م ا 📊 Kök haritası

Bu kök toplamda 1840 ayette 2.563 kelime olarak geçmektedir.

Mekkî: 1235 ayet / 1.627 kelime Medenî: 605 ayet / 936 kelime

İsim: 1.476 kelime Harf: 1.087 kelime

وَمَا لِاَحَدٍ عِنْدَهُ مِنْ نِعْمَةٍ تُجْزٰىۙ
O yaptığı iyiliği birinden karşılık görmek için değil, ancak yüce Rabbinin hoşnudluğunu (rızasını) gözeterek yapmıştır.[19-20]
مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلٰىۜ
Rabbin seni ne bıraktı ve ne de sana darıldı.[3]
فَمَا يُكَذِّبُكَ بَعْدُ بِالدّ۪ينِۜ
Öyleyken, sana dini yalan saydırtan nedir?[7]
عَلَّمَ الْاِنْسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْۜ
Oku! Kalemle öğreten, insana bilmediğini bildiren Rabbin, en büyük kerem sahibidir.[3-5]
وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِۜ
Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?[2]
وَمَا تَفَرَّقَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْـكِتَابَ اِلَّا مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْهُمُ الْبَيِّنَةُۜ
Ama, kendilerine kitap verilenler, onlara apaçık belge geldikten sonra ayrılığa düştüler.[4]
وَمَٓا اُمِرُٓوا اِلَّا لِيَعْبُدُوا اللّٰهَ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَ حُنَفَٓاءَ وَيُق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُوا الزَّكٰوةَ وَذٰلِكَ د۪ينُ الْقَيِّمَةِۜ
Oysa onlar, doğruya yönelerek, dini yalnız Allah’a has kılarak O’na kulluk etmek, namazı kılmak ve zekatı vermekle emrolunmuşlardı. Dosdoğru olan din de budur.[5]
وَقَالَ الْاِنْسَانُ مَا لَهَاۚ
Yer dehşetle sarsıldıkça sarsıldığı, yeryüzü ağırlıklarını dışarıya çıkardığı ve insanın: «Buna ne oluyor?» dediği zaman;[1-3]
اَفَلَا يَعْلَمُ اِذَا بُعْثِرَ مَا فِي الْقُبُورِۙ
İnsan, kabirlerde bulunanların çıkarılacağı ve kalblerde olanların ortaya konulacağı bir zamanın geleceğini bilmez mi?[9-10]
وَحُصِّلَ مَا فِي الصُّدُورِۙ
İnsan, kabirlerde bulunanların çıkarılacağı ve kalblerde olanların ortaya konulacağı bir zamanın geleceğini bilmez mi?[9-10]
مَا الْقَارِعَةُۚ
Nedir o gürültü koparacak olan?[2]
وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا الْقَارِعَةُۜ
O gürültü koparacak olanın ne olduğunu sen bilir misin?[3]
وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا هِيَهْۜ
O çukurun ne olduğunu sen bilir misin?[10]
وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا الْحُطَمَةُۜ
Hutame’nin ne olduğunu sen bilir misin?[5]
لَٓا اَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَۙ
«Ben sizin taptıklarınıza tapmam.»[2]
وَلَٓا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَٓا اَعْبُدُۚ
«Benim taptığıma da sizler tapmazsınız.»[3]
وَلَٓا اَنَا۬ عَابِدٌ مَا عَبَدْتُمْۙ
«Ben de sizin taptığınıza tapacak değilim.»[4]
وَلَٓا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَٓا اَعْبُدُۜ
«Benim taptığıma da sizler tapmıyorsunuz.»[5]
مَٓا اَغْنٰى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَۜ
Malı ve kazandığı kendisine fayda vermedi.[2]
مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَۙ
De ki: «Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım.»[1-5]
Yükleniyor...