Kelime Haritası
لا
İşlevleri
Bu edat Kur'an'da 2 farklı görevde kullanılıyor.
1.283ayette
1.736kez geçiyor
94/114surede
Mekkî / Medenî
Mekkî %61 · Medenî %39
İlk inen ayet
Alak 19
Kalıplaşmış ifadeler
Bu edatla birlikte en sık geçen kelime dizileri. Tıklayınca ifadenin geçtiği bütün ayetler aranır.
Sure dağılımı
Her kutu bir sure; renk koyulaştıkça o surede daha çok geçiyor. Mekkî Medenî
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
Vahiy sürecinde kullanım
Sureler iniş sırasıyla soldan sağa: ilk inen Alak'tan son inen sureye. Kavramın hangi dönemde öne çıktığını gösterir.
← ilk inenson inen →
Ayetler
Nahl suresi ✕ Süzgeci kaldır
41 ayet
اَتٰٓى
اَمْرُ
اللّٰهِ
فَلَا
تَسْتَعْجِلُوهُۜ
سُبْحَانَهُ
وَتَعَالٰى
عَمَّا
يُشْرِكُونَ
Allah’ın buyruğu gelecektir; acele gelmesini istemeyin, Allah, ortak koştukları şeylerden münezzehtir, yücedir.[1]
يُنَزِّلُ
الْمَلٰٓئِكَةَ
بِالرُّوحِ
مِنْ
اَمْرِه۪
عَلٰى
مَنْ
يَشَٓاءُ
مِنْ
عِبَادِه۪ٓ
اَنْ
اَنْذِرُٓوا
اَنَّهُ
لَٓا
اِلٰهَ
اِلَّٓا
اَنَا۬
فَاتَّقُونِ
Allah kullarından dilediğine buyruğunu bildirmek için meleklerini vahiyle indirerek şöyle der: «İnsanları uyarın ki, Benden başka tanrı yoktur. Benden sakının.»[2]
وَالْخَيْلَ
وَالْبِغَالَ
وَالْحَم۪يرَ
لِتَرْكَبُوهَا
وَز۪ينَةًۜ
وَيَخْلُقُ
مَا
لَا
تَعْلَمُونَ
Sizin için atları, katırları ve merkebleri binek ve süs hayvanı olarak yaratmıştır. Bilmediğiniz daha nice şeyleri de yaratır.[8]
اَفَمَنْ
يَخْلُقُ
كَمَنْ
لَا
يَخْلُقُۜ
اَفَلَا
تَذَكَّرُونَ
Hiç yaratan yaratamayana benzer mi? İbret almaz mısınız?[17]
وَاِنْ
تَعُدُّوا
نِعْمَةَ
اللّٰهِ
لَا
تُحْصُوهَاۜ
اِنَّ
اللّٰهَ
لَغَفُورٌ
رَح۪يمٌ
Allah’ın verdiği nimetleri sayacak olsanız bitiremezsiniz; doğrusu Allah bağışlar, merhamet eder.[18]
وَالَّذ۪ينَ
يَدْعُونَ
مِنْ
دُونِ
اللّٰهِ
لَا
يَخْلُقُونَ
شَيْـٔاً
وَهُمْ
يُخْلَقُونَۜ
Allah’ı bırakıp taptıkları şeyler, hiçbir şey yaratmazlar; esasen kendileri yaratıktır.[20]
اِلٰهُكُمْ
اِلٰهٌ
وَاحِدٌۚ
فَالَّذ۪ينَ
لَا
يُؤْمِنُونَ
بِالْاٰخِرَةِ
قُلُوبُهُمْ
مُنْكِرَةٌ
وَهُمْ
مُسْتَكْبِرُونَ
Tanrınız tek bir Tanrıdır. Ahirete inanmayanların kalbleri bunu inkar eder; onlar büyüklük taslarlar.[22]
