ا ل ذ ي ن
880ayette
1.001kez geçiyor
75/114surede
2farklı kelime
Mekkî / Medenî
Mekkî %49 · Medenî %51
İlk inen ayet (nüzul sırasıyla)
Kalem 51
2. inen sure
En çok geçtiği sure
Bakara
87 kez
Kelime ailesi
Bu kökten türeyen farklı kelimeler. Tıklayınca geçtiği ayetler listelenir.
Anlam yelpazesi
Kökün kelimelerinin Türkçe karşılıkları.
-an kimseler 869
Ve -an kimseler 103
-an kimseler gibi 9
-an kimselere 3
-an kimseleri 2
-an kimseler için 2
kimselerin 1
Onlar ki 1
Ve o kimseler ki 1
O kimseler ki 1
ve o kimseleri ki 1
o kimselerle 1
O kimselerdir ki 1
Ve o kimseleri 1
Diğer 5 anlam
Kavram ağı
Aynı ayette en çok birlikte geçtiği kökler (ayet sayısı). Tıklayınca ortak ayetler listelenir.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
+ ق و ل ile birlikte ✕ Süzgeci kaldır
198 ayet
وَاِذَا
لَقُوا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
قَالُٓوا
اٰمَنَّاۚ
وَاِذَا
خَلَوْا
اِلٰى
شَيَاط۪ينِهِمْۙ
قَالُٓوا
اِنَّا
مَعَكُمْۙ
اِنَّمَا
نَحْنُ
مُسْتَهْزِؤُ۫نَ
İnananlara rastladıkları zaman, «İnandık» derler, elebaşılarıyla baş başa kaldıklarında, «Biz şüphesiz sizinleyiz, onlarla sadece alay etmekteyiz» derler.[14]
وَبَشِّرِ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
اَنَّ
لَهُمْ
جَنَّاتٍ
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْتِهَا
الْاَنْهَارُۜ
كُلَّمَا
رُزِقُوا
مِنْهَا
مِنْ
ثَمَرَةٍ
رِزْقاًۙ
قَالُوا
هٰذَا
الَّذ۪ي
رُزِقْنَا
مِنْ
قَبْلُ
وَاُتُوا
بِه۪
مُتَشَابِهاًۜ
وَلَهُمْ
ف۪يهَٓا
اَزْوَاجٌ
مُطَهَّرَةٌ
وَهُمْ
ف۪يهَا
خَالِدُونَ
İnananlar ve yararlı işler yapanlara, kendilerine altlarından ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Onlara buranın bir ürünü rızık olarak verildiğinde, «Bu daha önce de rızıklandığımızdır» derler. Bunlar, söylediklerinin benzerleri olarak sunulmuştur. Onlara orada tertemiz eşler vardır ve orada temelli kalırlar.[25]
اِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يَسْتَحْـي۪ٓ
اَنْ
يَضْرِبَ
مَثَلاً
مَا
بَعُوضَةً
فَمَا
فَوْقَهَاۜ
فَاَمَّا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
فَيَعْلَمُونَ
اَنَّهُ
الْحَقُّ
مِنْ
رَبِّهِمْۚ
وَاَمَّا
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
فَيَقُولُونَ
مَاذَٓا
اَرَادَ
اللّٰهُ
بِهٰذَا
مَثَلاًۢ
يُضِلُّ
بِه۪
كَث۪يراً
وَيَهْد۪ي
بِه۪
كَث۪يراًۜ
وَمَا
يُضِلُّ
بِه۪ٓ
اِلَّا
الْفَاسِق۪ينَۙ
Allah sivrisineği ve onun üstününü misal olarak vermekten çekinmez. İnananlar bunun Rablerinden bir gerçek olduğunu bilirler. İnkar edenler ise «Allah bu misalle neyi murad etti?» derler, O, bu misalle birçoğunu saptırır, birçoğunu da yola getirir. Onunla saptırdığı yalnız fasıklardır ki onlar Allah’la yapılan sözleşmeyi kabulden sonra bozarlar. Allah’ın birleştirilmesini buyurduğu şeyi ayırırlar ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar; zarara uğrayanlar işte onlardır.[26-27]
