Kelime Haritası
اذا
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 4 farklı görevde kullanılıyor.
412ayette
454kez geçiyor
81/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %67 · Medenî %33
İlk inen ayet
Alak 10
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
Kehf suresi ✕ Süzgeci kaldır
13 ayet
وَرَبَطْنَا
عَلٰى
قُلُوبِهِمْ
اِذْ
قَامُوا
فَقَالُوا
رَبُّنَا
رَبُّ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
لَنْ
نَدْعُوَ۬ا
مِنْ
دُونِه۪ٓ
اِلٰهاً
لَقَدْ
قُلْـنَٓا
اِذاً
شَطَطاً
Onların olayını sana Biz gerçek olarak anlatıyoruz: Onlar Rablerine inanmış birkaç gençti. Onların hidayetlerini artırmış ve kalblerini pekiştirmiştik. Durup, şöyle demişlerdi: «Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir, O’nu bırakıp başka bir tanrıya yalvarmayız, yoksa and olsun ki, batıl söz söylemiş oluruz. Şu bizim milletimiz, Allah’ı bırakıp O’ndan başka tanrılar edindiler. Onların gerçek olduğuna apaçık delil getirmeleri gerekmez mi? Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir?»[13-15]
وَتَرَى
الشَّمْسَ
اِذَا
طَلَعَتْ
تَزَاوَرُ
عَنْ
كَهْفِهِمْ
ذَاتَ
الْيَم۪ينِ
وَاِذَا
غَرَبَتْ
تَقْرِضُهُمْ
ذَاتَ
الشِّمَالِ
وَهُمْ
ف۪ي
فَجْوَةٍ
مِنْهُۜ
ذٰلِكَ
مِنْ
اٰيَاتِ
اللّٰهِۜ
مَنْ
يَهْدِ
اللّٰهُ
فَهُوَ
الْمُهْتَدِۚ
وَمَنْ
يُضْلِلْ
فَلَنْ
تَجِدَ
لَهُ
وَلِياًّ
مُرْشِداً۟
Baksaydın, güneşin mağaralarının sağ tarafından doğup meylettiğini, sol tarafından onlara dokunmadan battığını, onların da mağaranın genişçe bir yerinde bulunduğunu görürdün. Bu, Allah’ın mucizelerindendir; Allah’ın doğru yola eriştirdiği kimse hak yoldadır. Kimi de saptırırsa artık ona, doğru yola götürecek bir rehber bulamazsın.[17]
اِنَّهُمْ
اِنْ
يَظْهَرُوا
عَلَيْكُمْ
يَرْجُمُوكُمْ
اَوْ
يُع۪يدُوكُمْ
ف۪ي
مِلَّتِهِمْ
وَلَنْ
تُفْلِحُٓوا
اِذاً
اَبَداً
«Zira onların sizden haberi olacak olursa, ya taşlayarak öldürürler veya dinlerine döndürürler ve bu takdirde asla kurtulamazsınız.»[20]
اِلَّٓا
اَنْ
يَشَٓاءَ
اللّٰهُۘ
وَاذْكُرْ
رَبَّكَ
اِذَا
نَس۪يتَ
وَقُلْ
عَسٰٓى
اَنْ
يَهْدِيَنِ
رَبّ۪ي
لِاَقْرَبَ
مِنْ
هٰذَا
رَشَداً
Herhangi bir şey için, Allah’ın dilemesi dışında: «Ben yarın onu yapacağım» deme. Unuttuğun zaman Rabbini an ve şöyle de: «Umulur ki, Rabbim beni doğruya daha yakın olana eriştirir.»[23-24]
وَمَنْ
اَظْلَمُ
مِمَّنْ
ذُكِّرَ
بِاٰيَاتِ
رَبِّه۪
فَاَعْرَضَ
عَنْهَا
وَنَسِيَ
مَا
قَدَّمَتْ
يَدَاهُۜ
اِنَّا
جَعَلْنَا
عَلٰى
قُلُوبِهِمْ
اَكِنَّةً
اَنْ
يَفْقَهُوهُ
وَف۪ٓي
اٰذَانِهِمْ
وَقْراًۜ
وَاِنْ
تَدْعُهُمْ
اِلَى
الْهُدٰى
فَلَنْ
يَهْتَدُٓوا
اِذاً
اَبَداً
Rabbinin ayetleri kendisine hatırlatılmışken onlardan yüz çeviren ve önceden yaptıklarını unutan kimseden daha zalim var mıdır? Kuran’ı anlarlar diye kalblerine örtüler, kulaklarına da ağırlık koyduk. Sen onları doğru yola çağırsan da asla doğru yola gelmezler.[57]
