AYET LİSTE
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قَالُوا
رَبُّنَا
يَعْلَمُ
اِنَّٓا
اِلَيْكُمْ
لَمُرْسَلُونَ
(Elçiler) dediler ki: Rabbimiz biliyor; biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz.[16]
وَمَا
عَلَيْنَٓا
اِلَّا
الْبَلَاغُ
الْمُب۪ينُ
«Bizim vazifemiz, açık bir şekilde Allah’ın buyruklarını size tebliğ etmekten başka bir şey değildir» dediler.[17]
قَالُٓوا
اِنَّا
تَطَيَّرْنَا
بِكُمْۚ
لَئِنْ
لَمْ
تَنْتَهُوا
لَنَرْجُمَنَّكُمْ
وَلَيَمَسَّنَّكُمْ
مِنَّا
عَذَابٌ
اَل۪يمٌ
(Bunun üzerine onlar:) Doğrusu siz bize uğursuz geldiniz. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun sizi taşlarız. Ve bizden size mutlaka fena bir kötülük dokunur, dediler.[18]
قَالُوا
طَٓائِرُكُمْ
مَعَكُمْۜ
اَئِنْ
ذُكِّرْتُمْۜ
بَلْ
اَنْتُمْ
قَوْمٌ
مُسْرِفُونَ
Elçiler şöyle cevap verdi: Sizin uğursuzluğunuz sizinle beraberdir. Size nasihat ediliyorsa bu uğursuzluk mudur? Bilakis, siz aşırı giden bir milletsiniz.[19]
وَجَٓاءَ
مِنْ
اَقْصَا
الْمَد۪ينَةِ
رَجُلٌ
يَسْعٰى
قَالَ
يَا قَوْمِ
اتَّبِعُوا
الْمُرْسَل۪ينَۙ
Derken şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi. «Ey kavmim! dedi, bu elçilere uyunuz!»[20]
اِتَّبِعُوا
مَنْ
لَا
يَسْـَٔلُكُمْ
اَجْراً
وَهُمْ
مُهْتَدُونَ
«Sizden herhangi bir ücret istemeyen bu kimselere tâbi olun, çünkü onlar hidayete ermiş kimselerdir.»[21]
وَمَا
لِيَ
لَٓا
اَعْبُدُ
الَّذ۪ي
فَطَرَن۪ي
وَاِلَيْهِ
تُرْجَعُونَ
«Bana ne olmuş ki, beni yaratana ibadet etmeyecekmişim! Halbuki, hepiniz O’na döndürüleceksiniz.»[22]
ءَاَتَّخِذُ
مِنْ
دُونِه۪ٓ
اٰلِهَةً
اِنْ
يُرِدْنِ
الرَّحْمٰنُ
بِضُرٍّ
لَا
تُغْنِ
عَنّ۪ي
شَفَاعَتُهُمْ
شَيْـٔاً
وَلَا
يُنْقِذُونِۚ
«O’ndan başka tanrılar mı edineyim? O çok esirgeyici Allah, eğer bana bir zarar dilerse onların (putların) şefâati bana hiçbir fayda vermez, beni kurtaramazlar.»[23]
اِنّ۪ٓي
اِذاً
لَف۪ي
ضَلَالٍ
مُب۪ينٍ
«İşte o zaman ben apaçık bir sapıklığın içine gömülmüş olurum.»[24]
اِنّ۪ٓي
اٰمَنْتُ
بِرَبِّكُمْ
فَاسْمَعُونِۜ
«Şüphesiz ben, Rabbinize inandım, beni dinleyin.»[25]
ق۪يلَ
ادْخُلِ
الْجَنَّةَۜ
قَالَ
يَا لَيْتَ
قَوْم۪ي
يَعْلَمُونَۙ
Gir cennete! denildi. «Keşke, dedi, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama mazhar olanlardan kıldığını kavmim bilseydi!»[26-27]
بِمَا
غَفَرَ
ل۪ي
رَبّ۪ي
وَجَعَلَن۪ي
مِنَ
الْمُكْرَم۪ينَ
Gir cennete! denildi. «Keşke, dedi, Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama mazhar olanlardan kıldığını kavmim bilseydi!»[26-27]
وَمَٓا
اَنْزَلْنَا
عَلٰى
قَوْمِه۪
مِنْ
بَعْدِه۪
مِنْ
جُنْدٍ
مِنَ
السَّمَٓاءِ
وَمَا
كُنَّا
مُنْزِل۪ينَ
Biz ondan sonra, onun milletini helâk etmek için üzerlerine gökten herhangi bir ordu indirmedik ve indirecek de değildik.[28]
اِنْ
كَانَتْ
اِلَّا
صَيْحَةً
وَاحِدَةً
فَاِذَا
هُمْ
خَامِدُونَ
(Onları helâk eden) korkunç sesten başka bir şey değildi. Birdenbire sönüverdiler.[29]
يَا حَسْرَةً
عَلَى
الْعِبَادِۚ
مَا
يَأْت۪يهِمْ
مِنْ
رَسُولٍ
اِلَّا
كَانُوا
بِه۪
يَسْتَهْزِؤُ۫نَ
Ne yazık şu kullara! Onlara bir peygamber gelmeyegörsün, ille de onunla alay etmeye kalkışırlar.[30]
اَلَمْ
يَرَوْا
كَمْ
اَهْلَكْنَا
قَبْلَهُمْ
مِنَ
الْقُرُونِ
اَنَّهُمْ
اِلَيْهِمْ
لَا
يَرْجِعُونَ
Müşrikler görmüyorlar mı ki, onlardan önce nice kavimler helâk ettik. Onlar tekrar dönüp de bunlara gelmezler.[31]
وَاِنْ
كُلٌّ
لَمَّا
جَم۪يعٌ
لَدَيْنَا
مُحْضَرُونَ۟
Elbette onların hepsi (kıyamet gününde) karşımızda hazır bulunacaklar.[32]
وَاٰيَةٌ
لَهُمُ
الْاَرْضُ
الْمَيْتَةُۚ
اَحْيَيْنَاهَا
وَاَخْرَجْنَا
مِنْهَا
حَباًّ
فَمِنْهُ
يَأْكُلُونَ
(Bu hususta) ölü toprak onlar için mühim bir delildir. Biz ona yağmurla hayat verdik ve ondan dane çıkardık. İşte onlar bundan yerler.[33]
وَجَعَلْنَا
ف۪يهَا
جَنَّاتٍ
مِنْ
نَخ۪يلٍ
وَاَعْنَابٍ
وَفَجَّرْنَا
ف۪يهَا
مِنَ
الْعُيُونِۙ
Biz, yeryüzünde nice nice hurma bahçeleri, üzüm bağları yarattık ve oralarda birçok pınarlar fışkırttık.[34]
لِيَأْكُلُوا
مِنْ
ثَمَرِه۪ۙ
وَمَا
عَمِلَتْهُ
اَيْد۪يهِمْۜ
اَفَلَا
يَشْكُرُونَ
Ta ki, onların meyvelerinden ve elleriyle bunlardan imal ettiklerinden yesinler. Hâla şükretmeyecekler mi?[35]
Yükleniyor...