فَبَدَّلَ
الَّذ۪ينَ
ظَلَمُوا
قَوْلاً
غَيْرَ
الَّذ۪ي
ق۪يلَ
لَهُمْ
فَاَنْزَلْنَا
عَلَى
الَّذ۪ينَ
ظَلَمُوا
رِجْزاً
مِنَ
السَّمَٓاءِ
بِمَا
كَانُوا
يَفْسُقُونَ۟
Ama zulmedenler, kendilerine söylenmiş olan sözü başka sözle değiştirdiler. Biz de, zalimlere, yoldan çıkmalarından dolayı gökten azab indirdik.[59]
وَلَقَدْ
عَلِمْتُمُ
الَّذ۪ينَ
اعْتَدَوْا
مِنْكُمْ
فِي
السَّبْتِ
فَقُلْنَا
لَهُمْ
كُونُوا
قِرَدَةً
خَاسِـ۪ٔينَۚ
İçinizden cumartesi günü azgınlık edenleri elbette biliyorsunuz. Onlara «Aşağılık birer maymun olunuz» dedik; bunu, çağdaşlarına ve sonradan geleceklere bir ceza örneği ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara öğüt olsun diye yaptık.[65-66]
وَاِذَا
لَقُوا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
قَالُٓوا
اٰمَنَّاۚ
وَاِذَا
خَلَا
بَعْضُهُمْ
اِلٰى
بَعْضٍ
قَالُٓوا
اَتُحَدِّثُونَهُمْ
بِمَا
فَتَحَ
اللّٰهُ
عَلَيْكُمْ
لِيُحَٓاجُّوكُمْ
بِه۪
عِنْدَ
رَبِّكُمْۜ
اَفَلَا
تَعْقِلُونَ
İnananlarla karşılaştıkları zaman, «İnandık» derlerdi; birbirleriyle yalnız kaldıklarında, «Rabbinizin katında size karşı hüccet göstersinler diye mi Allah’ın size açıkladığını onlara anlatıyorsunuz? Bunu akletmiyor musunuz?» derlerdi.[76]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
لَا
تَقُولُوا
رَاعِنَا
وَقُولُوا
انْظُرْنَا
وَاسْمَعُواۜ
وَلِلْكَافِر۪ينَ
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
Ey inananlar! Peygamber’e, «Bizi de dinle» (raina; kötü anlama gelebilecek söz) demeyin, «Bizi gözet» (unzurna) deyin ve dinleyin, inkar edenlere elem verici azab vardır.[104]
وَقَالَتِ
الْيَهُودُ
لَيْسَتِ
النَّصَارٰى
عَلٰى
شَيْءٍۖ
وَقَالَتِ
النَّصَارٰى
لَيْسَتِ
الْيَهُودُ
عَلٰى
شَيْءٍۙ
وَهُمْ
يَتْلُونَ
الْكِتَابَۜ
كَذٰلِكَ
قَالَ
الَّذ۪ينَ
لَا
يَعْلَمُونَ
مِثْلَ
قَوْلِهِمْۚ
فَاللّٰهُ
يَحْكُمُ
بَيْنَهُمْ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
ف۪يمَا
كَانُوا
ف۪يهِ
يَخْتَلِفُونَ
Yahudiler «Hıristiyanlar bir temel üzerinde değil» dediler, Hıristiyanlar da «Yahudiler bir temel üzerinde değil» dediler; oysa onlar Kitaplarını da okuyorlar. Bilgisizler de tıpkı onların söylediklerini söylemiştir. Allah, kıyamet günü, anlaşmazlığa düştükleri şeylerde onların arasında hüküm verecektir.[113]
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
لَا
يَعْلَمُونَ
لَوْلَا
يُكَلِّمُنَا
اللّٰهُ
اَوْ
تَأْت۪ينَٓا
اٰيَةٌۜ
كَذٰلِكَ
قَالَ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْ
مِثْلَ
قَوْلِهِمْۜ
تَشَابَهَتْ
قُلُوبُهُمْۜ
قَدْ
بَيَّنَّا
