خ ل ف
116ayette
127kez geçiyor
40/114surede
35farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %66 · Medenî %34
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Sâd 26
38. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
11 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| اخْتَلَفُوا | İftial Babı | افْتَعَلُوا | Uyuşmadılar | 19 |
| خَلْفِهِمْ | İsim | فَعْلِهِمْ | Onların arkası | 17 |
| يَخْتَلِفُونَ | İftial Babı | يَفْتَغِلُونَ | Uyuşmazlar | 10 |
| يُخْلِفُ | İfal Babı | يُفْعِلُ | Cayar | 7 |
| وَاخْتِلَافِ | İsim | وَافْتِعَالِ | Ve uyuşmazlık | 6 |
| تَخْتَلِفُونَ | İftial Babı | تَفْتَعِلُونَ | Uyuşmuyorsunuz | 6 |
| خِلَافٍ | İsim | فِعَالٍ | Çaprazlama | 6 |
| خَلْفَهُمْ | Mekan Zarfı | فَعْلَهُمْ | Onların arkası | 5 |
| وَيَسْتَخْلِفْ | İstifal | وَيَسْتَفْعِلْ | Ve halef kılar | 4 |
| مُخْتَلِفاً | İsim | مُفْتَعِلًا | Uyuşmayan | 4 |
| خَلَٓائِفَ | İsim | فَعَائِلَ | Halifeler | 4 |
| اَخْلَفُوا | İfal Babı | أَفْعَلُوا | Caydılar | 4 |
| مُخْتَلِفٌ | İsim | مُفْتَعِلٌ | Uyuşmayan | 4 |
| خُلَـفَٓاءَ | İsim | فُعَلَاءَ | Halifeler | 3 |
| فَخَلَفَ | Feale-Yefulu | فَفَعَلَ | Halef oldu | 3 |
| الْمُخَلَّفُونَ | İsim | الْمُفَعَّلُونَ | Geride bırakılanlar | 3 |
| خَل۪يفَةًۜ | İsim | فَعِيلَةً | Halife | 2 |
| تُخْلِفُ | İfal Babı | تُفْعِلُ | Cayarsın | 2 |
| الْخَوَالِفِ | İsim | الْفَوَاعِلِ | Geride kalanlar | 2 |
| اخْتِلَافاً | İsim | افْتِعَالًا | Uyuşmazlık | 1 |
| اخْلُفْن۪ي | Feale-Yefulu | افْعُلْنِي | Bana halef ol | 1 |
| الْخَالِف۪ينَ | İsim | الْفَاعِلِينَ | Geride kalanlar | 1 |
| خُلِّفُواۜ | Tef'il Babı | فُعِّلُوا | Arkada bırakıldılar | 1 |
| يَتَخَلَّفُوا | Tefe'ale Babı | يَتَفَعَّلُوا | Arkada kalırlar | 1 |
| اُخَالِفَكُمْ | Faale Babı | أُفَاعِلَكُمْ | Size muhalefet ederim | 1 |
| مُخْتَلِف۪ينَۙ | İsim | مُفْتَعِلِينَ | Uyuşmayanlar | 1 |
| مُخْلِفَ | İsim | مُفْعِلَ | Cayan | 1 |
| نُخْلِفُهُ | İfal Babı | نُفْعِلُهُ | Ondan cayarız | 1 |
| اسْتَخْلَفَ | İstifal | اسْتَفْعَلَ | Halef kıldı | 1 |
| يُخَالِفُونَ | Faale Babı | يُفَاعِلُونَ | Muhalefet ederler | 1 |
| خِلْفَةً | İsim | فِعْلَةً | Halef olmak | 1 |
| يَخْلُفُونَ | Feale-Yefulu | يَفْعُلُونَ | Halef olurlar | 1 |
| لِلْمُخَلَّف۪ينَ | İsim | لِلْمُفَعَّلِينَ | Geride bırakılanlara | 1 |
| مُسْتَخْلَف۪ينَ | İsim | مُسْتَفْعَلِينَ | Halef kılınanlar | 1 |
| مُخْتَلِفُونَۜ | İsim | مُفْتَعِلُونَ | Uyuşmayanlar | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Onların arkası 12
Uyuşmadılar 9
Uyuşmazlar 8
Uyuşmayan 8
Halifeler 7
Cayar 6
Uyuşmuyorsunuz 6
Onun arkası 5
Çaprazlama 5
Ve uyuşmazlık 4
Uyuşmadı 4
Uyuşmazlık 3
Geride bırakılanlar 3
Geride kalanlar 3
Diğer 37 anlam
