ف ت ن
58ayette
60kez geçiyor
32/114surede
11farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %57 · Medenî %43
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 6
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Tevbe
5 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| فِتْنَةٌ | İsim | فِعْلَةٌ | Fitne | 30 |
| فَتَنَّا | Feale-Yefilu | فَعَلْنَا | Fitneledik | 10 |
| يُفْتَنُونَ | Feale-Yefilu | يُفْعَلُونَ | Fitnelenirler | 8 |
| فِتْنَتَهُ | İsim | فِعْلَتَهُ | Onun fitnesi | 4 |
| لِنَفْتِنَهُمْ | Feale-Yefilu | لِنَفْعِلَهُمْ | Onları fitnelememiz için | 2 |
| تَفْتِنّ۪يۜ | Feale-Yefilu | تَفْعِلِّي | Beni fitneleme | 1 |
| فُتُوناً۠ | İsim | فُعُولًا | Fitnelemek | 1 |
| تُفْتَنُونَ | Feale-Yefilu | تُفْعَلُونَ | Fitnelenirsiniz | 1 |
| بِفَاتِن۪ينَۙ | İsim | بِفَاعِلِينَ | Fitneleyenler | 1 |
| فَتَنَّا | Feale-Yefilu | فَعَلْنَا | Fitneledik | 1 |
| الْمَفْتُونُ | İsim | الْمَفْعُولُ | Fitnelenen | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ك و ن ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
11 ayet
وَاتَّـبَعُوا
مَا
تَتْلُوا
الشَّيَاط۪ينُ
عَلٰى
مُلْكِ
سُلَيْمٰنَۚ
وَمَا
كَفَرَ
سُلَيْمٰنُ
وَلٰكِنَّ
الشَّيَاط۪ينَ
كَفَرُوا
يُعَلِّمُونَ
النَّاسَ
السِّحْرَۗ
وَمَٓا
اُنْزِلَ
عَلَى
الْمَلَكَيْنِ
بِبَابِلَ
هَارُوتَ
وَمَارُوتَۜ
وَمَا
يُعَلِّمَانِ
مِنْ
اَحَدٍ
حَتّٰى
يَقُولَٓا
اِنَّمَا
نَحْنُ
فِتْنَةٌ
فَلَا
تَكْفُرْۜ
فَيَتَعَلَّمُونَ
مِنْهُمَا
مَا
يُفَرِّقُونَ
بِه۪
بَيْنَ
الْمَرْءِ
وَزَوْجِه۪ۜ
وَمَا
هُمْ
بِضَٓارّ۪ينَ
بِه۪
مِنْ
اَحَدٍ
اِلَّا
بِاِذْنِ
اللّٰهِۜ
وَيَتَعَلَّمُونَ
مَا
يَضُرُّهُمْ
وَلَا
يَنْفَعُهُمْۜ
وَلَقَدْ
عَلِمُوا
لَمَنِ
اشْتَرٰيهُ
مَا
لَهُ
فِي
الْاٰخِرَةِ
مِنْ
خَلَاقٍ۠
وَلَبِئْسَ
مَا
شَرَوْا
بِه۪ٓ
اَنْفُسَهُمْۜ
لَوْ
كَانُوا
يَعْلَمُونَ
Şeytanların Süleyman’ın hükümdarlığı hakkında söylediklerine uydular. Oysa Süleyman kafir değildi, ama insanlara sihri öğreten şeytanlar kafir olmuşlardı. Babil’de, melek denilen Harut ve Marut’a bir şey indirilmemişti. Bu ikisi «Biz sadece imtihan ediyoruz, sakın inkar etme» demedikçe kimseye bir şey öğretmezlerdi. Halbuki bu ikisinden, koca ile karısının arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Oysa Allah’ın izni olmadıkça onlar kimseye zarar veremezlerdi. Kendilerine zarar verecek, faydalı olmayacak şeyler öğreniyorlardı. And olsun ki, onu satın alanın ahiretten bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şeyin ne kötü olduğunu keşke bilselerdi![102]
وَقَاتِلُوهُمْ
حَتّٰى
لَا
تَكُونَ
فِتْنَةٌ
وَيَكُونَ
الدّ۪ينُ
لِلّٰهِۜ
فَاِنِ
انْتَهَوْا
فَلَا
عُدْوَانَ
اِلَّا
عَلَى
الظَّالِم۪ينَ
Fitne kalmayıp, yalnız Allah’ın dini ortada kalana kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse sataşmayın. Zulmedenlerden başkasına düşmanlık yoktur.[193]
وَاِذَا
ضَرَبْتُمْ
فِي
الْاَرْضِ
فَلَيْسَ
عَلَيْكُمْ
جُنَاحٌ
اَنْ
تَقْصُرُوا
مِنَ
الصَّلٰوةِۗ
اِنْ
خِفْتُمْ
اَنْ
يَفْتِنَكُمُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُواۜ
اِنَّ
الْكَافِر۪ينَ
كَانُوا
لَكُمْ
عَدُواًّ
