Kelime Haritası
ف
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 5 farklı görevde kullanılıyor.
2.158ayette
3.001kez geçiyor
103/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %65 · Medenî %35
İlk inen ayet
Alak 17
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
96
68
73
74
1
111
81
87
92
89
93
94
103
100
108
102
107
109
105
113
114
112
53
80
97
91
85
95
106
101
75
104
77
50
90
86
54
38
7
72
36
25
35
19
20
56
26
27
28
17
10
11
12
15
6
37
31
34
39
40
41
42
43
44
45
46
51
88
18
16
71
14
21
23
32
52
67
69
70
78
79
82
84
30
29
83
2
8
3
33
60
4
99
57
47
13
55
76
65
98
59
24
22
63
58
49
66
64
61
62
48
5
9
110
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
2158 ayet
وَدَخَلَ
الْمَد۪ينَةَ
عَلٰى
ح۪ينِ
غَفْلَةٍ
مِنْ
اَهْلِهَا
فَوَجَدَ
ف۪يهَا
رَجُلَيْنِ
يَقْتَتِلَانِۘ
هٰذَا
مِنْ
ش۪يعَتِه۪
وَهٰذَا
مِنْ
عَدُوِّه۪ۚ
فَاسْتَغَاثَهُ
الَّذ۪ي
مِنْ
ش۪يعَتِه۪
عَلَى
الَّذ۪ي
مِنْ
عَدُوِّه۪ۙ
فَوَكَزَهُ
مُوسٰى
فَقَضٰى
عَلَيْهِۘ
قَالَ
هٰذَا
مِنْ
عَمَلِ
الشَّيْطَانِۜ
اِنَّهُ
عَدُوٌّ
مُضِلٌّ
مُب۪ينٌ
Musa, halkının haberi olmadığı bir zamanda, şehre girdi. Biri kendi adamlarından, diğeri de düşmanı olan iki adamı döğüşür buldu. Kendi tarafından olan kimse, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Musa, onun düşmanına bir yumruk vurdu; ölümüne sebep oldu. «Bu şeytanin işidir; çünkü o apaçık, saptıran bir düşmandır» dedi.[15]
قَالَ
رَبِّ
اِنّ۪ي
ظَلَمْتُ
نَفْس۪ي
فَاغْفِرْ
ل۪ي
فَغَفَرَ
لَهُۜ
اِنَّهُ
هُوَ
الْغَفُورُ
الرَّح۪يمُ
Musa: «Rabbim! Doğrusu kendime yazık ettim, beni bağışla» dedi. Allah da onu bağışladı. O, şüphesiz bağışlayandır, merhamet edendir.[16]
قَالَ
رَبِّ
بِمَٓا
اَنْعَمْتَ
عَلَيَّ
فَلَنْ
اَكُونَ
ظَه۪يراً
لِلْمُجْرِم۪ينَ
Musa: «Rabbim! Bana verdiğin nimete and olsun ki, suçlulara asla yardımcı olmayacağım» dedi.[17]
فَاَصْبَحَ
فِي
الْمَد۪ينَةِ
خَٓائِفاً
يَتَرَقَّبُ
فَاِذَا
الَّذِي
اسْتَنْصَرَهُ
بِالْاَمْسِ
يَسْتَصْرِخُهُۜ
قَالَ
لَهُ
مُوسٰٓى
اِنَّكَ
لَغَوِيٌّ
مُب۪ينٌ
Şehirde, korku içinde etrafı gözetip dolaşarak sabahladı. Dün kendisinden yardım isteyen kimse bağırarak ondan yine yardım istiyordu. Musa ona: «Doğrusu sen besbelli bir azgınsın» dedi.[18]
فَلَمَّٓا
اَنْ
اَرَادَ
اَنْ
يَبْطِشَ
بِالَّذ۪ي
هُوَ
عَدُوٌّ
لَهُمَاۙ
قَالَ
يَا مُوسٰٓى
اَتُر۪يدُ
اَنْ
تَقْتُلَن۪ي
كَمَا
قَتَلْتَ
نَفْساً
بِالْاَمْسِۗ
اِنْ
تُر۪يدُ
اِلَّٓا
اَنْ
تَكُونَ
جَبَّاراً
فِي
الْاَرْضِ
وَمَا
تُر۪يدُ
اَنْ
تَكُونَ
مِنَ
الْمُصْلِح۪ينَ
Musa, ikisinin de düşmanı olan kimseyi yakalamak isteyince: «Ey Musa! Dün bir cana kıydığın gibi bana da mı kıymak istiyorsun? Sen ıslah edenlerden olmak değil, ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun» dedi.[19]
وَجَٓاءَ
رَجُلٌ
مِنْ
اَقْصَا
الْمَد۪ينَةِ
يَسْعٰىۘ
قَالَ
