AYET LİSTE
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
سُبْحَانَ
الَّذ۪ي
خَلَقَ
الْاَزْوَاجَ
كُلَّهَا
مِمَّا
تُنْبِتُ
الْاَرْضُ
وَمِنْ
اَنْفُسِهِمْ
وَمِمَّا
لَا
يَعْلَمُونَ
Yerin bitirdiklerinden, insanların kendilerinden ve henüz mahiyetini bilmedikleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah’ı tesbih ve takdis ederim.[36]
وَاٰيَةٌ
لَهُمُ
الَّيْلُۚ
نَسْلَخُ
مِنْهُ
النَّهَارَ
فَاِذَا
هُمْ
مُظْلِمُونَۙ
Gece de onlar için bir ibret alâmetidir. Biz ondan gündüzü sıyırıp çekeriz de onlar karanlıklara gömülürler.[37]
وَالشَّمْسُ
تَجْر۪ي
لِمُسْتَقَرٍّ
لَهَاۜ
ذٰلِكَ
تَقْد۪يرُ
الْعَز۪يزِ
الْعَل۪يمِۜ
Güneş, kendisi için belirlenen yerde akar (döner). İşte bu, azîz ve alîm olan Allah’ın takdiridir.[38]
وَالْقَمَرَ
قَدَّرْنَاهُ
مَنَازِلَ
حَتّٰى
عَادَ
كَالْعُرْجُونِ
الْقَد۪يمِ
Ay için de birtakım menziller (yörüngeler) tayin ettik. Nihayet o, eğri hurma dalı gibi (hilâl) olur da geri döner.[39]
لَا
الشَّمْسُ
يَنْبَغ۪ي
لَـهَٓا
اَنْ
تُدْرِكَ
الْقَمَرَ
وَلَا
الَّيْلُ
سَابِقُ
النَّهَارِۜ
وَكُلٌّ
ف۪ي
فَلَكٍ
يَسْبَحُونَ
Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzerler.[40]
وَاٰيَةٌ
لَهُمْ
اَنَّا
حَمَلْنَا
ذُرِّيَّتَهُمْ
فِي
الْفُلْكِ
الْمَشْحُونِۙ
Onların zürriyetlerini dopdolu bir gemide taşımamız da onlar için büyük bir ibrettir.[41]
وَخَلَقْنَا
لَهُمْ
مِنْ
مِثْلِه۪
مَا
يَرْكَبُونَ
Onlar için, bunun gibi binecekleri başka şeyler de yarattık.[42]
وَاِنْ
نَشَأْ
نُغْرِقْهُمْ
فَلَا
صَر۪يخَ
لَهُمْ
وَلَا
هُمْ
يُنْقَذُونَۙ
Dilesek onları suda boğarız. O zaman ne onların imdadına koşan olur, ne de onlar kurtarılırlar.[43]
اِلَّا
رَحْمَةً
مِنَّا
وَمَتَاعاً
اِلٰى
ح۪ينٍ
Ancak bizim tarafımızdan bir rahmet ve belli bir zamana kadar dünyadan faydalandırmamız müstesnadır.[44]
وَاِذَا
ق۪يلَ
لَهُمُ
اتَّقُوا
مَا
بَيْنَ
اَيْد۪يكُمْ
وَمَا
خَلْفَكُمْ
لَعَلَّكُمْ
تُرْحَمُونَ
Onlara yapmakta olduğunuz ve yapıp arkada bıraktığınız işlerde Allah’tan korkun; umulur ki size merhamet olunur denildiğinde (aldırmazlar).[45]
وَمَا
تَأْت۪يهِمْ
مِنْ
اٰيَةٍ
مِنْ
اٰيَاتِ
رَبِّهِمْ
اِلَّا
كَانُوا
عَنْهَا
مُعْرِض۪ينَ
Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmeyedursun, ille de ondan yüz çevirmişlerdir.[46]
وَاِذَا
ق۪يلَ
لَهُمْ
اَنْفِقُوا
مِمَّا
رَزَقَكُمُ
اللّٰهُۙ
قَالَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لِلَّذ۪ينَ
اٰمَنُٓوا
اَنُطْعِمُ
مَنْ
لَوْ
يَشَٓاءُ
اللّٰهُ
اَطْعَمَهُۗ
اِنْ
اَنْتُمْ
اِلَّا
ف۪ي
ضَلَالٍ
مُب۪ينٍ
Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden hayra sarfediniz, denildiğinde, kâfirler müminlere dediler ki: Allah’ın dilediği takdirde doyuracağı kimseleri biz mi doyuracağız? Siz gerçekten apaçık bir sapıklık içindesiniz.[47]
وَيَقُولُونَ
مَتٰى
هٰذَا
الْوَعْدُ
اِنْ
كُنْتُمْ
صَادِق۪ينَ
Onlar: Eğer gerçekten doğru söylüyorsanız, bu tehdit ne zaman gerçekleşecektir? derler.[48]
مَا
يَنْظُرُونَ
اِلَّا
صَيْحَةً
وَاحِدَةً
تَأْخُذُهُمْ
وَهُمْ
يَخِصِّمُونَ
Onlar, birbirleriyle çekişip dururken kendilerini ansızın yakalayacak korkunç bir sesi bekliyorlar.[49]
فَلَا
يَسْتَط۪يعُونَ
تَوْصِيَةً
وَلَٓا
اِلٰٓى
اَهْلِهِمْ
يَرْجِعُونَ۟
İşte o anda onlar ne bir vasiyyette bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler.[50]
وَنُفِـخَ
فِي
الصُّورِ
فَاِذَا
هُمْ
مِنَ
الْاَجْدَاثِ
اِلٰى
رَبِّهِمْ
يَنْسِلُونَ
Nihayet Sûr’a üfürülecek. Bir de bakarsın ki onlar kabirlerinden kalkıp koşarak Rablerine giderler.[51]
قَالُوا
يَا وَيْلَنَا
مَنْ
بَعَثَنَا
مِنْ
مَرْقَدِنَ۔اۢ
هٰذَا
مَا
وَعَدَ
الرَّحْمٰنُ
وَصَدَقَ
الْمُرْسَلُونَ
(İşte o zaman:) Eyvah, eyvah! Bizi kabrimizden kim kaldırdı? Bu, Rahmân’ın vâdettiğidir. Peygamberler gerçekten doğru söylemişler! derler.[52]
اِنْ
كَانَتْ
اِلَّا
صَيْحَةً
وَاحِدَةً
فَاِذَا
هُمْ
جَم۪يعٌ
لَدَيْنَا
مُحْضَرُونَ
Olan müthiş bir sesten ibarettir. Bunun üzerine onların hepsi hemen huzurumuzda hazır bulunurlar.[53]
فَالْيَوْمَ
لَا
تُظْلَمُ
نَفْسٌ
شَيْـٔاً
وَلَا
تُجْزَوْنَ
اِلَّا
مَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ
O gün hiçbir kimse en ufak bir haksızlığa uğramaz. Siz orada ancak yaptıklarınızın karşılığını alırsınız.[54]
اِنَّ
اَصْحَابَ
الْجَنَّةِ
الْيَوْمَ
ف۪ي
شُغُلٍ
فَاكِهُونَۚ
O gün cennetlikler, gerçekten nimetler içinde safa sürerler.[55]
Yükleniyor...