AYET LİSTE
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
لَا
يَرْجُونَ
لِقَٓاءَنَا
لَوْلَٓا
اُنْزِلَ
عَلَيْنَا
الْمَلٰٓئِكَةُ
اَوْ
نَرٰى
رَبَّـنَاۜ
لَقَدِ
اسْتَكْبَرُوا
ف۪ٓي
اَنْفُسِهِمْ
وَعَتَوْ
عُتُواًّ
كَب۪يراً
Bizimle karşılaşmayı (bir gün huzurumuza geleceklerini) ummayanlar: Bize ya melekler indirilmeliydi ya da Rabbimizi görmeliydik, dediler. Andolsun ki onlar kendileri hakkında kibire kapılmışlar ve azgınlıkta pek ileri gitmişlerdir.[21]
يَوْمَ
يَرَوْنَ
الْمَلٰٓئِكَةَ
لَا
بُشْرٰى
يَوْمَئِذٍ
لِلْمُجْرِم۪ينَ
وَيَقُولُونَ
حِجْراً
مَحْجُوراً
(Fakat) melekleri görecekleri gün, günahkârlara o gün hiçbir sevinç haberi yoktur ve: (Size, sevinmek) yasaktır, yasak! diyeceklerdir.[22]
وَقَدِمْنَٓا
اِلٰى
مَا
عَمِلُوا
مِنْ
عَمَلٍ
فَجَعَلْنَاهُ
هَبَٓاءً
مَنْثُوراً
Onların yaptıkları her bir (iyi) işi ele alırız, onu saçılmış zerreler haline getiririz (değersiz kılarız).[23]
اَصْحَابُ
الْجَنَّةِ
يَوْمَئِذٍ
خَيْرٌ
مُسْتَقَراًّ
وَاَحْسَنُ
مَق۪يلاً
O gün cennetliklerin kalacakları yer çok huzurlu ve dinlenecekleri yer pek güzeldir.[24]
وَيَوْمَ
تَشَقَّقُ
السَّمَٓاءُ
بِالْغَمَامِ
وَنُزِّلَ
الْمَلٰٓئِكَةُ
تَنْز۪يلاً
O gün gökyüzü beyaz bulutlar ile yarılacak ve melekler bölük bölük indirileceklerdir.[25]
اَلْمُلْكُ
يَوْمَئِذٍۨ
الْحَقُّ
لِلرَّحْمٰنِۜ
وَكَانَ
يَوْماً
عَلَى
الْكَافِر۪ينَ
عَس۪يراً
İşte o gün, gerçek mülk (hükümranlık) çok merhametli olan Allah’ındır. Kâfirler için de pek çetin bir gündür o.[26]
وَيَوْمَ
يَعَضُّ
الظَّالِمُ
عَلٰى
يَدَيْهِ
يَقُولُ
يَا لَيْتَنِي
اتَّخَذْتُ
مَعَ
الرَّسُولِ
سَب۪يلاً
O gün, zalim kimse (pişmanlıktan) ellerini ısırıp şöyle der: Keşke o peygamberle birlikte bir yol tutsaydım![27]
يَا وَيْلَتٰى
لَيْتَن۪ي
لَمْ
اَتَّخِذْ
فُلَاناً
خَل۪يلاً
Yazık bana! Keşke falancayı (bâtıl yolcusunu) dost edinmeseydim![28]
لَقَدْ
اَضَلَّن۪ي
عَنِ
الذِّكْرِ
بَعْدَ
اِذْ
جَٓاءَن۪يۜ
وَكَانَ
الشَّيْطَانُ
لِلْاِنْسَانِ
خَذُولاً
Çünkü zikir (Kur’an) bana gelmişken o, hakikaten beni ondan saptırdı. Şeytan insanı (uçuruma sürükleyip sonra) yüzüstü bırakıp rezil rüsvay eder.[29]
وَقَالَ
الرَّسُولُ
يَا رَبِّ
اِنَّ
قَوْمِي
اتَّخَذُوا
هٰذَا
الْقُرْاٰنَ
مَهْجُوراً
Peygamber der ki: Ey Rabbim! Kavmim bu Kur’an’ı büsbütün terkettiler.[30]
وَكَذٰلِكَ
جَعَلْنَا
لِكُلِّ
نَبِيٍّ
عَدُواًّ
مِنَ
الْمُجْرِم۪ينَۜ
وَكَفٰى
بِرَبِّكَ
هَادِياً
وَنَص۪يراً
