خ ل ف
116ayette
127kez geçiyor
40/114surede
35farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %66 · Medenî %34
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Sâd 26
38. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
11 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
| Kelime | Tür | Vezin | Anlam | Adet |
|---|---|---|---|---|
| اخْتَلَفُوا | İftial Babı | افْتَعَلُوا | Uyuşmadılar | 19 |
| خَلْفِهِمْ | İsim | فَعْلِهِمْ | Onların arkası | 17 |
| يَخْتَلِفُونَ | İftial Babı | يَفْتَغِلُونَ | Uyuşmazlar | 10 |
| يُخْلِفُ | İfal Babı | يُفْعِلُ | Cayar | 7 |
| وَاخْتِلَافِ | İsim | وَافْتِعَالِ | Ve uyuşmazlık | 6 |
| تَخْتَلِفُونَ | İftial Babı | تَفْتَعِلُونَ | Uyuşmuyorsunuz | 6 |
| خِلَافٍ | İsim | فِعَالٍ | Çaprazlama | 6 |
| خَلْفَهُمْ | Mekan Zarfı | فَعْلَهُمْ | Onların arkası | 5 |
| وَيَسْتَخْلِفْ | İstifal | وَيَسْتَفْعِلْ | Ve halef kılar | 4 |
| مُخْتَلِفاً | İsim | مُفْتَعِلًا | Uyuşmayan | 4 |
| خَلَٓائِفَ | İsim | فَعَائِلَ | Halifeler | 4 |
| اَخْلَفُوا | İfal Babı | أَفْعَلُوا | Caydılar | 4 |
| مُخْتَلِفٌ | İsim | مُفْتَعِلٌ | Uyuşmayan | 4 |
| خُلَـفَٓاءَ | İsim | فُعَلَاءَ | Halifeler | 3 |
| فَخَلَفَ | Feale-Yefulu | فَفَعَلَ | Halef oldu | 3 |
| الْمُخَلَّفُونَ | İsim | الْمُفَعَّلُونَ | Geride bırakılanlar | 3 |
| خَل۪يفَةًۜ | İsim | فَعِيلَةً | Halife | 2 |
| تُخْلِفُ | İfal Babı | تُفْعِلُ | Cayarsın | 2 |
| الْخَوَالِفِ | İsim | الْفَوَاعِلِ | Geride kalanlar | 2 |
| اخْتِلَافاً | İsim | افْتِعَالًا | Uyuşmazlık | 1 |
| اخْلُفْن۪ي | Feale-Yefulu | افْعُلْنِي | Bana halef ol | 1 |
| الْخَالِف۪ينَ | İsim | الْفَاعِلِينَ | Geride kalanlar | 1 |
| خُلِّفُواۜ | Tef'il Babı | فُعِّلُوا | Arkada bırakıldılar | 1 |
| يَتَخَلَّفُوا | Tefe'ale Babı | يَتَفَعَّلُوا | Arkada kalırlar | 1 |
| اُخَالِفَكُمْ | Faale Babı | أُفَاعِلَكُمْ | Size muhalefet ederim | 1 |
| مُخْتَلِف۪ينَۙ | İsim | مُفْتَعِلِينَ | Uyuşmayanlar | 1 |
| مُخْلِفَ | İsim | مُفْعِلَ | Cayan | 1 |
| نُخْلِفُهُ | İfal Babı | نُفْعِلُهُ | Ondan cayarız | 1 |
| اسْتَخْلَفَ | İstifal | اسْتَفْعَلَ | Halef kıldı | 1 |
| يُخَالِفُونَ | Faale Babı | يُفَاعِلُونَ | Muhalefet ederler | 1 |
| خِلْفَةً | İsim | فِعْلَةً | Halef olmak | 1 |
| يَخْلُفُونَ | Feale-Yefulu | يَفْعُلُونَ | Halef olurlar | 1 |
| لِلْمُخَلَّف۪ينَ | İsim | لِلْمُفَعَّلِينَ | Geride bırakılanlara | 1 |
