AYET LİSTE
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
فَلَا
يَحْزُنْكَ
قَوْلُهُمْۢ
اِنَّا
نَعْلَمُ
مَا
يُسِرُّونَ
وَمَا
يُعْلِنُونَ
(Resûlüm!) O halde onların sözleri sakın seni üzmesin. Kuşkusuz biz, onların gizlemekte olduklarını da, açığa vurduklarını da biliyoruz.[76]
اَوَلَمْ
يَرَ
الْاِنْسَانُ
اَنَّا
خَلَقْنَاهُ
مِنْ
نُطْفَةٍ
فَاِذَا
هُوَ
خَص۪يمٌ
مُب۪ينٌ
İnsan görmez mi ki, biz onu meniden yarattık. Bir de bakıyorsun ki, apaçık düşman kesilmiş.[77]
وَضَرَبَ
لَنَا
مَثَلاً
وَنَسِيَ
خَلْقَهُۜ
قَالَ
مَنْ
يُحْـيِ
الْعِظَامَ
وَهِيَ
رَم۪يمٌ
Kendi yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve: «Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?» diyor.[78]
قُلْ
يُحْي۪يهَا
الَّـذ۪ٓي
اَنْشَاَهَٓا
اَوَّلَ
مَرَّةٍۜ
وَهُوَ
بِكُلِّ
خَلْقٍ
عَل۪يمٌۙ
De ki: Onları ilk defa yaratmış olan diriltecek. Çünkü O, her türlü yaratmayı gayet iyi bilir.[79]
اَلَّذ۪ي
جَعَلَ
لَكُمْ
مِنَ
الشَّجَرِ
الْاَخْضَرِ
نَاراً
فَاِذَٓا
اَنْتُمْ
مِنْهُ
تُوقِدُونَ
Yeşil ağaçtan sizin için ateş çıkaran O’dur. İşte siz ateşi ondan yakıyorsunuz.[80]
اَوَلَيْسَ
الَّذ۪ي
خَلَقَ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضَ
بِقَادِرٍ
عَلٰٓى
اَنْ
يَخْلُقَ
مِثْلَهُمْۜ
بَلٰى
وَهُوَ
الْخَلَّاقُ
الْعَل۪يمُ
Gökleri ve yeri yaratan, onların benzerlerini yaratmaya kadir değil midir? Evet! Elbette kadirdir. O, her şeyi hakkıyla bilen yaratıcıdır.[81]
اِنَّـمَٓا
اَمْرُهُٓ
اِذَٓا
اَرَادَ
شَيْـٔاً
اَنْ
يَقُولَ
لَهُ
كُنْ
فَيَكُونُ
Bir şey yaratmak istediği zaman Onun yaptığı «Ol» demekten ibarettir. Hemen oluverir.[82]
فَسُبْحَانَ
الَّذ۪ي
بِيَدِه۪
مَلَكُوتُ
كُلِّ
شَيْءٍ
وَاِلَيْهِ
تُرْجَعُونَ
Her şeyin mülkü kendi elinde olan Allah’ın şanı ne kadar yücedir! Siz de O’na döneceksiniz.[83]
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَالصَّٓافَّاتِ
صَفاًّۙ
Saf saf dizilmişlere, toplayıp sürenlere, zikir okuyanlara yemin ederim ki, ilâhınız birdir.[1-4]
فَالزَّاجِرَاتِ
زَجْراًۙ
Saf saf dizilmişlere, toplayıp sürenlere, zikir okuyanlara yemin ederim ki, ilâhınız birdir.[1-4]
فَالتَّالِيَاتِ
ذِكْراًۙ
Saf saf dizilmişlere, toplayıp sürenlere, zikir okuyanlara yemin ederim ki, ilâhınız birdir.[1-4]
اِنَّ
اِلٰهَكُمْ
لَوَاحِدٌۜ
Saf saf dizilmişlere, toplayıp sürenlere, zikir okuyanlara yemin ederim ki, ilâhınız birdir.[1-4]
رَبُّ
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِ
وَمَا
بَيْنَهُمَا
وَرَبُّ
الْمَشَارِقِۜ
O, hem göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi, hem de doğuların Rabbidir.[5]
اِنَّا
زَيَّنَّا
السَّمَٓاءَ
الدُّنْيَا
بِز۪ينَةٍۨ
الْـكَوَاكِبِۙ
Biz yakın göğü, bir süsle, yıldızlarla süsledik.[6]
وَحِفْظاً
مِنْ
كُلِّ
شَيْطَانٍ
مَارِدٍۚ
Ve (gökyüzünü) itaat dışına çıkan her şeytandan koruduk.[7]
لَا
يَسَّمَّعُونَ
اِلَى
الْمَلَأِ
الْاَعْلٰى
وَيُقْذَفُونَ
مِنْ
كُلِّ
جَانِبٍۗ
Onlar, artık mele-i a’lâ’ya (yüce topluluğa) kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar.[8]
دُحُوراً
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
وَاصِبٌۙ
Kovulup atılırlar. Ve onlar için sürekli bir azap vardır.[9]
اِلَّا
مَنْ
خَطِفَ
الْخَطْفَةَ
فَاَتْبَعَهُ
شِهَابٌ
ثَاقِبٌ
Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz kapan olursa, onu da delip geçen bir parlak ışık takip eder.[10]
فَاسْتَفْتِهِمْ
اَهُمْ
اَشَدُّ
خَلْقاً
اَمْ
مَنْ
خَلَقْنَاۜ
اِنَّا
خَلَقْنَاهُمْ
مِنْ
ط۪ينٍ
لَازِبٍ
Şimdi sor onlara! Yaratma bakımından onlar mı daha zor, yoksa bizim yarattığımız (insanlar) mı? Şüphesiz biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık.[11]
بَلْ
عَجِبْتَ
وَيَسْخَرُونَۖ
Hayır, sen şaşıyorsun. Halbuki onlar alay ediyorlar.[12]
Yükleniyor...