AYET LİSTE
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
رِزْقاً
لِلْعِبَادِۙ
وَاَحْيَيْنَا
بِه۪
بَلْدَةً
مَيْتاًۜ
كَذٰلِكَ
الْخُرُوجُ
Kullara rızık olması için birbirine girmiş, küme küme tomurcukları olan uzun boylu hurma ağaçları yetiştirdik. Ve o su ile ölü toprağa can verdik. İşte hayata yeniden çıkış da böyledir.[10-11]
كَذَّبَتْ
قَبْلَهُمْ
قَوْمُ
نُوحٍ
وَاَصْحَابُ
الرَّسِّ
وَثَمُودُۙ
Onlardan önce Nuh kavmi, Res halkı ve Semûd da yalanlamıştı.[12]
وَعَادٌ
وَفِرْعَوْنُ
وَاِخْوَانُ
لُوطٍۙ
Âd ve Firavun ile Lût’un kardeşleri de (yalanladılar).[13]
وَاَصْحَابُ
الْاَيْكَةِ
وَقَوْمُ
تُبَّعٍۜ
كُلٌّ
كَذَّبَ
الرُّسُلَ
فَحَقَّ
وَع۪يدِ
Eyke halkı ve Tübba’ kavmi de. Bütün bunlar peygamberleri yalanladılar da tehdidim gerçekleşti![14]
اَفَعَي۪ينَا
بِالْخَلْقِ
الْاَوَّلِۜ
بَلْ
هُمْ
ف۪ي
لَبْسٍ
مِنْ
خَلْقٍ
جَد۪يدٍ۟
İlk yaratmada âcizlik mi gösterdik? Hayır, onlar yeni bir yaratma hususunda şüphe içindedirler.[15]
وَلَقَدْ
خَلَقْنَا
الْاِنْسَانَ
وَنَعْلَمُ
مَا
تُوَسْوِسُ
بِه۪
نَفْسُهُۚ
وَنَحْنُ
اَقْرَبُ
اِلَيْهِ
مِنْ
حَبْلِ
الْوَر۪يدِ
Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona şah damarından daha yakınız.[16]
اِذْ
يَتَلَقَّى
الْمُتَلَقِّيَانِ
عَنِ
الْيَم۪ينِ
وَعَنِ
الشِّمَالِ
قَع۪يدٌ
İki melek (insanın) sağında ve solunda oturarak yaptıklarını yazmaktadırlar.[17]
مَا
يَلْفِظُ
مِنْ
قَوْلٍ
اِلَّا
لَدَيْهِ
رَق۪يبٌ
عَت۪يدٌ
İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın.[18]
وَجَٓاءَتْ
سَكْرَةُ
الْمَوْتِ
بِالْحَقِّۜ
ذٰلِكَ
مَا
كُنْتَ
مِنْهُ
تَح۪يدُ
Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelir de: İşte (ey insan) bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir, denir.[19]
وَنُفِـخَ
فِي
الصُّورِۜ
ذٰلِكَ
يَوْمُ
الْوَع۪يدِ
Sûr’a üfürülür; işte bu, geleceği vâdedilen gündür.[20]
وَجَٓاءَتْ
كُلُّ
نَفْسٍ
مَعَهَا
سَٓائِقٌ
وَشَه۪يدٌ
Herkes, yanında bir sürücü ve bir de şahitle beraber gelir.[21]
لَقَدْ
كُنْتَ
ف۪ي
غَفْلَةٍ
مِنْ
هٰذَا
فَـكَشَفْنَا
عَنْكَ
غِطَٓاءَكَ
فَبَصَرُكَ
الْيَوْمَ
حَد۪يدٌ
Andolsun sen bundan gaflette idin; derhal biz senin perdeni kaldırdık. Bugün artık gözün keskindir (denir).[22]
وَقَالَ
قَر۪ينُهُ
هٰذَا
مَا
لَدَيَّ
عَت۪يدٌۜ
Yanındaki arkadaşı: «İşte yanımdaki hazır, der. (İki meleğe şu emir verilir:) Haydi ikiniz her inatçı kâfiri, hayra bütün gücüyle engel olanı, azgın şüpheciyi cehenneme atın; Allah ile beraber başka ilâh edineni, şiddetli azaba birlikte atın![23-26]
اَلْقِيَا
ف۪ي
جَهَنَّمَ
كُلَّ
كَفَّارٍ
عَن۪يدٍۙ
Yanındaki arkadaşı: «İşte yanımdaki hazır, der. (İki meleğe şu emir verilir:) Haydi ikiniz her inatçı kâfiri, hayra bütün gücüyle engel olanı, azgın şüpheciyi cehenneme atın; Allah ile beraber başka ilâh edineni, şiddetli azaba birlikte atın![23-26]
مَنَّاعٍ
لِلْخَيْرِ
مُعْتَدٍ
مُر۪يبٍۙ
Yanındaki arkadaşı: «İşte yanımdaki hazır, der. (İki meleğe şu emir verilir:) Haydi ikiniz her inatçı kâfiri, hayra bütün gücüyle engel olanı, azgın şüpheciyi cehenneme atın; Allah ile beraber başka ilâh edineni, şiddetli azaba birlikte atın![23-26]
اَلَّذ۪ي
جَعَلَ
مَعَ
اللّٰهِ
اِلٰهاً
اٰخَرَ
فَاَلْقِيَاهُ
فِي
الْعَذَابِ
الشَّد۪يدِ
Yanındaki arkadaşı: «İşte yanımdaki hazır, der. (İki meleğe şu emir verilir:) Haydi ikiniz her inatçı kâfiri, hayra bütün gücüyle engel olanı, azgın şüpheciyi cehenneme atın; Allah ile beraber başka ilâh edineni, şiddetli azaba birlikte atın![23-26]
قَالَ
قَر۪ينُهُ
رَبَّنَا
مَٓا
اَطْغَيْتُهُ
وَلٰكِنْ
كَانَ
ف۪ي
ضَلَالٍ
بَع۪يدٍ
Müşrikin arkadaşı (şeytan) der ki: Rabbimiz! Ben onu azdırmadım. Fakat kendisi derin bir sapıklık içindeydi.[27]
قَالَ
لَا
تَخْتَصِمُوا
لَدَيَّ
وَقَدْ
قَدَّمْتُ
اِلَيْكُمْ
بِالْوَع۪يدِ
O esnada (Allah) buyurur: Huzurumda çekişmeyin! Ben size daha önce uyarı göndermiştim![28]
مَا
يُبَدَّلُ
الْقَوْلُ
لَدَيَّ
وَمَٓا
اَنَا۬
بِظَلَّامٍ
لِلْعَب۪يدِ۟
Benim huzurumda söz değiştirilmez ve ben kullara asla zulmedici değilim.[29]
يَوْمَ
نَقُولُ
لِجَهَنَّمَ
هَلِ
امْتَلَأْتِ
وَتَقُولُ
هَلْ
مِنْ
مَز۪يدٍ
O gün cehenneme «Doldun mu?» deriz. O da «Daha var mı?» der.[30]
Yükleniyor...