| مُسْتَخْلَف۪ينَ | İsim | مُسْتَفْعَلِينَ | Halef kılınanlar | 1 |
| مُخْتَلِفُونَۜ | İsim | مُفْتَعِلُونَ | Uyuşmayanlar | 1 |
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Onların arkası 12
Uyuşmadılar 9
Uyuşmazlar 8
Uyuşmayan 8
Halifeler 7
Cayar 6
Uyuşmuyorsunuz 6
Onun arkası 5
Çaprazlama 5
Ve uyuşmazlık 4
Uyuşmadı 4
Uyuşmazlık 3
Geride bırakılanlar 3
Geride kalanlar 3
Diğer 37 anlam
Halife 2
Ve halef kılar 2
Halef oldu 2
Ardıl topluluk 2
Hemen uyuşulmadı 2
Uyuşmayanlar 2
Onun hakkında 2
Ve uyuşmadılar 1
Cayarsın 1
Ve sizi halef kılar 1
Bana halef ol 1
Bana halef oldunuz 1
Öyleyse uyuşmadınız 1
Caydılar 1
Arkada bırakıldılar 1
Arkada kalırlar 1
Hemen uyuşmadılar 1
Senin arkan 1
Size muhalefet ederim 1
Hemen sizden caydım 1
Cayan 1
Senin çaprazın 1
Arkamız 1
Ondan cayarız 1
Hemen caydınız 1
Caydık 1
Ondan vazgeçilirsin 1
Kesinlikle onları halef kılacak 1
Halef kıldı 1
Muhalefet ederler 1
Halef olmak 1
Ondan cayar 1
Sizin arkanız 1
Uyuşmadınız 1
Halef olurlar 1
Geride bırakılanlara 1
Halef kılınanlar 1
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ش ي أ ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
17 ayet
وَقَالَتِ
الْيَهُودُ
لَيْسَتِ
النَّصَارٰى
عَلٰى
شَيْءٍۖ
وَقَالَتِ
النَّصَارٰى
لَيْسَتِ
الْيَهُودُ
عَلٰى
شَيْءٍۙ
وَهُمْ
يَتْلُونَ
الْكِتَابَۜ
كَذٰلِكَ
قَالَ
الَّذ۪ينَ
لَا
يَعْلَمُونَ
مِثْلَ
قَوْلِهِمْۚ
فَاللّٰهُ
يَحْكُمُ
بَيْنَهُمْ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
ف۪يمَا
كَانُوا
ف۪يهِ
يَخْتَلِفُونَ
Yahudiler «Hıristiyanlar bir temel üzerinde değil» dediler, Hıristiyanlar da «Yahudiler bir temel üzerinde değil» dediler; oysa onlar Kitaplarını da okuyorlar. Bilgisizler de tıpkı onların söylediklerini söylemiştir. Allah, kıyamet günü, anlaşmazlığa düştükleri şeylerde onların arasında hüküm verecektir.[113]
كَانَ
النَّاسُ
اُمَّةً
وَاحِدَةً
فَبَعَثَ
اللّٰهُ
النَّبِيّ۪نَ
مُبَشِّر۪ينَ
وَمُنْذِر۪ينَۖ
وَاَنْزَلَ
مَعَهُمُ
الْكِتَابَ
بِالْحَقِّ
لِيَحْكُمَ
بَيْنَ
النَّاسِ
ف۪يمَا
اخْتَلَفُوا
ف۪يهِۜ
وَمَا
اخْتَلَفَ
ف۪يهِ
اِلَّا
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوهُ
مِنْ
بَعْدِ
مَا
جَٓاءَتْهُمُ
الْبَيِّنَاتُ
بَغْياً
بَيْنَهُمْۚ
فَهَدَى
اللّٰهُ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لِمَا
اخْتَلَفُوا
ف۪يهِ
مِنَ
الْحَقِّ
بِاِذْنِه۪ۜ
وَاللّٰهُ
يَهْد۪ي
مَنْ
يَشَٓاءُ
اِلٰى
صِرَاطٍ
مُسْتَق۪يمٍ