الْاٰيَاتِ
لِقَوْمٍ
يُوقِنُونَ
Bilmeyenler: «Allah bizimle konuşmalı veya bize bir ayet gelmeli değil miydi?» dediler. Onlardan öncekiler de onların söylediklerinin tıpkısını söylemişlerdi. Kalbleri birbirine benzedi. Kesinlikle inanan kimseler için ayetleri açıklamışızdır.[118]
اَلَّذ۪ينَ
اِذَٓا
اَصَابَتْهُمْ
مُص۪يبَةٌۙ
قَالُٓوا
اِنَّا
لِلّٰهِ
وَاِنَّٓا
اِلَيْهِ
رَاجِعُونَۜ
Onlara bir musibet geldiğinde: «Biz Allah’ınız ve elbette O’na döneceğiz» derler.[156]
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
اتَّبَعُوا
لَوْ
اَنَّ
لَنَا
كَرَّةً
فَنَتَبَرَّاَ
مِنْهُمْ
كَمَا
تَبَرَّؤُ۫ا
مِنَّاۜ
كَذٰلِكَ
يُر۪يهِمُ
اللّٰهُ
اَعْمَالَهُمْ
حَسَرَاتٍ
عَلَيْهِمْۜ
وَمَا
هُمْ
بِخَارِج۪ينَ
مِنَ
النَّارِ۟
Uyanlar: «Keşke bizim için dünyaya bir dönüş olsa da, bizden uzaklaştıkları gibi biz de onlardan uzaklaşsak» derler. Böylece Allah onlara, hasretini çekecekleri işlerini gösterir. Onlar cehennemden çıkmayacaklardır.[167]
اَمْ
حَسِبْتُمْ
اَنْ
تَدْخُلُوا
الْجَنَّةَ
وَلَمَّا
يَأْتِكُمْ
مَثَلُ
الَّذ۪ينَ
خَلَوْا
مِنْ
قَبْلِكُمْۜ
مَسَّتْهُمُ
الْبَأْسَٓاءُ
وَالضَّرَّٓاءُ
وَزُلْزِلُوا
حَتّٰى
يَقُولَ
الرَّسُولُ
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
مَعَهُ
مَتٰى
نَصْرُ
اللّٰهِۜ
اَلَٓا
اِنَّ
نَصْرَ
اللّٰهِ
قَر۪يبٌ
Sizden önce gelenlerin durumu sizin başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi zannettiniz? Peygamber ve onunla beraber müminler: «Allah’ın yardımı ne zaman?» diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı; iyi bilin ki Allah’ın yardımı şüphesiz yakındır.[214]
اَلَمْ
تَرَ
اِلَى
الَّذ۪ينَ
خَرَجُوا
مِنْ
دِيَارِهِمْ
وَهُمْ
اُلُوفٌ
حَذَرَ
الْمَوْتِۖ
فَقَالَ
لَهُمُ
اللّٰهُ
مُوتُوا
ثُمَّ
اَحْيَاهُمْۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَذُو
فَضْلٍ
عَلَى
النَّاسِ
وَلٰكِنَّ
اَكْثَرَ
النَّاسِ
لَا
يَشْكُرُونَ
Binlerce kişinin memleketlerinden ölüm korkusuyla çıktıklarını görmedin mi? Allah onlara «Ölün» dedi. Sonra onları diriltti. Allah insanlara bol nimet verir, fakat insanların çoğu şükretmezler.[243]
فَلَمَّا
فَصَلَ
طَالُوتُ
بِالْجُنُودِۙ
قَالَ
اِنَّ
اللّٰهَ
مُبْتَل۪يكُمْ
بِنَهَرٍۚ
فَمَنْ
شَرِبَ
مِنْهُ
فَلَيْسَ
مِنّ۪يۚ
وَمَنْ
لَمْ
يَطْعَمْهُ
فَاِنَّهُ
مِنّ۪ٓي
اِلَّا
مَنِ
اغْتَرَفَ
غُرْفَةً
بِيَدِه۪ۚ
فَشَرِبُوا
مِنْهُ
اِلَّا
قَل۪يلاً
مِنْهُمْۜ
فَلَمَّا
جَاوَزَهُ
هُوَ
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
مَعَهُۙ
قَالُوا
لَا
طَاقَةَ
لَنَا
الْيَوْمَ
بِجَالُوتَ
وَجُنُودِه۪ۜ
قَالَ
الَّذ۪ينَ
يَظُنُّونَ
اَنَّهُمْ
مُلَاقُوا
اللّٰهِۙ
كَمْ
مِنْ
فِئَةٍ
قَل۪يلَةٍ
غَلَبَتْ
فِئَةً
كَث۪يرَةً
بِاِذْنِ
اللّٰهِۜ
وَاللّٰهُ
مَعَ
الصَّابِر۪ينَ
