إِ لَّ ا
602ayette
660kez geçiyor
78/114surede
2farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %72 · Medenî %28
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 52
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
42 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ش ي أ ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
83 ayet
كَانَ
النَّاسُ
اُمَّةً
وَاحِدَةً
فَبَعَثَ
اللّٰهُ
النَّبِيّ۪نَ
مُبَشِّر۪ينَ
وَمُنْذِر۪ينَۖ
وَاَنْزَلَ
مَعَهُمُ
الْكِتَابَ
بِالْحَقِّ
لِيَحْكُمَ
بَيْنَ
النَّاسِ
ف۪يمَا
اخْتَلَفُوا
ف۪يهِۜ
وَمَا
اخْتَلَفَ
ف۪يهِ
اِلَّا
الَّذ۪ينَ
اُو۫تُوهُ
مِنْ
بَعْدِ
مَا
جَٓاءَتْهُمُ
الْبَيِّنَاتُ
بَغْياً
بَيْنَهُمْۚ
فَهَدَى
اللّٰهُ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لِمَا
اخْتَلَفُوا
ف۪يهِ
مِنَ
الْحَقِّ
بِاِذْنِه۪ۜ
وَاللّٰهُ
يَهْد۪ي
مَنْ
يَشَٓاءُ
اِلٰى
صِرَاطٍ
مُسْتَق۪يمٍ
İnsanlar bir tek ümmetti. Allah peygamberleri müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdi; insanların ayrılığa düşecekleri hususlarda aralarında hüküm vermek için onlarla birlikte hak Kitaplar indirdi. Ancak Kitap verilenler, kendilerine belgeler geldikten sonra, aralarındaki ihtiras yüzünden onda ayrılığa düştüler. Allah, inananları, ayrılığa düştükleri gerçeğe kendi izni ile eriştirdi. Allah dilediğini doğru yola eriştirir.[213]
اَلطَّـلَاقُ
مَرَّتَانِۖ
فَاِمْسَاكٌ
بِمَعْرُوفٍ
اَوْ
تَسْر۪يحٌ
بِاِحْسَانٍۜ
وَلَا
يَحِلُّ
لَكُمْ
اَنْ
تَأْخُذُوا
مِمَّٓا
اٰتَيْتُمُوهُنَّ
شَيْـٔاً
اِلَّٓا
اَنْ
يَخَافَٓا
اَلَّا
يُق۪يمَا
حُدُودَ
اللّٰهِۜ
فَاِنْ
خِفْتُمْ
اَلَّا
يُق۪يمَا
حُدُودَ
اللّٰهِۙ
فَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْهِمَا
ف۪يمَا
افْتَدَتْ
بِه۪ۜ
تِلْكَ
حُدُودُ
اللّٰهِ
فَلَا
تَعْتَدُوهَاۚ
وَمَنْ
يَتَعَدَّ
حُدُودَ
اللّٰهِ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
هُمُ
الظَّالِمُونَ
Boşanma iki defadır. Ya iyilikle tutma ya da iyilik yaparak bırakmadır. İkisi Allah’ın yasalarını koruyamamaktan korkmadıkça kadınlara verdiklerinizden (mehirden) bir şey almanız size helal değildir. Eğer Allah’ın yasalarını ikisi koruyamıyacaklar diye korkarsanız, o zaman kadının fidye vermesinde (mehrinden vazgeçerse) ikisine de günah yoktur. Bunlar Allah’ın yasalarıdır, onları bozmayın. Allah’ın yasalarını bozanlar ancak zalimlerdir.[229]