İnsanlar bir tek ümmetti. Allah peygamberleri müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdi; insanların ayrılığa düşecekleri hususlarda aralarında hüküm vermek için onlarla birlikte hak Kitaplar indirdi. Ancak Kitap verilenler, kendilerine belgeler geldikten sonra, aralarındaki ihtiras yüzünden onda ayrılığa düştüler. Allah, inananları, ayrılığa düştükleri gerçeğe kendi izni ile eriştirdi. Allah dilediğini doğru yola eriştirir.[213]
تِلْكَ
الرُّسُلُ
فَضَّلْنَا
بَعْضَهُمْ
عَلٰى
بَعْضٍۢ
مِنْهُمْ
مَنْ
كَلَّمَ
اللّٰهُ
وَرَفَعَ
بَعْضَهُمْ
دَرَجَاتٍۜ
وَاٰتَيْنَا
ع۪يسَى
ابْنَ
مَرْيَمَ
الْبَيِّنَاتِ
وَاَيَّدْنَاهُ
بِرُوحِ
الْقُدُسِۜ
وَلَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
مَا
اقْتَتَلَ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
بَعْدِهِمْ
مِنْ
بَعْدِ
مَا
جَٓاءَتْهُمُ
الْبَيِّنَاتُ
وَلٰكِنِ
اخْتَلَفُوا
فَمِنْهُمْ
مَنْ
اٰمَنَ
وَمِنْهُمْ
مَنْ
كَفَرَۜ
وَلَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
مَا
اقْتَتَلُوا
وَلٰكِنَّ
اللّٰهَ
يَفْعَلُ
مَا
يُر۪يدُ۟
İşte bu peygamberlerden bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık. Onlardan Allah’ın kendilerine hitabettiği, derecelerle yükselttikleri vardır. Meryem oğlu İsa’ya belgeler verdik, onu Ruhul Kudüs’le destekledik. Allah dileseydi, belgeler kendilerine geldikten sonra, peygamberlerin ardından birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler, kimi inandı, kimi inkar etti. Allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi, lakin Allah istediğini yapar.[253]
اَللّٰهُ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۚ
اَلْحَيُّ
الْقَيُّومُۚ
لَا
تَأْخُذُهُ
سِنَةٌ
وَلَا
نَوْمٌۜ
لَهُ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِۜ
مَنْ
ذَا
الَّذ۪ي
يَشْفَعُ
عِنْدَهُٓ
اِلَّا
بِاِذْنِه۪ۜ
يَعْلَمُ
مَا
بَيْنَ
اَيْد۪يهِمْ
وَمَا
خَلْفَهُمْۚ
وَلَا
يُح۪يطُونَ
بِشَيْءٍ
مِنْ
عِلْمِه۪ٓ
اِلَّا
بِمَا
شَٓاءَۚ
وَسِعَ
كُرْسِيُّهُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَۚ
وَلَا
يَؤُ۫دُهُ
حِفْظُهُمَاۚ
وَهُوَ
الْعَلِيُّ
الْعَظ۪يمُ
Allah, O’ndan başka tanrı olmayan, kendisini uyuklama ve uyku tutmayan, diri, her an yaratıklarını gözetip durandır. Göklerde olan ve yerde olan ancak O’nundur. O’nun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir? Onların işlediklerini ve işleyeceklerini bilir, dilediğinden başka ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar. Hükümranlığı gökleri ve yeri kaplamıştır, onların gözetilmesi O’na ağır gelmez. O yücedir, büyüktür.[255]