Talut orduyla birlikte ayrıldıktan sonra, «Doğrusu Allah sizi bir ırmakla deneyecektir, ondan içen benden değildir, onu tatmayan eliyle sadece bir avuç avuçlayan müstesna şüphesiz bendendir» dedi. Onlardan pek azı hariç, sudan içtiler. Kendisi ve kendisiyle olan inananlar ırmağı geçince, «Bugün Calut ve ordusuna karşı koyacak gücümüz yok» dediler. Kendilerinin Allah’a kavuşacağını bilenler ise: «Nice az topluluk çok topluluğa Allah’ın izniyle üstün gelmiştir, Allah sabredenlerle beraberdir» dediler.[249]
اَلَّذ۪ينَ
يَأْكُلُونَ
الرِّبٰوا
لَا
يَقُومُونَ
اِلَّا
كَمَا
يَقُومُ
الَّذ۪ي
يَتَخَبَّطُهُ
الشَّيْطَانُ
مِنَ
الْمَسِّۜ
ذٰلِكَ
بِاَنَّهُمْ
قَالُٓوا
اِنَّمَا
الْبَيْعُ
مِثْلُ
الرِّبٰواۢ
وَاَحَلَّ
اللّٰهُ
الْبَيْعَ
وَحَرَّمَ
الرِّبٰواۜ
فَمَنْ
جَٓاءَهُ
مَوْعِظَةٌ
مِنْ
رَبِّه۪
فَانْتَهٰى
فَلَهُ
مَا
سَلَفَۜ
وَاَمْرُهُٓ
اِلَى
اللّٰهِۜ
وَمَنْ
عَادَ
فَاُو۬لٰٓئِكَ
اَصْحَابُ
النَّارِۚ
هُمْ
ف۪يهَا
خَالِدُونَ
Faiz yiyenler mahşerde ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, «Zaten alışveriş de faiz gibidir» demelerindendir. Oysa Allah alışverişi helal, faizi haram kıldı. Kime Rabb’inden bir öğüt gelir de faizcilikten geri durursa, geçmişi kendisinedir, onun işi Allah’a aittir. Kim faizciliğe dönerse, işte onlar cehennemliktir, onlar orada temelli kalacaklardır.[275]
هُوَ
الَّـذ۪ٓي
اَنْزَلَ
عَلَيْكَ
الْكِتَابَ
مِنْهُ
اٰيَاتٌ
مُحْكَمَاتٌ
هُنَّ
اُمُّ
الْكِتَابِ
وَاُخَرُ
مُتَشَابِهَاتٌۜ
فَاَمَّا
الَّذ۪ينَ
ف۪ي
قُلُوبِهِمْ
زَيْغٌ
فَيَتَّبِعُونَ
مَا
تَشَابَهَ
مِنْهُ
ابْتِغَٓاءَ
الْفِتْنَةِ
وَابْتِغَٓاءَ
تَأْو۪يلِه۪ۚ
وَمَا
يَعْلَمُ
تَأْو۪يلَهُٓ
اِلَّا
اللّٰهُۢ
وَالرَّاسِخُونَ
فِي
الْعِلْمِ
يَقُولُونَ
اٰمَنَّا
بِه۪ۙ
كُلٌّ
مِنْ
عِنْدِ
رَبِّنَاۚ
وَمَا
يَذَّكَّرُ
اِلَّٓا
اُو۬لُوا
الْاَلْبَابِ
Sana Kitap’ı indiren O’dur. Onda Kitap’ın temeli olan kesin anlamlı ayetler vardır, diğerleri de çeşitli anlamlıdırlar. Kalblerinde eğrilik olan kimseler, fitne çıkarmak, kendilerine göre yorumlamak için onların çeşitli anlamlı olanlarına uyarlar. Oysa onların yorumunu ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar: «Ona inandık, hepsi Rabbimiz’in katındandır» derler. Bunu ancak akıl sahipleri düşünür;[7]
اَلَّذ۪ينَ
يَقُولُونَ
رَبَّنَٓا
اِنَّـنَٓا
اٰمَنَّا
فَاغْفِرْ
لَنَا
ذُنُوبَنَا
وَقِنَا
عَذَابَ
النَّارِۚ
Onlar ki, «Rabbimiz! Biz şüphesiz inandık, bunun için günahlarımızı bize bağışla ve bizi ateşin azabından koru» diyen, sabreden, doğru olan, gönülden kulluk eden, hayra sarfeden ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenlerdir.[16-17]
اِذْ
قَالَ
اللّٰهُ
يَا ع۪يسٰٓى
اِنّ۪ي
مُتَوَفّ۪يكَ
وَرَافِعُكَ
اِلَيَّ
وَمُطَهِّرُكَ
مِنَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
