AYET LİSTE
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَالّٰٓئ۪
يَـئِسْنَ
مِنَ
الْمَح۪يضِ
مِنْ
نِسَٓائِكُمْ
اِنِ
ارْتَبْتُمْ
فَعِدَّتُهُنَّ
ثَلٰثَةُ
اَشْهُرٍۙ
وَالّٰٓئ۪
لَمْ
يَحِضْنَۜ
وَاُو۬لَاتُ
الْاَحْمَالِ
اَجَلُهُنَّ
اَنْ
يَضَعْنَ
حَمْلَهُنَّۜ
وَمَنْ
يَتَّقِ
اللّٰهَ
يَجْعَلْ
لَهُ
مِنْ
اَمْرِه۪
يُسْراً
Kadınlarınız içinden âdetten kesilmiş olanlarla, âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Gebe olanların bekleme süresi ise, yüklerini bırakmaları (doğum yapmaları)dır. Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.[4]
ذٰلِكَ
اَمْرُ
اللّٰهِ
اَنْزَلَهُٓ
اِلَيْكُمْۜ
وَمَنْ
يَتَّقِ
اللّٰهَ
يُكَفِّرْ
عَنْهُ
سَيِّـَٔاتِه۪
وَيُعْظِمْ
لَـهُٓ
اَجْراً
İşte bu, Allah’ın size indirdiği buyruğudur. Kim Allah’tan korkarsa Allah onun kötülüklerini örter ve onun mükâfatını arttırır.[5]
اَسْكِنُوهُنَّ
مِنْ
حَيْثُ
سَكَنْتُمْ
مِنْ
وُجْدِكُمْ
وَلَا
تُضَٓارُّوهُنَّ
لِتُضَيِّقُوا
عَلَيْهِنَّۜ
وَاِنْ
كُنَّ
اُو۬لَاتِ
حَمْلٍ
فَاَنْفِقُوا
عَلَيْهِنَّ
حَتّٰى
يَضَعْنَ
حَمْلَهُنَّۚ
فَاِنْ
اَرْضَعْنَ
لَكُمْ
فَاٰتُوهُنَّ
اُجُورَهُنَّۚ
وَأْتَمِرُوا
بَيْنَكُمْ
بِمَعْرُوفٍۚ
وَاِنْ
تَعَاسَرْتُمْ
فَسَتُرْضِعُ
لَهُٓ
اُخْرٰىۜ
Onları gücünüz ölçüsünde oturduğunuz yerin bir bölümünde oturtun, onları sıkıştırıp (gitmelerini sağlamak için) kendilerine zarar vermeye kalkışmayın. Eğer hâmile iseler, doğum yapıncaya kadar nafakalarını verin. Sizin için çocuğu emzirirlerse onlara ücretlerini verin, aranızda uygun bir şekilde anlaşın. Eğer anlaşamazsanız çocuğu, başka bir kadın emzirecektir.[6]
لِيُنْفِقْ
ذُو
سَعَةٍ
مِنْ
سَعَتِه۪ۜ
وَمَنْ
قُدِرَ
عَلَيْهِ
رِزْقُهُ
فَلْيُنْفِقْ
مِمَّٓا
اٰتٰيهُ
اللّٰهُۜ
لَا
يُكَلِّفُ
اللّٰهُ
نَفْساً
اِلَّا
مَٓا
اٰتٰيهَاۜ
سَيَجْعَلُ
اللّٰهُ
بَعْدَ
عُسْرٍ
يُسْراً۟
İmkânı geniş olan, nafakayı imkânlarına göre versin; rızkı daralmış bulunan da Allah’ın kendisine verdiği kadarından nafaka ödesin. Allah hiç kimseyi verdiği imkândan fazlasıyla yükümlü kılmaz. Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.[7]
وَكَاَيِّنْ
مِنْ
قَرْيَةٍ
عَتَتْ
عَنْ
اَمْرِ
رَبِّهَا
وَرُسُلِه۪
فَحَاسَبْنَاهَا
حِسَاباً
شَد۪يداً
وَعَذَّبْنَاهَا
عَذَاباً
نُكْراً
Rabbinin ve O’nun elçilerinin emrinden uzaklaşıp azmış nice memleketler vardır ki, biz onları (ahalisini) çetin bir hesaba çekmiş ve onları görülmemiş azaba çarptırmışızdır.[8]
فَذَاقَتْ
وَبَالَ
اَمْرِهَا
وَكَانَ
عَاقِبَةُ
اَمْرِهَا
خُسْراً
Böylece onlar da yaptıklarının karşılığını tatmışlar ve işlerinin sonu tam bir hüsran olmuştur.[9]
اَعَدَّ
اللّٰهُ
لَهُمْ
عَذَاباً
شَد۪يداً
فَاتَّقُوا
اللّٰهَ
يَٓا اُو۬لِي
الْاَلْبَابِۚۛ
اَلَّذ۪ينَ
اٰمَنُواۚۛ
قَدْ
اَنْزَلَ
اللّٰهُ
اِلَيْكُمْ
ذِكْراًۙ
Allah onlara şiddetli bir azap hazırlamıştır. Ey inanan akıl sahipleri! Allah’tan korkun. Allah size gerçekten bir uyarıcı (kitap) indirmiştir.[10]
رَسُولاً
يَتْلُوا
عَلَيْكُمْ
اٰيَاتِ
اللّٰهِ
مُبَيِّنَاتٍ
لِيُخْرِجَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
