خ ل ف
116ayette
127kez geçiyor
40/114surede
35farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %66 · Medenî %34
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Sâd 26
38. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
11 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| اخْتَلَفُوا | İftial Babı | افْتَعَلُوا | Uyuşmadılar | 19 |
| خَلْفِهِمْ | İsim | فَعْلِهِمْ | Onların arkası | 17 |
| يَخْتَلِفُونَ | İftial Babı | يَفْتَغِلُونَ | Uyuşmazlar | 10 |
| يُخْلِفُ | İfal Babı | يُفْعِلُ | Cayar | 7 |
| وَاخْتِلَافِ | İsim | وَافْتِعَالِ | Ve uyuşmazlık | 6 |
| تَخْتَلِفُونَ | İftial Babı | تَفْتَعِلُونَ | Uyuşmuyorsunuz | 6 |
| خِلَافٍ | İsim | فِعَالٍ | Çaprazlama | 6 |
| خَلْفَهُمْ | Mekan Zarfı | فَعْلَهُمْ | Onların arkası | 5 |
| وَيَسْتَخْلِفْ | İstifal | وَيَسْتَفْعِلْ | Ve halef kılar | 4 |
| مُخْتَلِفاً | İsim | مُفْتَعِلًا | Uyuşmayan | 4 |
| خَلَٓائِفَ | İsim | فَعَائِلَ | Halifeler | 4 |
| اَخْلَفُوا | İfal Babı | أَفْعَلُوا | Caydılar | 4 |
| مُخْتَلِفٌ | İsim | مُفْتَعِلٌ | Uyuşmayan | 4 |
| خُلَـفَٓاءَ | İsim | فُعَلَاءَ | Halifeler | 3 |
| فَخَلَفَ | Feale-Yefulu | فَفَعَلَ | Halef oldu | 3 |
| الْمُخَلَّفُونَ | İsim | الْمُفَعَّلُونَ | Geride bırakılanlar | 3 |
| خَل۪يفَةًۜ | İsim | فَعِيلَةً | Halife | 2 |
| تُخْلِفُ | İfal Babı | تُفْعِلُ | Cayarsın | 2 |
| الْخَوَالِفِ | İsim | الْفَوَاعِلِ | Geride kalanlar | 2 |
| اخْتِلَافاً | İsim | افْتِعَالًا | Uyuşmazlık | 1 |
| اخْلُفْن۪ي | Feale-Yefulu | افْعُلْنِي | Bana halef ol | 1 |
| الْخَالِف۪ينَ | İsim | الْفَاعِلِينَ | Geride kalanlar | 1 |
| خُلِّفُواۜ | Tef'il Babı | فُعِّلُوا | Arkada bırakıldılar | 1 |
| يَتَخَلَّفُوا | Tefe'ale Babı | يَتَفَعَّلُوا | Arkada kalırlar | 1 |
| اُخَالِفَكُمْ | Faale Babı | أُفَاعِلَكُمْ | Size muhalefet ederim | 1 |
| مُخْتَلِف۪ينَۙ | İsim | مُفْتَعِلِينَ | Uyuşmayanlar | 1 |
| مُخْلِفَ | İsim | مُفْعِلَ | Cayan | 1 |
| نُخْلِفُهُ | İfal Babı | نُفْعِلُهُ | Ondan cayarız | 1 |
| اسْتَخْلَفَ | İstifal | اسْتَفْعَلَ | Halef kıldı | 1 |
| يُخَالِفُونَ | Faale Babı | يُفَاعِلُونَ | Muhalefet ederler | 1 |
| خِلْفَةً | İsim | فِعْلَةً | Halef olmak | 1 |
| يَخْلُفُونَ | Feale-Yefulu | يَفْعُلُونَ | Halef olurlar | 1 |
| لِلْمُخَلَّف۪ينَ | İsim | لِلْمُفَعَّلِينَ | Geride bırakılanlara | 1 |
| مُسْتَخْلَف۪ينَ | İsim | مُسْتَفْعَلِينَ | Halef kılınanlar | 1 |
| مُخْتَلِفُونَۜ | İsim | مُفْتَعِلُونَ | Uyuşmayanlar | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Onların arkası 12
Uyuşmadılar 9
Uyuşmazlar 8
Uyuşmayan 8
Halifeler 7
Cayar 6
Uyuşmuyorsunuz 6
Onun arkası 5
Çaprazlama 5
Ve uyuşmazlık 4
Uyuşmadı 4
Uyuşmazlık 3
Geride bırakılanlar 3
Geride kalanlar 3
Diğer 37 anlam
Halife 2
Ve halef kılar 2
Halef oldu 2
Ardıl topluluk 2
Hemen uyuşulmadı 2
Uyuşmayanlar 2
Onun hakkında 2
Ve uyuşmadılar 1
Cayarsın 1
Ve sizi halef kılar 1
