AYET LİSTE
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
فَخَرَجَ
عَلٰى
قَوْمِه۪
مِنَ
الْمِحْرَابِ
فَاَوْحٰٓى
اِلَيْهِمْ
اَنْ
سَبِّحُوا
بُكْرَةً
وَعَشِياًّ
Bunun üzerine Zekeriyya, mâbetten kavminin karşısına çıkarak onlara: «Sabah akşam tesbihte bulunun» diye işaret verdi.[11]
يَا يَحْيٰى
خُذِ
الْكِتَابَ
بِقُوَّةٍۜ
وَاٰتَيْنَاهُ
الْحُكْمَ
صَبِياًّۙ
«Ey Yahya! Kitab’a (Tevrat’a) vargücünle sarıl!» (dedik) ve henüz sabi iken ona (ilim ve) hikmet verdik.[12]
وَحَنَاناً
مِنْ
لَدُنَّا
وَزَكٰوةًۜ
وَكَانَ
تَقِياًّۙ
Tarafımızdan ona kalp yumuşaklığı ve temizlik de (verdik). O, çok sakınan bir kimse idi.[13]
وَبَراًّ
بِوَالِدَيْهِ
وَلَمْ
يَكُنْ
جَبَّاراً
عَصِياًّ
Ana-babasına çok iyi davranırdı; o, isyankâr bir zorba değildi.[14]
وَسَلَامٌ
عَلَيْهِ
يَوْمَ
وُلِدَ
وَيَوْمَ
يَمُوتُ
وَيَوْمَ
يُبْعَثُ
حَياًّ۟
Doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak kabirden kaldırılacağı gün ona selam olsun![15]
وَاذْكُرْ
فِي
الْكِتَابِ
مَرْيَمَۢ
اِذِ
انْتَبَذَتْ
مِنْ
اَهْلِهَا
مَكَاناً
شَرْقِياًّۙ
(Resûlüm!) Kitap’ta Meryem’i de an. Hani o, ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmişti.[16]
فَاتَّخَذَتْ
مِنْ
دُونِهِمْ
حِجَاباً
فَاَرْسَلْـنَٓا
اِلَيْهَا
رُوحَنَا
فَتَمَثَّلَ
لَهَا
بَشَراً
سَوِياًّ
Meryem, onlarla kendi arasına bir perde çekmişti. Derken, biz ona ruhumuzu gönderdik de o, kendisine tastamam bir insan şeklinde göründü.[17]
قَالَتْ
اِنّ۪ٓي
اَعُوذُ
بِالرَّحْمٰنِ
مِنْكَ
اِنْ
كُنْتَ
تَقِياًّ
Meryem dedi ki: Senden, çok esirgeyici olan Allah’a sığınırım! Eğer Allah’tan sakınan bir kimse isen (bana dokunma).[18]
قَالَ
اِنَّـمَٓا
اَنَا۬
رَسُولُ
رَبِّكِۗ
لِاَهَبَ
لَكِ
غُلَاماً
زَكِياًّ
Melek: Ben, yalnızca, sana tertemiz bir erkek çocuk bağışlamam için Rabbinin bir elçisiyim, dedi.[19]
قَالَتْ
اَنّٰى
يَكُونُ
ل۪ي
غُلَامٌ
وَلَمْ
يَمْسَسْن۪ي
بَشَرٌ
وَلَمْ
اَكُ
بَغِياًّ
Meryem: Bana bir insan eli değmediği, iffetsiz de olmadığım halde benim nasıl çocuğum olabilir? dedi.[20]
قَالَ
كَذٰلِكِۚ
قَالَ
رَبُّكِ
هُوَ
عَلَيَّ
هَيِّنٌۚ
وَلِنَجْعَلَـهُٓ
اٰيَةً
لِلنَّاسِ
وَرَحْمَةً
مِنَّاۚ
وَكَانَ
اَمْراً
مَقْضِياًّ