Halife 2
Ve halef kılar 2
Halef oldu 2
Ardıl topluluk 2
Hemen uyuşulmadı 2
Uyuşmayanlar 2
Onun hakkında 2
Ve uyuşmadılar 1
Cayarsın 1
Ve sizi halef kılar 1
Bana halef ol 1
Bana halef oldunuz 1
Öyleyse uyuşmadınız 1
Caydılar 1
Arkada bırakıldılar 1
Arkada kalırlar 1
Hemen uyuşmadılar 1
Senin arkan 1
Size muhalefet ederim 1
Hemen sizden caydım 1
Cayan 1
Senin çaprazın 1
Arkamız 1
Ondan cayarız 1
Hemen caydınız 1
Caydık 1
Ondan vazgeçilirsin 1
Kesinlikle onları halef kılacak 1
Halef kıldı 1
Muhalefet ederler 1
Halef olmak 1
Ondan cayar 1
Sizin arkanız 1
Uyuşmadınız 1
Halef olurlar 1
Geride bırakılanlara 1
Halef kılınanlar 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ أ ل ه ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
58 ayet
وَقَالُوا
لَنْ
تَمَسَّنَا
النَّارُ
اِلَّٓا
اَيَّاماً
مَعْدُودَةًۜ
قُلْ
اَتَّخَذْتُمْ
عِنْدَ
اللّٰهِ
عَهْداً
فَلَنْ
يُخْلِفَ
اللّٰهُ
عَهْدَهُٓ
اَمْ
تَقُولُونَ
عَلَى
اللّٰهِ
مَا
لَا
تَعْلَمُونَ
«Ateş bize sadece sayılı birkaç gün değecektir», derler; sor, «Allah katından siz söz mü aldınız?», eğer öyle ise Allah sözünden caymayacaktır. «Yoksa Allah’a karşı bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz?»[80]
وَقَالَتِ
الْيَهُودُ
لَيْسَتِ
النَّصَارٰى
عَلٰى
شَيْءٍۖ
وَقَالَتِ
النَّصَارٰى
لَيْسَتِ
الْيَهُودُ
عَلٰى
شَيْءٍۙ
وَهُمْ
يَتْلُونَ
الْكِتَابَۜ
كَذٰلِكَ
قَالَ
الَّذ۪ينَ
لَا
يَعْلَمُونَ
مِثْلَ
قَوْلِهِمْۚ
فَاللّٰهُ
يَحْكُمُ
بَيْنَهُمْ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
ف۪يمَا
كَانُوا
ف۪يهِ
يَخْتَلِفُونَ
Yahudiler «Hıristiyanlar bir temel üzerinde değil» dediler, Hıristiyanlar da «Yahudiler bir temel üzerinde değil» dediler; oysa onlar Kitaplarını da okuyorlar. Bilgisizler de tıpkı onların söylediklerini söylemiştir. Allah, kıyamet günü, anlaşmazlığa düştükleri şeylerde onların arasında hüküm verecektir.[113]
اِنَّ
ف۪ي
خَلْقِ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَاخْتِلَافِ
الَّيْلِ
وَالنَّهَارِ
وَالْفُلْكِ
الَّت۪ي
تَجْر۪ي
فِي
الْبَحْرِ
بِمَا
يَنْفَعُ
النَّاسَ
وَمَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
مِنْ
مَٓاءٍ
فَاَحْيَا
بِهِ
الْاَرْضَ
بَعْدَ
مَوْتِهَا
وَبَثَّ
ف۪يهَا
مِنْ
كُلِّ
دَٓابَّةٍۖ
وَتَصْر۪يفِ
الرِّيَاحِ
وَالسَّحَابِ
الْمُسَخَّرِ
بَيْنَ
السَّمَٓاءِ
وَالْاَرْضِ
لَاٰيَاتٍ
لِقَوْمٍ
يَعْقِلُونَ
Göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, insanlara yararlı şeylerle denizde süzülen gemilerde, Allah’ın gökten indirip yeri ölümünden sonra dirilttiği suda, her türlü canlıyı orada yaymasında, rüzgarları ve yerle gök arasında emre amade duran bulutları döndürmesinde, düşünen kimseler için deliller vardır.[164]
ذٰلِكَ
بِاَنَّ
اللّٰهَ
نَزَّلَ
الْكِتَابَ
بِالْحَقِّۜ
وَاِنَّ
الَّذ۪ينَ
اخْتَلَفُوا
