Kelime Haritası
ف
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 5 farklı görevde kullanılıyor.
2.158ayette
3.001kez geçiyor
103/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %65 · Medenî %35
İlk inen ayet
Alak 17
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
Yûnus suresi ✕ Süzgeci kaldır
50 ayet
اِنَّ
رَبَّكُمُ
اللّٰهُ
الَّذ۪ي
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
ف۪ي
سِتَّةِ
اَيَّامٍ
ثُمَّ
اسْتَوٰى
عَلَى
الْعَرْشِ
يُدَبِّرُ
الْاَمْرَۜ
مَا
مِنْ
شَف۪يعٍ
اِلَّا
مِنْ
بَعْدِ
اِذْنِه۪ۜ
ذٰلِكُمُ
اللّٰهُ
رَبُّكُمْ
فَاعْبُدُوهُۜ
اَفَلَا
تَذَكَّرُونَ
Doğrusu sizin Rabbiniz gökleri ve yeri altı günde yaratıp sonra arşa hükmeden, işi düzenleyen Allah’tır, izni olmadan kimse şefaat edemez. İşte Rabbiniz olan Allah budur. O’na kulluk edin. Nasihat dinlemez misiniz?[3]
وَلَوْ
يُعَجِّلُ
اللّٰهُ
لِلنَّاسِ
الشَّرَّ
اسْتِعْجَالَهُمْ
بِالْخَيْرِ
لَقُضِيَ
اِلَيْهِمْ
اَجَلُهُمْۜ
فَنَذَرُ
الَّذ۪ينَ
لَا
يَرْجُونَ
لِقَٓاءَنَا
ف۪ي
طُغْيَانِهِمْ
يَعْمَهُونَ
İyiliği acele isteyen kimselere Allah fenalığı da çarçabuk verseydi, süreleri hemen bitmiş olurdu. Bizimle karşılaşmayı ummayanları, azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken bırakırız.[11]
وَاِذَا
مَسَّ
الْاِنْسَانَ
الضُّرُّ
دَعَانَا
لِجَنْبِه۪ٓ
اَوْ
قَاعِداً
اَوْ
قَٓائِماًۚ
فَلَمَّا
كَشَفْنَا
عَنْهُ
ضُرَّهُ
مَرَّ
كَاَنْ
لَمْ
يَدْعُنَٓا
اِلٰى
ضُرٍّ
مَسَّهُۜ
كَذٰلِكَ
زُيِّنَ
لِلْمُسْرِف۪ينَ
مَا
كَانُوا
يَعْمَلُونَ
İnsana bir darlık gelince, yan yatarken, oturur veya ayakta iken bize yalvarıp yakarır; biz darlığını giderince, başına gelen darlıktan ötürü bize hiç yalvarmamışa döner. İşlerinde tutumsuz olanlara, yaptıkları böylece güzel görünür.[12]
قُلْ
لَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
مَا
تَلَوْتُهُ
عَلَيْكُمْ
وَلَٓا
اَدْرٰيكُمْ
بِه۪ۘ
فَقَدْ
لَبِثْتُ
ف۪يكُمْ
عُمُراً
مِنْ
قَبْلِه۪ۜ
اَفَلَا
تَعْقِلُونَ
De ki: «Allah dileseydi ben onu size okumazdım, size de bildirmemiş olurdu. Daha önce yıllarca aranızda bulundum, hiç düşünmüyor musunuz?»[16]
فَمَنْ
اَظْلَمُ
مِمَّنِ
افْتَرٰى
عَلَى
اللّٰهِ
كَذِباً
اَوْ
كَذَّبَ
بِاٰيَاتِه۪ۜ
اِنَّهُ
لَا
يُفْلِحُ
الْمُجْرِمُونَ
Allah’a karşı yalan uyduran veya ayetlerini yalan sayandan daha zalim kim olabilir? Suçlular elbette saadete erişemezler.[17]
وَمَا
كَانَ
النَّاسُ
اِلَّٓا
اُمَّةً
وَاحِدَةً
فَاخْتَلَفُواۜ
وَلَوْلَا
كَلِمَةٌ
سَبَقَتْ
مِنْ
رَبِّكَ
لَقُضِيَ
بَيْنَهُمْ
ف۪يمَا
ف۪يهِ
يَخْتَلِفُونَ
İnsanlar bir tek ümmettiler, sonra ayrılığa düştüler; şayet Rabbinden, daha önce bir takdir geçmemiş olsaydı, aralarında ihtilafa düştükleri şeyler hakkında hüküm çoktan verilmiş olurdu.[19]
وَيَقُولُونَ
لَوْلَٓا
اُنْزِلَ
عَلَيْهِ
اٰيَةٌ
مِنْ
رَبِّه۪ۚ
فَقُلْ
اِنَّمَا
الْغَيْبُ
لِلّٰهِ
فَانْتَظِرُواۚ
اِنّ۪ي
مَعَكُمْ