اَللّٰهُ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۚ
اَلْحَيُّ
الْقَيُّومُۚ
لَا
تَأْخُذُهُ
سِنَةٌ
وَلَا
نَوْمٌۜ
لَهُ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِۜ
مَنْ
ذَا
الَّذ۪ي
يَشْفَعُ
عِنْدَهُٓ
اِلَّا
بِاِذْنِه۪ۜ
يَعْلَمُ
مَا
بَيْنَ
اَيْد۪يهِمْ
وَمَا
خَلْفَهُمْۚ
وَلَا
يُح۪يطُونَ
بِشَيْءٍ
مِنْ
عِلْمِه۪ٓ
اِلَّا
بِمَا
شَٓاءَۚ
وَسِعَ
كُرْسِيُّهُ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَۚ
وَلَا
يَؤُ۫دُهُ
حِفْظُهُمَاۚ
وَهُوَ
الْعَلِيُّ
الْعَظ۪يمُ
Allah, O’ndan başka tanrı olmayan, kendisini uyuklama ve uyku tutmayan, diri, her an yaratıklarını gözetip durandır. Göklerde olan ve yerde olan ancak O’nundur. O’nun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir? Onların işlediklerini ve işleyeceklerini bilir, dilediğinden başka ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar. Hükümranlığı gökleri ve yeri kaplamıştır, onların gözetilmesi O’na ağır gelmez. O yücedir, büyüktür.[255]
يُؤْتِي
الْحِكْمَةَ
مَنْ
يَشَٓاءُۚ
وَمَنْ
يُؤْتَ
الْحِكْمَةَ
فَقَدْ
اُو۫تِيَ
خَيْراً
كَث۪يراًۜ
وَمَا
يَذَّكَّرُ
اِلَّٓا
اُو۬لُوا
الْاَلْبَابِ
Hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse şüphesiz ona çokça hayır verilmiştir. Bundan ancak akıl sahipleri ibret alır.[269]
لَيْسَ
عَلَيْكَ
هُدٰيهُمْ
وَلٰكِنَّ
اللّٰهَ
يَهْد۪ي
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَمَا
تُنْفِقُوا
مِنْ
خَيْرٍ
فَلِاَنْفُسِكُمْۜ
وَمَا
تُنْفِقُونَ
اِلَّا
ابْتِغَٓاءَ
وَجْهِ
اللّٰهِۜ
وَمَا
تُنْفِقُوا
مِنْ
خَيْرٍ
يُوَفَّ
اِلَيْكُمْ
وَاَنْتُمْ
لَا
تُظْلَمُونَ
Onların doğru yola iletilmeleri sana düşmez, fakat Allah dilediğini doğru yola eriştirir. Sarfettiğiniz iyi şey kendinizedir, zaten ancak Allah’ın rızasını kazanmak için sarfedersiniz. Sarfettiğiniz iyi bir şeyin karşılığı haksızlığa uğratılmaksızın size verilir.[272]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اِذَا
تَدَايَنْتُمْ
بِدَيْنٍ
اِلٰٓى
اَجَلٍ
مُسَمًّى
فَاكْتُبُوهُۜ
وَلْيَكْتُبْ
بَيْنَكُمْ
كَاتِبٌ
بِالْعَدْلِۖ
وَلَا
يَأْبَ
كَاتِبٌ
اَنْ
يَكْتُبَ
كَمَا
عَلَّمَهُ
اللّٰهُ
فَلْيَكْتُبْۚ
وَلْيُمْلِلِ
الَّذ۪ي
عَلَيْهِ
الْحَقُّ
وَلْيَتَّقِ
اللّٰهَ
رَبَّهُ
وَلَا
يَبْخَسْ
مِنْهُ
شَيْـٔاًۜ
فَاِنْ
كَانَ
الَّذ۪ي
عَلَيْهِ
الْحَقُّ
سَف۪يهاً
اَوْ
ضَع۪يفاً
اَوْ
لَا
يَسْتَط۪يعُ
اَنْ
يُمِلَّ
هُوَ
فَلْيُمْلِلْ
وَلِيُّهُ
بِالْعَدْلِۜ