فِي
الْكِتَابِ
لَف۪ي
شِقَاقٍ
بَع۪يدٍ۟
Bu da, Allah’ın Kitab’ı doğru olarak indirmesinden ileri geliyor. Kitap hakkında ayrılığa düşenler doğrusu derin bir çıkmazdadırlar.[176]
كَانَ
النَّاسُ
اُمَّةً
وَاحِدَةً
فَبَعَثَ
اللّٰهُ
النَّبِيّ۪نَ
مُبَشِّر۪ينَ
وَمُنْذِر۪ينَۖ
وَاَنْزَلَ
مَعَهُمُ
الْكِتَابَ
بِالْحَقِّ
لِيَحْكُمَ
بَيْنَ
النَّاسِ
ف۪يمَا
اخْتَلَفُوا
ف۪يهِۜ
وَمَا
اخْتَلَفَ
ف۪يهِ
اِلَّا
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوهُ
مِنْ
بَعْدِ
مَا
جَٓاءَتْهُمُ
الْبَيِّنَاتُ
بَغْياً
بَيْنَهُمْۚ
فَهَدَى
اللّٰهُ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لِمَا
اخْتَلَفُوا
ف۪يهِ
مِنَ
الْحَقِّ
بِاِذْنِه۪ۜ
وَاللّٰهُ
يَهْد۪ي
مَنْ
يَشَٓاءُ
اِلٰى
صِرَاطٍ
مُسْتَق۪يمٍ
İnsanlar bir tek ümmetti. Allah peygamberleri müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdi; insanların ayrılığa düşecekleri hususlarda aralarında hüküm vermek için onlarla birlikte hak Kitaplar indirdi. Ancak Kitap verilenler, kendilerine belgeler geldikten sonra, aralarındaki ihtiras yüzünden onda ayrılığa düştüler. Allah, inananları, ayrılığa düştükleri gerçeğe kendi izni ile eriştirdi. Allah dilediğini doğru yola eriştirir.[213]
تِلْكَ
الرُّسُلُ
فَضَّلْنَا
بَعْضَهُمْ
عَلٰى
بَعْضٍۢ
مِنْهُمْ
مَنْ
كَلَّمَ
اللّٰهُ
وَرَفَعَ
بَعْضَهُمْ
دَرَجَاتٍۜ
وَاٰتَيْنَا
ع۪يسَى
ابْنَ
مَرْيَمَ
الْبَيِّنَاتِ
وَاَيَّدْنَاهُ
بِرُوحِ
الْقُدُسِۜ
وَلَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
مَا
اقْتَتَلَ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
بَعْدِهِمْ
مِنْ
بَعْدِ
مَا
جَٓاءَتْهُمُ
الْبَيِّنَاتُ
وَلٰكِنِ
اخْتَلَفُوا
فَمِنْهُمْ
مَنْ
اٰمَنَ
وَمِنْهُمْ
مَنْ
كَفَرَۜ
وَلَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
مَا
اقْتَتَلُوا
وَلٰكِنَّ
اللّٰهَ
يَفْعَلُ
مَا
يُر۪يدُ۟
İşte bu peygamberlerden bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık. Onlardan Allah’ın kendilerine hitabettiği, derecelerle yükselttikleri vardır. Meryem oğlu İsa’ya belgeler verdik, onu Ruhul Kudüs’le destekledik. Allah dileseydi, belgeler kendilerine geldikten sonra, peygamberlerin ardından birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler, kimi inandı, kimi inkar etti. Allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi, lakin Allah istediğini yapar.[253]
اَللّٰهُ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۚ
اَلْحَيُّ
الْقَيُّومُۚ
لَا
تَأْخُذُهُ
سِنَةٌ
وَلَا
نَوْمٌۜ
لَهُ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِۜ
مَنْ
ذَا
الَّذ۪ي
يَشْفَعُ
عِنْدَهُٓ
اِلَّا
بِاِذْنِه۪ۜ
يَعْلَمُ
مَا
بَيْنَ
اَيْد۪يهِمْ
وَمَا
خَلْفَهُمْۚ
وَلَا
يُح۪يطُونَ
بِشَيْءٍ
مِنْ
عِلْمِه۪ٓ
اِلَّا
بِمَا
شَٓاءَۚ
وَسِعَ
كُرْسِيُّهُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَۚ
وَلَا
يَؤُ۫دُهُ
حِفْظُهُمَاۚ
وَهُوَ