لَا
جَرَمَ
اَنَّ
اللّٰهَ
يَعْلَمُ
مَا
يُسِرُّونَ
وَمَا
يُعْلِنُونَۜ
اِنَّهُ
لَا
يُحِبُّ
الْمُسْتَكْبِر۪ينَ
Onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da Allah’ın bildiğinde şüphe yoktur. O, büyüklük taslayanları sevmez.[23]
قَدْ
مَكَرَ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْ
فَاَتَى
اللّٰهُ
بُنْيَانَهُمْ
مِنَ
الْقَوَاعِدِ
فَخَرَّ
عَلَيْهِمُ
السَّقْفُ
مِنْ
فَوْقِهِمْ
وَاَتٰيهُمُ
الْعَذَابُ
مِنْ
حَيْثُ
لَا
يَشْعُرُونَ
Onlardan öncekiler düzen kurmuşlardı. Bunun üzerine Allah, binalarının temelini çökertti de tavanları başlarına yıkıldı. Azap, onlara farketmedikleri yerden geldi.[26]
وَقَالَ
الَّذ۪ينَ
اَشْرَكُوا
لَوْ
شَٓاءَ
اللّٰهُ
مَا
عَبَدْنَا
مِنْ
دُونِه۪
مِنْ
شَيْءٍ
نَحْنُ
وَلَٓا
اٰبَٓاؤُ۬نَا
وَلَا
حَرَّمْنَا
مِنْ
دُونِه۪
مِنْ
شَيْءٍۜ
كَذٰلِكَ
فَعَلَ
الَّذ۪ينَ
مِنْ
قَبْلِهِمْۚ
فَهَلْ
عَلَى
الرُّسُلِ
اِلَّا
الْبَلَاغُ
الْمُب۪ينُ
Allah’a eş koşanlar: «Allah dileseydi O’ndan başka hiçbir şeye ne biz ve ne de babalarımız tapardı. O’nun buyruğu olmaksızın hiçbir şeyi haram kılmazdık» dediler. Kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere apaçık tebliğden başka ne vazife düşer?[35]
اِنْ
تَحْرِصْ
عَلٰى
هُدٰيهُمْ
فَاِنَّ
اللّٰهَ
لَا
يَهْد۪ي
مَنْ
يُضِلُّ
وَمَا
لَهُمْ
مِنْ
نَاصِر۪ينَ
Onların doğru yolda olmalarına ne kadar özensen, yine de Allah, saptırdığını doğru yola iletmez. Onların yardımcıları da olmaz.[37]
وَاَقْسَمُوا
بِاللّٰهِ
جَهْدَ
اَيْمَانِهِمْۙ
لَا
يَبْعَثُ
اللّٰهُ
مَنْ
يَمُوتُۜ
بَلٰى
وَعْداً
عَلَيْهِ
حَقاًّ
وَلٰكِنَّ
اَكْثَرَ
النَّاسِ
لَا
يَعْلَمُونَۙ
Ölen kimseyi Allah’ın diriltmeyeceği üzerine bütün güçleriyle Allah’a yemin ederler. Hayır; öyle değil, ayrılığa düştükleri şeyi onlara açıklamayı, inkar edenlerin kendilerinin yalancı olduklarını bileceklerini, Allah gerçekten vadetmiştir, fakat insanların çoğu bilmezler.[38-39]
وَمَٓا
اَرْسَلْنَا
مِنْ
قَبْلِكَ
اِلَّا
رِجَالاً
نُوح۪ٓي
اِلَيْهِمْ
فَسْـَٔلُٓوا
اَهْلَ
الذِّكْرِ
اِنْ
كُنْتُمْ
لَا
تَعْلَمُونَۙ
Doğrusu senden önce de kendilerine kitablar ve belgelerle vahyettiğimiz bir takım adamlar gönderdik. Bilmiyorsanız kitablılara sorun. Sana da, insanlara gönderileni açıklayasın diye Kuran’ı indirdik. Belki düşünürler.[43-44]
