AYET LİSTE
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
لِيَجْزِيَ
اللّٰهُ
كُلَّ
نَفْسٍ
مَا
كَسَبَتْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
سَر۪يعُ
الْحِسَابِ
Allah herkese kazandığının karşılığını vermek için (onları diriltecektir.) Kuşkusuz Allah, hesabı çabuk görendir.[51]
هٰذَا
بَلَاغٌ
لِلنَّاسِ
وَلِيُنْذَرُوا
بِه۪
وَلِيَعْلَمُٓوا
اَنَّمَا
هُوَ
اِلٰهٌ
وَاحِدٌ
وَلِيَذَّكَّرَ
اُو۬لُوا
الْاَلْبَابِ
İşte bu (Kur’an), kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak bir tek Tanrı olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri iyice düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara (gönderilmiş) bir bildiridir.[52]
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
الٓـرٰ۠
تِلْكَ
اٰيَاتُ
الْكِتَابِ
وَقُرْاٰنٍ
مُب۪ينٍ
Elif. Lâm. Râ. Bunlar Kitab’ın ve apaçık bir Kur’an’ın âyetleridir.[1]
رُبَمَا
يَوَدُّ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لَوْ
كَانُوا
مُسْلِم۪ينَ
İnkâr edenler zaman zaman, keşke biz de müslüman olsaydık, diye arzu ederler.[2]
ذَرْهُمْ
يَأْكُلُوا
وَيَتَمَتَّعُوا
وَيُلْهِهِمُ
الْاَمَلُ
فَسَوْفَ
يَعْلَمُونَ
Onları bırak; yesinler, eğlensinler ve boş ümit onları oyalayadursun. (Kötü sonucu) yakında bilecekler![3]
وَمَٓا
اَهْلَكْنَا
مِنْ
قَرْيَةٍ
اِلَّا
وَلَهَا
كِتَابٌ
مَعْلُومٌ
Helâk ettiğimiz hiçbir ülke yoktur ki hakkında (bizce) bilinen bir yazgı olmasın.[4]
مَا
تَسْبِقُ
مِنْ
اُمَّةٍ
اَجَلَهَا
وَمَا
يَسْتَأْخِرُونَ
Hiçbir millet, ecelinin önüne geçemez, ve onu geciktiremez.[5]
وَقَالُوا
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ي
نُزِّلَ
عَلَيْهِ
الذِّكْرُ
اِنَّكَ
لَمَجْنُونٌۜ
Dediler ki: «Ey kendisine Kur’an indirilen (Muhammed)! Sen mutlaka bir mecnunsun!»[6]
لَوْ
مَا
تَأْت۪ينَا
بِالْمَلٰٓئِكَةِ
اِنْ
كُنْتَ
مِنَ
الصَّادِق۪ينَ
«Eğer doğru söyleyenlerden idiysen, bize melekleri getirmeliydin.»[7]
مَا
نُنَزِّلُ
الْمَلٰٓئِكَةَ
اِلَّا
بِالْحَقِّ
وَمَا
كَانُٓوا
اِذاً
مُنْظَر۪ينَ
Biz melekleri ancak hak ile indiririz. O zaman onlara mühlet verilmez.[8]
اِنَّا
نَحْنُ
نَزَّلْنَا
الذِّكْرَ
وَاِنَّا
لَهُ
لَحَافِظُونَ
Kur’an’ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.[9]
وَلَقَدْ
اَرْسَلْنَا
مِنْ
قَبْلِكَ
ف۪ي
شِيَعِ
الْاَوَّل۪ينَ
Andolsun, senden önceki milletler arasında da elçiler gönderdik.[10]
وَمَا
يَأْت۪يهِمْ
مِنْ
رَسُولٍ
اِلَّا
كَانُوا
بِه۪
يَسْتَهْزِؤُ۫نَ
Onlara bir peygamber gelmeyedursun, hemen onunla alay ederlerdi.[11]
كَذٰلِكَ
نَسْلُكُهُ
ف۪ي
قُلُوبِ
الْمُجْرِم۪ينَۙ
İşte böylece biz onu, (inkârcılığı) suçluların kalplerine sokarız.[12]
لَا
يُؤْمِنُونَ
بِه۪
وَقَدْ
خَلَتْ
سُنَّةُ
الْاَوَّل۪ينَ
Öncekilerin başına gelenlerden ders almaları gerekirken onlar hala buna (Kur’an’a) inanmıyorlar.[13]
وَلَوْ
فَتَحْنَا
عَلَيْهِمْ
بَاباً
مِنَ
السَّمَٓاءِ
فَظَلُّوا
ف۪يهِ
يَعْرُجُونَۙ
Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalar, yine de «Gözlerimiz boyandı, daha doğrusu bize büyü yapılmıştır» derler.[14-15]
لَقَالُٓوا
اِنَّمَا
سُكِّرَتْ
اَبْصَارُنَا
بَلْ
نَحْنُ
قَوْمٌ
مَسْحُورُونَ۟
Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalar, yine de «Gözlerimiz boyandı, daha doğrusu bize büyü yapılmıştır» derler.[14-15]
وَلَقَدْ
جَعَلْنَا
فِي
السَّمَٓاءِ
بُرُوجاً
وَزَيَّنَّاهَا
لِلنَّاظِر۪ينَۙ
Andolsun, biz gökte birtakım burçlar yarattık ve seyr edenler için onu süsledik.[16]
وَحَفِظْنَاهَا
مِنْ
كُلِّ
شَيْطَانٍ
رَج۪يمٍۙ
Onları, taşlanmış (kovulmuş) her şeytandan koruduk.[17]
اِلَّا
مَنِ
اسْتَرَقَ
السَّمْعَ
فَاَتْبَعَهُ
شِهَابٌ
مُب۪ينٌ
Ancak kulak hırsızlığı eden müstesna. Onun da peşine açık bir alev sütunu düşmüştür.[18]
Yükleniyor...