وَاسْتَشْهِدُوا
شَه۪يدَيْنِ
مِنْ
رِجَالِكُمْۚ
فَاِنْ
لَمْ
يَكُونَا
رَجُلَيْنِ
فَرَجُلٌ
وَامْرَاَتَانِ
مِمَّنْ
تَرْضَوْنَ
مِنَ
الشُّهَدَٓاءِ
اَنْ
تَضِلَّ
اِحْدٰيهُمَا
فَتُذَكِّرَ
اِحْدٰيهُمَا
الْاُخْرٰىۜ
وَلَا
يَأْبَ
الشُّهَدَٓاءُ
اِذَا
مَا
دُعُواۜ
وَلَا
تَسْـَٔمُٓوا
اَنْ
تَكْتُبُوهُ
صَغ۪يراً
اَوْ
كَب۪يراً
اِلٰٓى
اَجَلِه۪ۜ
ذٰلِكُمْ
اَقْسَطُ
عِنْدَ
اللّٰهِ
وَاَقْوَمُ
لِلشَّهَادَةِ
وَاَدْنٰٓى
اَلَّا
تَرْتَابُٓوا
اِلَّٓا
اَنْ
تَكُونَ
تِجَارَةً
حَاضِرَةً
تُد۪يرُونَهَا
بَيْنَكُمْ
فَلَيْسَ
عَلَيْكُمْ
جُنَاحٌ
اَلَّا
تَكْتُبُوهَاۜ
وَاَشْهِدُٓوا
اِذَا
تَبَايَعْتُمْۖ
وَلَا
يُضَٓارَّ
كَاتِبٌ
وَلَا
شَه۪يدٌۜ
وَاِنْ
تَفْعَلُوا
فَاِنَّهُ
فُسُوقٌ
بِكُمْۜ
وَاتَّقُوا
اللّٰهَۜ
وَيُعَلِّمُكُمُ
اللّٰهُۜ
وَاللّٰهُ
بِكُلِّ
شَيْءٍ
عَل۪يمٌ
Ey İnananlar! Birbirinize belirli bir süre için borçlandığınız zaman onu yazınız. İçinizden bir katip doğru olarak yazsın; katip onu Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan çekinmesin, yazsın. Borçlu olan da yazdırsın, Rabbi olan Allah’tan sakınsın, ondan bir şey eksiltmesin. Eğer borçlu, aptal veya aciz, ya da yazdıramıyacak durumda ise, velisi, doğru olarak yazdırsın. Erkeklerinizden iki şahid tutun; eğer iki erkek bulunmazsa, şahidlerden razı olacağınız bir erkek, biri unuttuğunda diğeri ona hatırlatacak iki kadın olabilir. Şahidler çağırıldıklarında çekinmesinler. Borç büyük veya küçük olsun, onu süresiyle beraber yazmaya üşenmeyin; bu, Allah katında en doğru, şahidlik için en sağlam ve şüphelenmenizden en uzak olandır. Ancak aranızdaki alışveriş peşin olursa, onu yazmamanızda size bir sorumluluk yoktur. Alışveriş yaptığınızda şahid tutun. Katibe de şahide de zarar verilmesin; eğer zarar verirseniz, o zaman doğru yoldan çıkmış olursunuz. Allah’tan sakının, Allah size öğretiyor; Allah her şeyi bilir.[282]
هُوَ
الَّذ۪ي
يُصَوِّرُكُمْ
فِي
الْاَرْحَامِ
كَيْفَ
يَشَٓاءُۜ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَ
الْعَز۪يزُ
الْحَك۪يمُ
Ana rahminde sizi dilediği gibi şekillendiren O’dur. O’ndan başka tanrı yoktur, güçlüdür, Hakim’dir.[6]
لَا
يَتَّخِذِ
الْمُؤْمِنُونَ
الْكَافِر۪ينَ
اَوْلِيَٓاءَ
مِنْ
دُونِ
الْمُؤْمِن۪ينَۚ
وَمَنْ
يَفْعَلْ
ذٰلِكَ
فَلَيْسَ
مِنَ
اللّٰهِ
ف۪ي
شَيْءٍ
اِلَّٓا
اَنْ
تَتَّقُوا
مِنْهُمْ
تُقٰيةًۜ
وَيُحَذِّرُكُمُ
اللّٰهُ
نَفْسَهُۜ
وَاِلَى
اللّٰهِ