وَعَمِلُوا
الصَّالِحَاتِ
مِنَ
الظُّلُمَاتِ
اِلَى
النُّورِۜ
وَمَنْ
يُؤْمِنْ
بِاللّٰهِ
وَيَعْمَلْ
صَالِحاً
يُدْخِلْهُ
جَنَّاتٍ
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْتِهَا
الْاَنْهَارُ
خَالِد۪ينَ
ف۪يهَٓا
اَبَداًۜ
قَدْ
اَحْسَنَ
اللّٰهُ
لَهُ
رِزْقاً
İman edip sâlih amel işleyenleri, karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size Allah’ın apaçık âyetlerini okuyan bir Peygamber göndermiştir. Kim Allah’a inanır ve faydalı iş yaparsa Allah onu, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlere sokar. Allah o kimse için gerçekten güzel bir rızık vermiştir.[11]
اَللّٰهُ
الَّذ۪ي
خَلَقَ
سَبْعَ
سَمٰوَاتٍ
وَمِنَ
الْاَرْضِ
مِثْلَهُنَّۜ
يَتَنَزَّلُ
الْاَمْرُ
بَيْنَهُنَّ
لِتَعْلَمُٓوا
اَنَّ
اللّٰهَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌۙ
وَاَنَّ
اللّٰهَ
قَدْ
اَحَاطَ
بِكُلِّ
شَيْءٍ
عِلْماً
Allah, yedi kat göğü ve yerden bir o kadarını yaratandır. Ferman bunlar arasından inip durmaktadır ki, böylece Allah’ın her şeye kadir olduğunu ve her şeyi ilmiyle kuşattığını bilesiniz.[12]
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
يَٓا اَيُّهَا
النَّبِيُّ
لِمَ
تُحَرِّمُ
مَٓا
اَحَلَّ
اللّٰهُ
لَكَۚ
تَبْتَغ۪ي
مَرْضَاتَ
اَزْوَاجِكَۜ
وَاللّٰهُ
غَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını gözeterek Allah’ın sana helâl kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.[1]
قَدْ
فَرَضَ
اللّٰهُ
لَـكُمْ
تَحِلَّةَ
اَيْمَانِكُمْۚ
وَاللّٰهُ
مَوْلٰيكُمْۚ
وَهُوَ
الْعَل۪يمُ
الْحَك۪يمُ
Allah, (gerektiğinde) yeminlerinizi bozmanızı size meşru kılmıştır. Sizin yardımcınız Allah’tır. O, bilendir, hikmet sahibidir.[2]
وَاِذْ
اَسَرَّ
النَّبِيُّ
اِلٰى
بَعْضِ
اَزْوَاجِه۪
حَد۪يثاًۚ
فَلَمَّا
نَبَّاَتْ
بِه۪
وَاَظْهَرَهُ
اللّٰهُ
عَلَيْهِ
عَرَّفَ
بَعْضَهُ
وَاَعْرَضَ
عَنْ
بَعْضٍۚ
فَلَمَّا
نَبَّاَهَا
بِه۪
قَالَتْ
مَنْ
اَنْبَاَكَ
هٰذَاۜ
قَالَ
نَبَّاَنِيَ
الْعَل۪يمُ
الْخَب۪يرُ
Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü başkalarına haber verip Allah da bunu Peygamber’e açıklayınca, Peygamber bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona haber verince eşi: Bunu sana kim bildirdi? dedi. Peygamber: Bilen, her şeyden haberdar olan Allah bana haber verdi, dedi.[3]
اِنْ
تَتُوبَٓا
اِلَى
اللّٰهِ
فَقَدْ
صَغَتْ
قُلُوبُكُمَاۚ
وَاِنْ
تَظَاهَرَا
عَلَيْهِ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
هُوَ
مَوْلٰيهُ
وَجِبْر۪يلُ
وَصَالِـحُ
الْمُؤْمِن۪ينَۚ
وَالْمَلٰٓئِكَةُ
بَعْدَ
ذٰلِكَ
ظَه۪يرٌ
Eğer ikiniz de Allah’a tevbe ederseniz, (yerinde olur). Çünkü kalpleriniz sapmıştı. Ve eğer Peygamber’e karşı birbirinize arka çıkarsanız bilesiniz ki onun dostu ve yardımcısı Allah, Cebrail ve müminlerin iyileridir. Bunların ardından melekler de (ona) yardımcıdır.[4]
عَسٰى
رَبُّهُٓ
اِنْ
طَلَّقَكُنَّ
اَنْ
يُبْدِلَهُٓ
اَزْوَاجاً
خَيْراً
مِنْكُنَّ
مُسْلِمَاتٍ
مُؤْمِنَاتٍ
قَانِتَاتٍ
تَٓائِبَاتٍ
عَابِدَاتٍ
سَٓائِحَاتٍ
ثَيِّبَاتٍ
وَاَبْكَاراً
