AYET LİSTE
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلْ
لِعِبَادِيَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
يُق۪يمُوا
الصَّلٰوةَ
وَيُنْفِقُوا
مِمَّا
رَزَقْنَاهُمْ
سِراًّ
وَعَلَانِيَةً
مِنْ
قَبْلِ
اَنْ
يَأْتِيَ
يَوْمٌ
لَا
بَيْعٌ
ف۪يهِ
وَلَا
خِلَالٌ
İman eden kullarıma söyle: Namazlarını dosdoğru kılsınlar, kendisinde ne alış-veriş, ne de dostluk bulunan bir gün gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıklardan (Allah için) gizli-açık harcasınlar.[31]
اَللّٰهُ
الَّذ۪ي
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
وَاَنْزَلَ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مَٓاءً
فَاَخْرَجَ
بِه۪
مِنَ
الثَّمَرَاتِ
رِزْقاً
لَكُمْۚ
وَسَخَّرَ
لَكُمُ
الْفُلْكَ
لِتَجْرِيَ
فِي
الْبَحْرِ
بِاَمْرِه۪ۚ
وَسَخَّرَ
لَكُمُ
الْاَنْهَارَۚ
(O öyle lütufkâr) Allah’tır ki, gökleri ve yeri yarattı, gökten suyu indirip onunla rızık olarak size türlü meyveler çıkardı; izni ile denizde yüzüp gitmeleri için gemileri emrinize verdi; nehirleri de sizin (yararlanmanız) için akıttı.[32]
وَسَخَّرَ
لَكُمُ
الشَّمْسَ
وَالْقَمَرَ
دَٓائِبَيْنِۚ
وَسَخَّرَ
لَكُمُ
الَّيْلَ
وَالنَّهَارَۚ
Düzenli seyreden güneşi ve ayı size faydalı kıldı; geceyi ve gündüzü de istifadenize verdi.[33]
وَاٰتٰيكُمْ
مِنْ
كُلِّ
مَا
سَاَلْتُمُوهُۜ
وَاِنْ
تَعُدُّوا
نِعْمَتَ
اللّٰهِ
لَا
تُحْصُوهَاۜ
اِنَّ
الْاِنْسَانَ
لَظَلُومٌ
كَفَّارٌ۟
O size istediğiniz her şeyden verdi. Allah’ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız. Doğrusu insan çok zalim, çok nankördür![34]
وَاِذْ
قَالَ
اِبْرٰه۪يمُ
رَبِّ
اجْعَلْ
هٰذَا
الْبَلَدَ
اٰمِناً
وَاجْنُبْن۪ي
وَبَنِيَّ
اَنْ
نَعْبُدَ
الْاَصْنَامَۜ
Hatırla ki İbrahim şöyle demişti: «Rabbim! Bu şehri (Mekke’yi) emniyetli kıl, beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut!»[35]
رَبِّ
اِنَّهُنَّ
اَضْلَلْنَ
كَث۪يراً
مِنَ
النَّاسِۚ
فَمَنْ
تَبِعَن۪ي
فَاِنَّهُ
مِنّ۪يۚ
وَمَنْ
عَصَان۪ي
فَاِنَّكَ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
«Çünkü, onlar (putlar), insanlardan birçoğunun sapmasına sebep oldular, Rabbim. Şimdi kim bana uyarsa o bendendir. Kim de bana karşı gelirse, artık sen gerçekten çok bağışlayan, pek esirgeyensin.»[36]
رَبَّـنَٓا
اِنّ۪ٓي
اَسْكَنْتُ
مِنْ
ذُرِّيَّت۪ي
بِوَادٍ
غَيْرِ
ذ۪ي
زَرْعٍ
عِنْدَ
بَيْتِكَ
الْمُحَرَّمِۙ
رَبَّـنَا
لِيُق۪يمُوا
الصَّلٰوةَ
فَاجْعَلْ
اَفْـِٔدَةً
مِنَ
النَّاسِ
تَهْو۪ٓي
اِلَيْهِمْ
وَارْزُقْهُمْ
مِنَ
الثَّمَرَاتِ
لَعَلَّهُمْ
يَشْكُرُونَ
«Ey Rabbimiz! Ey sahibimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için ben, neslimden bir kısmını senin Beyt-i Harem’inin (Kâbe’nin) yanında, ziraat yapılmayan bir vâdiye yerleştirdim. Artık sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meyledici kıl ve meyvelerden bunlara rızık ver! Umulur ki bu nimetlere şükrederler.»[37]
رَبَّـنَٓا
اِنَّكَ
تَعْلَمُ
مَا
نُخْف۪ي
وَمَا
نُعْلِنُۜ
وَمَا
يَخْفٰى
عَلَى
اللّٰهِ
مِنْ
شَيْءٍ
فِي
الْاَرْضِ
وَلَا
فِي
السَّمَٓاءِ
«Ey Rabbimiz! Şüphesiz ki sen bizim gizleyeceğimizi de açıklayacağımızı da bilirsin. Çünkü ne yerde ne de gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.»[38]