فَانْطَلَقَا۠
حَتّٰٓى
اِذَا
رَكِبَا
فِي
السَّف۪ينَةِ
خَرَقَهَاۜ
قَالَ
اَخَرَقْتَهَا
لِتُغْرِقَ
اَهْلَهَاۚ
لَقَدْ
جِئْتَ
شَيْـٔاً
اِمْراً
Bunun üzerine kalkıp gittiler; sonunda bir gemiye bindiklerinde, o gemiyi deliverdi; Musa: «Gemiyi içindekileri boğmak için mi deldin? Doğrusu şaşılacak bir şey yaptın» dedi.[71]
فَانْطَلَقَا۠
حَتّٰٓى
اِذَا
لَقِيَا
غُلَاماً
فَقَتَلَهُۙ
قَالَ
اَقَتَلْتَ
نَفْساً
زَكِيَّةً
بِغَيْرِ
نَفْسٍۜ
لَقَدْ
جِئْتَ
شَيْـٔاً
نُكْراً
Yine gittiler; sonunda bir erkek çocuğa rastladılar, o hemen onu öldürdü. Musa: «Bir cana karşılık olmaksızın masum bir cana mı kıydın? Doğrusu pek kötü bir şey yaptın» dedi.[74]
فَانْطَلَقَا۠
حَتّٰٓى
اِذَٓا
اَتَيَٓا
اَهْلَ
قَرْيَةٍۨ
اسْتَطْعَمَٓا
اَهْلَهَا
فَاَبَوْا
اَنْ
يُضَيِّفُوهُمَا
فَوَجَدَا
ف۪يهَا
جِدَاراً
يُر۪يدُ
اَنْ
يَنْقَضَّ
فَاَقَامَهُۜ
قَالَ
لَوْ
شِئْتَ
لَتَّخَذْتَ
عَلَيْهِ
اَجْراً
Yine yola koyuldular; sonunda vardıkları bir kasaba halkından yiyecek istediler. Kasaba halkı, bu ikisini misafir etmek istemedi. İkisi, şehrin içinde yıkılmağa yüz tutan bir duvar gördüler, Musa’nın arkadaşı onu doğrultuverdi; Musa: «Dileseydin buna karşı bir ücret alabilirdin» dedi.[77]
حَتّٰٓى
اِذَا
بَلَغَ
مَغْرِبَ
الشَّمْسِ
وَجَدَهَا
تَغْرُبُ
ف۪ي
عَيْنٍ
حَمِئَةٍ
وَوَجَدَ
عِنْدَهَا
قَوْماًۜ
قُلْنَا
يَا ذَا الْقَرْنَيْنِ
اِمَّٓا
اَنْ
تُعَذِّبَ
وَاِمَّٓا
اَنْ
تَتَّخِذَ
ف۪يهِمْ
حُسْناً
Sonunda güneşin battığı yere ulaşınca onu, kara balçıklı bir suda batıyor gördü. Orada bir millete rastladı. «Zülkarneyn! Onlara azap da edebilirsin, iyi muamelede de bulunabilirsin» dedik.[86]
حَتّٰٓى
اِذَا
بَلَغَ
مَطْلِعَ
الشَّمْسِ
وَجَدَهَا
تَطْلُعُ
عَلٰى
قَوْمٍ
لَمْ
نَجْعَلْ
لَهُمْ
مِنْ
دُونِهَا
سِتْراًۙ
Sonunda güneşin doğduğu yere ulaşınca, güneşi, kendilerini elbise, bina gibi şeylerle örtmediğimiz bir millet üzerine doğuyor buldu.[90]
حَتّٰٓى
اِذَا
بَلَغَ
بَيْنَ
السَّدَّيْنِ
وَجَدَ
مِنْ
دُونِهِمَا
قَوْماًۙ
لَا
يَكَادُونَ
يَفْقَهُونَ
قَوْلاً
Sonunda, iki dağın arasına varınca, orada nerdeyse hiç laf anlamayan bir millete rastladı.[93]
اٰتُون۪ي
زُبَرَ
الْحَد۪يدِۜ
حَتّٰٓى
اِذَا
سَاوٰى
بَيْنَ
الصَّدَفَيْنِ
قَالَ
انْفُخُواۜ
حَتّٰٓى
اِذَا
جَعَلَهُ
نَاراًۙ
قَالَ
اٰتُون۪ٓي
اُفْرِغْ
عَلَيْهِ
قِطْراًۜ
«Rabbimin bana verdikleri sizinkinden daha iyidir. Bana gücünüzle yardım edin de sizinle onların arasına sağlam bir sed yapayım. Bana demir kütleleri getirin» dedi. Bunlar iki dağın arasını doldurunca: «Körükleyin» dedi. Demirler akkor haline gelince; «Bana erimiş bakır getirin de üzerine dökeyim» dedi.[95-96]
قَالَ
هٰذَا
رَحْمَةٌ
مِنْ
رَبّ۪يۚ
فَاِذَا
جَٓاءَ
وَعْدُ
رَبّ۪ي
جَعَلَهُ
دَكَّٓاءَۚ
وَكَانَ
وَعْدُ
رَبّ۪ي
حَقاًّۜ
Zülkarneyn: «İşte bu, Rabbimin bir rahmetidir. Rabbimin tayin ettiği zaman gelince onu yerle bir eder; Rabbimin verdiği söz gerçektir» dedi.[98]
Yükleniyor...