الْعَلِيُّ
الْعَظ۪يمُ
Allah, O’ndan başka tanrı olmayan, kendisini uyuklama ve uyku tutmayan, diri, her an yaratıklarını gözetip durandır. Göklerde olan ve yerde olan ancak O’nundur. O’nun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir? Onların işlediklerini ve işleyeceklerini bilir, dilediğinden başka ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar. Hükümranlığı gökleri ve yeri kaplamıştır, onların gözetilmesi O’na ağır gelmez. O yücedir, büyüktür.[255]
رَبَّنَٓا
اِنَّكَ
جَامِعُ
النَّاسِ
لِيَوْمٍ
لَا
رَيْبَ
ف۪يهِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يُخْلِفُ
الْم۪يعَادَ۟
Rabbimiz! Doğrusu geleceği şüphe götürmeyen günde, insanları toplayacak olan Sensin. Şüphesiz ki Allah verdiği sözden caymaz.[9]
اِنَّ
الدّ۪ينَ
عِنْدَ
اللّٰهِ
الْاِسْلَامُ۠
وَمَا
اخْتَلَفَ
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوا
الْكِتَابَ
اِلَّا
مِنْ
بَعْدِ
مَا
جَٓاءَهُمُ
الْعِلْمُ
بَغْياً
بَيْنَهُمْۜ
وَمَنْ
يَكْفُرْ
بِاٰيَاتِ
اللّٰهِ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
سَر۪يعُ
الْحِسَابِ
Allah katında din, şüphesiz İslam’dır. Ancak, Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki ihtiras yüzünden ayrılığa düştüler. Allah’ın ayetlerini kim inkar ederse bilsin ki, Allah hesabı çabuk görür.[19]
اِذْ
قَالَ
اللّٰهُ
يَا ع۪يسٰٓى
اِنّ۪ي
مُتَوَفّ۪يكَ
وَرَافِعُكَ
اِلَيَّ
وَمُطَهِّرُكَ
مِنَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
وَجَاعِلُ
الَّذ۪ينَ
اتَّبَعُوكَ
فَوْقَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُٓوا
اِلٰى
يَوْمِ
الْقِيٰمَةِۚ
ثُمَّ
اِلَيَّ
مَرْجِعُكُمْ
فَاَحْكُمُ
بَيْنَكُمْ
ف۪يمَا
كُنْتُمْ
ف۪يهِ
تَخْتَلِفُونَ
Allah demişti ki: «Ey İsa! Ben seni eceline yetireceğim, seni kendime yükselteceğim, inkar edenlerden seni tertemiz ayıracağım; sana uyanları, kıyamet gününe kadar, inkar edenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz Banadır. Ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedeceğim. İnkar edenleri de dünya ve ahirette şiddetli azaba uğratacağım. Onların hiç yardımcıları olmayacaktır.»[55-56]
فَرِح۪ينَ
بِمَٓا
اٰتٰيهُمُ
اللّٰهُ
مِنْ
فَضْلِه۪ۙ
وَيَسْتَبْشِرُونَ
بِالَّذ۪ينَ
لَمْ
يَلْحَقُوا
بِهِمْ
مِنْ
خَلْفِهِمْۙ
اَلَّا
خَوْفٌ
عَلَيْهِمْ
وَلَا
هُمْ
يَحْزَنُونَۢ
Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın, bilakis Rableri katında diridirler. Allah’ın bol nimetinden onlara verdiği şeylerle sevinç içinde rızıklanırlar, arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere, kendilerine korku olmadığını ve kendilerinin üzülmeyeceklerini müjde etmek isterler.[169-170]
وَلْيَخْشَ
الَّذ۪ينَ
لَوْ
تَرَكُوا
مِنْ
خَلْفِهِمْ
ذُرِّيَّةً
ضِعَافاً
خَافُوا
عَلَيْهِمْۖ
فَلْيَتَّقُوا
اللّٰهَ
وَلْيَقُولُوا
قَوْلاً