Bana halef ol 1
Bana halef oldunuz 1
Öyleyse uyuşmadınız 1
Caydılar 1
Arkada bırakıldılar 1
Arkada kalırlar 1
Hemen uyuşmadılar 1
Senin arkan 1
Size muhalefet ederim 1
Hemen sizden caydım 1
Cayan 1
Senin çaprazın 1
Arkamız 1
Ondan cayarız 1
Hemen caydınız 1
Caydık 1
Ondan vazgeçilirsin 1
Kesinlikle onları halef kılacak 1
Halef kıldı 1
Muhalefet ederler 1
Halef olmak 1
Ondan cayar 1
Sizin arkanız 1
Uyuşmadınız 1
Halef olurlar 1
Geride bırakılanlara 1
Halef kılınanlar 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ك و ن ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
31 ayet
وَلَا
تَكُونُوا
كَالَّت۪ي
نَقَضَتْ
غَزْلَهَا
مِنْ
بَعْدِ
قُوَّةٍ
اَنْكَاثاًۜ
تَتَّخِذُونَ
اَيْمَانَكُمْ
دَخَلاً
بَيْنَكُمْ
اَنْ
تَكُونَ
اُمَّةٌ
هِيَ
اَرْبٰى
مِنْ
اُمَّةٍۜ
اِنَّمَا
يَبْلُوكُمُ
اللّٰهُ
بِه۪ۜ
وَلَيُبَيِّنَنَّ
لَكُمْ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
مَا
كُنْتُمْ
ف۪يهِ
تَخْتَلِفُونَ
Bir ümmetin diğerinden daha çok olmasından ötürü, aranızdaki yeminleri bozarak, ipliğini iyice eğirip katladıktan sonra bozan kadın gibi olmayın. Allah onunla sizi dener. And olsun ki, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size kıyamet günü açıklar.[92]
اِنَّمَا
جُعِلَ
السَّبْتُ
عَلَى
الَّذ۪ينَ
اخْتَلَفُوا
ف۪يهِۜ
وَاِنَّ
رَبَّكَ
لَيَحْكُمُ
بَيْنَهُمْ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
ف۪يمَا
كَانُوا
ف۪يهِ
يَخْتَلِفُونَ
Cumartesi ibadeti, ancak o gün üzerinde çekişenlere farz kılındı. Rabbin, ayrılığa düştükleri şeylerde, kıyamet günü aralarında hükmedecektir.[124]
وَمَا
نَتَنَزَّلُ
اِلَّا
بِاَمْرِ
رَبِّكَۚ
لَهُ
مَا
بَيْنَ
اَيْد۪ينَا
وَمَا
خَلْفَنَا
وَمَا
بَيْنَ
ذٰلِكَۚ
وَمَا
كَانَ
رَبُّكَ
نَسِياًّۚ
Cebrail: «Biz ancak Rabbinin buyruğu ile ineriz, geçmişimizi geleceğimizi ve ikisinin arasındakileri bilmek O’na mahsustur. Rabbin unutkan değildir.»[64]
فَلَنَأْتِيَنَّكَ
بِسِحْرٍ
مِثْلِه۪
فَاجْعَلْ
بَيْنَنَا
وَبَيْنَكَ
مَوْعِداً
لَا
نُخْلِفُهُ
نَحْنُ
وَلَٓا
اَنْتَ
مَكَاناً
سُوًى
And olsun ki Firavun’a bütün delillerimizi gösterdik de yalan sayıp kabulden çekindi ve: «Ey Musa! Sihirbazlığınla bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin? Şimdi biz de seninkinin benzeri bir sihri sana göstereceğiz. Bizimle senin aranda bir vakit tayin et ki sen de biz de düz bir yerde bulunalım da caymayalım» dedi.[56-58]
اَللّٰهُ
يَحْكُمُ
بَيْنَكُمْ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
ف۪يمَا
كُنْتُمْ
ف۪يهِ
تَخْتَلِفُونَ
Her ümmete, yerine getirmeleri gerekli ibadetler koyduk. Öyleyse, bu konuda seninle çekişmelerine fırsat verme; Rabbine davet et, sen şüphesiz doğru yol üzerindesin. Seninle tartışırlarsa: «Allah yaptığınızı çok iyi bilir; ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında, kıyamet günü aranızda Allah hükmedecektir» de.[67-69]
اِنَّ
رَبَّكَ
هُوَ
يَفْصِلُ
بَيْنَهُمْ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