يَا مُوسٰٓى
اِنَّ
الْمَلَاَ
يَأْتَمِرُونَ
بِكَ
لِيَقْتُلُوكَ
فَاخْرُجْ
اِنّ۪ي
لَكَ
مِنَ
النَّاصِح۪ينَ
Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi: «Ey Musa! İleri gelenler, seni öldürmek için aralarında görüşüyorlar. Hemen uzaklaş. Doğrusu ben sana öğüt veriyorum» dedi.[20]
فَخَرَجَ
مِنْهَا
خَٓائِفاً
يَتَرَقَّبُۘ
قَالَ
رَبِّ
نَجِّن۪ي
مِنَ
الْقَوْمِ
الظَّالِم۪ينَ۟
Musa, korku içinde çevresini gözetleyerek oradan çıktı. «Rabbim! Beni zalim milletten kurtar» dedi.[21]
فَسَقٰى
لَهُمَا
ثُمَّ
تَوَلّٰٓى
اِلَى
الظِّلِّ
فَقَالَ
رَبِّ
اِنّ۪ي
لِمَٓا
اَنْزَلْتَ
اِلَيَّ
مِنْ
خَيْرٍ
فَق۪يرٌ
Musa onların davarlarını suladı. Sonra gölgeye çekildi: «Rabbim! Doğrusu bana indireceğin hayra muhtacım» dedi.[24]
فَجَٓاءَتْهُ
اِحْدٰيهُمَا
تَمْش۪ي
عَلَى
اسْتِحْيَٓاءٍۘ
قَالَتْ
اِنَّ
اَب۪ي
يَدْعُوكَ
لِيَجْزِيَكَ
اَجْرَ
مَا
سَقَيْتَ
لَنَاۜ
فَلَمَّا
جَٓاءَهُ
وَقَصَّ
عَلَيْهِ
الْقَصَصَۙ
قَالَ
لَا
تَخَفْ۠
نَجَوْتَ
مِنَ
الْقَوْمِ
الظَّالِم۪ينَ
O sırada, kadınlardan biri utana utana yürüyüp ona geldi: «Babam sana sulama ücretini ödemek için seni çağırıyor» dedi. Musa ona gelince, başından geçeni anlattı. O: «Korkma, artık zalim milletten kurtuldun» dedi.[25]
قَالَ
اِنّ۪ٓي
اُر۪يدُ
اَنْ
اُنْكِحَكَ
اِحْدَى
ابْنَتَيَّ
هَاتَيْنِ
عَلٰٓى
اَنْ
تَأْجُرَن۪ي
ثَمَانِيَ
حِجَجٍۚ
فَاِنْ
اَتْمَمْتَ
عَشْراً
فَمِنْ
عِنْدِكَۚ
وَمَٓا
اُر۪يدُ
اَنْ
اَشُقَّ
عَلَيْكَۜ
سَتَجِدُن۪ٓي
اِنْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
مِنَ
الصَّالِح۪ينَ
Kadınların babası: «Bana sekiz yıl çalışmana karşılık bu iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum. Eğer on yıla tamamlarsan o senden bir lütuf olur. Ama sana ağırlık vermek istemem. İnşallah beni iyi kimselerden bulacaksın» dedi.[27]
قَالَ
ذٰلِكَ
بَيْن۪ي
وَبَيْنَكَۜ
اَيَّمَا
الْاَجَلَيْنِ
قَضَيْتُ
فَلَا
عُدْوَانَ
عَلَيَّۜ
وَاللّٰهُ
عَلٰى
مَا
نَقُولُ
وَك۪يلٌ۟
Musa: «Bu seninle benim aramdadır. Bu iki süreden hangisini doldurursam doldurayım bir kötülüğe uğramayacağım. Söylediklerimize Allah vekildir» dedi.[28]
فَلَمَّا
قَضٰى
مُوسَى
الْاَجَلَ
وَسَارَ
بِاَهْلِه۪ٓ
اٰنَسَ
مِنْ
جَانِبِ
الطُّورِ
نَاراًۚ
قَالَ
لِاَهْلِهِ
امْكُثُٓوا
اِنّ۪ٓي
اٰنَسْتُ
نَاراً
لَعَلّ۪ٓي
اٰت۪يكُمْ
مِنْهَا
بِخَبَرٍ
اَوْ
جَذْوَةٍ
مِنَ
النَّارِ
لَعَلَّكُمْ
تَصْطَلُونَ
Musa süreyi doldurunca, ailesiyle birlikte yola çıktı. Tur tarafından bir ateş gördü. Ailesine: «Durunuz, ben bir ateş gördüm; belki oradan size bir haber yahut tutuşmuş bir odun getiririm de ısınabilirsiniz» dedi.[29]
فَلَمَّٓا
اَتٰيهَا
نُودِيَ
مِنْ
شَاطِئِ
الْوَادِ
الْاَيْمَنِ
فِي
الْبُقْعَةِ
الْمُبَارَكَةِ
مِنَ
الشَّجَرَةِ
اَنْ
يَا مُوسٰٓى
اِنّ۪ٓي
اَنَا
اللّٰهُ
رَبُّ
الْعَالَم۪ينَۙ
