AYET LİSTE
بِسْمِ ٱللّٰهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
اِذَا
تُتْلٰى
عَلَيْهِ
اٰيَاتُنَا
قَالَ
اَسَاط۪يرُ
الْاَوَّل۪ينَۜ
Böyle birine âyetlerimiz okununca «Eskilerin masalları» derdi.[13]
كَلَّا
بَلْ۔
رَانَ
عَلٰى
قُلُوبِهِمْ
مَا
كَانُوا
يَكْسِبُونَ
Hayır! Bilakis onların işlemekte oldukları (kötülükler) kalplerini kirletmiştir.[14]
كَلَّٓا
اِنَّهُمْ
عَنْ
رَبِّهِمْ
يَوْمَئِذٍ
لَمَحْجُوبُونَۜ
Hayır! Onlar şüphesiz o gün Rablerinden (O’nu görmekten) mahrum kalmışlardır.[15]
ثُمَّ
اِنَّهُمْ
لَصَالُوا
الْجَح۪يمِۜ
Sonra onlar cehenneme girerler.[16]
ثُمَّ
يُقَالُ
هٰذَا
الَّذ۪ي
كُنْتُمْ
بِه۪
تُكَذِّبُونَۜ
Sonra onlara: «İşte yalanlamış olduğunuz (cehennem) budur» denilir.[17]
كَلَّٓا
اِنَّ
كِتَابَ
الْاَبْرَارِ
لَف۪ي
عِلِّيّ۪ينَۜ
Hayır! Andolsun iyilerin kitabı İlliyyûn’dadır.[18]
وَمَٓا
اَدْرٰيكَ
مَا
عِلِّيُّونَۜ
İlliyyûn nedir, bilir misin?[19]
كِتَابٌ
مَرْقُومٌۙ
(O İlliyyûn’daki kitap) İçinde ameller kaydedilmiş bir kitaptır.[20]
يَشْهَدُهُ
الْمُقَرَّبُونَۜ
O kitabı, Allah’a yakın olanlar görür.[21]
اِنَّ
الْاَبْرَارَ
لَف۪ي
نَع۪يمٍۙ
İyiler kesinkes cennettedir.[22]
عَلَى
الْاَرَٓائِكِ
يَنْظُرُونَۙ
Onlar orada koltuklar üzerinde etrafa bakarlar.[23]
تَعْرِفُ
ف۪ي
وُجُوهِهِمْ
نَضْرَةَ
النَّع۪يمِۚ
Onların yüzünde nimetlerin sevincini görürsün.[24]
يُسْقَوْنَ
مِنْ
رَح۪يقٍ
مَخْتُومٍۙ
Kendilerine mühürlü hâlis bir içki sunulur.[25]
خِتَامُهُ
مِسْكٌۜ
وَف۪ي
ذٰلِكَ
فَلْيَتَنَافَسِ
الْمُتَنَافِسُونَۜ
Onun içiminin sonunda misk kokusu vardır. İşte yarışanlar ancak onda yarışsınlar.[26]
عَيْناً
يَشْرَبُ
بِهَا
الْمُقَرَّبُونَۜ
(O Tesnîm Allah’a) Yakın olanların içecekleri bir kaynaktır.[28]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
اَجْرَمُوا
كَانُوا
مِنَ
الَّذ۪ينَ
اٰمَنُوا
يَضْحَكُونَۘ
Şüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülerlerdi.[29]
وَاِذَا
مَرُّوا
بِهِمْ
يَتَغَامَزُونَۘ
Onlarla karşılaştıklarında kaş göz hareketiyle alay ederlerdi.[30]
وَاِذَا
انْقَلَـبُٓوا
اِلٰٓى
اَهْلِهِمُ
انْقَلَبُوا
فَكِه۪ينَۘ
Ailelerine döndüklerinde, (alaylarından dolayı) keyiflenerek dönerlerdi.[31]
وَاِذَا
رَاَوْهُمْ
قَالُٓوا
اِنَّ
هٰٓؤُ۬لَٓاءِ
لَضَٓالُّونَۙ
Müminleri gördüklerinde: «Şüphesiz bunlar sapıtmış» derlerdi.[32]
Yükleniyor...