AYET LİSTE
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَاِنَّ
الدّ۪ينَ
لَوَاقِـعٌۜ
Tozdurup savuranlara, yükünü yüklenenlere, kolayca süzülenlere, işi ayıranlara andolsun ki, size vâdedilen, kesinlikle doğrudur ve ceza mutlaka vuku bulacaktır.[1-6]
وَالسَّمَٓاءِ
ذَاتِ
الْحُبُكِۙ
İçinde yörüngeleri olan göğe andolsun ki siz çelişkili sözler söylüyorsunuz. Ondan (Kur’an’dan veya imandan) dönen döndürülür (engellenmez).[7-9]
اِنَّكُمْ
لَف۪ي
قَوْلٍ
مُخْتَلِفٍۙ
İçinde yörüngeleri olan göğe andolsun ki siz çelişkili sözler söylüyorsunuz. Ondan (Kur’an’dan veya imandan) dönen döndürülür (engellenmez).[7-9]
يُؤْفَكُ
عَنْهُ
مَنْ
اُفِكَۜ
İçinde yörüngeleri olan göğe andolsun ki siz çelişkili sözler söylüyorsunuz. Ondan (Kur’an’dan veya imandan) dönen döndürülür (engellenmez).[7-9]
قُتِلَ
الْخَرَّاصُونَۙ
Kahrolsun o koyu yalancılar![10]
اَلَّذ۪ينَ
هُمْ
ف۪ي
غَمْرَةٍ
سَاهُونَۙ
Onlar koyu bir cehalet içerisinde kalmış gafillerdir.[11]
يَسْـَٔلُونَ
اَيَّانَ
يَوْمُ
الدّ۪ينِۜ
Ceza gününün ne zaman olduğunu sorarlar.[12]
يَوْمَ
هُمْ
عَلَى
النَّارِ
يُفْتَنُونَ
O gün onlar ateşe sokulacaklardır.[13]
ذُوقُوا
فِتْنَتَكُمْۜ
هٰذَا
الَّذ۪ي
كُنْتُمْ
بِه۪
تَسْتَعْجِلُونَ
Azabınızı tadın! Acele gelmesini beklediğiniz şey budur işte! (denir.)[14]
اِنَّ
الْمُتَّق۪ينَ
ف۪ي
جَنَّاتٍ
وَعُيُونٍۙ
Şüphesiz ki Allah’a isyandan sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunacaklar. Kuşkusuz onlar, bundan önce dünyada güzel davrananlardı.[15-16]
اٰخِذ۪ينَ
مَٓا
اٰتٰيهُمْ
رَبُّهُمْۜ
اِنَّهُمْ
كَانُوا
قَبْلَ
ذٰلِكَ
مُحْسِن۪ينَۜ
Şüphesiz ki Allah’a isyandan sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunacaklar. Kuşkusuz onlar, bundan önce dünyada güzel davrananlardı.[15-16]
كَانُوا
قَل۪يلاً
مِنَ
الَّيْلِ
مَا
يَهْجَعُونَ
Geceleri pek az uyurlardı.[17]
وَبِالْاَسْحَارِ
هُمْ
يَسْتَغْفِرُونَ
Seher vakitlerinde de istiğfar ederlerdi.[18]
وَف۪ٓي
اَمْوَالِهِمْ
حَقٌّ
لِلسَّٓائِلِ
وَالْمَحْرُومِ
Mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı.[19]
وَفِي
الْاَرْضِ
اٰيَاتٌ
لِلْمُوقِن۪ينَۙ
Kesin olarak inananlar için yeryüzünde âyetler vardır.[20]
وَف۪ٓي
اَنْفُسِكُمْۜ
اَفَلَا
تُبْصِرُونَ
Kendi nefislerinizde de öyle. Görmüyor musunuz?[21]
وَفِي
السَّمَٓاءِ
رِزْقُكُمْ
وَمَا
تُوعَدُونَ
Semada da rızkınız ve size vâdedilen başka şeyler vardır.[22]
فَوَرَبِّ
السَّمَٓاءِ
وَالْاَرْضِ
اِنَّهُ
لَحَقٌّ
مِثْلَ
مَٓا
اَنَّكُمْ
تَنْطِقُونَ۟
Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki bu vaad, sizin konuşmanız gibi kesin ve gerçektir.[23]
هَلْ
اَتٰيكَ
حَد۪يثُ
ضَيْفِ
اِبْرٰه۪يمَ
الْمُكْرَم۪ينَۢ
İbrahim’in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi? (Bunlar meleklerdi.)[24]
اِذْ
دَخَلُوا
عَلَيْهِ
فَقَالُوا
سَلَاماًۜ
قَالَ
سَلَامٌۚ
قَوْمٌ
مُنْكَرُونَ
Onlar İbrahim’in yanına girmişler, selam vermişlerdi. İbrahim de selamı almış, içinden, «Bunlar, yabancılar» demişti.[25]
Yükleniyor...