سَد۪يداً
Arkalarında cılız çocuklar bıraktıkları takdirde, bundan endişe edecek olanlar, haksızlık yapmaktan korksunlar; dürüst söz söylesinler.[9]
اَفَلَا
يَتَدَبَّرُونَ
الْقُرْاٰنَۜ
وَلَوْ
كَانَ
مِنْ
عِنْدِ
غَيْرِ
اللّٰهِ
لَوَجَدُوا
ف۪يهِ
اخْتِلَافاً
كَث۪يراً
Kuran’ı durup düşünmüyorlar mı? Eğer o Allah’tan başkasından gelseydi, onda çok aykırılıklar bulurlardı.[82]
وَقَوْلِهِمْ
اِنَّا
قَتَلْنَا
الْمَس۪يحَ
ع۪يسَى
ابْنَ
مَرْيَمَ
رَسُولَ
اللّٰهِۚ
وَمَا
قَتَلُوهُ
وَمَا
صَلَبُوهُ
وَلٰكِنْ
شُبِّهَ
لَهُمْۜ
وَاِنَّ
الَّذ۪ينَ
اخْتَلَفُوا
ف۪يهِ
لَف۪ي
شَكٍّ
مِنْهُۜ
مَا
لَهُمْ
بِه۪
مِنْ
عِلْمٍ
اِلَّا
اتِّبَاعَ
الظَّنِّۚ
وَمَا
قَتَلُوهُ
يَق۪يناًۙ
Bu, bir de inkarlarından, Meryem’e büyük bir iftirada bulunmalarından ve: «Meryem oğlu İsa Mesih’i, Allah’ın elçisini öldürdük» demelerinden ötürüdür. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar, fakat onlara öyle göründü. Ayrılığa düştükleri şeyde doğrusu şüphededirler, bu husustaki bilgileri ancak sanıya uymaktan ibarettir, kesin olarak onu öldürmediler, bilakis Allah onu kendi katına yükseltti. Allah Güçlü’dür, Hakim’dir.[156-158]
اِنَّمَا
جَزٰٓؤُا
الَّذ۪ينَ
يُحَارِبُونَ
اللّٰهَ
وَرَسُولَهُ
وَيَسْعَوْنَ
فِي
الْاَرْضِ
فَسَاداً
اَنْ
يُقَتَّلُٓوا
اَوْ
يُصَلَّـبُٓوا
اَوْ
تُقَطَّعَ
اَيْد۪يهِمْ
وَاَرْجُلُهُمْ
مِنْ
خِلَافٍ
اَوْ
يُنْفَوْا
مِنَ
الْاَرْضِۜ
ذٰلِكَ
لَهُمْ
خِزْيٌ
فِي
الدُّنْيَا
وَلَهُمْ
فِي
الْاٰخِرَةِ
عَذَابٌ
عَظ۪يمٌۙ
Allah ve Peygamberiyle savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuğa uğraşanların cezası öldürülmek veya asılmak yahut çapraz olarak el ve ayakları kesilmek ya da yerlerinden sürülmektir. Bu onlara dünyada bir rezilliktir. Onlara ahirette büyük azab vardır.[33]
وَاَنْزَلْـنَٓا
اِلَيْكَ
الْكِتَابَ
بِالْحَقِّ
مُصَدِّقاً
لِمَا
بَيْنَ
يَدَيْهِ
مِنَ
الْكِتَابِ
وَمُهَيْمِناً
عَلَيْهِ
فَاحْكُمْ
بَيْنَهُمْ
بِمَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
وَلَا
تَتَّبِعْ
اَهْوَٓاءَهُمْ
عَمَّا
جَٓاءَكَ
مِنَ
الْحَقِّۜ
لِكُلٍّ
جَعَلْنَا
مِنْكُمْ
شِرْعَةً
وَمِنْهَاجاًۜ
وَلَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
لَجَعَلَكُمْ
اُمَّةً
وَاحِدَةً
وَلٰكِنْ
لِيَبْلُوَكُمْ
ف۪ي
مَٓا
اٰتٰيكُمْ
فَاسْتَبِقُوا
الْخَيْرَاتِۜ
اِلَى
اللّٰهِ
مَرْجِعُكُمْ
جَم۪يعاً
فَيُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
كُنْتُمْ
ف۪يهِ
تَخْتَلِفُونَۙ
Kuran’ı, önce gelen Kitap’ı tasdik ederek ve ona şahid olarak gerçekle sana indirdik. Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet; gerçek olan sana gelmiş bulunduğuna göre, onların heveslerine uyma! Her biriniz için bir yol ve bir yöntem kıldık; eğer Allah dileseydi sizi bir tek ümmet yapardı, fakat bu, verdikleriyle sizi denemesi içindir; o halde iyiliklere koşuşun, hepinizin dönüşü Allah’adır. O, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size bildirir.[48]