اَلْحَمْدُ
لِلّٰهِ
الَّذ۪ي
وَهَبَ
ل۪ي
عَلَى
الْكِبَرِ
اِسْمٰع۪يلَ
وَاِسْحٰقَۜ
اِنَّ
رَبّ۪ي
لَسَم۪يعُ
الدُّعَٓاءِ
«İhtiyar halimde bana İsmail’i ve İshak’ı lütfeden Allah’a hamdolsun! Şüphesiz Rabbim duayı işitendir.»[39]
رَبِّ
اجْعَلْن۪ي
مُق۪يمَ
الصَّلٰوةِ
وَمِنْ
ذُرِّيَّت۪يۗ
رَبَّـنَا
وَتَقَبَّلْ
دُعَٓاءِ
«Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazı devamlı kılanlardan eyle; ey Rabbimiz! Duamı kabul et!»[40]
رَبَّـنَا
اغْفِرْ
ل۪ي
وَلِوَالِدَيَّ
وَلِلْمُؤْمِن۪ينَ
يَوْمَ
يَقُومُ
الْحِسَابُ۟
«Ey Rabbimiz! (Amellerin) hesap olunacağı gün beni, ana-babamı ve müminleri bağışla!»[41]
وَلَا
تَحْسَبَنَّ
اللّٰهَ
غَافِلاً
عَمَّا
يَعْمَلُ
الظَّالِمُونَۜ
اِنَّمَا
يُؤَخِّرُهُمْ
لِيَوْمٍ
تَشْخَصُ
ف۪يهِ
الْاَبْصَارُۙ
(Resûlüm!) Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.[42]
مُهْطِع۪ينَ
مُقْنِع۪ي
رُؤُ۫سِهِمْ
لَا
يَرْتَدُّ
اِلَيْهِمْ
طَرْفُهُمْۚ
وَاَفْـِٔدَتُهُمْ
هَوَٓاءٌۜ
Zihinleri bomboş olarak kendilerine bile dönüp bakamaz durumda, gözleri göğe dikilmiş bir vaziyette koşarlar.[43]
وَاَنْذِرِ
النَّاسَ
يَوْمَ
يَأْت۪يهِمُ
الْعَذَابُۙ
فَيَقُولُ
الَّذ۪ينَ
ظَلَمُوا
رَبَّـنَٓا
اَخِّرْنَٓا
اِلٰٓى
اَجَلٍ
قَر۪يبٍۙ
نُجِبْ
دَعْوَتَكَ
وَنَتَّبِـعِ
الرُّسُلَۜ
اَوَلَمْ
تَكُونُٓوا
اَقْسَمْتُمْ
مِنْ
قَبْلُ
مَا
لَكُمْ
مِنْ
زَوَالٍۙ
Kendilerine azabın geleceği, bu yüzden zalimlerin: «Ey Rabbimiz! Yakın bir müddete kadar bize süre ver de senin davetine uyalım ve peygamberlere tâbi olalım» diyecekleri gün hakkında insanları uyar. (Onlara denilir ki:) «Daha önce, sizin için bir zevâl olmadığına, yemin etmemiş miydiniz?»[44]
وَسَكَنْتُمْ
ف۪ي
مَسَاكِنِ
الَّذ۪ينَ
ظَلَمُٓوا
اَنْفُسَهُمْ
وَتَبَيَّنَ
لَكُمْ
كَيْفَ
فَعَلْنَا
بِهِمْ
وَضَرَبْنَا
لَكُمُ
الْاَمْثَالَ
«(Sizden önce) kendilerine zulmedenlerin yurtlarında oturdunuz. Onlara nasıl muamele ettiğimiz size apaçık belli oldu. Ve size misaller de verdik.»[45]
وَقَدْ
مَكَرُوا
مَكْرَهُمْ
وَعِنْدَ
اللّٰهِ
مَكْرُهُمْۜ
وَاِنْ
كَانَ
مَكْرُهُمْ
لِتَزُولَ
مِنْهُ
الْجِبَالُ
Hilelerinin cezası Allah katında (malum) iken, onlar, tuzaklarını kurmuşlardı. Halbuki onların hileleriyle dağlar yerinden gidecek değildi![46]
فَلَا
تَحْسَبَنَّ
اللّٰهَ
مُخْلِفَ
وَعْدِه۪
رُسُلَهُۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
عَز۪يزٌ
ذُو
انْتِقَامٍۜ
O halde, sakın Allah’ın peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma! Çünkü Allah mutlak üstündür, kimsenin yaptığını yanına bırakmaz.[47]
يَوْمَ
تُبَدَّلُ
الْاَرْضُ
غَيْرَ
الْاَرْضِ
وَالسَّمٰوَاتُ
وَبَرَزُوا
لِلّٰهِ
الْوَاحِدِ
الْقَهَّارِ
Yer başka bir yer, gökler de (başka gökler) haline getirildiği, (insanlar) bir ve gücüne karşı durulamaz olan Allah’ın huzuruna çıktıkları gün (Allah bütün zalimlerin cezasını verecektir).[48]
وَتَرَى
الْمُجْرِم۪ينَ
يَوْمَئِذٍ
مُقَرَّن۪ينَ
فِي
الْاَصْفَادِۚ
O gün, günahkârların zincire vurulmuş olduğunu görürsün.[49]
سَرَاب۪يلُهُمْ
مِنْ
قَطِرَانٍ
وَتَغْشٰى
وُجُوهَهُمُ
النَّارُۙ
Onların gömlekleri katrandandır, yüzlerini de ateş bürümektedir.[50]
Yükleniyor...