Kelime Haritası
ف
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 5 farklı görevde kullanılıyor.
2.158ayette
3.001kez geçiyor
103/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %65 · Medenî %35
İlk inen ayet
Alak 17
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
Mü’min suresi ✕ Süzgeci kaldır
37 ayet
مَا
يُجَادِلُ
ف۪ٓي
اٰيَاتِ
اللّٰهِ
اِلَّا
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
فَلَا
يَغْرُرْكَ
تَقَلُّبُهُمْ
فِي
الْبِلَادِ
Allah’ın ayetleri üzerinde, inkar edenlerden başkası tartışmaya girişmez. İnkarcıların memlekette gezip dolaşması seni aldatmasın.[4]
كَذَّبَتْ
قَبْلَهُمْ
قَوْمُ
نُوحٍ
وَالْاَحْزَابُ
مِنْ
بَعْدِهِمْۖ
وَهَمَّتْ
كُلُّ
اُمَّةٍ
بِرَسُولِهِمْ
لِيَأْخُذُوهُ
وَجَادَلُوا
بِالْبَاطِلِ
لِيُدْحِضُوا
بِهِ
الْحَقَّ
فَاَخَذْتُهُمْ۠
فَكَيْفَ
كَانَ
عِقَابِ
Onlardan önce, Nuh milleti, ardından, peygamberlere karşı gelen topluluklar da peygamberlerini yalanlamış; her ümmet, peygamberini cezalandırmaya azmetmişti. Hakkı batılla gidermek için mücadele etmişlerdi. Bunun üzerine Ben onları yakaladım. Cezalandırmam nasılmış?[5]
اَلَّذ۪ينَ
يَحْمِلُونَ
الْعَرْشَ
وَمَنْ
حَوْلَهُ
يُسَبِّحُونَ
بِحَمْدِ
رَبِّهِمْ
وَيُؤْمِنُونَ
بِه۪
وَيَسْتَغْفِرُونَ
لِلَّذ۪ينَ
اٰمَنُواۚ
رَبَّـنَا
وَسِعْتَ
كُلَّ
شَيْءٍ
رَحْمَةً
وَعِلْماً
فَاغْفِرْ
لِلَّذ۪ينَ
تَابُوا
وَاتَّبَعُوا
سَب۪يلَكَ
وَقِهِمْ
عَذَابَ
الْجَح۪يمِ
Arşı yüklenen ve çevresinde bulunanlar, Rablerini överek tesbih ederler; O’na inanırlar. Müminler için: «Rabbimiz! İlmin ve rahmetin herşeyi içine almıştır. Tevbe edip Senin yoluna uyanları bağışla; onları cehennemin azabından koru» diye bağışlanma dilerler.[7]
وَقِهِمُ
السَّيِّـَٔاتِۜ
وَمَنْ
تَقِ
السَّيِّـَٔاتِ
يَوْمَئِذٍ
فَقَدْ
رَحِمْتَهُۜ
وَذٰلِكَ
هُوَ
الْفَوْزُ
الْعَظ۪يمُ۟
«Onları kötülüklerden koru! O gün kötülüklerden kimi korursan, ona şüphesiz rahmet etmiş olursun. Bu büyük kurtuluştur.»[9]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
يُنَادَوْنَ
لَمَقْتُ
اللّٰهِ
اَكْبَرُ
مِنْ
مَقْتِكُمْ
اَنْفُسَكُمْ
اِذْ
تُدْعَوْنَ
اِلَى
الْا۪يمَانِ
فَتَكْفُرُونَ
Ama inkar edenlere, «Allah’ın gazabı, sizin birbirinize olan öfkenizden daha büyüktür; imana çağrıldığınızda inkar ederdiniz» diye seslenilir.[10]
قَالُوا
رَبَّنَٓا
اَمَتَّنَا
اثْنَتَيْنِ
وَاَحْيَيْتَنَا
اثْنَتَيْنِ
فَاعْتَرَفْنَا
بِذُنُوبِنَا
فَهَلْ
اِلٰى
خُرُوجٍ
مِنْ
سَب۪يلٍ
Onlar: «Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Biz de suçlarımızı itiraf ettik, bir daha çıkmağa yol var mıdır?» derler.[11]
ذٰلِكُمْ
بِاَنَّـهُٓ
اِذَا
دُعِيَ
اللّٰهُ
وَحْدَهُ
كَفَرْتُمْۚ
وَاِنْ
