AYET LİSTE
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
اَنْ
دَعَوْا
لِلرَّحْمٰنِ
وَلَداًۚ
Rahmân’a çocuk isnadında bulunmaları yüzünden.[91]
وَمَا
يَنْبَغ۪ي
لِلرَّحْمٰنِ
اَنْ
يَتَّخِذَ
وَلَداًۜ
Halbuki çocuk edinmek Rahmân’ın şanına yakışmaz.[92]
اِنْ
كُلُّ
مَنْ
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
اِلَّٓا
اٰتِي
الرَّحْمٰنِ
عَبْداًۜ
Göklerde ve yerde olan herkes istisnasız, kul olarak Rahmân’a gelecektir.[93]
لَقَدْ
اَحْصٰيهُمْ
وَعَدَّهُمْ
عَداًّۜ
O, bunların hepsini kuşatmış ve sayılarını tesbit etmiştir.[94]
وَكُلُّهُمْ
اٰت۪يهِ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
فَرْداً
Bunların hepsi de kıyamet gününde O’nun huzuruna tek başına (yapayalnız) gelecektir.[95]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
سَيَجْعَلُ
لَهُمُ
الرَّحْمٰنُ
وُداًّ
İman edip de iyi davranışlarda bulunanlara gelince, onlar için çok merhametli olan Allah, (gönüllerde) bir sevgi yaratacaktır.[96]
فَاِنَّمَا
يَسَّرْنَاهُ
بِلِسَانِكَ
لِتُبَشِّرَ
بِهِ
الْمُتَّق۪ينَ
وَتُنْذِرَ
بِه۪
قَوْماً
لُداًّ
(Resûlüm!) Biz Kur’an’ı, sadece, onunla Allah’tan sakınanları müjdeleyesin ve şiddetle karşı çıkan bir topluluğu uyarasın diye senin dilinle (indirilip okutarak) kolaylaştırdık.[97]
وَكَمْ
اَهْلَكْنَا
قَبْلَهُمْ
مِنْ
قَرْنٍۜ
هَلْ
تُحِسُّ
مِنْهُمْ
مِنْ
اَحَدٍ
اَوْ
تَسْمَعُ
لَهُمْ
رِكْزاً
Biz, onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. Sen, onlardan herhangi birinden (bir varlık emâresi) hissediyor veya onlara ait cılız bir ses işitiyor musun?[98]
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
مَٓا
اَنْزَلْنَا
عَلَيْكَ
الْقُرْاٰنَ
لِتَشْقٰىۙ
Biz, Kur’an’ı sana, güçlük çekesin diye değil, ancak Allah’tan korkanlara bir öğüt olsun diye indirdik.[2-3]
اِلَّا
تَذْكِرَةً
لِمَنْ
يَخْشٰىۙ
Biz, Kur’an’ı sana, güçlük çekesin diye değil, ancak Allah’tan korkanlara bir öğüt olsun diye indirdik.[2-3]
تَنْز۪يلاً
مِمَّنْ
خَلَقَ
الْاَرْضَ
وَالسَّمٰوَاتِ
الْعُلٰىۜ
(Kur’an) yeri ve yüce gökleri yaratan Allah tarafından peyderpey indirilmiştir.[4]
اَلرَّحْمٰنُ
عَلَى
الْعَرْشِ
اسْتَوٰى
Rahmân, Arş’a istivâ etmiştir.[5]
لَهُ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِ
وَمَا
بَيْنَهُمَا
وَمَا
تَحْتَ
الثَّرٰى
Göklerde, yerde ve ikisi arasında bulunan şeyler ile toprağın altında olanlar hep O’nundur.[6]
وَاِنْ
تَجْهَرْ
بِالْقَوْلِ
فَاِنَّهُ
يَعْلَمُ
السِّرَّ
وَاَخْفٰى
Eğer sen, sözü açıktan söylersen, bilesin ki O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilir.[7]
اَللّٰهُ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۜ
لَهُ
الْاَسْمَٓاءُ
الْحُسْنٰى
Allah, kendisinden başka ilâh olmayandır. En güzel isimler O’na mahsustur.[8]
وَهَلْ
اَتٰيكَ
حَد۪يثُ
مُوسٰىۢ
(Resûlüm!) Musa (olayının) haberi sana ulaştı mı?[9]
اِذْ
رَاٰ
نَاراً
فَقَالَ
لِاَهْلِهِ
امْكُـثُٓوا
اِنّ۪ٓي
اٰنَسْتُ
نَاراً
لَعَلّ۪ٓي
اٰت۪يكُمْ
مِنْهَا
بِقَبَسٍ
اَوْ
اَجِدُ
عَلَى
النَّارِ
هُدًى
Hani o, bir ateş görmüş ve ailesine: Bekleyin! Eminim ki bir ateş gördüm. Belki ondan size bir meş’ale getiririm veya ateşin yanında bir rehber bulurum, demişti.[10]
فَلَمَّٓا
اَتٰيهَا
نُودِيَ
يَا مُوسٰى
Oraya vardığında kendisine (tarafımızdan): Ey Musa! diye seslenildi:[11]
اِنّ۪ٓي
اَنَا۬
رَبُّكَ
فَاخْلَعْ
نَعْلَيْكَۚ
اِنَّكَ
بِالْوَادِ
الْمُقَدَّسِ
طُوًىۜ
Muhakkak ki ben, evet ben senin Rabbinim! Hemen pabuçlarını çıkar! Çünkü sen kutsal vâdi Tuvâ’dasın![12]
Yükleniyor...