Oraya gelince, kutlu yerdeki vadinin sağ yanındaki ağaç cihetinden: «Ey Musa! Şüphesiz Ben, Alemlerin Rabbi olan Allah’ım» diye seslenildi.[30]
وَاَنْ
اَلْقِ
عَصَاكَۜ
فَلَمَّا
رَاٰهَا
تَهْتَزُّ
كَاَنَّهَا
جَٓانٌّ
وَلّٰى
مُدْبِراً
وَلَمْ
يُعَقِّبْۜ
يَا مُوسٰٓى
اَقْبِلْ
وَلَا
تَخَفْ۠
اِنَّكَ
مِنَ
الْاٰمِن۪ينَ
«Değneğini at.» Musa, değneğin yılan gibi hareketler yaptığını görünce, dönüp arkasına bakmadan kaçtı. «Ey Musa! Dön gel; korkma; şüphesiz güvende olanlardansın» denildi.[31]
اُسْلُكْ
يَدَكَ
ف۪ي
جَيْبِكَ
تَخْرُجْ
بَيْضَٓاءَ
مِنْ
غَيْرِ
سُٓوءٍۘ
وَاضْمُمْ
اِلَيْكَ
جَنَاحَكَ
مِنَ
الرَّهْبِ
فَذَانِكَ
بُرْهَانَانِ
مِنْ
رَبِّكَ
اِلٰى
فِرْعَوْنَ
وَمَلَا۬ئِه۪ۜ
اِنَّهُمْ
كَانُوا
قَوْماً
فَاسِق۪ينَ
«Elini koynuna koy, lekesiz, bembeyaz çıksın. Korkudan açılan kollarını kendine çek! Bu ikisi Firavun ve erkanına karşı Rabbinin iki delilidir. Doğrusu onlar yoldan çıkmış bir millettir» denildi.[32]
قَالَ
رَبِّ
اِنّ۪ي
قَتَلْتُ
مِنْهُمْ
نَفْساً
فَاَخَافُ
اَنْ
يَقْتُلُونِ
Musa: «Rabbim! Doğrusu ben onlardan bir cana kıydım. Beni öldürmelerinden korkarım. Kardeşim Harun’un dili benimkinden daha düzgündür. Onu, beni destekleyen bir yardımcı olarak benimle gönder, çünkü beni yalanlamalarından korkarım» dedi.[33-34]
وَاَخ۪ي
هٰرُونُ
هُوَ
اَفْصَحُ
مِنّ۪ي
لِسَاناً
فَاَرْسِلْهُ
مَعِيَ
رِدْءاً
يُصَدِّقُن۪يۘ
اِنّ۪ٓي
اَخَافُ
اَنْ
يُكَذِّبُونِ
Musa: «Rabbim! Doğrusu ben onlardan bir cana kıydım. Beni öldürmelerinden korkarım. Kardeşim Harun’un dili benimkinden daha düzgündür. Onu, beni destekleyen bir yardımcı olarak benimle gönder, çünkü beni yalanlamalarından korkarım» dedi.[33-34]
قَالَ
سَنَشُدُّ
عَضُدَكَ
بِاَخ۪يكَ
وَنَجْعَلُ
لَكُمَا
سُلْطَاناً
فَلَا
يَصِلُونَ
اِلَيْكُمَا
بِاٰيَاتِنَاۚ
اَنْتُمَا
وَمَنِ
اتَّـبَعَكُمَا
الْغَالِبُونَ
Allah: «Seni kardeşinle destekleyeceğiz; ikinize bir kudret vereceğiz ki, onlar size el uzatamayacaklardır. Ayetlerimizle ikiniz ve ikinize uyanlar üstün geleceklerdir» dedi.[35]
فَلَمَّا
جَٓاءَهُمْ
مُوسٰى
بِاٰيَاتِنَا
بَيِّنَاتٍ
قَالُوا
مَا
هٰذَٓا
اِلَّا
سِحْرٌ
مُفْتَرًى
وَمَا
سَمِعْنَا
بِهٰذَا
ف۪ٓي
اٰبَٓائِنَا
الْاَوَّل۪ينَ
Musa onlara, apaçık olarak, mucizelerimizle gelince: «Bu sadece uydurma bir sihirdir. Önceki atalarımızdan böylesini işitmemiştik» dediler.[36]
وَقَالَ
فِرْعَوْنُ
يَٓا اَيُّهَا
الْمَلَأُ
مَا
عَلِمْتُ
لَكُمْ
مِنْ
اِلٰهٍ
غَيْر۪يۚ
فَاَوْقِدْ
ل۪ي
يَا هَامَانُ
عَلَى
الطّ۪ينِ
فَاجْعَلْ
ل۪ي
صَرْحاً
لَعَلّ۪ٓي
اَطَّلِعُ
اِلٰٓى
اِلٰهِ
مُوسٰىۙ
وَاِنّ۪ي
لَاَظُنُّهُ
مِنَ
الْكَاذِب۪ينَ
Firavun: «Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir tanrınız olduğunu bilmiyorum. Ey Haman! Benim için, toprak üzerine bir ateş yak, tuğla hazırlayıp bana bir kule yap; çıkar belki Musa’nın tanrısını görürüm. Doğrusu onu yalancılardan sanıyorum» dedi.[38]
Yükleniyor...