27-30]
وَادْخُل۪ي
جَنَّت۪ي
Ey huzura kavuşmuş insan! Sen O’ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak Rabbine dön. (Seçkin) kullarım arasına katıl ve cennetime gir![27-30]
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
لَٓا
اُقْسِمُ
بِهٰذَا
الْبَلَدِۙ
Bu beldeye -ki sen bu beldedesin-, babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki biz, insanı (yüzyüze geleceği nice) zorluklar içinde yarattık.[1-4]
وَاَنْتَ
حِلٌّ
بِهٰذَا
الْبَلَدِۙ
Bu beldeye -ki sen bu beldedesin-, babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki biz, insanı (yüzyüze geleceği nice) zorluklar içinde yarattık.[1-4]
وَوَالِدٍ
وَمَا
وَلَدَۙ
Bu beldeye -ki sen bu beldedesin-, babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki biz, insanı (yüzyüze geleceği nice) zorluklar içinde yarattık.[1-4]
لَقَدْ
خَلَقْنَا
الْاِنْسَانَ
ف۪ي
كَبَدٍۜ
Bu beldeye -ki sen bu beldedesin-, babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki biz, insanı (yüzyüze geleceği nice) zorluklar içinde yarattık.[1-4]
اَيَحْسَبُ
اَنْ
لَنْ
يَقْدِرَ
عَلَيْهِ
اَحَدٌۢ
İnsan, hiç kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?[5]
يَقُولُ
اَهْلَكْتُ
مَالاً
لُبَداًۜ
«Pek çok mal harcadım» diyor.[6]
اَيَحْسَبُ
اَنْ
لَمْ
يَرَهُٓ
اَحَدٌۜ
Kimse onu görmedi mi sanıyor?[7]
اَلَمْ
نَجْعَلْ
لَهُ
عَيْنَيْنِۙ
Biz ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi? Ona iki yolu (doğru ve eğriyi) göstermedik mi?[8-10]
وَلِسَاناً
وَشَفَتَيْنِۙ
Biz ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi? Ona iki yolu (doğru ve eğriyi) göstermedik mi?[8-10]
وَهَدَيْنَاهُ
النَّجْدَيْنِۚ
Biz ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi? Ona iki yolu (doğru ve eğriyi) göstermedik mi?[8-10]
فَلَا
اقْتَحَمَ
الْعَقَبَةَۘ
Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin? Köle azat etmek veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut aç-açık bir yoksulu doyurmaktır.[11-16]
وَمَٓا
اَدْرٰيكَ
مَا
الْعَقَبَةُۜ
Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin? Köle azat etmek veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut aç-açık bir yoksulu doyurmaktır.[11-16]
فَكُّ
رَقَبَةٍۙ
Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin? Köle azat etmek veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut aç-açık bir yoksulu doyurmaktır.[11-16]
اَوْ
اِطْعَامٌ
ف۪ي
يَوْمٍ
ذ۪ي
مَسْغَبَةٍۙ
Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin? Köle azat etmek veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut aç-açık bir yoksulu doyurmaktır.[11-16]
يَت۪يماً
ذَا
مَقْرَبَةٍۙ
Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin? Köle azat etmek veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut aç-açık bir yoksulu doyurmaktır.[11-16]
اَوْ
مِسْك۪يناً
ذَا
مَتْرَبَةٍۜ
Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin? Köle azat etmek veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut aç-açık bir yoksulu doyurmaktır.[11-16]
ثُمَّ
كَانَ
مِنَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَتَوَاصَوْا
بِالصَّبْرِ
وَتَوَاصَوْا
بِالْمَرْحَمَةِۜ
Sonra iman edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve birbirlerine acımayı öğütleyenlerden olmaktır. İşte bunlar sağdakilerdir.[17-18]
Yükleniyor...