Melek: Öyledir, dedi; (zira) Rabbin buyurdu ki: Bu bana kolaydır. Çünkü biz, onu insanlara bir delil ve kendimizden bir rahmet kılacağız. Bu, hüküm ve karara bağlanmış (ezelde olup bitmiş) bir iş idi.[21]
فَحَمَلَتْهُ
فَانْتَبَذَتْ
بِه۪
مَكَاناً
قَصِياًّ
Meryem ona hamile kaldı. Bunun üzerine onunla (karnındaki çocukla) uzak bir yere çekildi.[22]
فَاَجَٓاءَهَا
الْمَخَاضُ
اِلٰى
جِذْعِ
النَّخْلَةِۚ
قَالَتْ
يَا لَيْتَن۪ي
مِتُّ
قَبْلَ
هٰذَا
وَكُنْتُ
نَسْياً
مَنْسِياًّ
Doğum sancısı onu bir hurma ağacına (dayanmaya) sevketti. «Keşke, dedi, bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim!»[23]
فَنَادٰيهَا
مِنْ
تَحْتِهَٓا
اَلَّا
تَحْزَن۪ي
قَدْ
جَعَلَ
رَبُّكِ
تَحْتَكِ
سَرِياًّ
Aşağısından (İsa yahut melek) ona şöyle seslendi: «Tasalanma! Rabbin senin alt yanında bir su arkı vücuda getirmiştir.»[24]
وَهُزّ۪ٓي
اِلَيْكِ
بِجِذْعِ
النَّخْلَةِ
تُسَاقِطْ
عَلَيْكِ
رُطَباً
جَنِياًّۘ
«Hurma dalını kendine doğru silkele ki, üzerine taze, olgun hurma dökülsün.»[25]
فَكُل۪ي
وَاشْرَب۪ي
وَقَرّ۪ي
عَيْناًۚ
فَاِمَّا
تَرَيِنَّ
مِنَ
الْبَشَرِ
اَحَداًۙ
فَقُول۪ٓي
اِنّ۪ي
نَذَرْتُ
لِلرَّحْمٰنِ
صَوْماً
فَلَنْ
اُكَلِّمَ
الْيَوْمَ
اِنْسِياًّۚ
«Ye, iç. Gözün aydın olsun! Eğer insanlardan birini görürsen de ki: Ben, çok merhametli olan Allah’a oruç adadım; artık bugün hiçbir insanla konuşmayacağım.»[26]
فَاَتَتْ
بِه۪
قَوْمَهَا
تَحْمِلُهُۜ
قَالُوا
يَا مَرْيَمُ
لَقَدْ
جِئْتِ
شَيْـٔاً
فَرِياًّ
Nihayet onu (kucağında) taşıyarak kavmine getirdi. Dediler ki: Ey Meryem! Hakikaten sen iğrenç bir şey yaptın![27]
يَٓا اُخْتَ
هٰرُونَ
مَا
كَانَ
اَبُوكِ
امْرَاَ
سَوْءٍ
وَمَا
كَانَتْ
اُمُّكِ
بَغِياًّۚ
Ey Harun’un kız kardeşi! Senin baban kötü bir insan değildi; annen de iffetsiz değildi.[28]
فَاَشَارَتْ
اِلَيْهِ۠
قَالُوا
كَيْفَ
نُكَلِّمُ
مَنْ
كَانَ
فِي
الْمَهْدِ
صَبِياًّ
Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. «Biz, dediler, beşikteki bir sabî ile nasıl konuşuruz?»[29]
قَالَ
اِنّ۪ي
عَبْدُ
اللّٰهِ۠
اٰتَانِيَ
الْكِتَابَ
وَجَعَلَن۪ي
نَبِياًّۙ
Çocuk şöyle dedi: «Ben, Allah’ın kuluyum. O, bana Kitab’ı verdi ve beni peygamber yaptı.»[30]
Yükleniyor...