AYET LİSTE
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
اَلَّا
تَتَّبِعَنِۜ
اَفَعَصَيْتَ
اَمْر۪ي
(Musa, döndüğünde:) Ey Harun! dedi, sana ne engel oldu da, bunların dalâlete düştüklerini gördüğün vakit peşimden gelmedin? Emrime âsi mi oldun?[92-93]
قَالَ
يَبْنَؤُ۬مَّ
لَا
تَأْخُذْ
بِلِحْيَت۪ي
وَلَا
بِرَأْس۪يۚ
اِنّ۪ي
خَش۪يتُ
اَنْ
تَقُولَ
فَرَّقْتَ
بَيْنَ
بَن۪ٓي
اِسْرَٓائ۪لَ
وَلَمْ
تَرْقُبْ
قَوْل۪ي
(Harun:) Ey annemin oğlu! dedi, saçımı sakalımı, yolma! Ben, senin: «İsrailoğullarının arasına ayrılık düşürdün; sözümü tutmadın!» demenden korktum.[94]
قَالَ
فَمَا
خَطْبُكَ
يَا سَامِرِيُّ
Musa: Ya senin zorun nedir, ey Sâmirî? dedi.[95]
قَالَ
بَصُرْتُ
بِمَا
لَمْ
يَبْصُرُوا
بِه۪
فَقَبَضْتُ
قَبْضَةً
مِنْ
اَثَرِ
الرَّسُولِ
فَنَبَذْتُهَا
وَكَذٰلِكَ
سَوَّلَتْ
ل۪ي
نَفْس۪ي
O da: Ben, onların görmediklerini gördüm. Zira, o elçinin izinden bir avuç (toprak) alıp onu (erimiş mücevheratın içine) attım. Bunu böyle nefsim bana hoş gösterdi, dedi.[96]
قَالَ
فَاذْهَبْ
فَاِنَّ
لَكَ
فِي
الْحَيٰوةِ
اَنْ
تَقُولَ
لَا
مِسَاسَۖ
وَاِنَّ
لَكَ
مَوْعِداً
لَنْ
تُخْلَفَهُۚ
وَانْظُرْ
اِلٰٓى
اِلٰهِكَ
الَّذ۪ي
ظَلْتَ
عَلَيْهِ
عَاكِفاًۜ
لَنُحَرِّقَنَّهُ
ثُمَّ
لَنَنْسِفَنَّهُ
فِي
الْيَمِّ
نَسْفاً
Musa: Defol! dedi, artık hayatın boyunca sen: «Bana dokunmayın!» diyeceksin. Ayrıca senin için, kurtulamayacağın bir ceza günü var. Tapmakta olduğun tanrına da bak! Yemin ederim, biz onu yakacağız; sonra da onu parça parça edip denize savuracağız![97]
اِنَّـمَٓا
اِلٰهُكُمُ
اللّٰهُ
الَّذ۪ي
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّا
هُوَۜ
وَسِعَ
كُلَّ
شَيْءٍ
عِلْماً
Sizin ilâhınız, yalnızca, kendisinden başka ilâh olmayan Allah’tır. O’nun ilmi her şeyi kuşatmıştır.[98]
كَذٰلِكَ
نَقُصُّ
عَلَيْكَ
مِنْ
اَنْـبَٓاءِ
مَا
قَدْ
سَبَقَۚ
وَقَدْ
اٰتَيْنَاكَ
مِنْ
لَدُنَّا
ذِكْراًۚ
(Resûlüm!) İşte böylece geçmiştekilerin haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Şüphesiz ki, tarafımızdan sana bir zikir verdik.[99]
مَنْ
اَعْرَضَ
عَنْهُ
فَاِنَّهُ
يَحْمِلُ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
وِزْراًۙ
Kim ondan yüz çevirirse, şüphesiz ki kıyamet gününde o, ağır bir günah yükünü yüklenecektir.[100]
خَالِد۪ينَ
ف۪يهِۜ
وَسَٓاءَ
لَهُمْ
يَوْمَ
الْقِيٰمَةِ