قُلْ
اَغَيْرَ
اللّٰهِ
اَبْغ۪ي
رَباًّ
وَهُوَ
رَبُّ
كُلِّ
شَيْءٍۜ
وَلَا
تَكْسِبُ
كُلُّ
نَفْسٍ
اِلَّا
عَلَيْهَاۚ
وَلَا
تَزِرُ
وَازِرَةٌ
وِزْرَ
اُخْرٰىۚ
ثُمَّ
اِلٰى
رَبِّكُمْ
مَرْجِعُكُمْ
فَيُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
كُنْتُمْ
ف۪يهِ
تَخْتَلِفُونَ
De ki: «Allah her şeyin Rabbi iken O’ndan başka bir rab mi arayayım? Herkesin kazandığı kendisinedir, kimse başkasının yükünü taşımaz; sonunda dönüşünüz Rabbinizedir, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size bildirecektir.»[164]
اَوَعَجِبْتُمْ
اَنْ
جَٓاءَكُمْ
ذِكْرٌ
مِنْ
رَبِّكُمْ
عَلٰى
رَجُلٍ
مِنْكُمْ
لِيُنْذِرَكُمْۜ
وَاذْكُرُٓوا
اِذْ
جَعَلَكُمْ
خُلَـفَٓاءَ
مِنْ
بَعْدِ
قَوْمِ
نُوحٍ
وَزَادَكُمْ
فِي
الْخَلْقِ
بَصْۣـطَةًۚ
فَاذْكُرُٓوا
اٰلَٓاءَ
اللّٰهِ
لَعَلَّكُمْ
تُفْلِحُونَ
Size Rabbimin sözlerini bildiriyorum. Ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm; sizi uyarmak üzere, aranızdan bir adam vasıtasiyle Rabbinizden size bir haber gelmesine mi şaşıyorsunuz? Allah’ın sizi Nuh’un milleti yerine getirdiğini ve vücutça da onlardan üstün kıldığını hatırlayın, başarıya erişebilmeniz için Allah’ın nimetlerini anın» dedi.[68-69]
وَاذْكُرُٓوا
اِذْ
جَعَلَكُمْ
خُلَـفَٓاءَ
مِنْ
بَعْدِ
عَادٍ
وَبَوَّاَكُمْ
فِي
الْاَرْضِ
تَتَّخِذُونَ
مِنْ
سُهُولِهَا
قُصُوراً
وَتَنْحِتُونَ
الْجِبَالَ
بُيُوتاًۚ
فَاذْكُـرُٓوا
اٰلَٓاءَ
اللّٰهِ
وَلَا
تَعْثَوْا
فِي
الْاَرْضِ
مُفْسِد۪ينَ
Allah’ın sizi Ad milleti yerine getirdiğini, ovalarında köşkler kurup dağlarında kayadan evler yonttuğunuz yeryüzünde yerleştirdiğini hatırlayın; Allah’ın nimetlerini anın, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın» dedi.[74]
فَخَلَفَ
مِنْ
بَعْدِهِمْ
خَلْفٌ
وَرِثُوا
الْكِتَابَ
يَأْخُذُونَ
عَرَضَ
هٰذَا
الْاَدْنٰى
وَيَقُولُونَ
سَيُغْفَرُ
لَنَاۚ
وَاِنْ
يَأْتِهِمْ
عَرَضٌ
مِثْلُهُ
يَأْخُذُوهُۜ
اَلَمْ
يُؤْخَذْ
عَلَيْهِمْ
م۪يثَاقُ
الْكِتَابِ
اَنْ
لَا
يَقُولُوا
عَلَى
اللّٰهِ
اِلَّا
الْحَقَّ
وَدَرَسُوا
مَا
ف۪يهِۜ
وَالدَّارُ
الْاٰخِرَةُ
خَيْرٌ
لِلَّذ۪ينَ
يَتَّقُونَۜ
اَفَلَا
تَعْقِلُونَ
Ardlarından yerlerine gelen bir takım kötüler, Kitap’a mirasçı oldular. «Biz nasıl olsa affedileceğiz» diyerek Kitap’ın hükümlerini değiştirme karşılığı bu değersiz dünyanın mallarını alırlar; yine ona benzer geçici bir şey kendilerine gelince onu da kabul ederlerdi. Onlardan, Allah’a karşı ancak gerçeği söyleyeceklerine dair Kitap üzerine söz alınmamış mıydı? Kitap’da olanları okumamışlar mıydı? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için, ahiret yurdu vardır, düşünmüyor musunuz? Biz, iyiliğe çalışanların ecrini elbette zayi etmeyiz.[169-170]
Yükleniyor...