وَجَاعِلُ
الَّذ۪ينَ
اتَّبَعُوكَ
فَوْقَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُٓوا
اِلٰى
يَوْمِ
الْقِيٰمَةِۚ
ثُمَّ
اِلَيَّ
مَرْجِعُكُمْ
فَاَحْكُمُ
بَيْنَكُمْ
ف۪يمَا
كُنْتُمْ
ف۪يهِ
تَخْتَلِفُونَ
Allah demişti ki: «Ey İsa! Ben seni eceline yetireceğim, seni kendime yükselteceğim, inkar edenlerden seni tertemiz ayıracağım; sana uyanları, kıyamet gününe kadar, inkar edenlerin üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz Banadır. Ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda hükmedeceğim. İnkar edenleri de dünya ve ahirette şiddetli azaba uğratacağım. Onların hiç yardımcıları olmayacaktır.»[55-56]
وَقَالَتْ
طَٓائِفَةٌ
مِنْ
اَهْلِ
الْكِتَابِ
اٰمِنُوا
بِالَّـذ۪ٓي
اُنْزِلَ
عَلَى
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَجْهَ
النَّهَارِ
وَاكْفُرُٓوا
اٰخِرَهُ
لَعَلَّهُمْ
يَرْجِعُونَۚ
Kitap ehlinden bir takımı şöyle dedi: «İnananlara indirilene günün başında inanın, sonunda inkar edin ki, belki dönerler ve dininize uyanlardan başkasına inanmayın». De ki: «Doğru yol Allah’ın yoludur». Ve yine başkasına da verildiğine veya Rabbinizin katında Müslümanların karşı delil getirip sizi alt edeceğine inanmayın, derler. De ki: «Doğrusu bol nimet Allah’ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah’ın fazlı her şeyi kaplar, O her şeyi bilir».[72-73]
ثُمَّ
اَنْزَلَ
عَلَيْكُمْ
مِنْ
بَعْدِ
الْغَمِّ
اَمَنَةً
نُعَاساً
يَغْشٰى
طَٓائِفَةً
مِنْكُمْۙ
وَطَٓائِفَةٌ
قَدْ
اَهَمَّتْهُمْ
اَنْفُسُهُمْ
يَظُنُّونَ
بِاللّٰهِ
غَيْرَ
الْحَقِّ
ظَنَّ
الْجَاهِلِيَّةِۜ
يَقُولُونَ
هَلْ
لَنَا
مِنَ
الْاَمْرِ
مِنْ
شَيْءٍۜ
قُلْ
اِنَّ
الْاَمْرَ
كُلَّهُ
لِلّٰهِۜ
يُخْفُونَ
ف۪ٓي
اَنْفُسِهِمْ
مَا
لَا
يُبْدُونَ
لَكَۜ
يَقُولُونَ
لَوْ
كَانَ
لَنَا
مِنَ
الْاَمْرِ
شَيْءٌ
مَا
قُتِلْنَا
هٰهُنَاۜ
قُلْ
لَوْ
كُنْتُمْ
ف۪ي
بُيُوتِكُمْ
لَبَرَزَ
الَّذ۪ينَ
كُتِبَ
عَلَيْهِمُ
الْقَتْلُ
اِلٰى
مَضَاجِعِهِمْۚ
وَلِيَبْتَلِيَ
اللّٰهُ
مَا
ف۪ي
صُدُورِكُمْ
وَلِيُمَحِّصَ
مَا
ف۪ي
قُلُوبِكُمْۜ
وَاللّٰهُ
عَل۪يمٌ
بِذَاتِ
الصُّدُورِ
Kederden sonra, bir takımınızı kendinden geçirecek şekilde size huzur ve emniyet indirdi; oysa bir takımınız da kendi derdlerine düşmüşlerdi. Haksız yere Allah hakkında, cahiliye devrinde olduğu gibi inanıyorlar. «Bu işte bizim bir fikrimiz var mı?» diyorlardı; De ki: «Buyruğun hepsi Allah’ındır». Sana açmadıklarını içlerinde gizliyorlar. «Bu işte bizim fikrimiz alınsaydı, burada öldürülmezdik» diyorlar. De ki: Evlerinizde olsaydınız, haklarında ölüm yazılı olan kimseler, yine de devrilecekleri yere varırlardı. Bu, Allah’ın içinizde olanı denemesi, kalblerinizde olanı arıtması içindir. Allah gönüllerde olanı bilir.[154]
Yükleniyor...