الْمَص۪يرُ
Müminler, müminleri bırakıp kafirleri dost edinmesinler; kim böyle yaparsa Allah katında bir değeri yoktur, ancak, onlardan sakınmanız hali müstesnadır. Allah sizi Kendisiyle korkutur, dönüş Allah’adır.[28]
قُلْ
يَٓا اَهْلَ
الْكِتَابِ
تَعَالَوْا
اِلٰى
كَلِمَةٍ
سَوَٓاءٍ
بَيْنَنَا
وَبَيْنَكُمْ
اَلَّا
نَعْبُدَ
اِلَّا
اللّٰهَ
وَلَا
نُشْرِكَ
بِه۪
شَيْـٔاً
وَلَا
يَتَّخِذَ
بَعْضُنَا
بَعْضاً
اَرْبَاباً
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِۜ
فَاِنْ
تَوَلَّوْا
فَقُولُوا
اشْهَدُوا
بِاَنَّا
مُسْلِمُونَ
De ki: «Ey Kitap ehli! Ancak Allah’a kulluk etmek, O’na bir şeyi eş koşmamak, Allah’ı bırakıp birbirimizi rab olarak benimsememek üzere, bizimle sizin aranızda müşterek bir söze gelin». Eğer yüz çevirirlerse: «Bizim müslüman olduğumuza şahid olun» deyin.[64]
وَلَا
تُؤْمِنُٓوا
اِلَّا
لِمَنْ
تَبِـعَ
د۪ينَكُمْۜ
قُلْ
اِنَّ
الْهُدٰى
هُدَى
اللّٰهِۙ
اَنْ
يُؤْتٰٓى
اَحَدٌ
مِثْلَ
مَٓا
اُو۫ت۪يتُمْ
اَوْ
يُحَٓاجُّوكُمْ
عِنْدَ
رَبِّكُمْۜ
قُلْ
اِنَّ
الْفَضْلَ
بِيَدِ
اللّٰهِۚ
يُؤْت۪يهِ
مَنْ
يَشَٓاءُۜ
وَاللّٰهُ
وَاسِعٌ
عَل۪يمٌۚ
Kitap ehlinden bir takımı şöyle dedi: «İnananlara indirilene günün başında inanın, sonunda inkar edin ki, belki dönerler ve dininize uyanlardan başkasına inanmayın». De ki: «Doğru yol Allah’ın yoludur». Ve yine başkasına da verildiğine veya Rabbinizin katında Müslümanların karşı delil getirip sizi alt edeceğine inanmayın, derler. De ki: «Doğrusu bol nimet Allah’ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah’ın fazlı her şeyi kaplar, O her şeyi bilir».[72-73]
وَمَا
مُحَمَّدٌ
اِلَّا
رَسُولٌۚ
قَدْ
خَلَتْ
مِنْ
قَبْلِهِ
الرُّسُلُۜ
اَفَا۬ئِنْ
مَاتَ
اَوْ
قُتِلَ
انْقَلَبْتُمْ
عَلٰٓى
اَعْقَابِكُمْۜ
وَمَنْ
يَنْقَلِبْ
عَلٰى
عَقِبَيْهِ
فَلَنْ
يَضُرَّ
اللّٰهَ
شَيْـٔاًۜ
وَسَيَجْزِي
اللّٰهُ
الشَّاكِر۪ينَ
Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler geçmişti. Ölür veya öldürülürse geriye mi döneceksiniz? Geriye dönen, Allah’a hiçbir zarar vermez. Allah şükredenlerin mükafatını verecektir.[144]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
يَحِلُّ
لَكُمْ
اَنْ
تَرِثُوا
النِّسَٓاءَ
كَرْهاًۜ
وَلَا
تَعْضُلُوهُنَّ
لِتَذْهَبُوا
بِبَعْضِ
مَٓا
اٰتَيْتُمُوهُنَّ
اِلَّٓا
اَنْ
يَأْت۪ينَ
بِفَاحِشَةٍ
مُبَيِّنَةٍۚ
وَعَاشِرُوهُنَّ
بِالْمَعْرُوفِۚ
فَاِنْ
كَرِهْتُمُوهُنَّ
