AYET LİSTE

بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
اِلٰى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍۨ الْمَسَاقُۜ‌۟
İşte o gün sevkedilecek yer, sadece Rabbinin huzurudur.[30]
فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلّٰىۙ
İşte o, (Peygamber’in getirdiğini) doğru kabul etmemiş, namaz da kılmamıştı.[31]
وَلٰـكِنْ كَذَّبَ وَتَوَلّٰىۙ
Aksine yalan saymış ve yüz çevirmişti.[32]
ثُمَّ ذَهَبَ اِلٰٓى اَهْلِه۪ يَتَمَطّٰىۜ
Sonra da çalım sata sata yürüyerek kendi ehline (taraftarlarına) gitmişti.[33]
اَوْلٰى لَكَ فَاَوْلٰىۙ
Lâyıktır (o azap) sana, lâyık![34]
ثُمَّ اَوْلٰى لَكَ فَاَوْلٰىۜ
Evet, lâyıktır sana (o azap) lâyık![35]
اَيَحْسَبُ الْاِنْسَانُ اَنْ يُتْرَكَ سُدًىۜ
İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır![36]
اَلَمْ يَكُ نُطْفَةً مِنْ مَنِيٍّ يُمْنٰىۙ
O, (döl yatağına) akıtılan meninin içinden bir nutfe (sperm) değil miydi?[37]
ثُمَّ كَانَ عَلَقَةً فَخَلَقَ فَسَوّٰىۙ
Sonra bu, alaka (aşılanmış yumurta) olmuş, derken Allah onu (insan biçiminde) yaratıp şekillendirmişti.[38]
فَجَعَلَ مِنْهُ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْاُنْثٰىۜ
Ondan da iki eşi, yani erkek ve dişiyi var etmişti.[39]
اَلَيْسَ ذٰلِكَ بِقَادِرٍ عَلٰٓى اَنْ يُحْيِيَ الْمَوْتٰى
Peki (bunları yapan) Allah’ın, ölüleri tekrar diriltmeye gücü yetmez mi?[40]
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
هَلْ اَتٰى عَلَى الْاِنْسَانِ ح۪ينٌ مِنَ الدَّهْرِ لَمْ يَكُنْ شَيْـٔاً مَذْكُوراً
İnsanın üzerinden, henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi?[1]
اِنَّا خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنْ نُطْفَةٍ اَمْشَاجٍۗ نَبْتَل۪يهِ فَجَعَلْنَاهُ سَم۪يعاً بَص۪يراً
Gerçek şu ki, biz insanı katışık bir nutfeden (erkek ve kadının dölünden) yarattık; onu imtihan edelim diye, kendisini işitir ve görür kıldık.[2]
اِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّب۪يلَ اِمَّا شَا‌كِراً وَاِمَّا كَفُوراً
Şüphesiz biz ona (doğru) yolu gösterdik. İster şükredici olsun ister nankör.[3]
اِنَّٓا اَعْتَدْنَا لِلْـكَافِر۪ينَ سَلَاسِلَا۬ وَاَغْلَالاً وَسَع۪يراً
Doğrusu biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık.[4]
اِنَّ الْاَبْرَارَ يَشْرَبُونَ مِنْ كَأْسٍ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُوراًۚ
İyiler ise, kâfûr katılmış bir kadehten (cennet şarabı) içerler.[5]
عَيْناً يَشْرَبُ بِهَا عِبَادُ اللّٰهِ يُفَجِّرُونَهَا تَفْج۪يراً
(Bu,) Allah’ın has kullarının içtikleri ve akıttıkça akıttıkları bir pınardır.[6]
يُوفُونَ بِالنَّذْرِ وَيَخَافُونَ يَوْماً كَانَ شَرُّهُ مُسْتَط۪يراً
O kullar, şiddeti her yere yayılmış olan bir günden korkarak verdikleri sözü yerine getirirler.[7]
وَيُطْعِمُونَ الطَّعَامَ عَلٰى حُبِّه۪ مِسْك۪يناً وَيَت۪يماً وَاَس۪يراً
Onlar, kendi canları çekmesine rağmen yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler.[8]
اِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ اللّٰهِ لَا نُر۪يدُ مِنْكُمْ جَزَٓاءً وَلَا شُكُوراً
«Biz sizi Allah rızası için doyuruyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz.»[9]
Yükleniyor...