يُشْرَكْ
بِه۪
تُؤْمِنُواۜ
فَالْحُكْمُ
لِلّٰهِ
الْعَلِيِّ
الْكَب۪يرِ
Onlara: «Yalnız Allah çağrıldığı zaman inkar ederdiniz de, O’na eş koşulunca inanırdınız. Bugün hüküm, yüce Allah’ındır» denir.[12]
فَادْعُوا
اللّٰهَ
مُخْلِص۪ينَ
لَهُ
الدّ۪ينَ
وَلَوْ
كَرِهَ
الْكَافِرُونَ
Ey inananlar! İnkarcılar istemese de, dini yalnız Allah’a has kılarak O’na yalvarın.[14]
اَوَلَمْ
يَس۪يرُوا
فِي
الْاَرْضِ
فَيَنْظُرُوا
كَيْفَ
كَانَ
عَاقِبَةُ
الَّذ۪ينَ
كَانُوا
مِنْ
قَبْلِهِمْۜ
كَانُوا
هُمْ
اَشَدَّ
مِنْهُمْ
قُوَّةً
وَاٰثَاراً
فِي
الْاَرْضِ
فَاَخَذَهُمُ
اللّٰهُ
بِذُنُوبِهِمْ
وَمَا
كَانَ
لَهُمْ
مِنَ
اللّٰهِ
مِنْ
وَاقٍ
Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce ve kendilerinden daha kuvvetli olan ve yeryüzünde daha çok eser bırakan kimselerin sonuçlarının nasıl olduğunu görmezler mi? Allah onları suçlarıyla yakalamıştır. Allah’a karşı onları koruyan yoktur.[21]
ذٰلِكَ
بِاَنَّهُمْ
كَانَتْ
تَأْت۪يهِمْ
رُسُلُهُمْ
بِالْبَيِّنَاتِ
فَكَفَرُوا
فَاَخَذَهُمُ
اللّٰهُۜ
اِنَّهُ
قَوِيٌّ
شَد۪يدُ
الْعِقَابِ
Bu, kendilerine açık belgelerle gelen peygamberlerini inkar etmelerinden ötürüdür. Allah da onları bunun için yakalamıştır. Doğrusu O, kuvvetlidir, cezalandırması da şiddetlidir.[22]
اِلٰى
فِرْعَوْنَ
وَهَامَانَ
وَقَارُونَ
فَقَالُوا
سَاحِرٌ
كَذَّابٌ
And olsun ki Musa’yı, mucizelerimiz ve apaçık delillerle Firavun, Haman ve Karun’a göndermişizdir. Onlar: «Bu, yalancı sihirbazın biridir» demişlerdi.[23-24]
فَلَمَّا
جَٓاءَهُمْ
بِالْحَقِّ
مِنْ
عِنْدِنَا
قَالُوا
اقْتُلُٓوا
اَبْنَٓاءَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
مَعَهُ
وَاسْتَحْيُوا
نِسَٓاءَهُمْۜ
وَمَا
كَيْدُ
الْكَافِر۪ينَ
اِلَّا
ف۪ي
ضَلَالٍ
Musa katımızdan onlara gerçeği getirince: «Onunla beraber iman etmiş kimselerin oğullarını öldürün, kadınlarını sağ bırakın» dediler. Ama inkarcıların hilesi elbette boşa gider.[25]
وَقَالَ
رَجُلٌ
مُؤْمِنٌۗ
مِنْ
اٰلِ
فِرْعَوْنَ
يَكْتُمُ
ا۪يمَانَهُٓ
اَتَقْتُلُونَ
رَجُلاً
اَنْ
يَقُولَ
رَبِّيَ
اللّٰهُ
وَقَدْ
جَٓاءَكُمْ
بِالْبَيِّنَاتِ
مِنْ
رَبِّكُمْۜ
وَاِنْ
يَكُ
كَاذِباً
فَعَلَيْهِ
كَذِبُهُۚ
وَاِنْ
يَكُ
صَادِقاً
يُصِبْكُمْ
بَعْضُ
الَّذ۪ي
يَعِدُكُمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يَهْد۪ي
مَنْ
هُوَ
مُسْرِفٌ
كَذَّابٌ
Firavun ailesinden olup da, inandığını gizleyen bir adam dedi ki: «Rabbim Allah’tır diyen bir adamı mı öldüreceksiniz? Oysa size Rabbinizden belgelerle gelmiştir. Eğer yalancıysa, yalanı kendisinedir; eğer doğru sözlü ise, sizi tehdit ettiklerinin bir kısmı başınıza gelebilir. Doğrusu Allah, aşırı yalancıyı doğru yola eriştirmez.»[28]
يَا قَوْمِ
لَكُمُ