فَعَسٰٓى
اَنْ
تَكْرَهُوا
شَيْـٔاً
وَيَجْعَلَ
اللّٰهُ
ف۪يهِ
خَيْراً
كَث۪يراً
Ey İnananlar! Kadınlara zorla mirasçı olmaya kalkmanız size helal değildir. Apaçık hayasızlık etmedikçe onlara verdiğinizin bir kısmını alıp götürmeniz için onları sıkıştırmayın. Onlarla güzellikle geçinin. Eğer onlardan hoşlanmıyorsanız, sabredin, hoşlanmadığınız bir şeyi Allah çok hayırlı kılmış olabilir.[19]
اِلَّا
الَّذ۪ينَ
يَصِلُونَ
اِلٰى
قَوْمٍ
بَيْنَكُمْ
وَبَيْنَهُمْ
م۪يثَاقٌ
اَوْ
جَٓاؤُ۫كُمْ
حَصِرَتْ
صُدُورُهُمْ
اَنْ
يُقَاتِلُوكُمْ
اَوْ
يُقَاتِلُوا
قَوْمَهُمْۜ
وَلَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
لَسَلَّطَهُمْ
عَلَيْكُمْ
فَلَقَاتَلُوكُمْۚ
فَاِنِ
اعْتَزَلُوكُمْ
فَلَمْ
يُقَاتِلُوكُمْ
وَاَلْقَوْا
اِلَيْكُمُ
السَّلَمَۙ
فَمَا
جَعَلَ
اللّٰهُ
لَكُمْ
عَلَيْهِمْ
سَب۪يلاً
Ancak, sizinle kendileri arasında anlaşma olan bir millete sığınanlar yahut sizinle savaştan veya kendi milletleriyle savaşmaktan bıkarak size başvuranlar müstesnadır. Allah dileseydi onları üzerinize çullandırırdı da sizinle savaşırlardı. Eğer sizden uzak durur, sizinle savaşmaz, size barış teklif ederlerse Allah onlara dokunmanıza izin vermez.[90]
وَلَوْلَا
فَضْلُ
اللّٰهِ
عَلَيْكَ
وَرَحْمَتُهُ
لَهَمَّتْ
طَٓائِفَةٌ
مِنْهُمْ
اَنْ
يُضِلُّوكَۜ
وَمَا
يُضِلُّونَ
اِلَّٓا
اَنْفُسَهُمْ
وَمَا
يَضُرُّونَكَ
مِنْ
شَيْءٍۜ
وَاَنْزَلَ
اللّٰهُ
عَلَيْكَ
الْكِتَابَ
وَالْحِكْمَةَ
وَعَلَّمَكَ
مَا
لَمْ
تَكُنْ
تَعْلَمُۜ
وَكَانَ
فَضْلُ
اللّٰهِ
عَلَيْكَ
عَظ۪يماً
Eğer sana Allah’ın bol nimeti ve rahmeti olmasaydı, onlardan bir takımı seni sapıtmaya çalışırdı. Halbuki onlar kendilerinden başkasını saptıramazlar, sana da bir zarar vermezler. Allah sana Kitap ve hikmet indirmiş, sana bilmediğini öğretmiştir. Allah’ın sana olan nimeti ne büyüktür.[113]
مَا
قُلْتُ
لَهُمْ
اِلَّا
مَٓا
اَمَرْتَن۪ي
بِه۪ٓ
اَنِ
اعْبُدُوا
اللّٰهَ
رَبّ۪ي
وَرَبَّكُمْۚ
وَكُنْتُ
عَلَيْهِمْ
شَه۪يداً
مَا
دُمْتُ
ف۪يهِمْۚ
فَلَمَّا
تَوَفَّيْتَن۪ي
كُنْتَ
اَنْتَ
الرَّق۪يبَ
عَلَيْهِمْۜ
وَاَنْتَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
شَه۪يدٌ