مُب۪يناً
Yolculuk ettiğinizde, kafirlerin size bir fenalık yapmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızda size bir sorumluluk yoktur. Zira kafirler, size apaçık düşmandırlar.[101]
وَحَسِبُٓوا
اَلَّا
تَكُونَ
فِتْنَةٌ
فَعَمُوا
وَصَمُّوا
ثُمَّ
تَابَ
اللّٰهُ
عَلَيْهِمْ
ثُمَّ
عَمُوا
وَصَمُّوا
كَث۪يرٌ
مِنْهُمْۜ
وَاللّٰهُ
بَص۪يرٌ
بِمَا
يَعْمَلُونَ
Bir fitne kopmayacağını sandılar, körleştiler, sağırlaştılar; sonra Allah tevbelerini kabul etti, yine de çoğu körleştiler ve sağırlaştılar. Allah, işlediklerini görür.[71]
ثُمَّ
لَمْ
تَكُنْ
فِتْنَتُهُمْ
اِلَّٓا
اَنْ
قَالُوا
وَاللّٰهِ
رَبِّنَا
مَا
كُنَّا
مُشْرِك۪ينَ
Sonra, «Rabbimiz Allah’a and olsun ki bizler ortak koşanlar değildik» demekten başka çare bulamazlar.[23]
وَقَاتِلُوهُمْ
حَتّٰى
لَا
تَكُونَ
فِتْنَةٌ
وَيَكُونَ
الدّ۪ينُ
كُلُّهُ
لِلّٰهِۚ
فَاِنِ
انْتَهَوْا
فَاِنَّ
اللّٰهَ
بِمَا
يَعْمَلُونَ
بَص۪يرٌ
Fitne kalmayıp, yalnız Allah’ın dini kalana kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse bilsinler ki Allah onların işlediklerini şüphesiz görür.[39]
وَالَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
بَعْضُهُمْ
اَوْلِيَٓاءُ
بَعْضٍۜ
اِلَّا
تَفْعَلُوهُ
تَكُنْ
فِتْنَةٌ
فِي
الْاَرْضِ
وَفَسَادٌ
كَب۪يرٌۜ
İnkar edenler birbirlerinin dostlarıdır. Eğer siz aranızda dost olmazsanız yeryüzünde kargaşalık, fitne ve büyük bozgun çıkar.[73]
وَمَٓا
اَرْسَلْنَا
قَبْلَكَ
مِنَ
الْمُرْسَل۪ينَ
اِلَّٓا
اِنَّهُمْ
لَيَأْكُلُونَ
الطَّعَامَ
وَيَمْشُونَ
فِي
الْاَسْوَاقِۜ
وَجَعَلْنَا
بَعْضَكُمْ
لِبَعْضٍ
فِتْنَةًۜ
اَتَصْبِرُونَۚ
وَكَانَ
رَبُّكَ
بَص۪يراً۟
Senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de, şüphesiz, yemek yerler, sokaklarda gezerlerdi. Ey insanlar! Sabreder misiniz diye sizi birbirinizle sınarız. Rabbin her şeyi görür.[20]
وَمِنَ
النَّاسِ
مَنْ
يَقُولُ
اٰمَنَّا
بِاللّٰهِ
فَاِذَٓا
اُو۫ذِيَ
فِي
اللّٰهِ
جَعَلَ
فِتْنَةَ
النَّاسِ
كَعَذَابِ
اللّٰهِۜ
وَلَئِنْ
جَٓاءَ
نَصْرٌ
مِنْ
رَبِّكَ
لَيَقُولُنَّ
اِنَّا
كُنَّا
مَعَكُمْۜ
اَوَلَيْسَ
اللّٰهُ
بِاَعْلَمَ
بِمَا
ف۪ي
صُدُورِ
الْعَالَم۪ينَ
İnsanlardan: «Allah’a inandık» diyenler vardır; ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca, insanların ezasını Allah’ın azabı gibi tutarlar. Rabbinizden bir yardım gelecek olursa, and olsun ki, «Doğrusu biz sizinle beraberdik» derler. Allah, herkesin kalbinde olanları en iyi bilen değil midir?[10]
ذُوقُوا
فِتْنَتَكُمْۜ
هٰذَا
الَّذ۪ي
كُنْتُمْ
بِه۪
تَسْتَعْجِلُونَ
Onlara: «Azabınızı tadın; işte acele beklediğiniz bu idi» denir.[14]
يُنَادُونَهُمْ
اَلَمْ
نَكُنْ
مَعَكُمْۜ
قَالُوا
بَلٰى
وَلٰكِنَّكُمْ
فَـتَنْتُمْ
اَنْفُسَكُمْ
وَتَرَبَّصْتُمْ
وَارْتَبْتُمْ
وَغَرَّتْكُمُ
الْاَمَانِيُّ
حَتّٰى
جَٓاءَ
اَمْرُ
اللّٰهِ
وَغَرَّكُمْ
بِاللّٰهِ
الْغَرُورُ
İkiyüzlüler, inananlara: «Biz sizinle beraber değil miydik» diye seslenirler. Onlar: «Evet öyle; fakat sizler kendinizi aldattınız, bize pusu kurdunuz, Allah’ın buyruğu gelene kadar dinde şüpheye düştünüz; sizi kuruntular aldattı; sizi şeytanlar Allah’a karşı da ayarttı.»[14]
Yükleniyor...