الْمُلْكُ
الْيَوْمَ
ظَاهِر۪ينَ
فِي
الْاَرْضِۘ
فَمَنْ
يَنْصُرُنَا
مِنْ
بَأْسِ
اللّٰهِ
اِنْ
جَٓاءَنَاۜ
قَالَ
فِرْعَوْنُ
مَٓا
اُر۪يكُمْ
اِلَّا
مَٓا
اَرٰى
وَمَٓا
اَهْد۪يكُمْ
اِلَّا
سَب۪يلَ
الرَّشَادِ
«Ey milletim; Bugün memlekette hükümranlık sizindir, galip olanlar sizsiniz. Ama Allah’ın baskını bize çatınca, O’na karşı bize kim yardım eder?» Firavun: «Ben size kendi görüşümden başkasını söylemiyorum. Ben size ancak doğru yolu gösteriyorum» dedi.[29]
يَوْمَ
تُوَلُّونَ
مُدْبِر۪ينَۚ
مَا
لَكُمْ
مِنَ
اللّٰهِ
مِنْ
عَاصِمٍۚ
وَمَنْ
يُضْلِلِ
اللّٰهُ
فَمَا
لَهُ
مِنْ
هَادٍ
«Arkanıza dönüp kaçacağınız gün Allah’a karşı sizi koruyan bulunmaz. Allah’ın saptırdığını doğru yola getirecek yoktur.»[33]
وَلَقَدْ
جَٓاءَكُمْ
يُوسُفُ
مِنْ
قَبْلُ
بِالْبَيِّنَاتِ
فَمَا
زِلْتُمْ
ف۪ي
شَكٍّ
مِمَّا
جَٓاءَكُمْ
بِه۪ۜ
حَتّٰٓى
اِذَا
هَلَكَ
قُلْتُمْ
لَنْ
يَبْعَثَ
اللّٰهُ
مِنْ
بَعْدِه۪
رَسُولاًۜ
كَذٰلِكَ
يُضِلُّ
اللّٰهُ
مَنْ
هُوَ
مُسْرِفٌ
مُرْتَابٌۚ
«And olsun ki, Yusuf da, daha önce, size belgelerle gelmişti. Size getirdiği şeylerden şüphelenip durmuştunuz. Sonunda Yusuf ölünce, Allah onun ardından hiçbir peygamber göndermeyecek demiştiniz. Allah, aşırı şüpheciyi işte böylece saptırır.»[34]
اَسْبَابَ
السَّمٰوَاتِ
فَاَطَّلِعَ
اِلٰٓى
اِلٰهِ
مُوسٰى
وَاِنّ۪ي
لَاَظُنُّهُ
كَاذِباًۜ
وَكَذٰلِكَ
زُيِّنَ
لِفِرْعَوْنَ
سُٓوءُ
عَمَلِه۪
وَصُدَّ
عَنِ
السَّب۪يلِۜ
وَمَا
كَيْدُ
فِرْعَوْنَ
اِلَّا
ف۪ي
تَبَابٍ۟
Firavun: «Ey Haman! Bana bir kule yap; belki yollara, göklerin yollarına erişirim de Musa’nın Tanrısını görürüm. Doğrusu ben, onu yalancı sanıyorum» dedi. Firavun’a, kötü işi böylece güzel gösterildi ve doğru yoldan alıkondu. Firavun’un hilesi elbette boşa gidecekti.[36-37]
مَنْ
عَمِلَ
سَيِّئَةً
فَلَا
يُجْزٰٓى
اِلَّا
مِثْلَهَاۚ
وَمَنْ
عَمِلَ
صَالِحاً
مِنْ
ذَكَرٍ
اَوْ
اُنْثٰى
وَهُوَ
مُؤْمِنٌ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
يَدْخُلُونَ
الْجَنَّةَ
يُرْزَقُونَ
ف۪يهَا
بِغَيْرِ
حِسَابٍ
«Kim bir kötülük işlerse ancak onun kadar ceza görür. Kadın veya erkek, kim, inanarak yararlı iş işlerse, işte onlar cennete girerler; orada hesapsız şekilde rızıklanırlar.»[40]
فَسَتَذْكُرُونَ
مَٓا
اَقُولُ
لَكُمْۜ
وَاُفَوِّضُ
اَمْر۪ٓي
اِلَى
اللّٰهِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
بَص۪يرٌ
بِالْعِبَادِ
«Size söylediğimi hatırlayacaksınız. Ben işimi Allah’a bırakıyorum. Doğrusu Allah, kulları görür.»[44]
فَوَقٰيهُ
اللّٰهُ
سَيِّـَٔاتِ
مَا
مَكَرُوا
وَحَاقَ
بِاٰلِ
فِرْعَوْنَ
سُٓوءُ
الْعَذَابِۚ
Allah o adamı, kurmak istedikleri tuzaktan korudu. Kötü azap Firavun’un adamlarını sardı.[45]
Yükleniyor...