ف۪يمَا
كَانُوا
ف۪يهِ
يَخْتَلِفُونَ
Muhakkak ki Rabbin ayrılığa düştükleri şeylerde kıyamet günü aralarında hükmedecektir.[25]
قُلِ
اللّٰهُمَّ
فَاطِرَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
عَالِمَ
الْغَيْبِ
وَالشَّهَادَةِ
اَنْتَ
تَحْكُمُ
بَيْنَ
عِبَادِكَ
ف۪يمَا
كَانُوا
ف۪يهِ
يَخْتَلِفُونَ
De ki: «Ey göklerin, yerin yaratanı, görülmeyeni ve görüleni bilen Allah’ım! Kullarının ayrılığa düştükleri şeyler hakkında aralarında Sen hükmedeceksin.»[46]
وَقَيَّضْنَا
لَهُمْ
قُرَنَٓاءَ
فَزَيَّنُوا
لَهُمْ
مَا
بَيْنَ
اَيْد۪يهِمْ
وَمَا
خَلْفَهُمْ
وَحَقَّ
عَلَيْهِمُ
الْقَوْلُ
ف۪ٓي
اُمَمٍ
قَدْ
خَلَتْ
مِنْ
قَبْلِهِمْ
مِنَ
الْجِنِّ
وَالْاِنْسِۚ
اِنَّهُمْ
كَانُوا
خَاسِر۪ينَ۟
Onların yanına bir takım yardakçılar koyarız da geçmişlerini geleceklerini onlara güzel gösterirler. Verilen söz, gerek cinlerden ve gerekse insanlardan, gelip geçmiş ümmetler içinde, onların aleyhine gerçekleşmiştir. Doğrusu onlar hüsranda idiler.[25]
وَاٰتَيْنَاهُمْ
بَيِّنَاتٍ
مِنَ
الْاَمْرِۚ
فَمَا
اخْتَلَفُٓوا
اِلَّا
مِنْ
بَعْدِ
مَا
جَٓاءَهُمُ
الْعِلْمُۙ
بَغْياً
بَيْنَهُمْۜ
اِنَّ
رَبَّكَ
يَقْض۪ي
بَيْنَهُمْ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
ف۪يمَا
كَانُوا
ف۪يهِ
يَخْتَلِفُونَ
Din konusunda, onlara belgeler verdik; ancak, kendilerine ilim geldikten sonra birbirini çekememezlikten ayrılığa düştüler. Rabbin kıyamet günü, ayrılığa düştükleri şeyler hakkında şüphesiz aralarında hükmedecektir.[17]
سَيَقُولُ
لَكَ
الْمُخَلَّفُونَ
مِنَ
الْاَعْرَابِ
شَغَلَتْنَٓا
اَمْوَالُنَا
وَاَهْلُونَا
فَاسْتَغْفِرْ
لَنَاۚ
يَقُولُونَ
بِاَلْسِنَتِهِمْ
مَا
لَيْسَ
ف۪ي
قُلُوبِهِمْۜ
قُلْ
فَمَنْ
يَمْلِكُ
لَكُمْ
مِنَ
اللّٰهِ
شَيْـٔاً
اِنْ
اَرَادَ
بِكُمْ
ضَراًّ
اَوْ
اَرَادَ
بِكُمْ
نَفْعاًۜ
بَلْ
كَانَ
اللّٰهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
خَب۪يراً
Bedevilerin savaştan geri kalmış olanları, sana: «Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu. Allah’tan bizim bağışlanmamızı dile» diyecekler. Dilleriyle, gönüllerinde bulunmayanı söylerler; de ki: «Allah size bir zarar gelmesini dilerse, yahut bir fayda elde etmenizi dilerse, O’na karşı kimin gücü bir şeye yeter? Kaldı ki, Allah yaptıklarınızdan haberdardır.»[11]
سَيَقُولُ
الْمُخَلَّفُونَ
اِذَا
انْطَلَقْتُمْ
اِلٰى
مَغَانِمَ
لِتَأْخُذُوهَا
ذَرُونَا
نَتَّبِعْكُمْۚ
يُر۪يدُونَ
اَنْ
يُبَدِّلُوا
كَلَامَ
اللّٰهِۜ
قُلْ
لَنْ
تَتَّبِعُونَا
كَذٰلِكُمْ
قَالَ
اللّٰهُ
مِنْ
قَبْلُۚ
فَسَيَقُولُونَ
بَلْ
تَحْسُدُونَنَاۜ
بَلْ
كَانُوا
لَا
يَفْقَهُونَ
اِلَّا
قَل۪يلاً
Savaştan geri kalmış olanlar, siz ganimetleri almaya giderken: «Bırakın, biz de sizinle gelelim» diyeceklerdir. Onlar Allah’ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: «Bize uymayacaksınız; Allah sizin için önceden böyle buyurmuştur.» Size: «Hayır, bizi çekemiyorsunuz» diyecekler. Aksine, kendileri ancak pek az söz anlayan kimselerdir.[15]
Yükleniyor...