حِمْلاًۙ
Bu kimseler, onda (o günah yükünün altında) ebedî kalırlar. Onlar için kıyamet gününde bu ne kötü bir yüktür![101]
يَوْمَ
يُنْفَخُ
فِي
الصُّورِ
وَنَحْشُرُ
الْمُجْرِم۪ينَ
يَوْمَئِذٍ
زُرْقاًۚ
O günde Sûr’a üflenir ve biz o zaman günahkârları, gözleri (korkudan) gömgök bir halde mahşerde toplarız.[102]
يَتَخَافَتُونَ
بَيْنَهُمْ
اِنْ
لَبِثْتُمْ
اِلَّا
عَشْراً
Aralarında birbirlerine gizli gizli şöyle derler: «Dünyada sadece on gün kaldınız.»[103]
نَحْنُ
اَعْلَمُ
بِمَا
يَقُولُونَ
اِذْ
يَقُولُ
اَمْثَلُهُمْ
طَر۪يقَةً
اِنْ
لَبِثْتُمْ
اِلَّا
يَوْماً۟
Aralarında konuştukları konuyu biz daha iyi biliriz. Onların en olgun ve akıllı olanı o zaman: «Bir günden fazla kalmadınız» der.[104]
وَيَسْـَٔلُونَكَ
عَنِ
الْجِبَالِ
فَقُلْ
يَنْسِفُهَا
رَبّ۪ي
نَسْفاًۙ
(Resûlüm!) Sana dağlar hakkında sorarlar. De ki: Rabbim onları ufalayıp savuracak.[105]
فَيَذَرُهَا
قَاعاً
صَفْصَفاًۙ
Böylece yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır.[106]
لَا
تَرٰى
ف۪يهَا
عِوَجاً
وَلَٓا
اَمْتاً
Orada ne bir iniş, ne de bir yokuş görebileceksin.[107]
يَوْمَئِذٍ
يَتَّبِعُونَ
الدَّاعِيَ
لَا
عِوَجَ
لَهُۚ
وَخَشَعَتِ
الْاَصْوَاتُ
لِلرَّحْمٰنِ
فَلَا
تَسْمَعُ
اِلَّا
هَمْساً
O gün insanlar, dâvetçiye (İsrafil’e) uyacaklar. Ona karşı yan çizmek yoktur. Artık, çok esirgeyici Allah hürmetine sesler kısılmıştır. Bu yüzden, fısıltıdan başka bir ses işitemezsin.[108]
يَوْمَئِذٍ
لَا
تَنْفَعُ
الشَّفَاعَةُ
اِلَّا
مَنْ
اَذِنَ
لَهُ
الرَّحْمٰنُ
وَرَضِيَ
لَهُ
قَوْلاً
O gün, Rahmân’ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığından başkasının şefaati fayda vermez.[109]
يَعْلَمُ
مَا
بَيْنَ
اَيْد۪يهِمْ
وَمَا
خَلْفَهُمْ
وَلَا
يُح۪يطُونَ
بِه۪
عِلْماً
O, insanların geleceklerini de geçmişlerini de bilir. Onların ilmi ise bunu kapsayamaz.[110]
وَعَنَتِ
الْوُجُوهُ
لِلْحَيِّ
الْقَيُّومِۜ
وَقَدْ
خَابَ
مَنْ
حَمَلَ
ظُلْماً
Bütün yüzler (insanlar), diri ve her şeye hakim olan Allah için eğilip boyun bükmüştür. Zulüm yüklenen ise, gerçekten perişan olmuştur.[111]
وَمَنْ
يَعْمَلْ
مِنَ
الصَّالِحَاتِ
وَهُوَ
مُؤْمِنٌ
فَلَا
يَخَافُ
ظُلْماً
وَلَا
هَضْماً
Her kim, mümin olarak iyi olan işlerden yaparsa, artık o, ne zulümden ne de hakkının çiğnenmesinden korkar.[112]
Yükleniyor...