مِنَ
الْمُنْتَظِر۪ينَ۟
«Rabbinden ona (Muhammed’e) bir mucize indirilse ne olur!» derler. Onlara de ki: «Gaybı bilmek Allah’a mahsustur; bekleyin, doğrusu ben de sizinle birlikte beklemekteyim.»[20]
فَلَمَّٓا
اَنْجٰيهُمْ
اِذَا
هُمْ
يَبْغُونَ
فِي
الْاَرْضِ
بِغَيْرِ
الْحَقِّۜ
يَٓا اَيُّهَا
النَّاسُ
اِنَّمَا
بَغْيُكُمْ
عَلٰٓى
اَنْفُسِكُمْۙ
مَتَاعَ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
ثُمَّ
اِلَيْنَا
مَرْجِعُكُمْ
فَنُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ
Allah onları kurtarınca, hemen yeryüzünde haksız yere taşkınlıklara başlarlar. Ey insanlar! Geçici dünya hayatında yaptığınız taşkınlık aleyhinizedir. Sonra dönüşünüz Bizedir. Yaptıklarınızı size bildiririz.[23]
اِنَّمَا
مَثَلُ
الْحَيٰوةِ
الدُّنْيَا
كَمَٓاءٍ
اَنْزَلْنَاهُ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
فَاخْتَلَطَ
بِه۪
نَبَاتُ
الْاَرْضِ
مِمَّا
يَأْكُلُ
النَّاسُ
وَالْاَنْعَامُۜ
حَتّٰٓى
اِذَٓا
اَخَذَتِ
الْاَرْضُ
زُخْرُفَهَا
وَازَّيَّـنَتْ
وَظَنَّ
اَهْلُهَٓا
اَنَّهُمْ
قَادِرُونَ
عَلَيْهَٓاۙ
اَتٰيهَٓا
اَمْرُنَا
لَيْلاً
اَوْ
نَهَاراً
فَجَعَلْنَاهَا
حَص۪يداً
كَاَنْ
لَمْ
تَغْنَ
بِالْاَمْسِۜ
كَذٰلِكَ
نُفَصِّلُ
الْاٰيَاتِ
لِقَوْمٍ
يَتَفَكَّرُونَ
Dünya hayatı gökten indirdiğimiz su gibidir ki, onunla insan ve hayvanların yiyeceği bitkiler yetişip birbirine karışmıştır. Yeryüzünün süslenip bezendiği ve yerin sahiplerinin bütün bunlara malik olduklarını sandıkları sırada, gece veya gündüz buyruğumuz o yere gelmiş ve orayı hiçbir şey bitirmemişe çevirmişiz; bir gün önce birşey yokmuş gibi olmuştur. Düşünen millet için ayetleri böylece uzun açıklıyoruz.[24]
وَيَوْمَ
نَحْشُرُهُمْ
جَم۪يعاً
ثُمَّ
نَقُولُ
لِلَّذ۪ينَ
اَشْرَكُوا
مَكَانَكُمْ
اَنْتُمْ
وَشُرَكَٓاؤُ۬كُمْۚ
فَزَيَّلْنَا
بَيْنَهُمْ
وَقَالَ
شُرَكَٓاؤُ۬هُمْ
مَا
كُنْتُمْ
اِيَّانَا
تَعْبُدُونَ
Onların hepsini bir gün toplarız, sonra, puta tapanlara, «Siz ve putlarınız yerlerinize! deyip onları birbirlerinden ayırırız. Putları ise: «Bize tapmıyordunuz ki. Allah, sizinle bizim aramızda şahit olarak yeter. Sizin tapınmanızdan bizim haberimiz yoktu» derler.[28-29]
فَكَفٰى
بِاللّٰهِ
شَه۪يداً
بَيْنَنَا
وَبَيْنَكُمْ
اِنْ
كُنَّا
عَنْ
عِبَادَتِكُمْ
لَغَافِل۪ينَ
Onların hepsini bir gün toplarız, sonra, puta tapanlara, «Siz ve putlarınız yerlerinize! deyip onları birbirlerinden ayırırız. Putları ise: «Bize tapmıyordunuz ki. Allah, sizinle bizim aramızda şahit olarak yeter. Sizin tapınmanızdan bizim haberimiz yoktu» derler.[28-29]
قُلْ
مَنْ
يَرْزُقُكُمْ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
وَالْاَرْضِ
اَمَّنْ
يَمْلِكُ
السَّمْعَ
وَالْاَبْصَارَ
وَمَنْ
يُخْرِجُ
الْحَيَّ
مِنَ
الْمَيِّتِ
وَيُخْرِجُ
الْمَيِّتَ
مِنَ
الْحَيِّ
وَمَنْ
يُدَبِّرُ
الْاَمْرَۜ
فَسَيَقُولُونَ
اللّٰهُۚ
فَقُلْ
اَفَلَا
تَتَّقُونَ