Allah, «Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Beni ve annemi Allah’tan başka iki tanrı olarak benimseyin dedin?» demişti de, «Haşa, hak olmayan sözü söylemek bana yaraşmaz; eğer söylemişsem, şüphesiz Sen onu bilirsin; Sen, benim içimde olanı bilirsin; ben Senin içinde olanı bilmem; doğrusu görülmeyeni bilen ancak Sensin» demişti, «Ben onlara sadece ’Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin’ diye bana emrettiğini söyledim. Aralarında bulunduğum müddetce onlar hakkında şahiddim, beni aralarından aldığında onları Sen gözlüyordun. Sen her şeye şahidsin.»[116-117]
وَاِنْ
يَمْسَسْكَ
اللّٰهُ
بِضُرٍّ
فَلَا
كَاشِفَ
لَهُٓ
اِلَّا
هُوَۜ
وَاِنْ
يَمْسَسْكَ
بِخَيْرٍ
فَهُوَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ
Allah sana bir sıkıntı verirse, O’ndan başkası gideremez. Sana bir iyilik verirse başkası onu engelleyemez. O, her şeye Kadir’dir.[17]
وَمَا
مِنْ
دَٓابَّةٍ
فِي
الْاَرْضِ
وَلَا
طَٓائِرٍ
يَط۪يرُ
بِجَنَاحَيْهِ
اِلَّٓا
اُمَمٌ
اَمْثَالُكُمْۜ
مَا
فَرَّطْنَا
فِي
الْكِتَابِ
مِنْ
شَيْءٍ
ثُمَّ
اِلٰى
رَبِّهِمْ
يُحْشَرُونَ
Yerde yürüyen hayvanlar ve kanatlarıyla uçan kuşlar da ancak sizin gibi birer toplulukturlar. Kitap’da Biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık; onlar sonra Rablerine toplanacaklardır.[38]
وَحَٓاجَّهُ
قَوْمُهُۜ
قَالَ
اَتُحَٓاجُّٓونّ۪ي
فِي
اللّٰهِ
وَقَدْ
هَدٰينِۜ
وَلَٓا
اَخَافُ
مَا
تُشْرِكُونَ
بِه۪ٓ
اِلَّٓا
اَنْ
يَشَٓاءَ
رَبّ۪ي
شَيْـٔاًۜ
وَسِعَ
رَبّ۪ي
كُلَّ
شَيْءٍ
عِلْماًۜ
اَفَلَا
تَتَذَكَّرُونَ
Milleti onunla tartışmaya girişti. «Beni doğru yola eriştirmişken, Allah hakkında benimle mi tartışıyorsunuz? O’na ortak koştuklarınızdan korkmuyorum, meğer ki Rabbim bir şeyi dilemiş ola. Rabbim ilimce her şeyi kuşatmıştır; hala öğüt kabul etmez misiniz?» dedi.[80]
ذٰلِكُمُ
اللّٰهُ
رَبُّكُمْۚ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۚ
خَالِقُ
كُلِّ
شَيْءٍ
فَاعْبُدُوهُۚ
وَهُوَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
وَك۪يلٌ
İşte Rabbiniz, Allah budur. O’ndan başka tanrı yoktur, her şeyin yaratanıdır. Öyleyse O’na kulluk edin; O her şeye de vekildir.[102]
وَلَوْ
اَنَّـنَا
نَزَّلْـنَٓا
اِلَيْهِمُ
الْمَلٰٓئِكَةَ
وَكَلَّمَهُمُ
الْمَوْتٰى
وَحَشَرْنَا
عَلَيْهِمْ
كُلَّ
شَيْءٍ
قُبُلاً
مَا
كَانُوا
لِيُؤْمِنُٓوا
اِلَّٓا
اَنْ
يَشَٓاءَ
اللّٰهُ
وَلٰكِنَّ
اَكْثَرَهُمْ
يَجْهَلُونَ
Eğer biz onlara melekleri indirsek, ölüler onlarla konuşsa ve her şeyi karşılarına toplasaydık, Allah dilemedikçe, yine de inanmazlardı; fakat onların çoğu bunu bilmiyorlar.[111]
Yükleniyor...