Eğer o sizi boşarsa Rabbi ona, sizden daha iyi, kendini Allah’a veren, inanan, sebatla itaat eden, tevbe eden, ibadet eden, oruç tutan, dul ve bâkire eşler verebilir.[5]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
قُٓوا
اَنْفُسَكُمْ
وَاَهْل۪يكُمْ
نَاراً
وَقُودُهَا
النَّاسُ
وَالْحِجَارَةُ
عَلَيْهَا
مَلٰٓئِكَةٌ
غِلَاظٌ
شِدَادٌ
لَا
يَعْصُونَ
اللّٰهَ
مَٓا
اَمَرَهُمْ
وَيَفْعَلُونَ
مَا
يُؤْمَرُونَ
Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. Onun başında, acımasız, güçlü, Allah’ın kendilerine buyurduğuna karşı gelmeyen ve emredildiklerini yapan melekler vardır.[6]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
لَا
تَعْتَذِرُوا
الْيَوْمَۜ
اِنَّمَا
تُجْزَوْنَ
مَا
كُنْتُمْ
تَعْمَلُونَ۟
Ey kâfirler! Bugün özür dilemeyin! Siz ancak işlediklerinizin cezasını çekeceksiniz, (denilir).[7]
يَٓا اَيُّهَا
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
تُوبُٓوا
اِلَى
اللّٰهِ
تَوْبَةً
نَصُوحاًۜ
عَسٰى
رَبُّكُمْ
اَنْ
يُكَفِّرَ
عَنْكُمْ
سَيِّـَٔاتِكُمْ
وَيُدْخِلَكُمْ
جَنَّاتٍ
تَجْر۪ي
مِنْ
تَحْتِهَا
الْاَنْهَارُۙ
يَوْمَ
لَا
يُخْزِي
اللّٰهُ
النَّبِيَّ
وَالَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
مَعَهُۚ
نُورُهُمْ
يَسْعٰى
بَيْنَ
اَيْد۪يهِمْ
وَبِاَيْمَانِهِمْ
يَقُولُونَ
رَبَّـنَٓا
اَتْمِمْ
لَنَا
نُورَنَا
وَاغْفِرْ
لَنَاۚ
اِنَّكَ
عَلٰى
كُلِّ
شَيْءٍ
قَد۪يرٌ
Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah’a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve Onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların önlerinden ve sağlarından (amellerinin) nûrları aydınlatıp gider de, «Ey Rabbimiz! Nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü sen her şeye kadirsin» derler.[8]
يَٓا اَيُّهَا
النَّبِيُّ
جَاهِدِ
الْكُفَّارَ
وَالْمُنَافِق۪ينَ
وَاغْلُظْ
عَلَيْهِمْۜ
وَمَأْوٰيهُمْ
جَهَنَّمُۜ
وَبِئْسَ
الْمَص۪يرُ
Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. O gidilecek yer ne de kötüdür![9]
ضَرَبَ
اللّٰهُ
مَثَلاً
لِلَّذ۪ينَ
كَفَرُوا
امْرَاَتَ
نُوحٍ
وَامْرَاَتَ
لُوطٍۜ
كَانَتَا
تَحْتَ
عَبْدَيْنِ
مِنْ
عِبَادِنَا
صَالِحَيْنِ
فَخَانَتَاهُمَا
فَلَمْ
يُغْنِيَا
عَنْهُمَا
مِنَ
اللّٰهِ
شَيْـٔاً
وَق۪يلَ
ادْخُلَا
النَّارَ
مَعَ
الدَّاخِل۪ينَ
Allah, inkâr edenlere, Nuh’un karısı ile Lût’un karısını misal verdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki sâlih kişinin nikâhları altında iken onlara hainlik ettiler. Kocaları Allah’tan gelen hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara: Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin! denildi.[10]
وَضَرَبَ
اللّٰهُ
مَثَلاً
لِلَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
امْرَاَتَ
فِرْعَوْنَۢ
اِذْ
قَالَتْ
رَبِّ
ابْنِ
ل۪ي
عِنْدَكَ
بَيْتاً
فِي
الْجَنَّةِ
وَنَجِّن۪ي
مِنْ
فِرْعَوْنَ
وَعَمَلِه۪
وَنَجِّن۪ي
مِنَ
الْقَوْمِ
الظَّالِم۪ينَۙ
Allah, inananlara da Firavun’un karısını misal gösterdi. O: Rabbim! Bana katında, cennette bir ev yap; beni Firavun’dan ve onun (kötü) işinden koru ve beni zalimler topluluğundan kurtar! demişti.[11]
Yükleniyor...