وَاَنْزَلْـنَٓا
اِلَيْكَ
الْكِتَابَ
بِالْحَقِّ
مُصَدِّقاً
لِمَا
بَيْنَ
يَدَيْهِ
مِنَ
الْكِتَابِ
وَمُهَيْمِناً
عَلَيْهِ
فَاحْكُمْ
بَيْنَهُمْ
بِمَٓا
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
وَلَا
تَتَّبِعْ
اَهْوَٓاءَهُمْ
عَمَّا
جَٓاءَكَ
مِنَ
الْحَقِّۜ
لِكُلٍّ
جَعَلْنَا
مِنْكُمْ
شِرْعَةً
وَمِنْهَاجاًۜ
وَلَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
لَجَعَلَكُمْ
اُمَّةً
وَاحِدَةً
وَلٰكِنْ
لِيَبْلُوَكُمْ
ف۪ي
مَٓا
اٰتٰيكُمْ
فَاسْتَبِقُوا
الْخَيْرَاتِۜ
اِلَى
اللّٰهِ
مَرْجِعُكُمْ
جَم۪يعاً
فَيُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
كُنْتُمْ
ف۪يهِ
تَخْتَلِفُونَۙ
Kuran’ı, önce gelen Kitap’ı tasdik ederek ve ona şahid olarak gerçekle sana indirdik. Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet; gerçek olan sana gelmiş bulunduğuna göre, onların heveslerine uyma! Her biriniz için bir yol ve bir yöntem kıldık; eğer Allah dileseydi sizi bir tek ümmet yapardı, fakat bu, verdikleriyle sizi denemesi içindir; o halde iyiliklere koşuşun, hepinizin dönüşü Allah’adır. O, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size bildirir.[48]
وَرَبُّكَ
الْغَنِيُّ
ذُو
الرَّحْمَةِۜ
اِنْ
يَشَأْ
يُذْهِبْكُمْ
وَيَسْتَخْلِفْ
مِنْ
بَعْدِكُمْ
مَا
يَشَٓاءُ
كَمَٓا
اَنْشَاَكُمْ
مِنْ
ذُرِّيَّةِ
قَوْمٍ
اٰخَر۪ينَۜ
Rabbin müstağni ve rahmet sahibidir. Dilerse, sizi başka bir milletin soyundan getirdiği gibi, sizi yok eder, dilediğini yerinize getirir.[133]
قُلْ
اَغَيْرَ
اللّٰهِ
اَبْغ۪ي
رَباًّ
وَهُوَ
رَبُّ
كُلِّ
شَيْءٍۜ
وَلَا
تَكْسِبُ
كُلُّ
نَفْسٍ
اِلَّا
عَلَيْهَاۚ
وَلَا
تَزِرُ
وَازِرَةٌ
وِزْرَ
اُخْرٰىۚ
ثُمَّ
اِلٰى
رَبِّكُمْ
مَرْجِعُكُمْ
فَيُنَبِّئُكُمْ
بِمَا
كُنْتُمْ
ف۪يهِ
تَخْتَلِفُونَ
De ki: «Allah her şeyin Rabbi iken O’ndan başka bir rab mi arayayım? Herkesin kazandığı kendisinedir, kimse başkasının yükünü taşımaz; sonunda dönüşünüz Rabbinizedir, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size bildirecektir.»[164]
فَاِنْ
تَوَلَّوْا
فَقَدْ
اَبْلَغْتُكُمْ
مَٓا
اُرْسِلْتُ
بِه۪ٓ
اِلَيْكُمْۜ
وَيَسْتَخْلِفُ
رَبّ۪ي
قَوْماً
غَيْرَكُمْۚ
وَلَا
تَضُرُّونَهُ
شَيْـٔاًۜ
اِنَّ
رَبّ۪ي
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
حَف۪يظٌ
Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz» dediler. Hud: «Doğrusu ben Allah’ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O’nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O’na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır» dedi.[54-57]