De ki: «Gökten ve yerden size rızık veren kimdir? Kulak ve gözlerin sahibi kimdir? Diriyi ölüden çıkaran, ölüyü de diriden çıkaran kimdir? Her işi düzenleyen kimdir?» Onlar: «Allah’tır! « diyecekler. «O halde O’na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?» de.[31]
فَذٰلِكُمُ
اللّٰهُ
رَبُّكُمُ
الْحَقُّۚ
فَمَاذَا
بَعْدَ
الْحَقِّ
اِلَّا
الضَّلَالُۚ
فَاَنّٰى
تُصْرَفُونَ
İşte gerçek Rabbiniz Allah budur. Gerçeğin dışında sadece sapıklık vardır. Öyleyse nasıl olup da döndürülüyorsunuz?[32]
قُلْ
هَلْ
مِنْ
شُرَكَٓائِكُمْ
مَنْ
يَبْدَؤُا
الْخَلْقَ
ثُمَّ
يُع۪يدُهُۜ
قُلِ
اللّٰهُ
يَبْدَؤُا
الْخَلْقَ
ثُمَّ
يُع۪يدُهُ
فَاَنّٰى
تُؤْفَكُونَ
De ki: «Koştuğunuz ortaklardan, önce yaratan, sonra bunu tekrar eden var mıdır?» De ki: «Allah önce yaratır, sonra bunu tekrar eder. Nasıl da döndürülürsünüz! «[34]
قُلْ
هَلْ
مِنْ
شُرَكَٓائِكُمْ
مَنْ
يَهْد۪ٓي
اِلَى
الْحَقِّۜ
قُلِ
اللّٰهُ
يَهْد۪ي
لِلْحَقِّۜ
اَفَمَنْ
يَهْد۪ٓي
اِلَى
الْحَقِّ
اَحَقُّ
اَنْ
يُتَّبَعَ
اَمَّنْ
لَا
يَهِدّ۪ٓي
اِلَّٓا
اَنْ
يُهْدٰىۚ
فَمَا
لَكُمْ۠
كَيْفَ
تَحْكُمُونَ
De ki: «Koştuğunuz ortaklardan gerçeğe eriştiren var mıdır?» De ki: «Ama Allah gerçeğe eriştirir. Gerçeğe eriştiren mi, yoksa, birisi götürmezse gidemeyen mi uyulmağa daha layıktır? Ne biçim hüküm veriyorsunuz?»[35]
اَمْ
يَقُولُونَ
افْتَرٰيهُۜ
قُلْ
فَأْتُوا
بِسُورَةٍ
مِثْلِه۪
وَادْعُوا
مَنِ
اسْتَطَعْتُمْ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
اِنْ
كُنْتُمْ
صَادِق۪ينَ
Senin için, «Onu uydurdu mu?» diyorlar. De ki: «Onun surelerine benzer bir sure meydana getirin, iddianızda samimi iseniz, Allah’tan başka çağırabileceklerinizi de çağırın.»[38]
بَلْ
كَذَّبُوا
بِمَا
لَمْ
يُح۪يطُوا
بِعِلْمِه۪
وَلَمَّا
يَأْتِهِمْ
تَأْو۪يلُهُۜ
كَذٰلِكَ
كَذَّبَ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْ
فَانْظُرْ
كَيْفَ
كَانَ
عَاقِبَةُ
الظَّالِم۪ينَ
Onlar, ilmini kavrayamadıkları ve henüz yorumu da kendilerine bildirilmemiş olan şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böylece yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak.[39]
وَاِنْ
كَذَّبُوكَ
فَقُلْ
ل۪ي
عَمَل۪ي
وَلَكُمْ
عَمَلُكُمْۚ
اَنْتُمْ
بَر۪ٓيؤُ۫نَ
مِمَّٓا
اَعْمَلُ
وَاَنَا۬
بَر۪ٓيءٌ
مِمَّا
تَعْمَلُونَ
Seni yalanlarlarsa, «Benim yaptığım bana, sizin yaptığınız sizedir; siz benim yaptığımdan sorumlu değilsiniz, ben de sizin yaptığınızdan sorumlu değilim» de.[41]
وَمِنْهُمْ
مَنْ
يَسْتَمِعُونَ
اِلَيْكَۜ
اَفَاَنْتَ
تُسْمِـعُ
الصُّمَّ
وَلَوْ
كَانُوا
لَا
يَعْقِلُونَ
Aralarında sana kulak veren vardır. Sen, sağırlara, üstelik akılları da almazsa, işittirebilir misin?[42]
وَمِنْهُمْ
مَنْ
يَنْظُرُ
اِلَيْكَۜ
اَفَاَنْتَ
تَهْدِي
الْعُمْيَ
وَلَوْ
كَانُوا
لَا
يُبْصِرُونَ
Aralarında sana bakan vardır. Sen körleri, görmezlerken doğru yola iletebilir misin?[43]
Yükleniyor...