(Resûlüm!) İşte biz böylece her peygamber için suçlulardan düşmanlar peydâ ettik. Hidayet verici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.[31]
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لَوْلَا
نُزِّلَ
عَلَيْهِ
الْقُرْاٰنُ
جُمْلَةً
وَاحِدَةًۚ
كَذٰلِكَ
لِنُثَبِّتَ
بِه۪
فُؤٰادَكَ
وَرَتَّلْنَاهُ
تَرْت۪يلاً
İnkâr edenler: Kur’an ona bir defada topluca indirilmeli değil miydi? dediler. Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle yaptık (parça parça indirdik) ve onu tane tane (ayırarak) okuduk.[32]
وَلَا
يَأْتُونَكَ
بِمَثَلٍ
اِلَّا
جِئْنَاكَ
بِالْحَقِّ
وَاَحْسَنَ
تَفْس۪يراًۜ
Onların sana getirdikleri hiçbir temsil yoktur ki, (onun karşılığında) sana doğrusunu ve daha açığını getirmeyelim.[33]
اَلَّذ۪ينَ
يُحْشَرُونَ
عَلٰى
وُجُوهِهِمْ
اِلٰى
جَهَنَّمَۙ
اُو۬لٰٓئِكَ
شَرٌّ
مَكَاناً
وَاَضَلُّ
سَب۪يلاً۟
Yüzükoyun cehenneme (sürülüp) toplanacak olanlar; işte onlar, yerleri en kötü, yolları en sapık olanlardır.[34]
وَلَقَدْ
اٰتَيْنَا
مُوسَى
الْكِتَابَ
وَجَعَلْنَا
مَعَهُٓ
اَخَاهُ
هٰرُونَ
وَز۪يراًۚ
Andolsun biz Musa’ya Kitab’ı verdik, kardeşi Harun’u da ona yardımcı yaptık.[35]
فَقُلْنَا
اذْهَبَٓا
اِلَى
الْقَوْمِ
الَّذ۪ينَ
كَذَّبُوا
بِاٰيَاتِنَاۜ
فَدَمَّرْنَاهُمْ
تَدْم۪يراًۜ
«Âyetlerimizi yalan sayan kavme gidin» dedik. Sonunda, (yola gelmediklerinden) onları yerle bir ediverdik.[36]
وَقَوْمَ
نُوحٍ
لَمَّا
كَذَّبُوا
الرُّسُلَ
اَغْرَقْنَاهُمْ
وَجَعَلْنَاهُمْ
لِلنَّاسِ
اٰيَةًۜ
وَاَعْتَدْنَا
لِلظَّالِم۪ينَ
عَـذَاباً
اَل۪يماًۚ
Nuh kavmine gelince, peygamberleri yalancılıkla itham ettiklerinde onları, suda boğduk ve kendilerini insanlar için bir ibret yaptık. Zalimler için acıklı bir azap hazırladık.[37]
وَعَـاداً
وَثَمُودَا۬
وَاَصْحَابَ
الرَّسِّ
وَقُرُوناً
بَيْنَ
ذٰلِكَ
كَث۪يراً
Âd’ı, Semûd’u, Ress halkını ve bunlar arasında daha birçok nesilleri de (inkârcılıklarından ötürü helâk ettik).[38]
وَكُلاًّ
ضَرَبْنَا
لَهُ
الْاَمْثَالَۘ
وَكُلاًّ
تَبَّرْنَا
تَتْب۪يراً
Onların her birine (uymaları için) misaller getirdik; (ama öğüt almadıkları için) hepsini kırdık geçirdik.[39]
وَلَقَدْ
اَتَوْا
عَلَى
الْقَرْيَةِ
الَّت۪ٓي
اُمْطِرَتْ
مَطَرَ
السَّوْءِۜ
اَفَلَمْ
يَكُونُوا
يَرَوْنَهَاۚ
بَلْ
كَانُوا
لَا
يَرْجُونَ
نُشُوراً
(Resûlüm!) Andolsun (bu Mekkeli putperestler), belâ ve felâket yağmuruna tutulmuş olan o beldeye uğramışlardır. Peki onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar öldükten sonra dirilmeyi ummamaktadırlar.[40]
Yükleniyor...