وَلَوْ
شَٓاءَ
رَبُّكَ
لَجَعَلَ
النَّاسَ
اُمَّةً
وَاحِدَةً
وَلَا
يَزَالُونَ
مُخْتَلِف۪ينَۙ
Eğer Rabbin dileseydi insanları tek bir ümmet kılardı. Fakat, Rabbinin merhamet ettikleri bir yana, hala ayrılıktadırlar, esasen onları bunun için yaratmıştır. Rabbinin «And olsun ki cehennemi hep insan ve cin ile dolduracağım» sözü yerine gelmiştir.[118-119]
وَلَوْ
اَنَّ
قُرْاٰناً
سُيِّرَتْ
بِهِ
الْجِبَالُ
اَوْ
قُطِّعَتْ
بِهِ
الْاَرْضُ
اَوْ
كُلِّمَ
بِهِ
الْمَوْتٰىۜ
بَلْ
لِلّٰهِ
الْاَمْرُ
جَم۪يعاًۜ
اَفَلَمْ
يَايْـَٔسِ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اَنْ
لَوْ
يَشَٓاءُ
اللّٰهُ
لَهَدَى
النَّاسَ
جَم۪يعاًۜ
وَلَا
يَزَالُ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
تُص۪يبُهُمْ
بِمَا
صَنَعُوا
قَارِعَةٌ
اَوْ
تَحُلُّ
قَر۪يباً
مِنْ
دَارِهِمْ
حَتّٰى
يَأْتِيَ
وَعْدُ
اللّٰهِۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يُخْلِفُ
الْم۪يعَادَ۟
Eğer Kuran ile dağlar yürütülmüş veya yeryüzü parçalanmış yahut ölüler konuşturulmuş olsaydı, kafirler yine de inanmazlardı. Oysa bütün işler Allah’a aittir. İnananların, «Allah dilese bütün insanları doğru yola eriştirebilir» gerçeğini akılları kesmedi mi? Allah’ın sözü yerine gelinceye kadar, yaptıkları işler sebebiyle inkar edenlere bir belanın dokunması veya evlerinin yakınına inmesi devam eder durur. Allah, verdiği sözden şüphesiz caymaz.[31]
وَعَدَ
اللّٰهُ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
مِنْكُمْ
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ
فِي
الْاَرْضِ
كَمَا
اسْتَخْلَفَ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْۖ
وَلَيُمَكِّنَنَّ
لَهُمْ
د۪ينَهُمُ
الَّذِي
ارْتَضٰى
لَهُمْ
وَلَيُبَدِّلَنَّهُمْ
مِنْ
بَعْدِ
خَوْفِهِمْ
اَمْناًۜ
يَعْبُدُونَن۪ي
لَا
يُشْرِكُونَ
ب۪ي
شَيْـٔاًۜ
وَمَنْ
كَفَرَ
بَعْدَ
ذٰلِكَ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الْفَاسِقُونَ
Allah, içinizden inanıp yararlı iş işleyenlere, onlardan öncekileri halef kıldığı gibi, onları da yeryüzüne halef kılacağına, onlar için beğendiği dini temelli yerleştireceğine, korkularını güvene çevireceğine dair söz vermiştir. Çünkü onlar Bana kulluk eder, hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar. Bundan sonra inkar eden kimseler, işte onlar artık yoldan çıkmış olanlardır.[55]
اَفَلَمْ
يَرَوْا
اِلٰى
مَا
بَيْنَ
اَيْد۪يهِمْ
وَمَا
خَلْفَهُمْ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
وَالْاَرْضِۜ
اِنْ
نَشَأْ
