إِ لَّ ا
602ayette
660kez geçiyor
78/114surede
2farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %72 · Medenî %28
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 52
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
42 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
602 ayet
قُلْ
مَا
سَاَلْتُكُمْ
مِنْ
اَجْرٍ
فَهُوَ
لَكُمْۜ
اِنْ
اَجْرِيَ
اِلَّا
عَلَى
اللّٰهِۚ
وَهُوَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
شَه۪يدٌ
De ki: «Ben sizden bir ücret istersem, o sizin olsun; benim ecrim Allah’a aittir. O her şeye şahiddir.»[47]
يَٓا اَيُّهَا
النَّاسُ
اذْكُرُوا
نِعْمَتَ
اللّٰهِ
عَلَيْكُمْۜ
هَلْ
مِنْ
خَالِقٍ
غَيْرُ
اللّٰهِ
يَرْزُقُكُمْ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
وَالْاَرْضِۜ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۘ
فَاَنّٰى
تُؤْفَكُونَ
Ey insanlar! Allah’ın size olan nimetini anın; sizi gökten ve yerden rızıklandıran Allah’tan başka bir yaratan var mıdır? O’ndan başka tanrı yoktur. Nasıl aldatılıp da döndürülürsünüz?[3]
وَاللّٰهُ
خَلَقَكُمْ
مِنْ
تُرَابٍ
ثُمَّ
مِنْ
نُطْفَةٍ
ثُمَّ
جَعَلَكُمْ
اَزْوَاجاًۜ
وَمَا
تَحْمِلُ
مِنْ
اُنْثٰى
وَلَا
تَضَعُ
اِلَّا
بِعِلْمِه۪ۜ
وَمَا
يُعَمَّرُ
مِنْ
مُعَمَّرٍ
وَلَا
يُنْقَصُ
مِنْ
عُمُرِه۪ٓ
اِلَّا
ف۪ي
كِتَابٍۜ
اِنَّ
ذٰلِكَ
عَلَى
اللّٰهِ
يَس۪يرٌ
Allah sizi topraktan, sonra nutfeden yaratmış, sonra da sizi çiftler halinde varetmiştir. Dişinin gebe kalması ve doğurması, ancak O’nun bilgisiyledir. Ömrü uzun olanın çok yaşaması ve ömürlerin azalması şüphesiz Kitap’dadır. Doğrusu bu Allah’a kolaydır.[11]
اِنَّٓا
اَرْسَلْنَاكَ
بِالْحَقِّ
بَش۪يراً
وَنَذ۪يراًۜ
وَاِنْ
مِنْ
اُمَّةٍ
اِلَّا
خَلَا
ف۪يهَا
نَذ۪يرٌ
Şüphesiz Biz seni, müjdeci ve uyarıcı olarak, gerçekle gönderdik. Geçmiş her ümmet içinde de mutlaka bir uyarıcı bulunagelmiştir.[24]
هُوَ
الَّذ۪ي
جَعَلَكُمْ
خَلَٓائِفَ
فِي
الْاَرْضِۜ
فَمَنْ
كَفَرَ
فَعَلَيْهِ
كُفْرُهُۜ
وَلَا
يَز۪يدُ
الْكَافِر۪ينَ
كُفْرُهُمْ
عِنْدَ
رَبِّهِمْ
اِلَّا
مَقْتاًۚ
وَلَا
يَز۪يدُ
الْكَافِر۪ينَ
كُفْرُهُمْ
اِلَّا
خَسَاراً
Sizleri yeryüzüne de hakim kılan O’dur. İnkar edenin inkarı kendi aleyhinedir. İnkarcıların inkarı, Rableri katında yalnız kendilerine olan gazabı arttırır. İnkarcıların inkarı, hüsrandan başka birşey arttırmaz.[39]
قُلْ
اَرَاَيْتُمْ
شُرَكَٓاءَكُمُ
الَّذ۪ينَ
تَدْعُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِۜ
اَرُون۪ي
مَاذَا
خَلَقُوا
مِنَ
الْاَرْضِ
اَمْ
لَهُمْ
شِرْكٌ
فِي
السَّمٰوَاتِۚ
اَمْ
اٰتَيْنَاهُمْ
كِتَاباً
فَهُمْ
عَلٰى
بَيِّنَتٍ
مِنْهُۚ
بَلْ
اِنْ
يَعِدُ
الظَّالِمُونَ
بَعْضُهُمْ
بَعْضاً
اِلَّا
غُرُوراً
De ki: «Allah’ı bırakıp da taptığınız putlarınıza hiç baktınız mı? Bana gösterin, onlar yerden hangi şeyi yarattılar?» Yoksa onların Allah’la ortaklığı göklerde midir? Yoksa Biz onlara kitap verdik de ondaki delillere mi dayanırlar? Hayır; zalimler, birbirlerine sadece aldatıcı söz söylerler.[40]
وَاَقْسَمُوا
بِاللّٰهِ
جَهْدَ
اَيْمَانِهِمْ
لَئِنْ
جَٓاءَهُمْ
نَذ۪يرٌ
لَيَكُونُنَّ
اَهْدٰى
مِنْ
اِحْدَى
الْاُمَمِۚ
فَلَمَّا
جَٓاءَهُمْ
نَذ۪يرٌ
مَا
زَادَهُمْ
اِلَّا
نُفُوراًۙ
Kendilerine bir uyarıcı gelince, ümmetler içinde en doğru yolda gidenlerden biri olacaklarına, and olsun ki, bütün güçleriyle Allah’a yemin etmişlerdi; fakat kendilerine uyarıcının gelmesi, yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü düzen kurmak ile uğraştıklarından sadece nefretlerini arttırdı. Oysa pis pis kurulan kötü tuzağa ancak sahibi düşer. Öncekilere uygulanagelen yasayı görmezler mi? Sen Allah’ın yasasında bir değişiklik bulamazsın. Sen Allah’ın yasasında bir başkalaşma da bulamazsın.[42-43]
