Kelime Haritası
لا
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 2 farklı görevde kullanılıyor.
1.283ayette
1.736kez geçiyor
94/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %61 · Medenî %39
İlk inen ayet
Alak 19
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
A’râf suresi ✕ Süzgeci kaldır
53 ayet
وَالَّذ۪ينَ
كَذَّبُوا
بِاٰيَاتِنَا
سَنَسْتَدْرِجُهُمْ
مِنْ
حَيْثُ
لَا
يَعْلَمُونَۚ
Ayetlerimizi yalan sayanları, bilmedikleri yönden, ağır ağır sonuçlarına yaklaştıracağız.[182]
مَنْ
يُضْلِلِ
اللّٰهُ
فَلَا
هَادِيَ
لَهُۜ
وَيَذَرُهُمْ
ف۪ي
طُغْيَانِهِمْ
يَعْمَهُونَ
Allah’ın saptırdığını yola getirecek yoktur. O, sapanları taşkınlıkları içinde bocalayıp dururlarken bırakır.[186]
يَسْـَٔلُونَكَ
عَنِ
السَّاعَةِ
اَيَّانَ
مُرْسٰيهَاۜ
قُلْ
اِنَّمَا
عِلْمُهَا
عِنْدَ
رَبّ۪يۚ
لَا
يُجَلّ۪يهَا
لِوَقْتِهَٓا
اِلَّا
هُوَۜ
ثَقُلَتْ
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَالْاَرْضِۜ
لَا
تَأْت۪يكُمْ
اِلَّا
بَغْتَةًۜ
يَسْـَٔلُونَكَ
كَاَنَّكَ
حَفِيٌّ
عَنْهَاۜ
قُلْ
اِنَّمَا
عِلْمُهَا
عِنْدَ
اللّٰهِ
وَلٰكِنَّ
اَكْثَرَ
النَّاسِ
لَا
يَعْلَمُونَ
Sana, kıyamet saatinin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar, de ki: «Onu ancak Rabbim bilir, onun vaktini, O’ndan başka belirtecek yoktur. Göklerin ve yerin, ağırlığını kaldıramayacağı o saat, sizlere ansızın gelecektir.» Sen sanki öğrenmişsin gibi sana soruyorlar, de ki: «Onu bilmek ancak Allah’a mahsustur, ama insanların çoğu bu gerçeği bilmezler.»[187]
قُلْ
لَٓا
اَمْلِكُ
لِنَفْس۪ي
نَفْعاً
وَلَا
ضَراًّ
اِلَّا
مَا
شَٓاءَ
اللّٰهُۜ
وَلَوْ
كُنْتُ
اَعْلَمُ
الْغَيْبَ
لَاسْتَكْثَرْتُ
مِنَ
الْخَيْرِۚ
وَمَا
مَسَّنِيَ
السُّٓوءُ
اِنْ
اَنَا۬
اِلَّا
نَذ۪يرٌ
وَبَش۪يرٌ
لِقَوْمٍ
يُؤْمِنُونَ۟
De ki: «Allah’ın dilemesi dışında ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda değilim. Görülmeyeni bileydim, daha çok iyilik yapardım ve bana kötülük de gelmezdi. Ben sadece, inanan bir milleti uyaran ve müjdeleyen bir peygamberim.»[188]
اَيُشْرِكُونَ
مَا
لَا
يَخْلُقُ
شَيْـٔاً
وَهُمْ
يُخْلَقُونَۘ
Kendileri yaratılmışken, bir şey yaratamayan putları mı ortak koşuyorlar?[191]
وَلَا
يَسْتَط۪يعُونَ
لَهُمْ
نَصْراً
وَلَٓا
اَنْفُسَهُمْ
يَنْصُرُونَ
Oysa putlar ne onlara yardım edebilir ve ne de kendilerine bir yardımları olur.[192]
وَاِنْ
تَدْعُوهُمْ
اِلَى
الْهُدٰى
لَا
يَتَّبِعُوكُمْۜ
سَوَٓاءٌ
عَلَيْكُمْ
اَدَعَوْتُمُوهُمْ
اَمْ
اَنْتُمْ
صَامِتُونَ
Onları doğru yola çağırırsanız, size uymazlar; çağırmanız da, susmanız da onlar için birdir.[193]
اَلَهُمْ
اَرْجُلٌ
يَمْشُونَ
بِهَاۘ
اَمْ
لَهُمْ
اَيْدٍ
يَبْطِشُونَ
بِهَاۘ
اَمْ
لَهُمْ
اَعْيُنٌ
يُبْصِرُونَ
بِهَاۘ
اَمْ
لَهُمْ
اٰذَانٌ
يَسْمَعُونَ
بِهَاۜ
قُلِ
ادْعُوا
شُرَكَٓاءَكُمْ
ثُمَّ
ك۪يدُونِ
فَلَا
تُنْظِرُونِ
Onların yürüyecek ayakları mı var, yoksa tutacak elleri mi var, ya da görecek gözleri mi var, veya işitecek kulakları mı var? De ki: «Ortaklarınızı çağırın elinizden gelirse bana tuzak kurun, göz açtırmayın.»[195]
وَالَّذ۪ينَ
تَدْعُونَ
مِنْ
دُونِه۪
لَا
يَسْتَط۪يعُونَ
نَصْرَكُمْ
وَلَٓا
اَنْفُسَهُمْ
يَنْصُرُونَ
«O’nu bırakıp da taptıklarınız, kendilerine yardım edemezler ki size yardım etsinler.»[197]
وَاِنْ
تَدْعُوهُمْ
اِلَى
الْهُدٰى
لَا
يَسْمَعُواۜ
وَتَرٰيهُمْ
يَنْظُرُونَ
اِلَيْكَ
وَهُمْ
لَا
يُبْصِرُونَ
Onları doğru yola çağırırsanız duymazlar. Sana baktıklarını görürsün, oysa görmezler.[198]
وَاِخْوَانُهُمْ
يَمُدُّونَهُمْ
فِي
الْغَيِّ
ثُمَّ
لَا
يُقْصِرُونَ
Şeytanın kardeşleri onları azgınlığa sürüklerler ve bundan hiç geri durmazlar.[202]
وَاذْكُرْ
رَبَّكَ
ف۪ي
نَفْسِكَ
تَضَرُّعاً
وَخ۪يفَةً
وَدُونَ
الْجَهْرِ
مِنَ
الْقَوْلِ
بِالْغُدُوِّ
وَالْاٰصَالِ
وَلَا
تَكُنْ
مِنَ
الْغَافِل۪ينَ
Rabbini gönülden ve korkarak içinden hafif bir sesle sabah akşam an, gafillerden olma.[205]
اِنَّ
الَّذ۪ينَ
عِنْدَ
رَبِّكَ
لَا
يَسْتَكْبِرُونَ
عَنْ
عِبَادَتِه۪
وَيُسَبِّحُونَهُ
وَلَهُ
يَسْجُدُونَ ۩
Doğrusu Rabbinin katında olanlar, O’na kulluk etmekten büyüklenmezler, O’nu tenzih ederler ve yalnız O’na secde ederler.[206]
Yükleniyor...