اَفَاَمِنَ
الَّذ۪ينَ
مَكَرُوا
السَّيِّـَٔاتِ
اَنْ
يَخْسِفَ
اللّٰهُ
بِهِمُ
الْاَرْضَ
اَوْ
يَأْتِيَهُمُ
الْعَذَابُ
مِنْ
حَيْثُ
لَا
يَشْعُرُونَۙ
Kötü işler düzenleyenler Allah’ın kendilerini yere batırmasından yahut farketmedikleri bir yerden onlara azabın gelmesinden güvende midirler?[45]
وَلِلّٰهِ
يَسْجُدُ
مَا
فِي
السَّمٰوَاتِ
وَمَا
فِي
الْاَرْضِ
مِنْ
دَٓابَّةٍ
وَالْمَلٰٓئِكَةُ
وَهُمْ
لَا
يَسْتَكْبِرُونَ ۩
Göklerde ve yerde bulunan her canlı ve melekler, büyüklük taslamaksızın Allah’a secde ederler.[49]
وَقَالَ
اللّٰهُ
لَا
تَتَّخِذُٓوا
اِلٰهَيْنِ
اثْنَيْنِۚ
اِنَّمَا
هُوَ
اِلٰهٌ
وَاحِدٌۚ
فَاِيَّايَ
فَارْهَبُونِ
Allah, «İki tanrı edinmeyin, O ancak bir tek Tanrı’dır. Yalnız Ben’den korkun» dedi.[51]
وَيَجْعَلُونَ
لِمَا
لَا
يَعْلَمُونَ
نَص۪يباً
مِمَّا
رَزَقْنَاهُمْۜ
تَاللّٰهِ
لَتُسْـَٔلُنَّ
عَمَّا
كُنْتُمْ
تَفْتَرُونَ
Kendilerine verdiğimiz rızıktan, onların ne olduğunu bilmeyen putlara pay ayırırlar. Allah’a and olsun ki, uydurup durduğunuz şeylerden elbette sorguya çekileceksiniz.[56]
لِلَّذ۪ينَ
لَا
يُؤْمِنُونَ
بِالْاٰخِرَةِ
مَثَلُ
السَّوْءِۚ
وَلِلّٰهِ
الْمَثَلُ
الْاَعْلٰىۜ
وَهُوَ
الْعَز۪يزُ
الْحَك۪يمُ۟
Ahirete inanmayanlar kötülük misalidirler. En üstün misali ise Allah verir. O Güçlü’dür, Hakim’dir.[60]
وَلَوْ
يُؤَاخِذُ
اللّٰهُ
النَّاسَ
بِظُلْمِهِمْ
مَا
تَرَكَ
عَلَيْهَا
مِنْ
دَٓابَّةٍ
وَلٰكِنْ
يُؤَخِّرُهُمْ
اِلٰٓى
اَجَلٍ
مُسَمًّىۚ
فَاِذَا
جَٓاءَ
اَجَلُهُمْ
لَا
يَسْتَأْخِرُونَ
سَاعَةً
وَلَا
يَسْتَقْدِمُونَ
Allah insanları haksızlıklarından ötürü yakalayacak olsaydı, yeryüzünde canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Süreleri dolunca onu ne bir saat geciktirebilirler ne de öne alabilirler.[61]
وَيَجْعَلُونَ
لِلّٰهِ
مَا
يَكْرَهُونَ
وَتَصِفُ
اَلْسِنَتُهُمُ
الْكَذِبَ
اَنَّ
لَهُمُ
الْحُسْنٰىۜ
لَا
جَرَمَ
اَنَّ
لَهُمُ
النَّارَ
وَاَنَّهُمْ
مُفْرَطُونَ
Beğenmediklerini Allah’a malederler. Dilleri, güzel şeylerin kendilerine ait olduğunu yalan yere söyler durur. Cehennemin onların olduğunda ve önceden oraya gideceklerinde şüphe yoktur.[62]
Yükleniyor...