نَخْسِفْ
بِهِمُ
الْاَرْضَ
اَوْ
نُسْقِطْ
عَلَيْهِمْ
كِسَفاً
مِنَ
السَّمَٓاءِۜ
اِنَّ
ف۪ي
ذٰلِكَ
لَاٰيَةً
لِكُلِّ
عَبْدٍ
مُن۪يبٍ۟
Önlerinde ve ardlarında olan göğü ve yeri görmezler mi? Dilesek onları yere geçirir veya göğün bir parçasını başlarına indiririz. Bunlarda, Allah’a yönelen her kul için dersler vardır.[9]
قُلْ
اِنَّ
رَبّ۪ي
يَبْسُطُ
الرِّزْقَ
لِمَنْ
يَشَٓاءُ
مِنْ
عِبَادِه۪
وَيَقْدِرُ
لَهُۜ
وَمَٓا
اَنْفَقْتُمْ
مِنْ
شَيْءٍ
فَهُوَ
يُخْلِفُهُۚ
وَهُوَ
خَيْرُ
الرَّازِق۪ينَ
De ki: «Doğrusu Rabbim, kullarından dilediğinin rızkını hem genişletir ve hem de ona daraltıp bir ölçüye göre verir; sarfettiğiniz herhangi bir şeyin yerine O daha iyisini koyar, çünkü O rızık verenlerin en hayırlısıdır.»[39]
اِذْ
جَٓاءَتْهُمُ
الرُّسُلُ
مِنْ
بَيْنِ
اَيْد۪يهِمْ
وَمِنْ
خَلْفِهِمْ
اَلَّا
تَعْبُدُٓوا
اِلَّا
اللّٰهَۜ
قَالُوا
لَوْ
شَٓاءَ
رَبُّنَا
لَاَنْزَلَ
مَلٰٓئِكَةً
فَاِنَّا
بِمَٓا
اُرْسِلْتُمْ
بِه۪
كَافِرُونَ
Onlara, önlerinden, artlarından, her yönden: «Allah’tan başkasına kulluk etmeyin» diyen peygamberler gelmişti: «Eğer Rabbimiz böyle bir şey dileseydi melekler indirirdi. Doğrusu sizinle gönderileni inkar ederiz» demişlerdi.[14]
وَمَا
اخْتَلَفْتُمْ
ف۪يهِ
مِنْ
شَيْءٍ
فَحُكْمُهُٓ
اِلَى
اللّٰهِۜ
ذٰلِكُمُ
اللّٰهُ
رَبّ۪ي
عَلَيْهِ
تَوَكَّلْتُۗ
وَاِلَيْهِ
اُن۪يبُ
Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyde hüküm vermek, Allah’a aittir; «İşte bu Allah, benim Rabbimdir. O’na güvenirim ve O’na yönelirim.» (demek gerekir)[10]
وَلَوْ
نَشَٓاءُ
لَجَعَلْنَا
مِنْكُمْ
مَلٰٓئِكَةً
فِي
الْاَرْضِ
يَخْلُفُونَ
Eğer dileseydik, size bedel yeryüzünde sizin yerinizi tutacak melekler var ederdik.[60]
سَيَقُولُ
لَكَ
الْمُخَلَّفُونَ
مِنَ
الْاَعْرَابِ
شَغَلَتْنَٓا
اَمْوَالُنَا
وَاَهْلُونَا
فَاسْتَغْفِرْ
لَنَاۚ
يَقُولُونَ
بِاَلْسِنَتِهِمْ
مَا
لَيْسَ
ف۪ي
قُلُوبِهِمْۜ
قُلْ
فَمَنْ
يَمْلِكُ
لَكُمْ
مِنَ
اللّٰهِ
شَيْـٔاً
اِنْ
اَرَادَ
بِكُمْ
ضَراًّ
اَوْ
اَرَادَ
بِكُمْ
نَفْعاًۜ
بَلْ
كَانَ
اللّٰهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
خَب۪يراً
Bedevilerin savaştan geri kalmış olanları, sana: «Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu. Allah’tan bizim bağışlanmamızı dile» diyecekler. Dilleriyle, gönüllerinde bulunmayanı söylerler; de ki: «Allah size bir zarar gelmesini dilerse, yahut bir fayda elde etmenizi dilerse, O’na karşı kimin gücü bir şeye yeter? Kaldı ki, Allah yaptıklarınızdan haberdardır.»[11]
Yükleniyor...