اِسْتِكْبَاراً
فِي
الْاَرْضِ
وَمَكْرَ
السَّيِّئِۜ
وَلَا
يَح۪يقُ
الْمَكْرُ
السَّيِّئُ
اِلَّا
بِاَهْلِه۪ۜ
فَهَلْ
يَنْظُرُونَ
اِلَّا
سُنَّتَ
الْاَوَّل۪ينَۚ
فَلَنْ
تَجِدَ
لِسُنَّتِ
اللّٰهِ
تَبْد۪يلاًۚ
وَلَنْ
تَجِدَ
لِسُنَّتِ
اللّٰهِ
تَحْو۪يلاً
Kendilerine bir uyarıcı gelince, ümmetler içinde en doğru yolda gidenlerden biri olacaklarına, and olsun ki, bütün güçleriyle Allah’a yemin etmişlerdi; fakat kendilerine uyarıcının gelmesi, yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü düzen kurmak ile uğraştıklarından sadece nefretlerini arttırdı. Oysa pis pis kurulan kötü tuzağa ancak sahibi düşer. Öncekilere uygulanagelen yasayı görmezler mi? Sen Allah’ın yasasında bir değişiklik bulamazsın. Sen Allah’ın yasasında bir başkalaşma da bulamazsın.[42-43]
قَالُوا
مَٓا
اَنْتُمْ
اِلَّا
بَشَرٌ
مِثْلُنَاۙ
وَمَٓا
اَنْزَلَ
الرَّحْمٰنُ
مِنْ
شَيْءٍۙ
اِنْ
اَنْتُمْ
اِلَّا
تَكْذِبُونَ
«Siz de ancak bizim gibi birer insansınız. Rahman da bir şey indirmemiştir. Sadece yalan söylüyorsunuz» dediler.[15]
وَمَا
عَلَيْنَٓا
اِلَّا
الْبَلَاغُ
الْمُب۪ينُ
Elçiler: «Doğrusu Rabbimiz bizim size gönderildiğimizi bilir; bize düşen ancak apaçık tebliğdir» demişlerdi.[16-17]
اِنْ
كَانَتْ
اِلَّا
صَيْحَةً
وَاحِدَةً
فَاِذَا
هُمْ
خَامِدُونَ
Ondan sonra milleti üzerine gökten bir ordu indirmedik; zaten indirecek de değildik; sadece tek bir çığlık.. o kadar, hemen sönüp gittiler.[28-29]
يَا حَسْرَةً
عَلَى
الْعِبَادِۚ
مَا
يَأْت۪يهِمْ
مِنْ
رَسُولٍ
اِلَّا
كَانُوا
بِه۪
يَسْتَهْزِؤُ۫نَ
Kullara yazıklar olsun! Kendilerine hangi elçi gelse, onu alaya alıyorlardı.[30]
اِلَّا
رَحْمَةً
مِنَّا
وَمَتَاعاً
اِلٰى
ح۪ينٍ
Ama katımızdan bir rahmet ve bir süreye kadar geçinme olarak onları geri bıraktık.[44]
وَمَا
تَأْت۪يهِمْ
مِنْ
اٰيَةٍ
مِنْ
اٰيَاتِ
رَبِّهِمْ
اِلَّا
كَانُوا
عَنْهَا
مُعْرِض۪ينَ
Zaten Rabbinin ayetlerinden herhangi biri kendilerine geldiğinde ondan hep yüz çeviregelmişlerdi.[46]
وَاِذَا
ق۪يلَ
لَهُمْ
اَنْفِقُوا
مِمَّا
رَزَقَكُمُ
اللّٰهُۙ
قَالَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لِلَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اَنُطْعِمُ
مَنْ
لَوْ
يَشَٓاءُ
اللّٰهُ
اَطْعَمَهُۗ
اِنْ
اَنْتُمْ
اِلَّا
ف۪ي
ضَلَالٍ
مُب۪ينٍ
Onlara: «Allah’ın size verdiği rızıktan sarfedin» denince inkar edenler inananlara: «Allah dileseydi doyurabileceği bir kimseyi biz mi doyuralım? Doğrusu siz apaçık bir sapıklıktasınız» derler.[47]
مَا
يَنْظُرُونَ
اِلَّا
صَيْحَةً
وَاحِدَةً
تَأْخُذُهُمْ
وَهُمْ
يَخِصِّمُونَ
Çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak bir tek çığlığı beklerler.[49]
اِنْ
كَانَتْ
اِلَّا
صَيْحَةً
وَاحِدَةً
فَاِذَا
هُمْ
جَم۪يعٌ
لَدَيْنَا
مُحْضَرُونَ
Tek bir çığlık kopar, hepsi, hemen huzurumuza getirilmiş olur.[53]
فَالْيَوْمَ
لَا
تُظْلَمُ
نَفْسٌ
شَيْـٔاً
وَلَا
تُجْزَوْنَ
اِلَّا
مَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ
Artık bugün kimseye hiçbir haksızlıkta bulunulmaz. İşlediklerinizden başkasıyla karşılık görmezsiniz.[54]
وَمَا
عَلَّمْنَاهُ
الشِّعْرَ
وَمَا
يَنْبَغ۪ي
لَهُۜ
اِنْ
هُوَ
اِلَّا
ذِكْرٌ
وَقُرْاٰنٌ
مُب۪ينٌۙ
Biz ona şiir öğretmedik, zaten ona gerekmezdi. Bu bir öğüt ve apaçık Kuran’dır.[69]
Yükleniyor...